İçeriğe git


Resim
- - - - -

Enteresan Kişilikler


  • Please log in to reply
17 replies to this topic

#1 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 20 Ekim 2017 - 11:58 ÖS

Ben biyografi okumayı seven bir insanım. Dünya tarihine ama öyle ama böyle geçmiş çok sayıda kişi var. Bunlara çoğunlukla muhtelif gazetelerin internet sitelerindeki galeriler üzerinden ulaşıyorum. Bunlar herkesin ilk etapta aklına gelebilecek, dünyaca ezbere bilinen isimler değiller.

Aklınıza gelen ve yaptıkları, yaşadıkları, başlarına gelenler vs. ile sizi etkileyen kişiler kimlerdir?

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#2 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 12:05 ÖÖ

Dr. Leonid Rogozov enteresan bir insan mesela benim için.

 

SSCB vatandaşı. 1961 yılında Sovyetlerin Antartika araştırma biriminde görevliyken hastalanıyor. Kendisini muayene ediyor ve apandisit teşhisi koyuyor. En yakın hastane 1600km. uzakta olunca iş başa düşüyor. 2 kişinin (doktor değiller) yardımıyla kendi kendisini lokal anestezi kullanarak ameliyat ediyor. Apandisit görece kısa bir ameliyat olmasına karşın kendi kendini opere ettiğinden 2 saat sürüyor. Self-surgery tabir edilen, kendi kendini opere etme konusunda örnek vakalardan birisidir. 


  • Yasin Karabulut bunu beğendi

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#3 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 12:25 ÖÖ

David Philippe Vetter

 

Çok acıklı bir hikayesi var David Vetter'ın. Namı diğer "David, the bubble boy"

 

David Vetter'ın ailesini 1 kız çocukları var. İkinci çocuğa sahip oldukları zaman çocuklarını kaybediyorlar. Sonradan öğreniliyor ki SCID denilen bir bağışıklık yetmezliği hastalığından muzdarip bu 2. çocuk. Her doğumda risk %50-%50. Ya temiz doğuyorsun ya yetmezlikle. Doktorlar ne yapıyor ediyor aileyi çocuk sahibi olma konusunda ikna ediyorlar. Burada dönemin doktorlarının deney yapma ve bu hastalıkla mücadele etme ve çare üretme isteği de var tabi.

 

O dönem için bu hastalıktan korunmanın tek yolu izole ve steril ortamda yaşamak. David Vetter doğuduğu andan itibaren balondan imal bir kapsüle alınıyor. Beslenmesinden, alt bezine kadar her şey bu kapsülün içerisinde gerçekleştiriliyor. Öyle ki Katolik bir ailenin çocuğu olması nedeniyle ailesi vaftiz talep edince, sterilize edilmiş, kutsal su ile vaftiz ediliyor. Doktorların ana hedefi kemik iliği implante ederek bu çocuğu hayata bağlamak. Ancak ablasının kemik iliği uyuşmayınca işler sarpa sarıyor. Alternatif bir tedavi yöntemi de bulunamadığı için David Vetter izole dünyasında kalıyor. 

 

Bu çocuk ne yazık ki 4 yıl kadar bu balondan imal ortamda yaşıyor. Bu süre zarfında normal dünyaya adapte edilebilmesi için çevresinde insanlar bulunuyor. TV izlemesi sağlanıyor vs. Ancak çocuk gittikçe büyüyor ve sonunda dış dünya ile temas etmek arzusu ortaya çıkıyor. Kahramanımız NASA devreye giriyor ve David Vetter için özel bir kıyafet tasarlanıyor. Yanılmıyorsam bu kıyafeti sadece 7-8 kez kullanabiliyor. Ancak hiç değilse evin içerisinde yürümek neymiş bu keyfi yaşıyor. 

 

Sonuç olarak 12 yıl sonunda ne uygun donör bulunabiliyor ne de alternatif bir tedavi yöntemi. Nedenini bilemiyorum ancak uymasa da ablasından kemik iliği transferi deneniyor. Vücut kemik iliğini reddetmiyor. Buna karşın Eppstein Bar ablasından, Vetter'a geçiyor. Vetter hayatını kaybediyor.

