İçeriğe git


Resim
- - - - -

III. Dünya Savaşı - Senaryolar, İhtimaller, Belirtiler, Taraflar vs.


  • Please log in to reply
39 replies to this topic

#1 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 08:23 ÖÖ

Konu iç politikadan fazlasıyla bağımsız olduğu için SİT forumuna açmaya gerek görmedim. Adminler burada konuşulmasını uygun görmezlerse bir zahmet taşırlar artık. 

 

Biz gündemin sürekli değişmesine alışkın bir ülkeyiz. Ancak global anlamda bu denli yoğun gündem pek olmazdı. Her gün bir açıklama, her gün bir tehdit, karşılıklı diplomatik hamleler, askeri müdahaleler, ekonomik kavgalar derken karamsar bir ortam oluştu. Ben de bundan fazlasıyla nasiplendim sanıyorum. Biraz çocuk sahibi olmanın verdiği yük de var galiba üzerimde. 

 

Ne I. Dünya Savaşı ne de II. Dünya Savaşı kan emiciler açısından net bir sonuç doğurabildi. Eninde sonunda bir paylaşım yapıldı belki ancak bu paylaşım belli bir süre için geçerli oldu. Bugün tüm Dünya'da dengeler değişmiş, yeni güç odakları ortaya çıkmış vaziyette. Her iki savaşa da katılmamış ülkeler, felaket senaryolarına göre hazırlıklarını yaptılar, yapıyorlar ve bugün eskisinden çok daha yoğun ve fazla şekilde III. Dünya Savaşı ihtimalleri konuşulur oldu.

 

Büyük bir savaş kopacağına ilişkin ortada bolca emare var. Ancak bu konunun iyice dillendirilmeye başlanması Kuzey Kore ile yaşanan gerginlik oldu. Kuzey Kore'nin elinde çok ciddi bir nükleer güç olduğu ve bu ülkeyi asıl arkalayan ülkenin Çin olduğunun ortaya çıkmasından sonra (ki konuya ilgi duyanlar zaten farkındalardı) savaş olasılığı ABD-K.Kore'den ziyade ABD-Çin ekseninde tartışılmaya başlandı. Ancak asıl mesele Kuzey Kore'nin ABD'ye nükleer başlıkla saldırabilecek bir güce sahip olması mı yoksa Çin ile ABD arasında yaşanmakta olan ekonomik kriz mi?

 

Bu ekonomik bunaltmadan nasiplenen başka ülkelerde var elbette. İran ve Rusya sürekli olarak yaptırımlarla karşılaşıyor ve/veya yeni yaptırım tehditleri alıyor.

 

Kronolojik bir sıralama yapamadım. Meydana gelen gelişmeler benim izlenimlerime göre aşağıdaki gibi,

 

-Rusya, Ukrayna'ya girdi. Kırım'ı ilhak etti. Karadenizdeki en büyük limanı eline geçirmiş oldu. Bölgedeki askeri gücünü aşama aşama artırıyor.

-Çin, uzun yıllar boyunca tüm gelirlerini ABD hazine bonosu üzerinden değerlendiriyordu. Son 10 yıla yakın bir süredir bu yolu tutmayı bırakmaya başladı. Altın rezervlerini artırıyor.

-Çin altın rezervlerini artırırken, bir yandan da Yuan üzerinden ticaret yapmak için mekanizmalar geliştirmeye başladı. Uzakdoğu Asya'da USD yerine Yuan üzerinden ticaret anlaşmaları imzalıyorlar. Bu sayede USD'ye olan bağımlılığı azaltmak ve hatta alternatif bir para birimi yaratmak derdinde oldukları söyleniyor.

-İran, Çin'in Yuan üzerinden ticaret yapıyor olmasından son derece memnun. USD ile al sat yapmak konusunda sürekli olarak ABD yaptırımlarına takıldıkları için Çin'in Yuan ile yapılacak ticaret konusundaki taleplerine olumlu cevap verdiler. 

-Arap ülkeleri (özellikle Suudi Arabistan) petrol arzını azalttığı dönemde İran, Uzak Doğu Asya petrol pazarında hakim tedarikçi konumuna geldi. Arap ülkeleri bu pazardaki etkinliklerini kaybetti.

-Rusya, Kırım ilhakı sonrasında AB ve ABD üzerinden gelen yaptırımlardan bunalmış vaziyetteler. Zaten izole edilmeye çalışılan bir ülke olarak Ruble ile alış veriş yapmayı tercih ediyorlar. Hatta bu konuda Ruble-TL olarak ticaret yapılması için mekanizmaları Türkiye ile de kurdular. Ancak Ruble dünya genelinde, hitap ettiği coğrafyalar açısından pek ticaret konu olabilecek bir para birimi değil. Rusların bu yüzden Çin'in Yuan hamlesine destek verdikleri söyleniyor.

-ABD, Çin'in kendisini açığa çıkartan Yuan hamlesinden anormal rahatsız. Trump göreve gelir gelmez ilk iş İran ile yapılan anlaşmayı kabul etmeyeceğini ve anlaşmayı bozacağını dile getirdi. İran'ın, Çin ile Yuan üzerinden ticaret yaparak sözde ABD ambargosunu delmesi, ABD'yi rahatsız ediyor.

-İran nüfus alanını genişletmek için, ABD'nin Irak'tan göreceli çekilmesinden faydalandı. Bir anda Irak Hükümeti, İran'ın yörüngesinde hareket eden bir yapıya döndü.

-İran Yemen'de, Suudi Arabistan ile ihtilaf halinde. Ara ara füzeler, bombalar karşılıklı olarak atılıyor.

-ABD İran'ın bu bölgede etkinliğini artırmasından rahatsız. Bu rahatsızlığın katmerli şekilde artma nedenlerinden birisi de doğal müttefiki İsrail'in bölgesel çıkarları elbette. İsrail için İran büyük bir tehdit.

