İçeriğe git


Resim
- - - - -

Suriye Sorunu


This topic has been archived. This means that you cannot reply to this topic.
56 replies to this topic

#41 LuisFigo

LuisFigo

    Senior Member

  • SIT
  • 18.415 mesaj

Yayınlanma tarihi 05 Ekim 2012 - 04:25 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu "Ýstesek Suriye'yi birkaç saat içinde yerle bir ederiz" Avrupa Birliði Bakaný ve Baþmüzakereci Egemen Baðýþ, hükümetin tezkere almasýnýn savaþacaðý anlamýna gelmediðini belirterek, “Türkiye eðer savaþmaya çok meraklý bir ülke olsaydý uçaðý düþürüldüðünde bir kere Suriye’yi yerle bir ederdi. Türkiye’nin askeri gücü Suriye’yi birkaç saat içerisinde bitirebilecek noktada ama bizim Suriye halkýyla bir sorunumuz yok” dedi. Bakan Baðýþ, Türkiye Kadýn Giriþimciler Derneði (KAGÝDER) tarafýndan düzenlenen “Ekim Ayý Kahvaltý Toplantýsý”na katýldý. Bakan Baðýþ, hükümetin tezkere almasýnýn savaþ anlamýna gelmediðini vurgulayarak “Dün eðer tezkereye dün hayýr çýksaydý Suriye’ye þu mesaj vermiþ olurdu. ‘sen istediðin kadar hava topu salla benim vatandaþlarýmý istediðin kadar öldür, benim meclisim hükümete gerekli yetkiyi vermediði için sana hiçbir tepki vermeyeceðiz, burasý her türlü saldýrýya açýktýr’ anlamý çýkacaktý. Ne acýdýr ki Cumhuriyet Halk Partisi ve Barýþ ve Demokrasi Partisi’nin bu konuda ortaya koyduklar tutum sadece dikta rejimini Esed rejimini teþvik etmeye yönelik bir yaklaþýmdýr. Hükümetin tezkere almasý illa savaþacaðý anlamýna gelmez. Hükümetin tezkere almasý sadece bu ülkede en ufak bir saldýrý karþýsýnda gerekli adýmlarý atacak yetkiyle donatýldýðýný ortaya koyar. Bunun bireysel haklarla ne alakasý var tam tersi bireyleri korumak adýna hükümetin o yetkiyi almasý gerekir. Anayasa’da kurallarýn nasýl iþlemesi gerektiði çok net yazýyor. Bu Türkiye’de demokrasinin oturmuþ olduðunun göstergesidir. Türkiye eðer savaþmaya çok meraklý bir ülke olsaydý uçaðý düþürüldüðünde bir kere Suriye’yi yerle bir ederdi. Türkiye’nin askeri gücü Suriye’yi birkaç saat içerisinde bitirebilecek noktada ama bizim Suriye halkýyla bir sorunumuz yok” dedi. ÝHA ------------------------------- Daha pkk'yý bitiremiyorken, arkasýnda Rusya, Ýran ve Çin olan bir Suriye'yi nasýl yerle bir edeceksin!?

#42 Namelessonegs

Namelessonegs

    Aslan

  • SIT
  • 35.866 mesaj

Yayınlanma tarihi 05 Ekim 2012 - 04:34 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu

Avrupa Birliði Bakaný ve Baþmüzakereci Egemen Baðýþ,


Hagi'ye Fener formasý vermekten baska basarýsý olmayan kisilerden basmuzakereci falan yaparsan,boyle yorumlar yapar iste..

#43 Ferhat Karaca

Ferhat Karaca

    Senior Member

  • Administrators
  • 23.832 mesaj

Yayınlanma tarihi 05 Ekim 2012 - 04:38 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu Delikanlý raconu kesmeyi 10 ar 10 ar insanýmýzý topraða verirken beceremeyen korkak, karaktersiz bir güruh, milleti aptal yerine koyup bir kaç saat de Suriye'yi bitiririz mavalý okuyor..Sadece kendi iktidarýnda 4000 üzerinde kayýp var utanmaz adam..CHP nin tepkisi Esadý teþvik ediyormuþ.CHP yide eþþekler kovalasýn...Senin baþýndakinin her mikrofonda Esada sallamasý tahrik etmiyor deðil mi? Esadýn gücü olsa ebeni belleyecek de o da bitik..Çin de moðol türklerinin ebesini ditiyor 50 senedir..Orada da delikanlýlýk yapsana yiyorsa..Kahveden almýþsýn herifi milletvekili bakan yapmýþsýn.. koymamyýn þu haberleri yahu ..Durduk yere delleniyor insan

#44 YODA

YODA

    Senior Member

  • Members
  • 3.492 mesaj

Yayınlanma tarihi 05 Ekim 2012 - 04:44 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu çevirmenlik yaptýðý günleri de biliriz...