 

Ben ilk okuduğum zaman bu çocuğu etkilenmiştim ancak yazıda kalmıştı bir çok şey. Fotoğrafları görünce insan çok olumsuz etkileniyor. 

 

bubbleboy12.jpg

 

space-suit.jpg

 

 

s-8544aac5eeb7a8868a0c2551a61df16c9c7e67


  • Saunders ve Yasin Karabulut bunu beğendi

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#4 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 8.991 mesaj
  • LocationIstanbul

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 08:14 ÖÖ

David Philippe Vetter

Çok acıklı bir hikayesi var David Vetter'ın. Namı diğer "David, the bubble boy"

David Vetter'ın ailesini 1 kız çocukları var. İkinci çocuğa sahip oldukları zaman çocuklarını kaybediyorlar. Sonradan öğreniliyor ki SCID denilen bir bağışıklık yetmezliği hastalığından muzdarip bu 2. çocuk. Her doğumda risk %50-%50. Ya temiz doğuyorsun ya yetmezlikle. Doktorlar ne yapıyor ediyor aileyi çocuk sahibi olma konusunda ikna ediyorlar. Burada dönemin doktorlarının deney yapma ve bu hastalıkla mücadele etme ve çare üretme isteği de var tabi.

O dönem için bu hastalıktan korunmanın tek yolu izole ve steril ortamda yaşamak. David Vetter doğuduğu andan itibaren balondan imal bir kapsüle alınıyor. Beslenmesinden, alt bezine kadar her şey bu kapsülün içerisinde gerçekleştiriliyor. Öyle ki Katolik bir ailenin çocuğu olması nedeniyle ailesi vaftiz talep edince, sterilize edilmiş, kutsal su ile vaftiz ediliyor. Doktorların ana hedefi kemik iliği implante ederek bu çocuğu hayata bağlamak. Ancak ablasının kemik iliği uyuşmayınca işler sarpa sarıyor. Alternatif bir tedavi yöntemi de bulunamadığı için David Vetter izole dünyasında kalıyor.

Bu çocuk ne yazık ki 4 yıl kadar bu balondan imal ortamda yaşıyor. Bu süre zarfında normal dünyaya adapte edilebilmesi için çevresinde insanlar bulunuyor. TV izlemesi sağlanıyor vs. Ancak çocuk gittikçe büyüyor ve sonunda dış dünya ile temas etmek arzusu ortaya çıkıyor. Kahramanımız NASA devreye giriyor ve David Vetter için özel bir kıyafet tasarlanıyor. Yanılmıyorsam bu kıyafeti sadece 7-8 kez kullanabiliyor. Ancak hiç değilse evin içerisinde yürümek neymiş bu keyfi yaşıyor.

Sonuç olarak 12 yıl sonunda ne uygun donör bulunabiliyor ne de alternatif bir tedavi yöntemi. Nedenini bilemiyorum ancak uymasa da ablasından kemik iliği transferi deneniyor. Vücut kemik iliğini reddetmiyor. Buna karşın Eppstein Bar ablasından, Vetter'a geçiyor. Vetter hayatını kaybediyor.

Ben ilk okuduğum zaman bu çocuğu etkilenmiştim ancak yazıda kalmıştı bir çok şey. Fotoğrafları görünce insan çok olumsuz etkileniyor.

bubbleboy12.jpg

space-suit.jpg


s-8544aac5eeb7a8868a0c2551a61df16c9c7e67


ilk kez hayatimda duydum
cok trajik gercekten :(
fotograflar ic parcalayici

#5 Saunders

Saunders

    Desmondo

  • Members
  • 7.321 mesaj

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 09:12 ÖÖ

Sabah sabah dağıldım...İnsan bir evlat sahibi olunca daha da iç parçalıyor bu tarz şeyler :/

 

Sanki ben bununla alakalı bir film izledim gibime geliyor bu arada...


Dean...

#6 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 8.991 mesaj
  • LocationIstanbul

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 09:53 ÖÖ

Sanki ben bununla alakalı bir film izledim gibime geliyor bu arada...