-Aynı zamanda ABD'nin büyük petrol tedarikçisi ve ABD'ye göbekten bağlı olan Suudi Arabistan, İran'ın hem Yemen üzerindeki etkisinden hem de Irak'ta meydana gelen defacto bir güdümlü hükümetten çekiniyor, bunu kendi çıkarlarına karşı bir hamle olarak görüyor.

-Suriye İç Savaşı esnasında, Rusya, SSCB'nin dağılmasından bu yana ilk kez güneye net şekilde inmek istedi ve bunu başardı. ABD dahil hiç bir ülke gık diyemedi. Hatta Rusya askeri anlamda gövde gösterisi yapmak için Hazar Denizi'nden defalarca yön değiştirerek füze attı, şov yaptı.

-İran, Suriye topraklarındaki askeri gücünü milisler yoluyla ve lokal savaşçılarla artırıyor.

-ABD, Kuzey Irak'ta yapılan referanduma göz yumdu. Barzani gibi feodal bir aşiret liderinin kendi kafasına buyruk bağımsızlık referandumu yapması mümkün değildi. Her 2 Körfez müdahalesi sonucuunda dağıtılmış Irak'ın kuzeyinde ABD petrolü kendi tekeline almak ve Akdeniz'e çıkarmak için bir deneme yaptı. Başarısız oldu. İran, İran etkisindeki Irak ve Türkiye buna müsade etmedi.

-Kuzey Irak kartı boşa çıkan ABD, kendi planına sadık kalarak sıra atlattı. Daha önceden palazlandırdığı DEAŞ üzerinden Suriye'de, PYD'yi kullanarak koridor açmaya çalıştı. Bu koridorun en büyük tehdit yaratacağı ülke Türkiye'ydi. Türkiye'nin müdahalesini engellemek için Türkiye içerisinde hendek savaşları vs. adı altında hareketliliklerin fitili ateşlendi.

-Darbe girişimi, hendek savaşları vs. ile oyalanan Türkiye'nin dibinde bir yapı oluşturuldu.

-Türkiye bu tehdide karşı 2 operasyon düzenledi. (Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı) Yeni operasyonlarında olacağını ifade etti.

-Rusya, Türkiye'nin bu hamlelerine kayıtsız kaldı. Hava sahasını açtı. Müdahale etmedi.

-İran, Türkiye'nin bölgede nüfuzunun artmasından ve masadaki oyuncu sayısının artmasından rahatsız olsa da, uzun vadede kendisine de PEJAK üzerinden tehdit oluşturacak ve İran'ın önünde baraj oluşturacak bir Kürt yapılanmasının bertaraf edilmesinden içten içe memnun. O yüzdendir ki karşıyım dese de yüksek perdeden bir kampanya yürütmüyor.

-Suriye'de rejim, kendi toprakları olduğundan yüksek perdeden konuşuyor olsa da özellikle Zeytin Dalı operasyonunda, Afrin'e kendi milislerini sokmadı. Göstermelik bir hareket yapıp durdu. Muhtemeldir ki şov amaçlıydı ve Türkiye-Rusya arasındaki anlaşmanın bir parçasıydı.

-Çin devlet başkanı 3-5 ay önce binlerce askerin önünde "Savaşa hazır olun. Ölmekten korkmayın." dedi.

-İngilizler, ABD'ye kaybettikleri Orta Doğu'da etkin bir güç olarak geriye dönmek istiyorlar. Özellikle Brexit sonrasında bir çok alternatifi değerlendirmeye başladılar. Türkiye ile İngiltere arasında sıcak mesajlar karşılıklı olarak bir süredir veriliyor. (Özellikle serbest ticaret anlaşmaları vs. üzerinden)

-Almanya ve Fransa, Orta Doğu'da pasifize edilmiş vaziyetteler. Almanya zaten hiç bir zaman tam olarak bir hakimiyet yaratamadığı bölgede hiç değilse AB olarak masada olmak istiyordu. Bu imkanı Astana, Soçi ve Cenevre ile kaybetti. Fransızlar ise geçmişte sömürge güç olarak bulundukları bölgede tam olarak devre dışı kalmış olmanın rahatsızlığı içerisindeler. (Özellikle Arap Baharı döneminde, Libya'da Kaddafi yıkılır yıkılmaz İngiliz başbakanı ve Fransız cumhurbaşkanının aynı uçakla paldır küldür bölgeye gitmeleri 1900'lerin 2 büyük sömürgecisinin aktivite artırma çabasıydı.)

-ABD yıllardır belli bir sınırda tuttuğu askeri harcamalarını, hesapsız şekilde artırmaya başladı. Bu bütçe artışı bir çok analist tarafından savaş dönemi yatırımlarına benzetildi.

-Almanya'da hazırlanan raporlarda Alman ordusunun durumunun içler acısı olduğu, büyük teknolojiye sahip olmalarına karşın kendi ordularına yatırım yapmadıkları dile getirilmeye başlandı. Bu konuda hamleler yapılması bekleniyor.

-Daha genel olarak AB ülkelerinde nasyonalist akımlar ve ırkçılık güçleniyor. 

-Doğu ülkelerinde ise bıkkınlık, bezmişlik ve sinir hakim. Sömürülmenin verdiği bir kin birikimi var.

-ABD, Körfez ülkelerini kendi politikaları çerçevesinde konsolide etmeye çalıştı ve başarılı da oldu. Katar'ın anlık izolasyonu, Suudi Arabistan'la imzalanan 1,5milyarUSD değerindeki silah satış sözleşmesi, hemen arkasından bu sefer Katar'a satılan uçaklar, silahlar.

-Katar'ı izolasyona tabi tutan Arap ülkelerinin yayınladıkları manifestoda Katar'da bulunan Türk üssünün kapatılmasını istemeleri dikkat çekici bir harekettir. Bu bölgede belli ki başka bir güç istemiyorlar. Ya da ABD istemiyor.