#45 ÖNDER RB

ÖNDER RB

    Members

  • Members
  • 25.273 mesaj

Yayınlanma tarihi 07 Ekim 2012 - 10:15 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu

Temennim odur ki Türkiye'nin her sokaðýnda kan dökülsün... Her evden ama her evden ölüler çýksýn... Girmeye hazýrlandýðý savaþýn bedelini olabilecek en aðýr þekilde ödesin bu ülkenin suçlu/suçsuz tüm insanlarý... Bu ülkenin insanlarýnýn aðzýndan, suçlu/suçsuz her ve hep bir aðýzdan "bize herþey müstahak, daha da beterini haketmiþ bir ülkeyiz" lafý çýkmadýkça vatanseverlik ve hainlik hep kimlik deðiþtirmiþ olarak kalacak...


þehit cenazesinde hükümete isyan eden kadýnýn ayaklar altýnda dövüldüðü gün neredeyse birebir ayný kelimeleri kullandým. ben söylüyorum bize her þey müstehak, daha beterini hakediyoruz, herkes hakedildiði þekilde yönetilir bizim halkýmýz bunu hakediyor.

bunlar iyi günlerimiz, apoyu mecliste göreceðiz daha. þu yargýlamalar bitsin, asker dostu tayyip içerdeki askerler için (yersen) devlete karþý iþlenen suçlar kapsamýnda affý çýkartacak. o andan sonra da bu ülke apoyu mecliste dinlemeye baþlayacak. belki o gün bazý kafalar dank edecek ama nafile.

