İçeriğe git


Resim
- - - - -

Ramazan Boyunca Kuran Sohbeti


  • Please log in to reply
2 replies to this topic

#1 alisamiyen

alisamiyen

    Senior Member

  • Members
  • 2.025 mesaj

Yayınlanma tarihi 08 Haziran 2016 - 12:18 ÖÖ

Herkese hayırlı Ramazanlar....Öncelikle Bu mübarek ayda 1 ay önce doğan (erken doğum) ama hastanede yoğun bakımdan henüz çıkamayan prematüre ikiz yeğenlerim için hepinizin dualarına talibim....

 

Forum tarihinde bir ilk olsun...Sakız çiğnemenin orucu bozup bozmadığından sıkıldıysanız Ramazan süresince vakit buldukça bir şeyler paylaşmayı isterim...Olabildiğince Kuran'daki Din'i, Kuran'daki Peygamberi anlatmaya çalışacağım...

 

Haftada üç vardiya çalışıyorum ve bugün yarın izin günüm...Fırsat buldukça yazarım...

--------------------------------------

Bu gece Kader ile başlayalım....

 

KADER NEDİR ?

 

Kader ''ÖLÇÜ'' demek...Allah, yarattığı canlı / cansız her varlığa bir ölçü tayin etmiş...Tüm yaratılmışlar kendilerine Allah tarafından uygun görülmüş ölçüye göre varlıklarını sürdürüyorlar...Kuran'daki ayetlerde Ölçü olarak kullanılmıştır...

Her şeyi yaratan ve bir ölçüye göre düzenleyen Allah'tır"
(Furkan / 2)
" Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık"
( Kamer / 49 )

 

Sadece insandan, canlılardan değil, Ay ve güneş'in belirlenmiş ölçülere göre seyretmeleri, yer ve göklerin durumu, evrenin genişlemesi gibi örneklerde verilebilir...

İnsanın kaderi de ''SEÇMEK'' olarak tayin edilmiş. İnsan kendi seçimleri ile hareket eden bir varlık, insana konulan ölçü de işte bu seçme eylemi...

İyi ve kötüyü ayırt etme yetisine sahip her insan isterse iyiyi, isterse kötüyü seçer...İnsan iyiyi seçerse Allah iyiyi, kötüyü seçerse de kötüyü yaratıyor...Çünkü imtihan etmenin temel şartı seçim yapma özgürlüğüdür...Seçimin olmadığı yerde imtihandan bahsedilemez...İmtihanın olmadığı yerde de cennet ve cehennem gibi ödül ve cezalar olmaz...

 

İnsan sonucu önceden belirlenmiş bir senaryoda rolünü oynayan bir figüran değildir...Allah senaryoyu yazmış ama rolleri dağıtmamıştır...İnsanlar kendi tercihlerine, seçimlerine göre hangi rolü istiyorlarsa o rolü alırlar... İnsanın başına gelecekler değil başına gelmiş olanlar melekler vasıtasıyla yazılarak kaydedilir yani eylem gerçekleşmeden önce değil gerçekleştikten sonra kayda alınmış bir yazıdan bahsedilebilir...Gelenek olmuş Kader inancı ile Kuran'daki kaderin bütün farkı budur... Peki Allah bilmiyor mu ?

 

Elbette Allah ''EZELİ'' , ''EBEDİ'' ve ''ALİM'' sıfatlarına sahip olduğu için yarattığı kulunun nasıl davranacağını bilir fakat kulunun davranışını belirlememiştir...Kul kendi iradesi ile davranışını belirler ve Allah imtihan gereği o iradeye uygun hareket eder...Allah'ın, kulun nasıl davranacağını bilmesi o davranışa müdahil olması demek değildir...Zaman ve mekan gibi kavramlar bizler içindir.. Allah bunlardan münezzehtir...Biraz daha açmak gerekirse Allah kulunun seçeceği, tercih edeceği filiin eylemin yaratıcısıdır iyi/kötü veya doğru / yanlış her ikisini de yaratan Allah'dır ama seçim kulunundur...Allah kulunun yapacağı seçimin sonucunu da bilir...Bilmesi yaratıcılığının bir gereği olduğu gibi belirlememesi de yaratıcılığının bir gereğidir...Hatta bütün yaşamının seceresini o yaşarken de bilir...Kulunun davranışını ve sonuçlarını bilmekle beraber onu belirlemiş olsaydı insanoğluna sorumluluk ve imtihan yüklemesinin bir anlamı kalmazdı...Bu da insanı imtihan etmekten daha çok zulme dayanırdı ki, Allah zulümden arınmıştır...

 

İnsanoğlu, kendinden kaynaklanan günahları,hataları, noksanlıkları fatura edecek yer aramış ve bu faturayı kader diye Kuran'daki tanımından ayrı uydurduğu günah keçisine yüklemiş. Kendi seçimleri sonucunda başına gelen musibetleri öz eleştiri yaparak anlamamış, bunları Allah'a mal etmiş... ''Kadercilik'' insanın kendi hatalarını örtmek ve bahane bulmak adına kullandığı argümandan farklı bir duruma gelmemiş...Bazen ''kader utansın'', bazen de ''Kaderim buymuş'' demiş..Bu bahis, İslamlaşamayan ama İslam'a hakim olmuş Muaviye, Yezid gibi Emevi krallarının kendi zulüm ve pisliklerini örtmek adına halkı uyutmak için saraylarda ve halk arasına uydurdukları bir takım rivayetlerle gelişmişti...Hz.Hüseyin'in şehit edilmesinde ''Onu biz öldürmedik, o kaderine yürüdü, onu Allah öldürdü.'' diyerek en üst perdeye ulaşmış bir süreçti ve geleneksel İslam anlayışına bu şekilde girmişti...