 

Global dünya, iletişim devri ve büyük güçlerin birbirleri ile temastan kaçınmaları ile büyük bir savaş olmaksızın 73 yıllık bir suskunluk sonunda bir savaşın eşiğine gelmiş gibi gözüküyoruz. I. Dünya Savaşı sonrasında cetvelle çizilen sınırlar bugün artık yok hükmünde. Sınırlarını savaşarak çizen ülkeler ise o sınırlarını korumak için ellerinden geleni yapacaklar. Potansiyel 3 cephe gözüküyor şu an.

 

-Kuzey Kore

-Suriye

-İran

 

Suriye'de zaten örtülü bir vekalet savaşı (proxy war) uzunca bir süredir devam ediyor. Kuzey Kore konusunda son dönemde ılımlı bazı açıklamalarla tansiyon düşürüldü. Ancak İran dananın kuyruğunun kopacağı yer olacaktır bana göre. Trump'ın her gün değiştirdiği yönetimine artık tam olarak şahinler hakim vaziyette. ABD ile adı hiç geçmeyen (sadece son dönemde gümrük oranları üzerinden dile getirilen) Çin arasında kopacak bu savaşta taraflar az buçuk belli gibi. 

 

ABD-İsrail-İngiltere-Arap Ülkeleri VS Çin-Rusya-İran

 

Burada olası bir savaşın seyrini belirleyecek ülkeler Fransa, Almanya ve Türkiye olacak. 

 

Fransa : Bu ülke yukarıda bahsettiğim üzere Orta Doğu'dan izole edilmiş oldu. Eskiden var olduğu sömürgeler üzerindeki etkisi her geçen gün sınırlandı. Sömürgeciliği öğrendikleri İngiltere uzun süre bu bölgeleri kontrol ederken, Fransa Orta Doğu'da başarılı olamayınca komple Kuzey Afrika üzerinden yürüttü emperyal yaklaşımını. Ancak bu bölgelerde de artık sömürecek pek bir şey kalmadı. Bunun önüne geçmek için Akdeniz İşbirliği Örgütü üzerinden bir girişimde bulunsalar da bölgedeki sorunlar, bu örgütün etkinliğini azalttı. Aslında başarılı olabilseler, Orta Doğu'ya sulanmalarını gerektirecek hiç bir şey kalmayacaktı. Olası bir savaş halinde ABD kanadında yer almaları durumunda bu bölgede etkin güç olamayacaklarını ve ancak yancı olacaklarını biliyorlar. Ancak tarihsel anlamda batı bloğuna mensuplar. Bu ikilemden nasıl çıkacaklarını zaman gösterecek.

 

Almanya : Avrupa'nın kötü çocuğu, iki dünya savaşı başlatan ve her ikisinden de mağlup olarak ayrılan bir ülke Almanya. Tüm enerjilerini teknik gelişme ve ticarete dayamış vaziyetteler. Bunları ön plana çıkartarak yıllarca suskun kaldılar ve ordu yatırımı yapmadılar. Trump sonrasında ABD ile çıkar çatışmaları yaşamaya başladıkları da aşikar. Öte yandan kendi coğrafyaları gereği batı bloğunun bir parçası konumundalar. Ancak NATO düsturu (USA in, Russia out, Germany down) gereği de hep izole tutuluyorlar. Kopacak bir savaş halinde 3. Reich denemesine girişmeyecekleri ortada. Ancak Orta Doğu pazarlığında masada olmak isterler mi? Muhakkak isteyeceklerdir. Bununla birlikte ABD, Almanların masada olmasını isteyecek mi?

 

Türkiye : Biz burada belki de en kritik ülke konumundayız. NATO'nun en büyük 2., bölgenin ise en büyük ordusunu herkes kendi tarafında görmek ister elbette. Çin olası bir savaş halinde Kore cephesinde mücadele edecektir. Bu bölgede Güney Kore ve ABD ile çarpışacaklar. Muhtemeldir ki Japonya'da bu cepheden savaşa müdahil olmak durumunda kalacaktır. O yüzden konsantrasyonlarını İran bölgesine yoğunlaştıramayacaklar. Rusya'nın İran'ı tek başına koruması o kadar kolay değil. Salt ateş gücü ile olmuyor bu işler. Asker de lazım aynı zamanda. Bu yüzden bizi yanlarına çekmek istediklerini düşünüyorum. Diğer yandan NATO'nun parçalanması ihtimali ABD tarafı için en olumsuz senaryo. Ancak ABD bizi hem karşı tarafa kaybetmek istemiyor, hem de kendi bölgesel planı doğrultusunda Türkiye'yi masaya oturtmak istemiyor. ABD'nin bu bölgede oluşturmak istediği yeni düzen Türkiye'nin ulusal çıkarlarına net şekilde aykırı. Türkiye tam sınırında açılacak bir cephede taraf olur mu? Bağlı olduğumuz anlaşmalar bizi buna doğal olarak ittirecektir. Ancak NATO, AB ve özellikle ABD'nin Türkiye'ye olan yaklaşımları bizim tarafımızı netleştirecek. Özellikle ABD bölgesel planlarında ısrarcı olursa bizim karşı cepheye geçmemiz kaçınılmaz son olarak duruyor. Öte yandan ABD'nin savaşı kazanmak adına son yıllarda tuttuğu yolu bırakması veya ertelemesi halinde doğal müttefikimiz konumundaki batı bloğunda saf tutmamız daha büyük olasılık olarak öne çıkıyor. 3. yol olan tarafsızlık konusu II. Dünya Savaşı'nda işlemişti. Gerçi savaşa girmeyerek de zarar gördüğümüz yönünde analizler olmasına karşın savaşmamak en güzel yol. Ancak olası III. Dünya Savaşı tam olarak dibimizde yaşanacağı için bizim 3 maymunu oynama şansımız pek mümkün gözükmüyor. Biz "Girmiyoruz bu savaşa." desek bile, Türkiye'yi savaşa çekmek için tarafların birisinden gemilerin adını değiştirip, karşı tarafa bomba atmak gibi bir hamle gelir mi? Neden olmasın.