The Boy in the Plastic Bubble

#7 Ferhat Karaca

Ferhat Karaca

    Senior Member

  • Members
  • 23.141 mesaj

Yayınlanma tarihi 21 Ekim 2017 - 10:01 ÖÖ

Ünlü mimar futurist Jaque Fresco ..

Zeitgeist belgeseli ve Venus Projesi ile tanınıyor.Bu adamı fikirlerini anlatmak çok zaman alır ama gerçekten güncel sorunlara sosyal mimari çözümler arayan ,geleceğin kentleri ve sosyal yaşamının modellemeye çalışan ve bunu hümanizm ekseninde yapan çok önemli bir adam.


Tomas Ujfalusi ‏ Nothing to say....we were great all...!!!


#8 frodo41

frodo41

    Senior Member

  • Members
  • 4.683 mesaj

Yayınlanma tarihi 22 Ekim 2017 - 11:20 ÖS

Starbucks’i kuran adam Howard Schultz ve Steve Jobs benim çok ilgimi çekmişti dahi seviyesinde başarılı insanların en önemli özelliklerinden birinin inatçı olma olduğunu düşünürüm,

Ayrıca Lincoln , Da Vinci , Newton çok ezber bozan insanlar.
We fucking played great the whole season. Johan Elmander 13.May.2012

#9 del piero10

del piero10

    Senior Member

  • Members
  • 4.541 mesaj

Yayınlanma tarihi 23 Ekim 2017 - 02:07 ÖS

günümüzün tesla'sı da bu abimiz muhtemelen.

 

https://www.instagra.../p/BZnVfWxgdLe/


galatasaray ulan..

#10 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Ocak 2018 - 07:56 ÖÖ

Sofia Ivanovna Blyuvshtein

 

Nam-ı diğer Sonya Golden Hand. Dünyanın sayılı hırsızları arasında gösterilen bir kadın kendisi. Yaşadığı dönem itibariyle sadece zenginlerden çalan ve bu nedenle Robin Hood vari bir ün kazanarak halk kahramanı olmuş kendisi. Ana uzmanlık alanı mücevher soygunu yapmak ablamızın. El çabukluğu gibi işleri halledebilmek için aşırı uzun tırnakları olduğu, tırnaklarının altına mücevherleri gizleyerek çaldığı ispatlanmış bir gerçek. 5 dil biliyor. Dönemin standartlarına göre güzel bir kadın. Ancak şaşalı da bir güzelliği yok. Seducer (bu kelimeye tam bir Türkçe karşılık yok sanıyorum) olarak ifade edilmiş bir çok kaynakta.

 

Yaptığı operasyonlar içerisinde meşhur olmuş 3-4 tane işi var. Ancak en enteresan olanı şu şekilde gerçekleşmiş.

 

Ablamız hedeflediği kuyumcuya lüks kıyafetlerle gider. Ünlü bir psikiyatristin eşi olarak kendisini tanıtır. Bir sürü mücevheri inceler ve bazılarında karar kılar. Sonrasında üzerinde para olmadığını, akşam evine getirilmesini istediğini, eşinin parayı evde ödeyeceğini söylerek ayrılır. Akşam olduğu zaman kuyumcu, verilen adrese mücevherlerle birlikte gider. Sonya mücevherleri takmak istediğini söyleyerek alır. Başka bir odaya geçer. Kısa süre sonra odaya birisi girer. Giren kişi ev sahibi olan psikiyatrdır. Psikiyatr, karşısındaki kuyumcudan ne istediğini sorar. Kuyumcu eşiyle ilgili itifatlar yapar, ne kadar zevkli bir kadın olduğunu söyler ve verdiği mücevherlerin parasını talep eder. Hemen ardından odaya bir grup sağlık uzmanı girerek kuyumcuyu yakalarlar. Bağlar ve akıl hastanesine götürürler. Elbette Sonya yok ortalarda. Çoktan evden çıkıp gitmiştir.

 

Daha sonradan anlaşılıyor ki Sonya psikiyatristin evine, kuyumcu gelmeden kısa süre önce gelerek psikiyatristle görüşür. Kuyumcuyu eşi olarak tanıtır. Eşinin mücevherlerle alakalı olarak kafayı bozduğunu, tedavi edilmesi gerektiğini söyler. Peşinen tedavi masraflarını öder. 