 

"Şüphesiz insan için kendi çalıştığından başkası yoktur;"
( NECM /39 )


  • Saunders, Mid-life Crisis, yakup bayrak ve 3 başka kişi bunu beğendi
''Galatasaray'ýn olduðu yerde her zaman umut vardýr" (Hagi)

#2 Saunders

Saunders

    Desmondo

  • Members
  • 7.587 mesaj

Yayınlanma tarihi 09 Haziran 2016 - 08:24 ÖÖ

Allah tez zamanda sağlıklarına kavuştursun abi çok geçmiş olsun...


Dean...

#3 alisamiyen

alisamiyen

    Senior Member

  • Members
  • 2.025 mesaj

Yayınlanma tarihi 23 Haziran 2016 - 08:34 ÖS

Çok teşekkür ederim kardeşim...Allah razı olsun...Sıkıntılı bir süreçteyiz, inşallah sonu iyi olacak diye umut ediyoruz...
Başladık ama pek vakit bulamadım yazmaya, fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim...
-------------------------------------------------------
DUA NEDİR, NASIL ANLAŞILMALIDIR ?

Dua kulun, Allah'a içinde ''isteklerinin kabulü ve yardım taleplerini'' içeren bir nevi dilekçedir...Herhangi bir makama yazılan dilekçenin bile şartlarına uygun yazılmaması durumunda kayda alınmaması ve kabul edilmemesi söz konusuyken, kulun Allah'a yazdığı dilekçenin kayıt ve kabul şartlarının olmaması düşünülebilir mi ?

Mesela bir kuruma yazdığınız dilekçede kime hitaben yazdığını belirtmediyseniz, tarih atmadıysanız, altında imzanız yoksa içeriğine bakılmaksızın dilekçeniz kayda dahi alınmaz...Veya tam tersi tüm bunları yazıp içeriğine bir şey yazmazsanız dilekçeniz yine değerlendirilmez...O halde kulun Allah'a dilekçesi diyebileceğimiz duanın ne gibi kabul şartları olabilir ?

Öncelikle duadaki istek ve talepleriniz ne kadar gerçekçi, ne kadar hakka ve adalete uygun ? Ne kadar samimisiniz ?
Talep ve isteklerinizin gerçekleşmesi için ne kadar çaba sarf ettiniz, bunun için elinizden gelenlerin tümünü yaptınız mı ?
Son olarak tüm çareleri tüketip başka bir çare bulamayacak durumda mısınız ? Yâni "bittim, tükendim" diyecek konumda mısınız ?

Bu soruların cevaplarını herkes kendi iç dünyasında düşünmeli ve duayı o şekilde anlamalıdır...

Kul neden Allah'tan bir şey talep etmek istediğinde avuç içlerini yukarı kaldırır ve dua eder ? Mesela neden avuç içlerini yana, aşağı değil de yukarı tutar ?

"Ben elimden gelen tüm vazife ve görevlerimi yaptım. İşte o ellerimi sana uzatıyor ve bu gayretimin karşılığını senden bekliyorum." demektir bu avuç açma...

İstek ve taleplerinin gerçekleşmesi için çalışmayan, gayret etmeyen, gerekenleri yapmayanların Allah'a avuç açarak dua etmeleri, Allah'a hitaben yazılmış "içi boş" bir dilekçeye benzer...Bu esasında Allah'ın dinini yanlış algılamanın ürünü, çalışmadan sahip olmak isteyen bir kurnazlık göstergesidir...

''Sebeplerine sarılıp, gereklerini elden geldiğince yerine getirip'' benliğimizi, yüreğimizi ortaya koyarak edilmelidir dua...

Ayrıca dua etmek ile dua okumak arasında büyük fark vardır...İnsanımız bazen dua etmekten çok dua okumayı seviyor...Bütün benliğiyle yüce rabbimize yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmaktansa, dua kitaplarındaki, metinlerindeki kalıplaşmış sözleri okumayı daha çok tercih ettiği de oluyor...Sonra da dua ettim zannediyor...Dua ile ilgili yanlışlardan biri de insana şah damarından yakın olan Allah'a, sesini yükselterek dua ettikçe ona daha iyi duyurduğunu zannetmek ki, Kuran açısından son derece yanlış bir durumdur...
-------------
Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Doğrusu O, haddi aşanları sevmez.
(Araf/ 55 )
-------------
''Sabah ve akşamları içinden yalvararak, gizlice ve yüksek olmayan bir sesle Rabbini an, gafillerden olma ! ''
( Araf / 205)
--------------
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyyâ'ya olan rahmetini hatırlatmadır.
Hani o, gizli bir sesle Rabbine yalvarmıştı...
(Meryem / 2-3 )
--------------------------------
''Galatasaray'ýn olduðu yerde her zaman umut vardýr" (Hagi)




0 kişi bu konuyu görüntülüyor

0 üye, 0 ziyaretçi, 0 gizli üye