 

Dünya istim üstünde. Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Umarım tünelin ucunda bir ışık görebiliriz. Sonumuz hayrolsun.


  • MarMara, del piero10 and galip resat bunu beğendi

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#2 Giga

Giga

    Odtülü Aslan

  • SIT
  • 23.769 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 08:38 ÖÖ

Şöyle de durumlar var;

 

-Mısır bize düşman, İsrail'e de düşman, biz ikisiyle de iyi değiliz.

 

-Lübnan ve Ürdün de her an Suriye-Irak tarzı karışıklık yaşayabilir, ikisi de millet kültüründen yoksun, dış müdahale ile yönetilen ülkeler.

 

-Katar izole edilmiş durumda, BAE ve Suudiler ile aramız açıldı, Katarla kankayız.

 

-Ayrıca Güney Kore-Kuzey Kore çekişmesi de var.

 

-Yunanistan ile gene geriliyoruz, dolayısı ile AB ile de aramız açık.

 

-ABD kesin İran'a yaptırımları geri getirecek, Rusya-İran-Çin sarsılmaz bir bloka olacak belli ki.

 

-Hindistan-Pakistan gerilimi de tekrar artabilir, biz Pakistanla iyiyiz, taraf olur muyuz?


İngilizler gibi toplu halde futbol oynamak, bir renge ve isme sahip olmak ve Türk olmayan takımları yenmek

#3 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 08:59 ÖÖ

Şöyle de durumlar var;

 

-Mısır bize düşman, İsrail'e de düşman, biz ikisiyle de iyi değiliz.

 

-Lübnan ve Ürdün de her an Suriye-Irak tarzı karışıklık yaşayabilir, ikisi de millet kültüründen yoksun, dış müdahale ile yönetilen ülkeler.

 

-Katar izole edilmiş durumda, BAE ve Suudiler ile aramız açıldı, Katarla kankayız.

 

-Ayrıca Güney Kore-Kuzey Kore çekişmesi de var.

 

-Yunanistan ile gene geriliyoruz, dolayısı ile AB ile de aramız açık.

 

-ABD kesin İran'a yaptırımları geri getirecek, Rusya-İran-Çin sarsılmaz bir bloka olacak belli ki.

 

-Hindistan-Pakistan gerilimi de tekrar artabilir, biz Pakistanla iyiyiz, taraf olur muyuz?

 

Mısırla aramız iyi değil. Ancak Mısır-İsrail arasında bir sorun yok. Mısır Gazze'yi baskılayan ülke konumunda. Gazze'nin dışarıya tek çıkış kapısını Mısır Mübarek zamanından bu yana kapalı tutuyor. Sadece tünellere göz yumuyorlardı. Müslüman Kardeşlerin iktidar olmasından sonra ilk yaptıkları icraat Refah kapısını açmaları oldu. İsraille araları o dönem gerildi. Zaten hemen peşinden de darbe tertiplenip, indirildiler. Sisi'nin de göreve gelir gelmez yaptığı ilk hareket Refah sınır kapısını kapatmak oldu. Hatta bu sefer tüneller konusunda da çok sıkı denetimlere giriştiler. Görüntüde Mısır-İsrail arası sorunlu gibi dursa da aslında pek bir sıkıntı yaşamıyorlar. Arap-İsrail savaşında gerildiler sadece geçmişte. Kaldı ki o savaştan yıllar sonra Suudiler ile İsrail bile canciğer kuzu sarması olmak yolunda emin adımlarla ilerliyorlar. 

 

Hindistan-Pakistan gerginliği bizi direkt olarak etkilemez. Ancak bu iki ülkenin olası bir büyük savaşta karşılıklı cephelerde yer almaları olasılığında bir taraf haline geleceğimiz kesin gibi. Pakistan böyle bir savaşa müdahil olursa (ki dışında kalabileceğini sanmıyorum) Çin bloğunda yer alır büyük olasılıkla. Hindistan'ında batı bloğunda yer alması daha büyük olasılık bence. Çünkü bu ülke yıllarca İngiliz sömürgesi olarak yaşadı. Batıya anormal şekilde satış yapıyorlar -özellikle bilişim alanında- ticari partnerleri ile karşı saflarda yer almak istemeyeceklerdir. Tarafsız kalma dahi isteyebilirler.

 

Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı'nda İngilizlerle aynı safta yer almak istemişti. Ancak paylaşım konusu topraklar Osmanlı toprakları olunca, paylaştıracak olanlarda İngiltere ve Fransa olunca haliyle Osmanlı İmparatorluğunu izole etmişlerdi. Bugün de Türkiye izole ediliyor gibi bir hava var. AB ülkelerinde Türkiye aleyhtarı kampanyaların hız kazanması, FETÖ iltisaklı isimlerin iadelerinin yapılmıyor olması, darbe girişimi sonrasında ilgisiz kalınması, PYD konusunda Türkiye'ye açık cephe alınması, AB üyelik sürecinin dondurulması, gözetim altı ülke statüsüne düşürülmemiz vb. bir sürü icraat bizim izole edilmeye çalışıldığımıza ilişkin işaretler bana göre. Yani kendi taraflarında olmamızı istemiyorlar çünkü buradaki paylaşım tekrar yapılacak ve bundan biz etkileneceğiz. Öte yandan bizim karşı cephede bulunmamızı da askeri yönden istemiyorlar çünkü askeri anlamda büyük gücüz. ABD ve AB için en iyi olasılık Türkiye'nin tarafsız kalması ve masaya oturamayarak bölge için yapacakları paylaşımda istedikleri tarafa savurabilecekleri bir ülke olmamız olur.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#4 Giga

Giga

    Odtülü Aslan

  • SIT
  • 23.769 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 09:06 ÖÖ

Mısır'ın şimdiki yönetimi İsrail'e mavi boncuk atsa da ezeli düşmanlar, ben olası görmüyorum olası bir gerginlikte aynı tarafta olmalarını. Ha ABD eser gürlerse mecbur aynı safta olurlar tabi.

