İçeriğe git


Resim
- - - - -

Koronavirüs (COVID-19)


  • Please log in to reply
142 replies to this topic

#141 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 9.917 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Nisan 2020 - 01:20 ÖS

Bizim ülkemizin ana problemi verginin gelir seviyesine göre adil şekilde, herkesten toplanamıyor olmasında yatıyor. Anormal bir kayıt dışı ekonomi söz konusu. Devlet tutabildiğinden vergi alıyor ve dibine kadar takip ediyor. Eskiden ödeme emirleri falan çok geç gelirdi. Teknolojiyle birlikte artık e-haciz gibi banka hesaplarına bloke koymaya kadar giden hızlı önlemler alıyorlar. Ödeme emirlerini online gönderiyorlar (KEP adresleri üzerinden vs.) Ancak sorun yine aynı. Sadece tuttuğundan topluyor devlet vergisini.

 

Eğer siz fatura ile alıyorsanız her ürünü ve satışlarınızı da faturalı alan firmalar ile çalışıyorsanız devletin radarından kaçamazsınız. Sonuçta her şey kağıt üzerinde belli oluyor. Rakamlar toplanıyor, en sonunda kalan kar üzerinden %22 vergiyi çatır çatır ödüyorsunuz. En fazla yapabileceğiniz yasalardaki bazı açıklardan faydalanmak olur. Bunu da KOBİ'ler zaten yapamıyorlar. Yapabildikleri de çok komik avanrajlar oluyor. Büyük şirketlerin durumu biraz daha farklı. Özellikle holding ebatlarına ulaşmış firmalar bu konuya özel vergi için birimler kuruyorlar. Yasaları dibine kadar kullanıyorlar ve legal olarak vergilerden tasarruf yapmaya çalışıyorlar.

 

Bir firma vergisini ödemediği zaman yapılabilecek bazı şeyler var. Maliyeye başvuruyorsunuz (Vergi dairesi müdürlüğü üzerinden) borcunuzun %20'sini nakit olarak yatırmanız kaydıyla 12 aya kadar taksitlendirme imkanı tanıyorlar. Faizi silinmiyor + 12 ay içinde bir faiz uygulanıyor. Devlet vergi zararına uğramıyor.

 

Buraya kadar kayıt altındaki, yani devletin tuttuğu işletmelerin yaşadıkları. Bir de devletin kayıt altında olan ancak vergiyi toplayamadıkları işletmeler var. Bunlar nihai tüketiciye hizmet veriyorlar genel olarak. Restoranlar, bakkallar, kasaplar, manavlar, pazar esnafı, mobilyacılar, mutfak banyo işleri yapan firmalar gibi. Ben ilk etapta aklıma gelenleri yazdım. Hususi olarak bir sektöre yönelik olarak bunu söylemiyorum. Bu sektörlerden olan birisi veya tanıdığı olan varsa lütfen alınmasın.

 

Bugün siz bir mobilya firmasına girin. (Kurumsal olmayan elbette yani IKEA, Yataş, Kelebek vs. gibi) Ürün satın almak isteyin, beğenin. Fiyat konuşurken ilk cümle nasıl ödeyeceksin olur genelde. Kredi kartı ile öderseniz +18% KDV var denir. Yok nakit ödüyorsan fiş fatura kesilmeyeceği için KDV tahsil edilmez. Satıcı pazarlığı nakit ödersen KDV'yi almam diye başlatır, müşteri de zaten aportta bekliyordur nakit olursa KDV'yi siler misin der. Ya o ya öbürü. Ama bu cümle mutlaka geçer. Bakkala gidin, ekmek alın. Fiş kesilmez. Büfeden su alın, fiş kesilmez. Pazardan 1 kilo portakal alın fiş kesilmez. Bu liste uzar gider. Hepimiz bu ortamı yaşıyoruz. Eskiden KDV iadesi diye bir olay vardı. İnsanlar fiş topluyorlardı hiç değilse. Sonrasında bu olay kaldırılıp Asgari Geçim İndirimi çıkınca insanlar hiç fiş sormaz oldu. Yeni dönemde bir tek fark var. Anormal kredi kartı kullanımı söz konusu. Kredi kartlarını da pos makinelerine entegre ettikleri için kartlı satışların tümünde fatura kesiliyor. Ancak siz 2TL'lik alım için kart çıkarttığınız zaman suratınıza ters ters bakarlar her yerde. (Pos makinesi olmayan işletmeleri de es geçmemek lazım.)

