PDA

Tüm Versiyonu Göster : Auschwitz'in kurtarilisinin 60. yildonumu


cozker
28-01-05, 09:13
60 yılın ardından Auschwitz

Nazilerin Polonya’da kurduğu ve bir milyondan fazla Yahudiyi öldürdüğü ölüm kampı Auschwitz’in Sovyet askerleri tarafından 60 yıl önce kurtarılışı törenlerle anılıyor.


NTV-MSNBC VE AJANSLAR

27 Ocak 2005 — Müzeye dönüştürülen Auschwitz kampında düzenlenen anma törenine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da bulunduğu 40’a yakın lider katılıyor.


İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Auschwitz, eski adıyla Oscwinchim, yarısı Yahudi olan 14 bin kişinin yaşadığı sakin bir kasabaydı. Mart 1942 de gelen insan dolu ilk vagon, sadece Auschwitz değil, dünya tarihine kara bir sayfa açtı.

http://www.ntvmsnbc.com/news/180993.jpg


POLONYA ORDUSUNUN KIŞLASIYDI
Gelenler sadece 3 hafta kalacaklarını ve çalışacaklarını sanıyorlardı. Kendileri için kurulmuş gaz odaları ve krematoryumlardan habersiz, kıymetli bütün eşyalarını da beraberinde getirdiler.

http://www.ntvmsnbc.com/news/180702.jpg
Kampın ana giriş kapısı...

Savaştan önce Polonya ordusuna ait bir kışla olan Auschwitz, öncelikle Polonyalı entellektüeller ve rejim karşıtları için düşünülmüştü. Avrupa’nın neredeyse bütün kentlerinden Yahudi, komunist, çingene, sakat ve homoseksüel, trenler dolusu insan getirilince kamp genişletildi.

HER YOL AUSCHWITZ’E ÇIKIYORDU
Eski kışlanın yakınlarındaki Birkenau ile Maidaneck adlı iki kamp daha inşaa edildi. Artık Selanik’ten Riga’ya, Budapeşte’den Bükreş’e her yol Auschwitz’e çıkıyordu. Nasyonal sosyalistler için, onlardan olmamak, tek belirleyici kriterdi.

Auschwitz de dahil olmak üzere bütün toplama kampları, nasyonal sosyalist düzene göre yukarıdan aşağıya organize edilmişti. Tutukluların liderleri de kendilerinden ve daha önce suç işlemiş, şiddet yanlısı olanlar arasından seçildi.

ÇOĞU BAŞTAN ÖLDÜRÜLDÜ
Auschwitz’e gelenlerin sadece 400 bini kaydedildi. “Arbeit macht frei” (Çalışmak özgür kılar) kriterine uymayanlar, yaşlılar, çocuklar, hastalar, sakatlar kampın kapısından içeri girmeden öldürüldüler. Öldürülürken, eşyalarına, saçlarına, altın dişlerine, derilerine, yani daha sonra kullanılabilecek herşeylerine el konuldu.Banyoya girdiklerini sananlar, kendilerini gaz odasında buldular. Nasyonal sosyalistler, gaz odalarını banyo gibi inşaa ettiler. Zehirli Zyklon B gazı, deliklerden odaya yayıldı.

Gazdan tasarruf etmek için mümkün olduğu kadar çok kişiyi odalara doldurdular, çünkü insan vücudunun verdiği ısı, gazın yayılmasını kolaylaştırıyordu. Odadaki insan sayısına göre ölüm süresi 7 ila 20 dakika arasında değişiyordu. Cesetler buradan krematoryuma taşındılar. Saçları kesildi, altın dişleri söküldü ve fırınlara atıldılar.
Bir cesedin kül olmasi için ortalama 40 dakika gerekiyordu. Bu kremataoryumda 24 saat içinde sadece 460 ceset yakılabiliyordu. Naziler, Birkenau ve Maidaneck’te uzmanlaştılar. Şu andan yıkıntı halindeki bazi krematoryumlarda 1500’e yakın insan küle dönüştü.


Naziler, soykırımı başından itibaren en ince ayrıntısıyla planlamıştı. Küçücük odalarda, çizgili giysileri ile barınan tutsakların alacakları kalori, bu kaloriyle kaç saat çalışabilecekleri ve çalışırken kaç ayda eriyip yok olabilecekleri hesaplanmıştı.