 

Ben Ürdün'ün ve Lübnan'ın sırayla karışmasını bekliyorum, İran etkisiyle Şii-Sünni oluşumlar olacak bolca.

 

Sanırım Yemen'de de karışıklık var.


İngilizler gibi toplu halde futbol oynamak, bir renge ve isme sahip olmak ve Türk olmayan takımları yenmek

#5 Giga

Giga

    Odtülü Aslan

  • SIT
  • 23.769 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 10:35 ÖÖ

Bu arada Rusya ve İngiltere arasında da diplomat krizi var, 2018 Dünya Kupası dahi tehlikede.


İngilizler gibi toplu halde futbol oynamak, bir renge ve isme sahip olmak ve Türk olmayan takımları yenmek

#6 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 12:55 ÖS

Çin, Güney Çin Denizi'nde devasa bir deniz tatbikatına başlamış. Geçenlerde burada ABD donanması boy göstermişti. Bu da ona cevaben yapılan bir hareket olmuş oldu. Çin'in yaptığı tatbikatın olağandışı olduğu söyleniyormuş analistler tarafından.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#7 LuisFigo

LuisFigo

    Senior Member

  • SIT
  • 18.384 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:13 ÖS

Terör saldırıları, ekonomik yaptırımlar, yeni terör örgütleri kurup ülkelere musallat etmek varken topyekün bir savaşa gerek kalır mı pek emin değilim.

Bu arada yabancı medyayı, özellikle de alman basınını çok sıkı takip ediyorum. Son birkaç gündür alman basınında yahudilerle ilgili garip haberler yazılıp çizilmeye başlandı. Berlin’de ilkokullarda musevi çocuklar müslüman çocuklar tarafından ölümle tehdit ediliyormuş, dayak yiyorlarmış vs.. bunu yapanlar da 9-10 yaşında bebeler yani. Bugün de mesela Hitler’in gaz odalarından kurtulan 85 yaşında bir kadının paris’te katledildiği haberi yapıldı. Sistematik bir şekilde israili kışkırtmaya çalışıyorlar sanki.
24bpk.png

Sevdamız kişilere değil, renkleredir..

#8 Yasin Karabulut

Yasin Karabulut

    Pesimist

  • Administrators
  • 14.720 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:17 ÖS

Bu arada Rusya ve İngiltere arasında da diplomat krizi var, 2018 Dünya Kupası dahi tehlikede.

 

İzlanda Dünya Kupasına katılmama kararı almış. 



#9 LuisFigo

LuisFigo

    Senior Member

  • SIT
  • 18.384 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:19 ÖS

İzlanda Dünya Kupasına katılmama kararı almış.


Diplomatlar turnuvayı boykot edeceklermiş,takımla ilgili herhangi bir çekilme kararı göremedim uluslararası medyada.
24bpk.png

Sevdamız kişilere değil, renkleredir..

#10 Yasin Karabulut

Yasin Karabulut

    Pesimist

  • Administrators
  • 14.720 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:20 ÖS

"Amerika Çin’den aldığı malların 60 milyar dolarlık kısmına ekstra gümrük vergisi getirince, Çin de restine rest dedi, o da Amerikan mallarınagümrükvergisi getirdi. Piyasalar karıştı."

şeklinde bir yorum okumuştum.


  • LuisFigo bunu beğendi

#11 Yasin Karabulut

Yasin Karabulut

    Pesimist

  • Administrators
  • 14.720 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:21 ÖS

Diplomatlar turnuvayı boykot edeceklermiş,takımla ilgili herhangi bir çekilme kararı göremedim uluslararası medyada.

 

Evet doğru hocam teşekkürler, düzeltme için. 


  • LuisFigo bunu beğendi

#12 del piero10

del piero10

    Senior Member

  • Members
  • 3.921 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:28 ÖS

izlanda'nın eti ne budu ne zaten hocam, kırk yılda bir katılıyorlar, onda da fırsatı kaçırmak istemezler :)


galatasaray ulan..

#13 Giga

Giga

    Odtülü Aslan

  • SIT
  • 23.769 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 02:32 ÖS

Delirtmesinler adamı, kupada İzlanda'yı destekleyen binleriz biz. :)


İngilizler gibi toplu halde futbol oynamak, bir renge ve isme sahip olmak ve Türk olmayan takımları yenmek

#14 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 06:16 ÖS

Terör saldırıları, ekonomik yaptırımlar, yeni terör örgütleri kurup ülkelere musallat etmek varken topyekün bir savaşa gerek kalır mı pek emin değilim.

Bu arada yabancı medyayı, özellikle de alman basınını çok sıkı takip ediyorum. Son birkaç gündür alman basınında yahudilerle ilgili garip haberler yazılıp çizilmeye başlandı. Berlin’de ilkokullarda musevi çocuklar müslüman çocuklar tarafından ölümle tehdit ediliyormuş, dayak yiyorlarmış vs.. bunu yapanlar da 9-10 yaşında bebeler yani. Bugün de mesela Hitler’in gaz odalarından kurtulan 85 yaşında bir kadının paris’te katledildiği haberi yapıldı. Sistematik bir şekilde israili kışkırtmaya çalışıyorlar sanki.

 

Şu an bu aşamadayız zaten. Uzunca bir süredir asker kullanmadan, bölgedeki aktörleri sahaya sürerek, piyonlar marifetiyle ülkeleri birbirine düşürüyorlar, iç karışıklıklar yaratıyorlar. 