#46 YODA

YODA

    Senior Member

  • Members
  • 3.492 mesaj

Yayınlanma tarihi 08 Ekim 2012 - 02:59 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu Doðru ise vahim: Bir Ýsrail haber sitesinin Akçakale’ye düþen top mermisiyle birlikte ortaya çýkan olaylarý bir ay önce yazdýðý ortaya çýktý. Türk subaylarýnýn Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren biri aþýrý dinci iki isyancý (!) tugayýnýn komutasýný ele aldýðý, Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn, top atýþlarýyla Suriye’de tampon bölge oluþturmak için emir verdiði iddia ediliyor. Operasyonun ABD Merkezi Haberalma Örgütü CIA ile birlikte yürütüldüðü ileri sürülüyor. Haber sitelerini sansürleyerek boðmak için yandaþ gazetelerle büyük gazetelerin görmezden geldiði haberleri, bir ay önce Ýsrail istihabaratýna yakýn olarak bilinen Debkafile sitesi yazdý. ÝKÝ TUGAYIN OPERASYON EMÝRLERÝ GAZÝANTEP’TEN Sitenin 6 ve 7 Eylül tarihlerinde üst üste iki kez yazdýðý, daha sonraki haberlerde sürekli vurgu yaptýðý haberlerden 6 Eylül tarihli olanýna göre; Türk subaylarý, Suriye’de Esad yönetimiyle savaþan, ilk isyancý iki tugayýn komutasýný üstlendi. Suriye’nin kuzeyindeki Ýdlib bölgesinde faaliyet yürütülen Kuzey Özgürlükçüler Tugayý ile Halep’in kuzeydoðusundaki El-Bab bölgesindeki faaliyet gösteren ve El Kaide’nin Suriye kolu olan Tevhid Tugayý operasyon emirlerini Gaziantep’teki karargahta bulunan Türk subaylarýndan alýyor. DÝÐER MUHALÝFLERÝ DE KOMUTALARINA ALACAKLAR Ortadoðu’daki batýlý ve Arap askeri kaynaklar, Türkiye’nin komutasýný Özgür Suriye Ordusu’nun parçasý olmayan diðer isyancý gruplarý da kapsayacak þekilde geniþleteceðinden söz ediyor. ÝRAN VE HÝZBULLAH’A YANIT Türkiye’nin Suriye’deki olaylarýn içine doðrudan girmesine iþaret eden kararýn büyük bir olasýlýkla Ýran ve Hizbullah’ýn bu ülkedeki gizli operasyonlarýna yanýt olduðu ifade ediliyor. SURÝYE’DE 10 YABANCI AÞIRI DÝNCÝ ÝSYANCI VAR Sitenin 7 Eylül tarihli haberinde ise çoðu deðiþik ülkelerden El Kaide üyesi 10 bin yabancý aþýrý dinci militanýn Esad yönetimine karþý savaþtýðý belirtiliyor. Bu kiþilerin bir bölümünün aþýrý dinci Selefiler ve diðer radikal Ýslamcý gruplardan olduðu ifade edilirken, bir bölümünün dýþarýdan yönetildiði vurgulanýyor. KOMUTA ÝÞÝ BÝR MASTER PLANIN PARÇASI Haberde ardýndan Türk subaylarýnýn iki isyancý tugayýn komutasýný, Ankara’nýn Suriye’nin uzun süren çatýþmayý sona erdirmeyi amaçlayan son master planý (büyük plan) uyarýnca üstlendiði dile getiriliyor. CIA BAÞKANI BOÞUNA GELMEMÝÞ CIA Baþkaný David Petraeus’un, bu master planýn ayrýntýsýný, Türkiye’ye yaptýðý ziyaret sýrasýnda, 3 Eylül’de Ýstanbul’daki görüþmeler sýrasýnda Türk askeri ve istihbarat yetkililerinden duyduðu savunuluyor. “EMRÝ ERDOÐAN VERDÝ” Petraeus’un, görüþmeler sýrasýnda, MÝT (Milli Ýstihbarat Teþkilatý) ve Türk ordusunun, Kuzey Özgürlükler ve Tevhid tugaylarýnýn ele geçirdiði Suriye’nin kuzeyindeki bölgeyi isyancýlar için güvenli bölgeye dönüþtürmeye hazýr olduðu konusunda Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn gizli emir verdiðini öðrendiði iddia ediliyor. “TÜRK JETLERÝ KORUYACAK” Kurtarýlmýþ bölgenin, Suriye yönetimi güçlerinden ve kuvvetlerinden temizlenerek Türk hava kuvvetlerinin korumasýna alýnacaðý belirtiliyor. Bunun Ekim ayý baþlarýnda yapýlacaðý da yazýlýyor. Böylece, Arap isyancýlar tarafýndan ele geçirilmiþ ve Birleþmiþ Milletler Güvenlik Konseyi kararý olmadan güvenli hale getirilmiþ bölgenin ilk kez Suriye’de oluþturulacaðý da vurgulanýyor. SINIR BOYUNCA GÜVENLÝ BÖLGE VE HAEP’E KORÝDOR Sitenin askeri kaynaklarýnýn, Ankara’nýn, Türkiye’nin kanatlarý altýndaki isyancý tugaylar için güvenli bölgeyi geniþletmeyi planladýðýný bildirdiði de yazdý. Buna göre; Ankara’nýn master planý Halep çevresindeki isyan bölgesi ile ile Kilis arasýnda 50 kilometrelik güvenli koridor oluþturmayý amaçlýyor. Bunun için iki isyancý tugayýn kuzeydeki, doðudan batýya uzanan M5 Suriye Ulusal Otoyolu’nun kontrolünü ele geçirmesi ve bölgeyi Esad askerlerinden, istihbaratçýlarýn temizlemesi gerektiði ifade ediliyor. TOP ATIÞLARI TA EYLÜL BAÞINDA BAÞLAMIÞ Haberde, iki tugayýn bu plan doðrultusunda, Türk tanklarýnýn ve top bataryalarýnýn Suriye’de belirlenen hedeflere yaptýðý top atýþlarýnýn desteðinde harekete geçtiði de vurgulanýyor. Böylece, 2011’deki Libya savaþýndan sonra, en geniþ güvenli bölgesinin Suriye’nin kuzeyinde oluþturulmuþ ve bu ülkenin kuzey sýnýrýnýn tamamen kapanmýþ olacaðý olacaðý dile getiriliyor. KARARGAH, CIA TARAFINDAN YÖNDERÝLÝYOR Gaziantep’teki karargahýn CIA tarafýndan yönlendirildiði, böylece ABD ve Türkiye’nin, Suriye sorununa doðrudan girdiði de haberde vurgulanýyor. HABERDEKÝ TÜM ÝDDÝALAR DOÐRU GALÝBA Ýsyancýlarýn, bir iki ayydýr Suriye’nin kuzeyinde ataða kalkmasý, 23 Eylül’de Tel Abyad’ý gele geçirmesi, Akçakale olayýndan sonra Türkiye’nin uzun süredir Suriye’yi top atýþlarýna tuttuðuna iliþkin iddialarýn gündeme gelmesi, Akçakale olayýný gerekçe gösteren Türkiye’nin iki gün Suriye’yi top atýþlarýna tutmasý, ardýndan Türkiye’ye her gün bir top düþmesi, Türk topçularýnýn da bunlarý gerekçe göstererek Türkiye’nin hergün Suriye’yi top atýþýna tutmasý haberdeki iddialarýn doðruluðunu güçlendiriyor. Debkafile’ýn haberleri ve yaþanan geliþmeler, Akçakale’ye iki havan mermisinin düþmesinin, o tarihten bu yana neredeyse her gün Suriye’den bir top mermisinin gelmesinin bir planýn sonucu olduðu ve yürütülen operasyonlar için zemin yaratmayý, halkýn desteðini almayý amaçladýðý kuþkusunu daha da büyüttü. Debkafile’ýn bu haberi daha sonra batý basýný ve sosyal medyasýna da yansýdý. Hükümet ve Dýþiþleri Bakanlýðý’ndan da habere iliþkin bugüne kadar hiçbir yalanlama gelmedi. Haber youtube’da bile var.

#47 hsukur111

hsukur111

    Senior Member

  • Members
  • 2.810 mesaj

Yayınlanma tarihi 12 Aralık 2012 - 09:14 ÖS

Cevap : Suriye Sorunu

Dünyanýn en tehlikeli ülkesi þu anda iran .................


Eþyanýn tabiatýna aykýrý arkadaþým dediðin.

Ormanda en tehlikeli hayvan aslandýr. Çünkü en güçlüdür. Diðerlerinin etini yer. Diðer yýrtýcýlarda, onun bölgesine girmez.