 

Sonya'nın mezarı bugün Rusya'da başsız bir heykelin altında olduğu iddia ediliyor. Gerçekten orada yatıp yatmadığı belli değil. Ancak bir çok kişiye ilham veren eski bir suçlu olarak ziyaret ediliyormuş. Hatta bazı hırsızların, planladıkları işleri için manevi yol gösterici olması için kendisine dua ettikleri söyleniyor. 

 

Bu da ablamızın görseli.

 

hqdefault.jpg


  • Yasin Karabulut bunu beğendi

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#11 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Ocak 2018 - 08:38 ÖÖ

Albert Spaggiari

 

Bu da bir başka ünlü hırsız. Hırsızlık kariyerine sevgilisine pırlanta hediye etmek için başlıyor. Enteresan bir adam. Bu icraatından sonra 1976 yılına kadar bir başka hırsızlığı yok. Ordu da kaydı var. Paraşütçü olarak görev almış. Cezayir savaşına katılmış vs. OAS isimli Cezayir'de Fransız nasyonalizmini savunan ve Cezayir'in Fransa'dan kopuşunu engellemek için çalışan örgütte aktif olarak görev aldığı iddia ediliyor.

 

1970'li yıllarda Fransız bankaları girilemez diyerek kendilerini pazarladıkları güvenli kasalara sahipler. Bankalar aşırı şekilde kendilerine güveniyorlar. Bu dönemde Spaggiari yaşamakta olduğu orta sınıf yaşamından sıkılıyor ve önüne bir fırsat geliyor. Nice şehrindeki Société Générale bankasının bağlı bulunduğu kanalizasyonların devre dışı kaldığı haberi çıkıyor. Bunun üzerine planını yapıyor. Zeki adam vesselam ilk hamlesi çok yüksek ses çıkartan bir alarmlı saat almak. Hemen ardından soymayı planladığı bankaya giderek bir kiralık kasa talep ediyor. Alarmlı saati gece 00.00'da ötecek şekilde kuruyor ve kasaya koyarak bankayı terk ediyor. Burada amacı kasanın sismik veya sese duyarlı olup olmadığını anlamak. Saat alarmı çaldığı zaman herhangi bir banka alarmı aktive olmayınca harekete geçiyor. Marsilya'dan bir grup profesyonel hırsızla anlaşıyor. Ortaklık kuruyor. Kanalizasyon hatlarından ilerleyerek 8 metrelik bir tünel kazıyorlar. Burada enteresan bir nokta daha var. Ortaklık kurduğu profesyonellere bazı kurallar koyuyor. Çalışırken kahve içmek, alkol almak yasak. Günde 10 saat mutlaka uyumaları gerekiyor. 

 

En nihayetinde tünel çalışması bitiyor. Haftasonu ile birleşen Bastille Günü'nde kasaya giriyorlar. 3 gün süresince kasada 400 kiralık kasayı açıyorlar. Tahmini olarak 60milyon Fransız Frangı nakit para, hisse senetleri, bonolar, tahviller ve mücevherlerle birlikte çıkıyorlar kasadan. İddia odur ki Spaggiari adamlarına kasaya girdikten sonra şarap ve yemek getiriyor. İçeride piknik yapıyorlar ve iddia değil, gerçek ayrılırken duvara şunu yazıyorlar. "without weapons, nor hatred, nor violence" (silahsız, ne nefret ne de şiddet) 

 

Elbette yakalanmışlar. Partnerlerden birisi, bir şekilde konuşmuş. Tüm ekibi polis toparlamış. Spaggiari başlarda suçunu inkar etmiş. Ortada sadece birisinin tanıklığı var. Ancak baktı çıkış yok, ufak ufak kabul etmeye başlamış. En sonunda elinde net bir belge olduğunu, bu belgeyi sunarak suçu ispatlayacağını söyler. Uydurma bir belge çıkar ortaya. Belge şifreli bir metindir. Hakim bununla uğraşırken mahkeme salonunun camında aşağıya atlar. Bir arabanın üzerine düşer ve az ileride kendisini bekleyen şoförlü motorsiklete binerek kaçar. Bir daha da yakalanamaz. Ömrünün geri kalanında Arjantin'de yaşadığı iddia ediliyor. Ayrıca CIA kayıtlarına göre Şili'de DINA (Pinochet'nin gizli polis örgütü) adına çalışmış.