 

Mısır'da darbe oldu.

Türkiye'de darbe girişimi oldu.

Irak'ta bağımsızlık referandumu yapıldı.

Lübnan'ın Başbakanı ile ilgili bir sürü haberler çıktı. Adamın Suudi Arabistan'da tutuklanması gibi garip hadiseler yaşandı.

Katar boykota alındı..

Suudi Arabistan'da bir prens darbe yaptı. Diğer prensleri falakaya yatırıp, mal varlıklarına el koydu.

Rusya'yı Kırım ilhakı üzerinden yaptırıma tabi tuttular. Ruble çakıldı. 

Rus diplomatları sınır dışı ettiler. (Ki bu konuda Ruslar bu haltı yediler mi yemediler mi belli bile değil. Adamlar buyurun beraber araştıralım dediler. İngilizler yanaşmadı.)

İran sürekli olarak kaldırılan yaptırımların geri getirilmesi ile tehdit ediliyor. 

Çin'in 60milyar$ değerindeki mal satışına ek gümrük tarifesi getirdiler. (Çin'de aynı şekilde karşılık vermiş bugün.)

 

Tüm bunlar ve benim şu an aklıma gelmeyen daha başka hamleler aslında senin söylediklerine paralel gidiyor. Ancak bu satranç hamleleri ile konu kapatılamaz. Savaşmadan bu iş çözülecek gibi durmuyor. Ortada çok geniş bir toprak ve yer altı kaynağı var. Bu kaynaklar ve araziler yine kukla devletler üzerinden pay edilecek emperyaller arasında. Masada oturabilmek için herkesin bu olaya müdahil olması gerekecek. Müdahil olmak demek asker demek, silah demek, savaş demek.

 

Piyon olarak kullanılan, DEAŞ denilen örgüt mesela nerede şimdi? Binlerce militan bir anda nereye kayboldu? ABD, PYD'nin yerleşebilmesi için şişirdi bu örgütü. Şimdi orada yerel güç olarak kullanmaya çalışıyor. Ancak ortada hücum edilecek bir DEAŞ birimi yok. Hakimiyet alanları yok. Liderleri çıkıp bir açıklama yapmıyor. 


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#15 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Mart 2018 - 06:20 ÖS

Dünya Kupası'na katılmama kararı gibi eylemler mesela 1936 olimpiyat boykotunu, 1980 soğuk savaş olimpiyat boykotlarını anımsatıyor. Rusya kupada boykot yerse, bunun muhakkak ki bir karşılığı olacaktır. Boykota boykot gelecektir. Bu hareketler savaş ortamı hareketleri tamamen.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#16 frodo555

frodo555

    Artista!

  • SIT
  • 10.023 mesaj

Yayınlanma tarihi 28 Mart 2018 - 10:19 ÖÖ

Dünya 70 yıl öncesindeki dünya değil... Hatta 30 yıl öncesindeki dünya da değil... Artık global ilişkilerde de yerel siyasette de tek bir akım hakim: Corpocracy...

 

Biz seçimlerde oy verdiğimizi, sandıkta oyların çalındığını; Yunanla 12 mil derdimiz olduğunu, Irakla Barzani derdimiz olduğunu, adacıkları verdiğimizi, Afrin'i aldığımızı, şu olduğunu bu olduğunu sanmaya devam edelim; aslında bize verilen oyun parkında kumdan kaleler yapıp bunları savunmaya veya fethetmeye çalışarak vakit geçiriyoruz... Sad but true yani...

 

Aslında Matrix'in makinelerce değil, şirketlerce kurgulanıp yönetilen versiyonundayız, kabul etmesek de... Dünyadaki toplam servetin %90'ını nüfusun %1'i kontrol ediyor... Aynı toplam servetin %76'sını ise o %1'in de %0,1'i kontrol ediyor yani genelin yüz binde biri... Bir global plan dahilinde oluyor herşey ve bütün amaç da o "kontrol"... Corpocracy ağaları bizim veya bir başkasının iyiliğini veya kötülüğünü istemiyorlar, sadece "kontrol"ü kaybetmemek istiyorlar... Onlar tüketmemizi isterlerse zenginleşeceğiz; çok şımarırsak ve onlar da kafamıza vurmak isterlerse krizler gelecek ve fakirleşeceğiz, onlara euro zone'da işçi lazım olduğunda EU'ya gireceğiz, ortadoğuda asker lazım olduğunda da TSK'ya yazılacağız...  Arka bahçemizde oyunlar tezgahlayacaklarsa bizi barışa ve sukunete boğacaklar, tek sınır derdimiz Meriç nehrinin Bulgar baraj kapakları yüzünden taşması olacak; yarın bizi bir belaya sokmayı planladıkları zaman da türbeleri taşımak askerlerimizin diri diri yakılışını seyretmek zorunda kalacağız ve sinirleneceğiz... Yerel düzeyde bu böyle...

 

Aynı paterni alıp global düzeye taşıdığınız zaman da formul değişmiyor, aktörler değişiyor... Zenginlik üretiliyor ve bu zenginliği kontrol etmek lazım diyelim... az kontrol lazımsa kuzey koreyle ilgili birkaç haber çıkar ve birkaç milyar dolarlık hava savunma - ufuk ötesi radarlı SAM füzelerine, 3-5 bin tanklık ordu donanımlarına dair satış antlaşması geçiverir; çok kontrol lazımsa ve özellikle alıcı Avrupa olsun isteniyorsa, genlerdeki asıl şeytan yani Rusya üzerinden kriz yaratılır ve bir bakmışsın 50 milyar dolarlık yakın uzay yörüngelerinden fırlatılacak ICBM paketlerine, microdalga karıştırıcı elektronik harp sistemlerine, uzun menzilde suikast yapacak nanobot teknolojilerine yatırımlar yapılır...