Dünyanýn en güçlü ülkesi, en tehlikeli olandýr. Her yere saldýrýr, ipi elinde kuklalarýný salar.

Vaþak ve aslan savaþýnda, vaþaðýn tek derdi canýný kurtarmaktýr. Yavþak bi durum, Newton un yerçekimi yasasý böyle.

#48 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 9.862 mesaj

Yayınlanma tarihi 24 Ocak 2019 - 05:18 ÖS

https://tr.sputnikne...nmeye-zorluyor/


Sent from my iPhone using Tapatalk

#49 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 9.340 mesaj

Yayınlanma tarihi 25 Ocak 2019 - 09:58 ÖÖ

Vay arkadaş 7 sene önce açılmış şu başlık. Adamlar 7 senedir savaşıyorlar, itişip kakışıyorlar oralarda. O günden bu yana olayın matematiği tamamen değişti. Hemen her ülkenin askeri sahada şu an. ABD, Rusya, Türkiye, İran, Fransa başta olmak üzere bir de lokal yeni güç odakları türedi. İŞİD bahanesi de ortadan kalktı ancak savaş devam ediyor. Bitecek gibi de durmuyor. Çünkü bitmesi birilerinin işine gelmiyor. 

 

Bu savaştan en kötü etkilenen ülkelerden birisi biz olduk maalesef. 3,5-4milyon arası mülteci var topraklarımızda. Geriye dönüp dönmeyecekleri de meçhul. Bir çok analist 2 yıl kadar önce artık bu insanların kalıcı entegrasyonu için çalışmalara başlamak gerekir diye fikir beyan ediyorlardı. Bu 2 yıllık süre zarfında bu yönde de bir adım atılmadı. Bu insanların sosyo kültürel yapıya, ekonomik düzene, politik yapıya etkileri olmaya başladı bile. Bu etkiler daha da artacak. Bir önlemimiz de yok gibi gözüküyor. Paran olsa hiç değilse kamplarda düzen sağlar, bu insanları oralarda barındırır, savaş bittiğinde geri gönderirim dersin. Maddi yönden bu yükü kaldırabilecek bir ülke değiliz. 

 

AB ile yapılan göç anlaşması büyük hata oldu bence. AB kendi sorununu belli oranda çözdü. En azından toplumsal baskıyı hükümetlerin üzerinden atmış oldular. Haliyle Suriye iç savaşına dönük ilginin şiddeti düştü. Bölgesel çıkarlar peşinde koşan Fransa dışında hiç bir ülkenin umurunda değil Suriye meselesi. Nasılsa kayıt altında bir mülteci göçü var. Belli bir düzene göre mülteci kabul ediyorlar ve şoku atlatmış oldular.

 

Karşılığında biz ne aldık? 3+3 şeklinde verilecek 6milyar€ yardımın yaklaşık 2milyar€'luk kısmını verdiler. Kalan kısmına ayak diriyorlar. Bir de vize serbestisi konusunda görüşmeler yapılıyor arada bir. Bu vize serbestisi için de 72 küsur madde çıkardılar. Büyük kısmı çok kolay çıkartılabilecek maddeler. Zaten bunların adımları da çok zaman önce atıldı. Ancak "Terörün Tanımı" konusunda biz bir adım atmıyoruz, AB bu adım mutlaka atılmalı diyor. Bu konu çözülmesi neredeyse imkansıza yakın bir başlık. Vize serbestisi için de bunun ön şart sunuluyor olması ayrı bir kepazelik. Biz 1980 darbesine kadar Avrupa ülkelerine zaten vizesiz seyahat eden bir ülkeydik. Darbe sürecinde Türkiye'den kaçışları önlemek için cuntanın talebiyle gelen vize uygulaması kurumsal bir hal aldı ve kaldırmaya bir daha da yanaşmadılar. Türlü bahaneler ileriye sürdüler. Bu konuda turist ambarı olduğu için karşı bir vize hamlesi de yapmak ekonomik açıdan mümkün değil. 

 

Mülteci göçünü engelleme anlaşması AB açısından kazanım, Türkiye açısından ise kayıp oldu. Keşke bir çıkar yol bulunup bu anlaşmadan geri adım atabilsek. AB kamuoyu üzerinden Suriye konusuna olan ilgi tekrar canlanır belki. Bir ihtimal çözüm yolunda daha ciddi adımlar gelir. Aksi halde batı bloğunun burada olan biteni sallayacağı yok.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#50 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 9.862 mesaj

Yayınlanma tarihi 26 Temmuz 2019 - 10:31 ÖÖ


Biz bu kadar mý küçüldük yav! Kim kimi kandýrýyor! Þimdi sýra Suriye’nin oyuncaðý olmaya mý geldi!

Vah yazýk bize.

https://www.ensonhab...em-yapacak.html



#51 cozker

cozker

    Member

  • Members
  • 9.378 mesaj

Yayınlanma tarihi 26 Temmuz 2019 - 10:43 ÖÖ

https://www.ensonhab...em-yapacak.html


adana Demirspor'un Suriyeli futbolcusunun adının geçtiği tff 1. lig topiğinde olmasını beklerdim bu mesajın :).