 

Paralar, hisseler, mücevherlere gelirsek. Hiç birisi bulunamamış. 

 

Edit : Mahkeme salonundan aşağıya atladığı zaman üzerine düştüğü arabanın sahibinin posta kutusuna masraflarını karşılaması için bir ödeme çeki gönderildiği de iddialar arasında. Garip detay. Es geçmeyelim :)


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#12 Saunders

Saunders

    Desmondo

  • Members
  • 7.321 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Ocak 2018 - 08:56 ÖÖ

Çiftlik bank olayını bilmeyen varmı bilmıyorum ama 25 yaşında adam yeni nesil jet fadıl resmen :) Baya baya vurgun yaptı,yapmayada devam ediyor...50-60 bin tl kredi çekip oyuna giren var...

 

2016-2017 arasında 77 bin uyeden 511 milyon TL para toplamış...Sistem devam etsin,çark dönsün diye 300 milyonunu üyelere dağıtmışlar...Kalan 200 milyon'u vergiden yırtmak için kıbrısa kaçırmıslar :)

 

Öyle bir sistem kurmuski adam çakma çiftlik açılış törenlerı falan düzenleniyor youtube da videoları var açılışların :)

 

Spk duruma el attı,incelemeye girdi...Adamın sırf kendi kişisel hesaplarında 22 milyon türk lirası varmış...Karısının hesabında 3 milyon turk lirası...

 

Sistem şu şekilde işliyor genel olarak;

 

 

Oyuna ücretsiz olarak üye oluyorsunuz ve size bir adet tavuk, ambar ve depo veriliyor. Tavuğunuz için yem alarak üretim yapmasını sağlıyorsunuz. 1 yıl boyunca bu tavuk size üretim yapıyor üretim yaptıkça kazanıyorsunuz... Oyunda ne kadar fazla yatırım yapar yani ne kadar fazla hayvan satın alırsanız kazancınız o kadar katlanıyor...

 

 

hqdefault.jpg


Dean...

#13 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 03 Ocak 2018 - 11:56 ÖÖ

Vasily Zaytsev herhalde keskin nişancılar içerisinde en meşhur isimlerin başında geliyor. Sadece iyi bir nişancı olması, konfirme edilmiş kimi kaynaklara göre 225 kimisine göre 247 asker öldürmüş olması bir yana Enemy At The Gates filmi ile çok geniş kitleler tarafından tanınmış bir Sovyet Halk Kahramanıdır. Ancak filmde konu edildiği gibi anti-sniper uzmanı Erwin König diye bir adam yok aslında. Erwin König, Alman ordusunda görev yapan bir keskin nişancı ve Stalingrad savaşı süresince Zaytsev ile aralarında bir rekabet oluşuyor. Bir o öldürüyor, bir bu öldürüyor. En sonunda Zaytsev ile aynı çarpışma sahasında denk geliyor König. Tahmin edebileceğiniz gibi mücadeleyi kazanan Vasily Zaytsev oluyor. Anı olarak König'in dürbününü alıyor. Zaytsev mükemmel bir keskin nişancı olmasına karşın enteresan bir kişilik değil. Film ile namı daha da yayılmış bir savaş kahramanı sadece.
 
Ancak birisi var ki keskin nişancılık tarihinde tartışmasız, tüm kaynaklar 1 numara olarak gösterilir.
 
Simo Häyhä
 
1365969154283_1_large.jpg?preset=article
 
Simo Häyhä, Finlandiyali çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğar. Çiftçilik ve avcılık yaparak yaşamını sürdürürken 1939-1940 Kış Savaşı'nda (Winter War) orduda görev alır. Öldürdüğü asker sayısı ile alakalı olarak çok sayıda çelişkili veri var. Öncelikle bu sayıyı 2 aşamada değerlendirmek lazım. Öldürdüklerinin bir kısmını keskin nişancı tüfeği ile diğer bir kısmını ise hafif makineli tüfekle başarıyor. Hafif makineli tüfekle öldürdükleri konusunda tartışma daha az. Kaynakların çok büyük kısmı hafif makineli tüfekle 200 asker öldürdüğünü yazıyor. Keskin nişancı tüfeği ile öldürülenlerde ise konfirme edilmiş rakamlar dahi tam olarak tutmuyor.
 