 

Tüm bunların yanı sıra bir de hiç kayıt altında olmadan gelir elde eden insanlar var. Örneğin tesisat ustası, boyacı, özel ders veren öğretmen, eve temizliğe giden kadın vs. Bu insanları da hedef alarak söylemiyorum yine yanlış anlaşılmasın. Herkes geçim derdinde ve hayatta kalmaya çalışıyor ve gelir elde etmek için uzmanlığına göre yollar buluyor kendisine.

 

Aslında herkes vergisini verse, yani kayıt dışı iş yapmasa toplanacak vergi miktarı dip toplamda büyüyecektir. Toplanacak verginin artmasının zincirleme etkileri var. Belki bizim buralarda olmaz bunlar denilebilir ancak orta vadede devlet vergi oranlarını aşağıya düşürecektir. İlk etapta bundan imtina etse bile bir süre sonra bu talepler baskın gelecektir. Peki bu verginin tabana adil şekilde yayılmasını sağlamanın yolu nedir? İnsanlar kendi istekleriyle bunu yapmadıklarına ve yapmayacaklarına göre oto kontrol mekanizmaları oluşması lazım.

 

Öncelikle SGK'lının (SGK'dan kastım devlet memurları da buna dahil elbette) üzerindeki vergi yükünü azaltmak gerekiyor. Şu an uygulanan sistemde çalışan aldığı maaşı kar gibi alıyor. Vergiden arındıran kurum çalıştığı yer. Çalışan namına kaynağında kesiliyor. Bunun yerine çalışanın maaşı hesabına yatırılsa ve çalışan vergi beyannamesi ile yaptığı kar üzerinden vergi ödese emin olun çalışanların büyük bir kısmı vergi vermeyecektir. Zira toplumun geniş kesimi ay sonunu zar zor denk getiriyor hatta getiremiyor. Peki çalışan maaşı üzerinden oluşan bu vergi kaybolur mu? Kaybolmaz. Bu vergiler ürün/hizmet satın aldıkları firmaların üzerine transfer olur. Bunun için çalışanın fiş/fatura alması bir zorunluluk. Eğer siz çalışana karın üzerinden vergi vereceksin, kar etmezsen vergi ödemezsin derseniz her çalışan çocuğuna alacağı 0,25TL'lik ciklet için bile fiş istemeye başlayacaktır. Beyanname olayı da zor olmaz. Damar haritasından para çekme işlemi yapılabilen bir ülkede pekala çipli kimlik kartını okutarak satınalma fişinin otomatik o kişinin gider hesabına kaydedilmesi mümkün olur. Gelirlerini de şirketten aldığı maaş oluşturacağı için bunu personeli olduğu şirketten otomatik beyan ettirecek. Kira gider/geliri vs. varsa kira ödediği/aldığı kişi ile çapraz sorgulama ile beyan edilmiş olacak.

 

Diyelim bu kişi yıl sonunda kar etti. Vergisini verecek ve o para artık vergiden arındırılmış bir para. Dilediği gibi biriktirebilir veya başka bir şey yapabilir. 

Diyelim ki bu kişi açıktan maaş almaya devam ediyor ve yıl sonunda zarar gözüküyor. Ama harcamayı başarmış bir şekilde. Nereden buldun bu parayı? Kredi mi çektin? Borç mu aldın? (Karşılığında borç veren varsa borç mu verdin?), miras mı kaldı? vs. ispatlayacak. Bunun neticesinde açıktan maaş ödeme olayının da önüne geçilir. Beyan etmediğin geliri harcayamazsın. SGK'nın gelirleri artar, kayıtdışı maaş ödemesi ortadan kalkar. 

Karşılığında ürün/hizmet satan firmalar da her şeyi fiş/fatura ile satacakları için aynı şekilde almak zorunda kalacaklardır. Bir şeyleri gizleme şansı bırakmıyorsun firmalara. Maaşlar net hesaba yatacak. Alışların ve satışların tümü faturalı olacak.

Hurdacı bile fatura ile alacak, fatura ile satacak.

Özel derse veren öğretmen bunu devlet memuru ise gizli saklı yapmak zorunda da kalmayacak. Pekala açıktan bu işi yapabilir. Ancak kayıt altında yapacak.

 

Burada en zararlı çıkacak olan beyaz yakalılardan kol gibi maaş alabilenler olur. Onlarda fazla vergi ödememek adına bazı harcamalarını artırabilirler. Bu da yine ülke çıkarınadır. Ekonomik döngüye para katılmış olur.