şaka maka ciddi bir olaya benziyor bu eylem. büyük olaylar çıkmaz umarım. ülkeye milyonlarca mülteciyi doldurarak çok büyük krize sebebiyet verdiler. bu sorun nasıl çözülebilir bu saatten sonra hiçbir fikrim yok!

#52 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 9.862 mesaj

Yayınlanma tarihi 19 Eylül 2019 - 02:17 ÖS

https://twitter.com/...0666902528?s=21


Sent from my iPhone using Tapatalk

#53 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 9.340 mesaj

Yayınlanma tarihi 19 Eylül 2019 - 03:36 ÖS

https://twitter.com/...0666902528?s=21


Sent from my iPhone using Tapatalk

 

Yol yapma açıklamaları bunlar bana göre. Geçenlerde İç İşleri Bakanlığı her mülteci kayıtlı olduğu ile dönecek diye bir açıklama yapmıştı. Sonrasında Suriyeliler bazı protestolar falan yapmaya kalkıştılar. Anadolu'da sorun tam olarak ne boyutta bilemiyorum ama bu yük bize zaten ağır geliyordu, kriz sonrasında taşınamaz bir hal aldı. Bizim acilen imza ettiğimiz saçma sapan göç anlaşmasından imzamızı çekmemiz lazım. AB derdini halletti, Suriye konusunda tek adım atmadı ondan sonra. Bu sorun benim sınırımda yaşanıyor ancak dert buraya müdahil olan herkesin sorunu. Adamlar binlerce kilometre öteden buraları kafalarına göre karıştırıyorlar, iç savaşlar, isyanlar, teröristler türüyor ondan sonra işin ucu onlara dokunmadığı sürece gık demiyorlar. Bosna'da da aynı haltı yemediler mi?

 

Bana nasılsa vize serbestisi cart curt konusunda uzattıkları havuçtan ısırttırmıyorlar. E parayı da vermiyorlar. Veririz ama diyerek şartlar türetiyorlar. Bunların derdi beni mi gerdi? Dert zaten benim başımda. Bize giren çıkan bir şey yok. Hükümet anlaşmayı iptal ettik desin. Yunanistan uğraşsın dursun arkadaş. Onun üzerinden Bulgar, Macar, Alman derken bütün Avrupa'nın derdi olsun bu sorun tekrar. Alemin enayisi biz miyiz?

 

Bu sorunu bunların kapısına taşımadığımız sürece İngiliz, Fransız, Alman başta olmak üzere AB üyesi ülkelerin adım atacakları yok. Kalkın artık şu saçma sapan anlaşmadan. Ben rahat değilsem onlar hiç rahat olmasın. Ben üzülüyorsam onlar da üzülsün.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#54 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 9.340 mesaj

Yayınlanma tarihi 08 Ekim 2019 - 11:14 ÖÖ

Bu konu bir çok farklı boyutuyla tartışılıyor. Ben bu harekatın siyaseti ilgilendirdiğini düşünmediğim için SİT yerine buraya yazabileceğimi düşündüm. Gerek görürseniz kaldırın lütfen. 

 

Türkiye-ABD ilişkilerinin geçmişine bakarsak her şey Sovyet tehditi karşısında Türkiye'ye verilen finansal destekler ve şartlı teslim edilen silahlar ile başlıyor.

 

ABD dönemin hükümetine bu destekleri vermek için şartlar ileri sürmüştür. Bunlardan bir tanesi çoğulcu demokrasiye geçişin gerçekleştirilmesi (yani çok partili rejim). Bir diğeri de Sovyet mekanizmasını andıran sistemlerin temizlenmesidir. (yani Köy Enstitüleri) Türkiye olarak o günün şartlarında bu istekler karşılanmıştır. Demokrat Parti'nin kuruluşunun önü açılmıştır. CHP döneminde Köy Enstitüleri'nin isimleri Köy Öğretmen Okulları olarak değiştirilmiş ve müfredatlarında oynamalar yapılmıştır. Demokrat Parti iktidarı döneminde ise bu yapı tamamen ortadan kaldırılmıştır. 

 

Sonrasında Demokrat Parti döneminde yaşanan ağır borçlanmalar, peşinden gelen darbe, sonrasında tekrar bir darbe derken 70'lerin başında ABD'nin Sovyet tehdidine karşı bize şartlı olarak vermiş olduğu silahların kullanıldığı Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştiriliyor. Harekat sonrasında 1980 darbesine kadar devam eden bir ABD ambargosu söz konusu. Silah ve mühimmat alamıyoruz. Aynı dönemde bir çok ürün tezgah altına iniyor ve ülke ekonomisi felç oluyor. 1980 darbesi neden yapıldı ve 1980 darbesi sonrasında ne oldu da ambargo kaldırıldı?