 

Bu işler böyle yapılır çünkü dünya tarihi boyunca hep olduğu gibi kâr/maliyet oranı en yüksek emtia her zaman silahtır. Almanya için örnek vereyim; tanesi 4kg ve toplamda 60 ton ağırlığında çelik kullanılarak yapılan 15 bin adet Fissler düdüklü tencerenin satış fiyatı 3 milyon $ iken yine 60 ton çelik ile yapılan 1 tane Leopard 2 tankının fiyatı 10M$'dır... Kriz yatıştığında her iki taraftaki alıcılar elinde asla kullanmayacağı silah sistemleri ve kendisine hiçbir yararı olmayan ittifak anlaşmalarına bedel olarak ağabey ülkeler,n şirketlerine verdiği petrol - maden lisanslarıyla kalakalır...  

 

O yüzden çok da şeyetmeyin savaştır taraftır ittifaktır diye... Kontrol için savaş lazımsa o da çıkarılır, değilse çıkarılmaz... Gerekiyorsa (bizim için gerekmesinden bahsetmiyorum) Rusya'yla da müttefik oluruz, Kuzey Kore ile de Mali ile de ABD ile de ittifaka götürülürüz... 


Galatasaray'dan gitmek isteyen gönderilir; hep öyle olmuştur. İstemeyen de gitmemiştir (Metin Oktay).


I'm forever blowing bubbles / pretty bubbles in the air / They fly so high, they reach the sky / And like my dreams they fade and die /

Fortune's always hiding / I've looked everywhere / I'm forever blowing bubbles / Pretty bubbles in the aeee!!


#17 almeyda

almeyda

    Senior Member

  • Members
  • 1.289 mesaj

Yayınlanma tarihi 28 Mart 2018 - 01:20 ÖS

Emareler ve militer hareketliliğin yoğunlaşması ister istemez bu tip senaryoları gündeme getiriyor .Ben içinde bulunduğumuz dönemin başlangıç noktasını 2008 finans kapitalizm krizi olarak alıyorum . Diğer dünya savaşlarının sebepleri arasında ikincil sıralarda bırakılan ekonomik sebepler ve kaçınılmaz olarak çıkan dünya savaşları daha dengeli dağılmış zenginliği sona erdirmiş ; sonuç olarak sermaye farklı bir dengede ( Kıta Avrupası aleyhine) oluşmuştu . 1945 - 1991 tarihine kadar ana hatları ile devam eden bu doktrin ve dengesi , Sovyet Rusya'nın çöküşüyle farklı bir havaya bürünmüş , sermaye genişlemeye devam etmişti . Bu tarihten sonra sahipsiz kalan üçüncü dünya ülkeleri sermaye karşısındakini kazanımlarını iç savaşlarla , diktatörlük rejimleri ile sermayeye geri vermişti . O tarihten bu yana kapitalizm , liberalizm , kapitalist demokrasi hiç bir engel tanımadan yayılmaya devam etti ve yerkürenin tüm kültürlerine bulaştı . Aralarda Asya krizi ve dot.com gibi aksilikler yaşandı ama kapitalin kendi deyimleri ile küreselleşmemesi bu krizlerin dalgalarını diğer ülkelere vurmasına mani oldu , daha yerel kaldılar . 

 

2008 finansal kapitalizmin çuvallaması , kapitalizm için defodur . Sermaye doğası gereği büyümek ve birikim yapmak isterken üretilmemiş bir metanın , bunun oluşmamış değerinin çok çok üstünde türev enstürmanları sermaye piyasasına sürmüştür . Kar yarışı içine giren tüm sermaye grupları karma karışık sermaye araçlarını , bilançolarının aktif kısımlarına yazarak aslında riski bilmeden kat be kat arttırmıştır . Burada şunu söylemek istiyorum , eğer sizin pazardaki rakibiniz vergi kaçırıp maliyet avantajı sağlıyorsa sizin de rekabet edebilmek için aynı yola başvurmaktan başka çareniz yoktur . En nihayetinde sermaye piyasalarındaki çöküşle beraber bankaların iflas etmesi ama bu sefer krizin okyanus ötesi sermayedarlara bulaşmaması mümkün değildi . Kriz , ABD ' nin gevşek para politikası ile aşılmış gözüktü fakat kaçırılan bir nokta var bana göre . O da finansal kapitalizmin foyalarının olduğunun diğer çevre ülkeler tarafından gözden kaçırılmamış olması ve diğer ülkelere dünyayı yüzyıllardır talan eden ABD ' ye karşı meydan okuma şerefine ulaşmalarıdır. Hatta krize çözüm olarak getirilen ' devlet müdahalesi ' marksistlerin ABD ile maşak geçmesine neden olmuş ABD 'nin de karizmasına bir çizik atmıştır . 

 

2009 -2012 arası teşvikler ve genişleme ile 2008 öncesi F/K oranlarına ulamış olsa da ,  2012 den sonra ABD şirketlerinin karlılığı düşmüştür . Fakat hisselerinin yükselişi , F/K lar neredeyse 1929 krizi öncesi seviyelerine ulaşmıştır  . Bu gösterge kapıda bekleyen bir başka finansal krizin habercisidir bana göre . ABD 'nin 2008 den beri basıp gönderdiği parasının da geri çağrılacağını düşünürsek kriz olasılığı hiçte yabana atılacak bir durum değil . Şimdi bu durumu atlatmak için kapitalizm gelişmiş hesap yöntemleri ile bu yaklaşmakta olan krizi yine pansuman mı edecek ya da ilkel bir şekilde savaş ekonomisine mi evrilecek ?  

 

Kriz bana göre artık balçıkla sıvanamayacak durumda . Kim bilir belki de insanlık uzayda yerleşene kadar idare edebilir ama gerek ABD finansal kapitalinin iflası gerekse diğer çevre ülkelerin ekonomik olarak şahlanışı ve dengeden paylarını istemesi hatta muhafazakarlaşması savaş ihtimalini en olası seçenek olarak karşımıza çıkarıyor . 