 

Bunun başlatılabilmesi için bir kereliğine ya cüzi vergili bir beyan (ki sanırım yurtdışı paralar için bunu bir süredir yapıyorlar) veya komple af gelsin. Giren girmiş zaten. Bir yerden bıçak gibi kesmek gerekiyor. 2001 yılında Ecevit hükümeti Nereden Buldun yasası yaptı aslında. Para cart diye yurtdışına kaçmıştı. O şartların neticesinde kurları tutamadılar, anayasa atıldı, kriz geldi. O dönem dayanabilseydik o ağır kriz şartlarına bugün belki de o paralar hala yurtdışındaydı ancak kolu kesmiş olacaktık bir kere ve geri dönüşü olmayacaktı. O paraları kaçıranlarda paralarını geriye getiremeyeceklerdi. 

 

Bir siyasi sorumluluk doğuyor tabi burada. Böyle bir hamle yapan hükümetin canına ot tıkar bundan olumsuz etkilenen tüm çevreler. (Özellikle iş çevreleri, yüksek gelir elde eden SGK'lılar vs.) Takip edilmek gibi bir histeriye kapıldığını düşünen insanlarda çıkacaktır mutlaka. O yüzden bir konsensüs ile bunun yapılması lazım. Tüm siyasi partiler ortak bir çaba ortaya koyarsa bundan sonuç elde edilebilir. 

 

Velhasıl sistemi tepesinden dibine kadar kilitlemek pekala mümkün ve o kadar da zor değil. 


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#142 electrogs34

electrogs34

    Senior Member

  • Members
  • 4.621 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Nisan 2020 - 03:02 ÖS

Bir siyasi sorumluluk doğuyor tabi burada. Böyle bir hamle yapan hükümetin canına ot tıkar bundan olumsuz etkilenen tüm çevreler. (Özellikle iş çevreleri, yüksek gelir elde eden SGK'lılar vs.) Takip edilmek gibi bir histeriye kapıldığını düşünen insanlarda çıkacaktır mutlaka. O yüzden bir konsensüs ile bunun yapılması lazım. Tüm siyasi partiler ortak bir çaba ortaya koyarsa bundan sonuç elde edilebilir. 
 
Velhasıl sistemi tepesinden dibine kadar kilitlemek pekala mümkün ve o kadar da zor değil.

 
Yasaklara karşı toplumun tepkisi hakkında geçen gün buraya yazdığım PARA programında çok güzel örnekle verildi . 
 
Neyin para olacağına dair otorite devlettir. Siz bundan sonra alışverişi pirinç taneleri ile yapacaksınız denilirse herkes pirince hucüm eder ve uygulamaya başlar . Ancak kısa süre sonra uygulabilir bir sistem olmadığından ve insanlar bunu benimsemeyeceğinden kaos başlar. 
 
Bir başka örnekte altın tarih boyunca para işlevi görmüştür. altın her zaman altındır. Bugün bakkaldan alışverişi altınla yapmıyor olmamıza rağmen pratikte insanın ihtiyacı olmamasına rağmen halen altını bir değer saklama aracı olarak kullanmaya devam ediyoruz. kaç bin yıllık sikke kolunuzdaki bilezik yada yatırım/değer saklama aracı olarak külçeye dönüşüp değerini muhafaza etmeye devam ediyor.
 
Topluma siz kripto paraya geçeceksiniz, sadece dolar kullanacaksınız,  nakit kağıt parayı kaldırdım sadece kredi kartı ve dijital para kullanacaksınız gibi dayatmalar yapabilirsiniz fakat bu kaosa yol açar. 
 
Ancak facebook gibi yıllarca kullandığınız ve ruhunuza işlemiş bir düzen üzerinden para çıkardığınızda toplum bunu kullanmaya gönüllü olacaktır. 
 
Özetle önce topluma bir şey vereceksiniz ve bunun karşılığında bir şey isteyeceksiniz. Ancak o zaman istediğiniz sonuçlara ulaşmanız mümkün olur. İstediğiniz sonuçlar gerçekten en iyisi ve olması gereken mi bu apayrı bir konu. Yanlış bir sistem tasarlayıp bunu topluma uygularsanız sonuçları yine kötü olur  ve sürdürülemez.
 
Bu mantıkla vergi konusunda da gönüllülük esası gözetilmelidir.  
 
Bugün avrupada vergi oranları çok yüksek. 
 

r48y5K.jpg
 
Bu gelişmiş ülkelerde neredeyse 15 yıldır aralıksız bedava finansman veriliyor. Fakat bir türlü istenen yatırım ve harcama isteği oluşturulamıyor. Bankaya para koyarsan negatif faizle paranı eritirim deniyor insanları yine de yönlendiremiyorlar. 
 
Biz ise gelişmekte olan ülke sınıfındayız insanlar yatırım için can atıyor. Olmadık risklere büyük cesaretle atılıyor ve olmayan alım güçleri ile borçlanarak dahi tüketim yapıyor. 
 