 

Bizim açımızdan değişen çok bir şey yok aslında. Ancak ABD açısından bölgesel çıkarları yönünden büyük bir değişim 1979 yılında gerçekleşti. Humeyni'nin İran'da başa geçmesi ve İran İslam Devrimi ile ABD, Şah üzerinden kontrol ettiği İran, Basra Körfezi ve büyük petrol rezervlerini kaybediyor. Tabi kayıp sadece ekonomik bir kayıp değil. Aynı zamanda bölgede bulunan askeri üslerini, stratejik noktaları da elinden çıkmış oluyor. Kuzeyde hala bir Sovyet tehdidi varlığını korurken, İran gibi tartışılmaz bir müttefik kaybedilmişken adres Türkiye oluyor. 1980 darbesi ile ülke yönetimi dizayn edilerek ABD yanlısı bir yapı inşa ediliyor ve hemen sonrasında ambargo kaldırılıyor, ambargo nedeniyle kapatılan İncirlik tekrar açılıyor ve diğer ABD üsleri de aktif hale geliyor. O dönemden itibaren Demokratlar bize karşı hep soğuk, Cumhuriyetçiler ise şahin kanat olarak hep sıcak olmuşlardır. Bu ilişki 2002 yılına kadar ABD senatosundaki Cumhuriyetçi kanadın da desteğiyle gelmiştir. 2002 yılında olmayan silahlar üzerinden ABD'nin Irak'a 2. Körfez Savaşı ile girmesi öncesinde İskenderun limanına demirleyen ABD savaş gemilerindeki askerler için çıkartılması istenen geçiş teskeresi meclisten geçmemiştir. Türkiye-ABD ilişkilerinin bana göre en sert kırılma noktası burası oluyor. Teskere geçmeyince ABD tüm savaş planlarını değiştirmek ve askerlerini Basra körfezinden geçirerek Irak'a müdahaleyi kuzeyden değil, güneyden yapmak zorunda kaldı. 

 

Kuzey tercihinde 2 ana sebep var.

1- Kuzey Irak'ta bulunan Barzani ve Talabani desteğini kullanarak yerel milisleri de sahaya sürecek ve riski minimize edeceklerdi.

2- Güneyden Irak'a girmek demek açık arazide uzun mesafe katetmek olacağı için direnmenin ve ilerlemenin zor olacağı düşüncesi vardı. 

 

Ancak güneyden girmelerine karşın ABD ordusunun Bağdat'a girmesi çok hızlı oldu. Çok çabuk kontrolü ele aldılar. Saddam kısa sürede yakalandı ve yargılanmaya başlandı. Güneyden girişin bu kadar kolay olması Türkiye'nin jeo stratejik öneminin o kadar da abartılmasına gerek olmadığı fikrini yarattı. (Bu doğru bir görüş değil elbette ancak bu savaş özelinde oluşan algı bu yöndedir.) Hemen ardından karşı hamleler geldi. Türkiye'nin gerektiğinde sınır ötesine geçerek yaptığı ufak tefek operasyonların önü tamamen kesildi. İstihbarat paylaşımı tamamen durduruldu. Irak'ın imarı konusunda ticari anlamda masaya oturmamızın önü kesildi. Kısacası hem askeri hem de maddi yönden masa dışında kaldık. ABD ile olan ilişkilerde biraz yukarıda bahsettiğim Cumhuriyetçilerin desteği de kesilmeye başladı. O günden bugüne Cumhuriyetçilerde bulunan Türkiye sempatisi örselene örselene yok oldu diyebiliriz herhalde.

 

Irak'ta bir petrol var ve bu petrolün Akdeniz'e çıkartılması gerekiyor. Ona keza Irak-Suriye sınırında da bir petrol yatağı var. Bu petrolün Basra üzerinden taşınması hem maliyet açısından yüksek bir bedel tutuyor hem de süre çok uzun. Kaldı ki ABD'nin askeri olarak Irak'ta geçirdiği dönemde oluşan maliyet inanılmaz boyutlarda. Kalıcı olmayacaklarını bildikleri bu bölgeden çıkmak için arkalarında kendilerine sadık bir yapı kurmaları gerekiyordu. Bunun temelini Kuzey Irak'ta yaratılan federatif oluşumla attılar. Hatırlarsanız bir ara bağımsızlık referandumu yapıldı ve bağımsızlık ilanı geçer oy aldı. Bu referanduma giden süreçte Irak, İran, Türkiye, AB ülkeleri net karşı tavır alırken, ABD'de karşıyız dedi ancak referandumun yapılmasını engellemek için girişimde bulunmadı. Bu referandumun ABD onayı olmadan ortaya çıkması akıl alır bir görüş değil. ABD bu referandum ile zemin yoklamıştır. Kuzey Irak'ta kurulacak bağımsız bir garnizon devlet ilk hamle olacaktı. Refrerandumun global kamuoyunda tepki görmesinden ötürü zemin yoklaması ile sınırlı kalarak planın 2. aşamasına geçtiler. 