Finlandiya Ordu kaynaklarına göre 259
Batı askeri kaynaklarına göre 505
 
Kısacası 250-500 aralığında keskin nişancı tüfeği ile, 200 kişiyi hafif makineli tüfek ile olmak üzere 450-700 kişiyi öldürdüğü tahmin ediliyor. Bunlar elbette konfirme edildiği söylenen rakamlar. Simo Häyhä'nın öldürdüğü Sovyet askerleri Sovyet tarafında olduğu için her öldürdüğü konfirme edilemiyor. Konfirme edilemeyen ancak yapılan tahminlere göre sadece keskin nişancı tüfeği ile 800 asker öldürdüğünü iddia edenlerde var. İddialardan hareket edersek Kış Savaşı'nda öldürdüğü asker sayısı 1000 asker. İster konfirme edilenlerden ister iddialardan gidilsin tüm bunları 100 günden kısa bir zaman diliminde yapması zaten bu adamın nasıl bir efsane olduğunun göstergesi.
 
Savaşın başlangıcında meydana gelen ölümleri Sovyet tarafı savaş aşamasında kabul edilebilir asker kaybı olarak görüyor. Ancak tüm bu ölümlerin 1 tane keskin nişancı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılınca Sovyet tarafından hamle geliyor. Belki Vasily Zaytsev'i öldürmek için bir anti-sniper gönderilmedi ancak Simo Häyhä için anti-sniper gönderiliyor. Ölüsü geri gelince 5 kişilik bir anti-sniper timi ile pusuya düşürülmeye çalışılıyor. Hepsi ölü olarak geri gelince, Sovyet ordusu arazi taraması için tabur gönderiyor. Sonuç alınamıyor. En sonunda Simo Häyhä'nın bulunduğu arazi komple top atışına ve uçakla bombardımana tabi tutuluyor. Öldürebildiler mi? Ölmüyor. Savaşın sonuna doğru bir Rus askeri tarafından vuruluyor. Ağır yaralı olarak, yüzünün yarısı parçalanmış bir şekilde hastaneye kaldırılıyor. Savaşın son gününde kendisine geliyor. 2 yıllık bir süre sonunda tamamlen iyileşir ve taltif edilir. 2002 yılında 96 yaşındayken sağlık sorunlarına bağlı olarak öldü.
 
Simo Häyhä'yı enteresan kılan bazı özelliklerine gelirsek
-Keskin nişancı dediğimiz adamın dürbünü olur. Simo Häyhä dürbünsüz, tüfeğinin demir nişangahını kullanarak atış yapan bir tarza sahip. Bunun nedeni Simo Häyhä'nın dürbünle atış yapması halinde, yerde atış pozisyonunda daha yüksek konum almak istemiyor olması. Hedef küçültmek arzusu.
-Komple beyaz giyiniyor. Zaten ortalık karlı. Tamamen beyaz da giyinince arazide gözükmüyor. Daha sonra bu kamuflaj lakabına da esin kaynağı oluyor. White Death (Beyaz Ölüm)
-Tüfeğinin namlusunun önüne de kar koyuyor ve bunun arkasından atış yapıyor. Amaç yine aynı gözükmemek isteği.
-Saldırı için pozisyon aldığı zaman ağzında mutlaka kar oluyor. Ortam aşırı soğuk olduğu için nefesinin buharının gözükmesini engellemeye çalışıyor.
 