 

Ben ikili ganyanımı ABD ve Çin olarak yazarım . Çin ,senelerdir ABD ' ye en fazla borç veren ülke konumunda ve zenginleştikçe militerleşme eğilimi güçleniyor . Ülkenin Japonya ile ikinci dünya savaşından kalan bir hesabı var . Ayrıca , Tayvan sorunu , Kore yarımadasındaki gelişmelerde taraf ülke pozisyonunda ve taviz vermiyor .Bunlar çok lokal pozisyonlar olsa da Çin'in ABD 'nin biraz daha zayıflamasıyla figuranlıktan eas oğlanlığa dönüşeceği aşikar.  ÇKP'de , Çinping'e tüm yetkilerini veren bir Anayasayı yeni oyladı . ABD ' nin merkantialist bir eğliimle gümrük duvarlarını yükseltmesine verilecek bir cevapları elbette olacaktır . 

 

Sonuç olarak , bu hareketlilik devam ettikçe bu senaryolar daha çok yazılır , çizilir . Mesela şahsen Diablo 3 den umudumu kesmiş ama mutluluğa ulaşmış biri olarak üçüncü dünya savaşı olasılığına olan kişisel öngörülerim artarak devam ediyor . Tarihe tanıklık etmenin zevki bir yana sermayenin paşa zevki için yoksul halkların cezalandırılması , ölümlerden ölümlere şahit olmak insaniyet namına utanç vericidir . Bu olası savaş sonrası insanlığın doğayla bir bütün halinde yaşayacağı , komünal sistemlerin tekrar hayata geçeceği bir medeniyet insanlık için kaçınılmaz bir sonuçtur .      


3 oyuncu getirdik. Bu 3 oyuncudan Maicon oynayarak geldi. Mariano aramıza katıldı. Yeni takımdan maçta bir kişi hazırdı. Şu anki realite bu. 7 antrenman yapıp, çıkarttığımız durum bu. Yeni bir takım kurarken, dikkatli olmalısınız. . 4-5 oyuncunun transferi ile mükemmel bir takım olacağız.

Bunun yorumunu ben yapmamam. Belki kötü bir hoca olduğumu düşünebilirsiniz. Bunu sadece sonuca bağlamamak lazım. Bahanesi yok. Ne konuşsam burada toz gibi kalacak.  Ama göreceksiniz ki Galatasaray çok güzel bir takım olacak. Yenerse iyi, yenilirseniz kötü hocasınız. Bu böyledir. Gerçekten çok üzgünüm

Prof.Igor Tudor (20.07.2017) 


#18 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 6.909 mesaj

Yayınlanma tarihi 28 Mart 2018 - 03:32 ÖS

Cumhuriyet Gazetesi'nde Ceyda Karan'ın Rusya, Putin ve ABD-İngiltere eksenli yorumlarını okumanızı tavsiye ederim. 


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#19 Ferhat Karaca

Ferhat Karaca

    Senior Member

  • Members
  • 22.200 mesaj

Yayınlanma tarihi 30 Mart 2018 - 09:12 ÖÖ

vay muhabbeti kaçırmışım amk.. kahvede maçın devre arasında politika yapan abiler gibi .. dur işleri topliim ben de geliim bari :)


Tomas Ujfalusi ‏ Nothing to say....we were great all...!!!


#20 Ferhat Karaca

Ferhat Karaca

    Senior Member

  • Members
  • 22.200 mesaj

Yayınlanma tarihi 30 Mart 2018 - 09:26 ÖÖ

Efenim ben mesleğim ekseninde inceden duhul edeyim.

 

 

Bu işler böyle yapılır çünkü dünya tarihi boyunca hep olduğu gibi kâr/maliyet oranı en yüksek emtia her zaman silahtır. Almanya için örnek vereyim; tanesi 4kg ve toplamda 60 ton ağırlığında çelik kullanılarak yapılan 15 bin adet Fissler düdüklü tencerenin satış fiyatı 3 milyon $ iken yine 60 ton çelik ile yapılan 1 tane Leopard 2 tankının fiyatı 10M$'dır... 

 

Endüstri 4.0, nam-ı diğer 4. sanayi devrimi Almanyanın Siemens önderliğinde Çinin artan nüfsu ve üretim gücüne karşın kendi endüstriyel hegemonyasını ayakta tutmak için başlattığı ana akım bir inovasyon sürecidir.Arkasındaki fikir de çok değerli bir emtianın icadına dayanır.. bytes and bits..

 

E4.0,artık aynı üretim gücünü 500 işçi yerine 100 işçi ile gerçekletirebilmek şeklinde pazarlansa da, aslen siemens ve almanyanın endüstrinin yeni anayasasını yazma kuderitinin hevesidr.Son 2 yılda aldığım E4.0 projesi toplamı önceki 10 yılın 2 misline ulaşmak üzere (bit işçileri ölümsüzdür).wasapların 80 milyarlara gittiği süreçte militarizmin ekonomik karşılığı, silah tüketiminden öte enerji ve hammadde odaklı dolaylı karları çok daha vurucu hale geldi..Nihayetinde rüzgar dı güneş ti ihtiyacın %15 lerine ulaşamıyor nükleer santralin yoksa veresiyeci bakkalsın..Haliyle Kırımın doğalgazı süriyenin petrolü değerini kaybetmeyen rantiye alanları olarak kavga sebebi olmaya devam edecektir..,

 

Lakin tank top ağırs anayi silahı satma meselesi yerini teknolojik yatırıma bırakmaya başlıyor..Teknokratlara ölüm yaşasın neokratlar..

Toprak hakimiyeti kimsenin umrunda değil

,


Tomas Ujfalusi ‏ Nothing to say....we were great all...!!!





0 kişi bu konuyu görüntülüyor

0 üye, 0 ziyaretçi, 0 gizli üye