 

Nereden peydahlandığı tam belli olmayan bir DEAŞ yaratıldı. 2. Körfez Savaşı esnasında ortaya çıkmayan Irak ordusunun askerleri olduğu söylenen bu yapı kısa sürede istikrarsızlık yarattı ve ABD için bölgeye müdahale etmeye bahane yaratacak bir zemin oluştu. Kuzey Suriye'de önce Türkiye'yi öne ittiler. DEAŞ'ı temizlemek için girin dediler ancak biz destek vermeyiz notunu da eklediler. Bir koalisyon kurulmadan, Türkiye'nin öne ittirildiği böyle bir harekata girmiş olsaydık Suriye, Rusya ve İran ile karşı karşıya bir bataklığın içerisinde kalacaktık. Türkiye bu noktada doğru hareket ederek her türlü baskıya rağmen adım atmamıştır. Tam bu dönemde garip iç hareketlilikler yaşandı. Kobani çatışmaları esnasında Türkiye içerisinde bir hareketlilik başlatıldı. Türkiye'nin koalisyon kurun ve açıkça uluslararası destek mekanizmasını inşa edin demesinden ötürü Türkiye DEAŞ yanlısı ve destekçisi bir konuma oturtuldu. (MİT tırlarının bu dönemde ortaya çıkması da bu dediğim perspektiften bakınca manidar hale geliyor.) En sonunda ÖSO ile alakalı eğit donat süreci Türk-Amerikan koordinasyonunda başladı ama bu girişim başarısız oldu. Ben başarısız olmasının istendiğini düşünüyorum. Zira bu sayede ÖSO başarısız oldu, Türkiye girmiyor o zaman biz yerel milislerden faydalanalım bahanesi ile PYD silahlandırılmaya başlandı. DEAŞ yenilmesine ve etkinliğini tamamen kaybetmesine karşın PYD'ye verilen destek bugün dahil devam etmekte. Sınırımızda kurulan gözlem noktaları, Türkiye'ye satılmayan ancak PYD'ye hibe edilen stinger gibi üst düzey teçhizatlar bunun somut örnekleri.

 

Aşama aşama Suriye'nin kuzeyinde bir kantonlaşma devreye sokuldu. Aynı Kuzey Irak bölgesinde yapıldığı gibi polis gücü oluşturulmaya, taşıma nüfusla demografik yapı değiştirilmeye başlandı. Suriye'nin kuzeyinde en azından ilk etapta federatif bir yapının kurulması ABD'nin 2. hamlesinin başarılı olmasını sağlayacaktı. Hatta federatif yapı ilan edilmemesine karşın güney şeridimize çekilen hat başarıya ulaşmıştı. Zeytin Dalı ve Afrin harekatları ile bu hattı kestik ancak PYD daha güneye inerek bu hattı korumayı belli oranda başardı. Bu bölgede bir devletçik kurulması ABD'nin çalıştığı konulardan birisi. 

 

Bu olay Irak ile başladı, Suriye ile devam ediyor ancak bununla sınırlı kalmayacaktır. Ana hedefin artık saklanamaz bir şekilde kalıcı, askeri ve ekonomik anlamda tamamen ABD'ye tabi bir garnizon devlet kurmak olduğunu düşünüyorum. Hedefte sırada İran ve Türkiye var. Çok uzun soluklu bir plan ancak aşama aşama devreye alınıyor. Bazı aksamalar olsa da şu ana kadar ittire kaktıra bu noktaya kadar getirdiler. Trump'ın İran ile yapılan nükleer sözleşmeden imzayı çekmesi ve İran'ı ekonomik açıdan çökertmesi boşuna değil. Bir yandan İran içerisinde sosyal patlamalar dizayn ediliyor. PEJAK bu bölgedeki PKK yan kolu olarak faaliyet gösteren bir örgüt. Bu örgüt üzerinden İran'ın kuzey batısını kopartmak bir sonraki hedefleri olacak muhtemelen. Sonrasında zurnanın zırt dediği yer olan Güney Doğu Anadolu geliyor önümüze. Demokratik Özerklik gibi yumuşak tanımlarla sosyal altyapısını inşa ederek ve uzun vadede önce federatif sonrasında tam bağımsız bir parça kopartmak niyetindeler görüşündeyim.

 

Peki bu kadar büyük bir planı neden yaptılar?

 

1- Rusya, AB'nin ana gaz tedarikçisi konumunda. AB ihtiyacının çok büyük kısmını Rusya üzerinden sağlıyor. Hatta Almanya Kuzey Akım projesi ile tamamen kendisine özel bir gaz hattı çekti. Bu da aşırı tepki çeken bir hareket. Rusya rahat şekilde gaz satarak palazlanıyor. Bir yandan da güneyde üsler, limanlar elde ediyor. ABD, AB üzerinde bir Rus hegemonyası istemiyor. Bunu kesmenin yolu AB'ye Orta Doğu petrolünü ve Doğu Akdeniz gaz rezervini bir şekilde taşıyabilmekten geçiyor.