Son olarak bu amcamın bu işleri başardığı tüfeği
 
IMG_0803.JPG

  • winner bunu beğendi

IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#14 Ibrahim

Ibrahim

    Senior Member

  • Members
  • 6.621 mesaj

Yayınlanma tarihi 04 Ocak 2018 - 10:42 ÖS

Hindistan'a gidersen milyonlarca enteresan kişilik bulabilirsin :)


TT Arena Delisi

#15 treflex

treflex

    Senior Member

  • Members
  • 1.012 mesaj

Yayınlanma tarihi 15 Ocak 2018 - 09:25 ÖS

William James Sidis

William James Sidis’in zeka seviyesi, ortalamanın 100 kabul edildiği zeka testlerine göre 300’ün üzerindeydi ama o, hayata tutunamayı başaramadı.

Dinsel ve siyasal sebeplerle anayurtları Rusya’yı terk etmek zorunda kalan Yahudilerden Boris ve Sarah Sidis, İlk kez Newyork Limanı’nda ayak bastıkları yeni topraklara uyum sağlamakta güçlük çekmedi. Boris ,Harvard’da psikoloji profesörü oldu, Sarah Tıp tahsili yapan ender kadınlar arasına girdi.

1898 Nisan’ının ilk günü oğulları William James Sidis doğdu.William altı aylıkken bazı kelimeleri söyleyebiliyor, sekiz aylık olduğunda alfabedeki tüm harfleri tanıyabiliyordu.Sidis çifti öğrettikleri her şeyi bir sünger gibi emen bu çocuğun bir dahi olacağına inanıyordu. Sarah kariyerini bırakarak tüm zamanını onun eğitimine adadı.

1.5 yaşında günlük gazeteleri okuyabilen William, 5 yaşına geldiğinde sıradışı yetenekleri basının ilgisini çekmeye başladı.William o sırada Latince, Yunanca, Rusça, Fransızca, Almanca, ve İbranice öğreniyordu.Altı yaşında gramer okuluna başladı.Altı ay geçmeden lise seviyesine ulaşmıştı.Dahi çocuğun başarıları Newyork Times’ın ilk sayfalarında yer buluyor, teorilerini kanıtlayan Boris ve Serah kuşkusuz gurur duyuyordu.Fakat dehanın ne kadarının doğuştan geldiğini, ne kadarının sonradan kazanıldığı konusu tartışmalıydı.Eğitim dehanın gelişimine ne katkı yaparsa yapsın bunun doğal bir alt yapısı olduğu açıktı.

Dokuz yaşında Harvard sınavlarını kazanan William, üniversite eğitimi için yeterli duygusal olgunluğa erişemediği gerekçesiyle geri çevrildi.Bu sırada geçmişten ya da gelecekten herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe geldiğini zihinden hesaplayabiliyordu.

Matematik kitaplarındaki hataları düzeltiyor ve dil öğrenmeye devam ediyordu. William 11 yaşındayken Harvard’a kabul edildi.Bir yıl sonra aynı üniversitenin profesörlerine iki saatlik bir konferans verecek, ardından 20.y.y’ın en büyük matematikçilerinden biri olmaya aday gösterilecekti.

16 yaşında Harvard’dan mezun oldu.Şöhreti arttıkça daha çok içine kapanıyordu.Çünkü kalabalıktan nefret ediyordu.Houston’daki Rice Üniversitesi’nde matematik dersleri vermeye başladı.Fakat önlenemeyen şöhreti öğrencileriyle arasında büyük bir engele dönüşüyordu.Çok geçmeden işi bıraktı.Harvard’a dönüp hukuk okumaya başladı.Ne var ki hukuk ona göre değildi.

1919’da William yeniden gazete manşetlerindeydi fakat konu bu kez farklıydı.Sosyalist hareketin içinde bir gösteriye katılmış ve tutuklanmıştı.Bu dava muhalif fikirlerinin su yüzüne çıkmasına,gözden düşmesine neden oldu.

Onu hapse girmekten kurtaran ailesi bir yıl boyunca gözlerden uzak kalmasını sağladı.Doğu yakasına döndüğünde artık kalifiye olmayan işlerde çalışıyor, tanındığını farkedince iş değiştiriyordu.

Yalnız kalabilmek için büyük çaba sarfediyordu.Bazıları kendi ismiyle, bazıları takma isimle Birkaç kitap yazdı. 1925’te önemli bir kozmoloji kitabı yayımladı.Bu arada yıllardır biriktirdiği tramvay bileti koleksiyonuna devam ediyordu.