Dünyanın heryerinde gelir eşitsizliği bir sorun. Amerika gibi  "al capone" u hapise tıkmanın tek yolunu vergi kaçırmak olarak belirleyip gerçekleştiren bir toplumda (sene 1931 ) 100 yıl sonra gelir adaleti ne durumda ?. Vergi memurunu öcü gören bir toplumda 100 yılda oluyor bu.
 
2020%2FTEKKKK_.jpg
 
Mevcut para finans borsa faiz sistemi ile gelinen sonuç yukarıdaki resimde.  mevcut sistem sizden vergiyi parayı pul yaparak alıyor. 
 
Türkiye akp döneminde 932 milyar tl faiz ödemiş tabi bu rakam ne kadar doğru enflasyonla bugüne yansıtması yapılmış mı gibi incelikleri düşünmeden basit bir hesap yaparsak . Devlet eliyle bir konutu 200 bin tlye mal ettiğimizi varsayalım. Tam 9 milyon 320 bin daire yapar. Türkiyede evi olmayan 10 milyon aileyi ev sahibi yapar kalıcı olarak kira giderinden kurtarmış olurduk değil mi?.
 
Bir kişiye istihdam yaratmanın yatırım maliyeti 500 bin tl diyelim .  Yine bu parayla 2 milyon kişiye iş sağlarken bu rakam 18 senede 5 milyonu bulmazmıydı. Ekonomik döngü içinde vergisiyle yan kollarıyla 10 milyonları bulmazmıydı. Resmi rakamlarla 4,5 milyon kişi işsiz + 4,5 milyonda gayrı resmi tarım işçisi mevsimlik işçi vs olsun. türkiyede işsizliği bitiremezmiydi?
 
İşi olmayan adamın sgk primini, vergi iade fişini , benzine sigaraya verdiği vergiyi konuşabiliyormuyuz? adam yok hükmünde. peki bu 10 milyon çalışan *500tl *12 = 60 milyar  sgk primi ödese sistemin yükünü hafifletmez mi?
 
 

u4DNEm.jpg
 
burada birbirinden kopuk gibi gözüken bir sürü şey yazdım. anlatmaya çalıştığım şey sistemin kurgusu bozuk. burada vergiyle sistemi düzeltmek mümkün değil. elbette vergi adil alınmalı. ancak sistem öyle yavşakça kurulmuş ki adil aldığını varsaydığın sistem başka yollarla yine köle düzeni yaratıyor bknz sözde çok gelişmiş ülkeler .
 
İşe Sistemin en baştan Para= Borç tanımından çıkarılması ile başlanması gerekiyor. Para =emek mesela.



#143 electrogs34

electrogs34

    Senior Member

  • Members
  • 4.621 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Nisan 2020 - 03:47 ÖS

Bu korona çıktığından beri https://www.worldome...fo/coronavirus/ Şuradan sayıları takip ediyorum. 

 

Burada ülkelerin nüfus bilgileri de var. Ekonomi konuşulurken Nüfus konusuna hemen hiç değinilmiyor. Bazı ülkelerin neden yaşam standartlarının daha iyi olduğuna dair bir veri olarak düşünebiliriz.

 

Sonuçta ülkelerin doğal kaynakları basit anlamda toprak, su , orman, maden,petrol, gaz vs. vs. nüfus arttığı halde sabit kalıyor . Devletlerin sağlık, eğitim, asayiş vs vs yükleri nüfus arttığında artmaya devem ediyor.

 

Bunca ülke arasında Türkiye kabak gibi sırıtıyor. Bizde nüfus planlaması ülkenin refahı açısından şöyle olmalıdır şeklinde ciddi bir politika 30 yıldır hiç gündeme gelmedi. 

 

Bir kaç ülke seçip listeledim. Kişi başı düşen milli gelir , büyüme, refah düzeyi vs vs parametrelerle nüfus arasındaki korelasyonu düşünmek başka bir bakış açısı.

 

Bu korona başlığı ekonomi başlığına dönüyor. Alakasız değil tabi ki. Hem şu an bu mücadelede ekonomi bir parametre iken bu mücadele bittikten sonra da konuşulacak ana konu olacak.

 

Bir çok ülke büyük rakamlarda sürekli göç almasına rağmen nüfusları stabil. Özellikle bizle çok mukayese edilen güney kore nin 2000 le 2020 arasındaki nüfus değişimi ile türkiyeye iyi bakın. 

 

K0rcJ4.jpg






0 kişi bu konuyu görüntülüyor

0 üye, 0 ziyaretçi, 0 gizli üye