 

2- İsrail'in güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Bugün sağır sultan bile biliyor ki ABD ekonomisini İsrail sermayesi ayakta tutuyor. Global bir çok planın içerisinde de bunların parmağı var. İsrail lobisinin ekonomik ve siyasi gücü ABD'nin İsrail'in güvenliğini öncelemesinin ana sebebi. Bir yandan da İsrail'in bir genişleme planı var. Trump en son tartışmalı Golan tepelerinin İsrail'e ilhakını resmen tanıdı. Bu genişleme hamlesi de başlamış vaziyette. Araya çekilecek bir güdümlü devlet İran-İsrail arasında da hat çekmiş olacak.

 

Biz tüm bu plan programlar arasında kendi sınır güvenliğimizi sağlamak ve yeni Kandiller türemesin diye bu harekatı yapmak zorundayız. Sınırın ötesinde 30km. derinlik 480km. uzunluğunda bir hat çekmeye çalışacağız. 14.400km2 alan yani. Çok geniş bir alan. Cumhuriyet sonrasında Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı en geniş ölçekli harekat Kıbrıs Harekatı'ydı. KKTC'nin yüzölçümü 3355km2. Olay bu yönüyle bile istatistiki açıdan tarihsel bir önem taşıyor.

 

Bu harekat benim görüşüme göre bir zorunluluk. Seçim döneminde bolca beka tartışması yapıldı. Ben beka ile alakalı bir seçim geçirmediğimiz düşüncesindeyim. Ancak bu harekat gerçek anlamda bir beka meselesini içerisinde barındırıyor. Ve ne yazık ki çok gecikmiş bir hamle yaptığımız düşüncesindeyim. Çok oyalandık, çok oyaladılar. Ve kapsam olarak da tam anlamıyla istediğimiz sonucu alabilecek gibi durmuyoruz. Buna karşın bu harekat yine de yapılmak mecburiyetinde.

 

Umarım alnımızın akıyla çıkarız bu işin içerisinden.


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#55 duman

duman

    Senior Member

  • Members
  • 9.340 mesaj

Yayınlanma tarihi 10 Ekim 2019 - 09:03 ÖÖ

Dün saat 16.00 itibariyle Barış Pınarı Harekatı başlamış oldu. Peşinden de tepkiler gelmeye başladı konuyla alakalı olarak. Bir çok tepki var haliyle. Ancak içlerinden en çarpıcı olanı ABD'li bazı senatörlerin başlattıkları girişim.

 

Trump'ın yaklaşımı bir holding patronu edasında. Trump burada bulunarak büyük masrafa ve riske girdiklerini düşünüyor ve dönmemiz gerek diyor. Tabi bir de yaklaşan seçimler var. Benim okuduklarımdan anladığım kadarıyla ABD Başkanları özellikle seçim sürecine doğru ABD askerlerini ülkeye geri götürerek puan toplamaya çalışıyorlar.

 

Öte yandan ABD'li enerji ve askeri çevrelerin bu bölgelerde çıkarları var. Bu kliklere bağlı senatörler Trump karşısında ayak diriyorlar. Trump üzerinden yaptırımlar gelmediği için de kendileri bir girişim başlatmış durumdalar. 2 senatör ön plana çıkıyor. Bir tanesi Cumhuriyetçilerden Lindsey Graham. Diğeri Demokratlardan Chris Van Hollen. Bipartisan olarak adlandırdıkları her iki partinin de arkasında duracaklarını düşündükleri bir taslak üzerinde anlaşmışlar. 

 

Özetlersek 

1- Başkan, Başkan Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Ticaret Bakanı ve Enerji Bakanı'na ait mal varlıklarının dondurulması

2- Askeri alanda hava araçları için parçaların verilmemesi, yer araçları için parçaların verilmemesi, TSK tarafından kullanılan silah ve savunma ekipmanlarının verilmemesi, 

3- Enerji alanında askeriye tarafından kullanılan petrol ve doğal gaz üretimi için teknoloji transferinin yasaklanması, parça, servis hizmetlerinin durdurulması (bu sadece ABD için değil, tüm uluslar için)

4- ABD üzerinden TSK'ya mühimmat ve silah vs. satışının durdurulması

5- S-400 ile alakalı gündeme gelen CAATSA yaptırımlarının devreye alınması

6- İstisna kapsamında ise istihbarat paylaşımı, insani destek, tıp alanı ve seçim desteği (bu ne demek anlamadım) var. Bu alanlara dokunmuyorlar.

7- Recep Tayyip Erdoğan hakkında rapor hazırlanmasını istiyorlar. Toplam geliri ve varlıkları ile alakalı olarak.

8- Türkiye Cumhuriyeti liderlik makamları için vizelerin verilmemesi 

 

Taslak orijinal dilinde aşağıdaki gibi.

 

 

 

Exfbjf.png


IF SO POWERFUL YOU ARE, WHY LEAVE!?


#56 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 9.862 mesaj

Yayınlanma tarihi 18 Ekim 2019 - 10:08 ÖÖ

https://twitter.com/...2424213504?s=12

#57 Mert Baydur

Mert Baydur

    www.48reklamcilik.com

  • SIT
  • 9.862 mesaj

Yayınlanma tarihi 24 Ekim 2019 - 07:34 ÖÖ

https://twitter.com/...6609289216?s=12