Basın William’ın bırakmıyordu; o artık tutunamayanlardan biri, gazeteciler için eşsiz bir hikaye ve yeniden ilgi odağıydı.Yükselişi kadar, düşüşü de merak uyandırıyordu.1 Nisan doğumlu William’ın yaşadığı dram 1 Nisan şakası olarak adlandırılıyordu.

10944’te bir Temmuz günü polisi arayan ev sahibi Sidis’i yerde şuursuz yatarken bulduğunu haber verdiğinde 46 yaşındaydı ve bir daha uyanamayacaktı.11 yaşında üniversite de ders veren, 40 yabancı dili mükkemmel konuşan dahi, Boston’da işsiz ve metaliksiz ölmüştü.Bazıları onu kişisel projelerine dönüştüren ailesini suçladı, bazıları da inzivaya çekilmekten başka seçenek bırakmayan gazetecileri…

William Sidis, tutunamayışının sebepleri ne olursa olsun, gelmiş geçmiş en yüksek zeka olarak kabul edilir.
  • duman, frodo555 and InSoMNiAsTaN bunu beğendi

#16 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 16 Ocak 2018 - 10:17 ÖÖ

Bu tür üstün zekalı insanlar hayatta çok büyük zorluklar yaşıyorlar. Yüksek bir zekayı yönlendirmek de zor. Bu insanların hayata adapte olabilmeleri daha da zor. İçine kapanma sanıyorum kaçınılmaz bir son. Çevrenizdeki ortalama zeka seviyesindeki herkesin, sizin standardınıza göre düşük zekalı bir yerde konumlandığını. Konuşacak, paylaşacak, bir fikir üzerine tartışabileceğiniz birisini bulamıyorsunuz. 

 

Hiç duymamıştım adını. Treflex'in mesajının üzerine biraz da ben araştırma yaptım. Vendergood isimli bir de dil yaratmış bu adam. Bunu yaptığında 8 yaşındaymış.  :blink:


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#17 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 8.991 mesaj
  • LocationIstanbul

Yayınlanma tarihi 27 Nisan 2018 - 09:01 ÖÖ

Çiftlik bank olayını bilmeyen varmı bilmıyorum ama 25 yaşında adam yeni nesil jet fadıl resmen :) Baya baya vurgun yaptı,yapmayada devam ediyor...50-60 bin tl kredi çekip oyuna giren var...

 

2016-2017 arasında 77 bin uyeden 511 milyon TL para toplamış...Sistem devam etsin,çark dönsün diye 300 milyonunu üyelere dağıtmışlar...Kalan 200 milyon'u vergiden yırtmak için kıbrısa kaçırmıslar :)

 

Öyle bir sistem kurmuski adam çakma çiftlik açılış törenlerı falan düzenleniyor youtube da videoları var açılışların :)

 

Spk duruma el attı,incelemeye girdi...Adamın sırf kendi kişisel hesaplarında 22 milyon türk lirası varmış...Karısının hesabında 3 milyon turk lirası...

 

Sistem şu şekilde işliyor genel olarak;

 

 

Oyuna ücretsiz olarak üye oluyorsunuz ve size bir adet tavuk, ambar ve depo veriliyor. Tavuğunuz için yem alarak üretim yapmasını sağlıyorsunuz. 1 yıl boyunca bu tavuk size üretim yapıyor üretim yaptıkça kazanıyorsunuz... Oyunda ne kadar fazla yatırım yapar yani ne kadar fazla hayvan satın alırsanız kazancınız o kadar katlanıyor...

 

 

hqdefault.jpg

http://www.milliyet....gundem-2656823/


  • duman bunu beğendi

#18 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 8.329 mesaj

Yayınlanma tarihi 27 Nisan 2018 - 09:27 ÖÖ

Bak bu adam enteresan ötesi bir kişilik işte. Gerçi kişiliksiz. :)

 

Ben hala bu adamın bu organizasyonu kendi başına yaptığına inanmıyorum. Bu olayın arkasında başka birileri var. Tosunu surat olarak kullandılar gibi geliyor bana.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?





0 kişi bu konuyu görüntülüyor

0 üye, 0 ziyaretçi, 0 gizli üye