KAMPTA ORTALAMA ÖMÜR 6 AY
Ortalama 6 ay içinde ölen tutsaklar, en ağır şartlarda günde en az 10 saat çalıştırdılar. Gaz odalarına gönderilirken, saç kesme, ceset toplama, yakma gibi işlemleri de yine kendileri yapıyorlardı.
Her kamp gibi Auschwitz’in de yine tutsaklardan oluşan bir bandosu vardı. Dostlarını marşlarla ölüme yolladıklarında verebilecekleri en güzel hediye, nasıl kolay ölebileceklerini anlatabilmekti.Mucizevi de olsa kaçmayı başaranlar oldu. Yakalananların kendisi, yakalanamayanların yerine ise kamptan seçilenler cezalandırıldı. 15, 20 kişi nefes almaya bile yetmeyecek küçücük hücrelere dolduruldular. Hücrelerin kapısı genellikle 15 gün sonra açıldı.

BIRKENAU: ÖLÜM KAMPI
Sekiz hektarlık Auschwitz kampının kapasitesi yetmedigi için, Birkenau’daki köyde yeni bir toplama kampı kuran Naziler, tutsakları barındırdıkları kulübeleri tahtadan yapmaya başladılar. Naziler savaş bittiğinde, yaptıkları katliamdan iz bırakmamak için kampları ateşe verdi.


Birkenau, Auschwitz’den sonra inşaa edildiğinden, çalışma kampı değil, ölüm kampi olarak kullanıldı. Bu yüzden gaz odası ve krematoryum sayısı da Auschwitz’dekinden daha çoktu.
İnsanlar üzerinde tibbi deneyle yapmak, auschwitz-birkenau kampinin uzmanlik alanlarindan biriydi. ınsanoglunun bugün de kullandigi pekcok tibbi bilgiyi auschwitz’deki bu deneylere borclu oldugu bir sir degil.

27 Ocak 1945, hem Auschwitz-Birkenau’nun kurtulduğu, hem de ölüm kamplarının son bulduğu gün olarak tarihe geçti. Savaşın tamamen sona erdiği 9 Mayıs 1945’e kadar daha pekçok toplama kampında soykırıma devam edildi. Ancak soykırımla özdeşleşen Auschwitz-Birkenau, özgürlüğe kavuşmanın da umudu oldu.

Auschwitz’in bedeli ise, yüzde 90’ı Yahudi, 1,5 milyon insan oldu.
Adolf Hitler’in “Nihai Çözüm” politikası çerçevesinde ise yaklaşık 6 milyon Yahudi, Naziler tarafından kurulan bu kamplarda öldürüldü.

LİDERLER KAMPIN KAPISINDA
Kampın Sovyet askerleri tarafından kurtarılışının 60’ıncı yılında çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Müzeye dönüştürülen Auschwitz’teki anma törenine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da bulunduğu 40’a yakın lider katılıyor.

SCHRÖDER: UTANÇ DUYUYORUZ
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Berlin’de önceki gün bir anma töreninde yaptığı konuşmada, ‘demokratik bir Almanya’nın temsilcisi olarak eski Nazi toplama kamplarında öldürülenler ve bu kamplarda yaşamak zorunda kalan insanlar için utanç duyduğunu söylemişti.

http://www.ntvmsnbc.com/news/180980.jpg

Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ise, Yahudi soykırımını ‘barbarca’ diye nitelerken, Yahudi soykırımının, Almnya için medeniyetin reddi anlamına geldiğini söyledi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Yahudi soykırımı gibi olayların yeniden yaşanmaması için tüm dünyanın çaba sarfetmesi gerektiğini söyledi.

http://www.ntvmsnbc.com/news/306481.asp

Genco
28-01-05, 23:32
Ingiliz halkının yarıya yakını adını bile duymamış... bendeniz birkenau'da, hani filmlerde gördüğünüz, altından tren geçen şu ünlü nizamiye kapısının üst katında, yiyişen amerikalı kızla oğlan gördüm.

Münevver olsaydım, 'ne güzel, altı milyon yahudi'nin öldürüldüğü yerde hayat herşeye rağmen devam ediyor, geçmişin kötü anıları unutulmuş' derdim belki... olmadığım için, çok kızmıştım kızla oğlanı gördüğümde.

çünkü bizim hanımla birlikte auschwitz'in ayakta kalmış tek gaz odasından yeni çıkmıştık ve ikimizin de suratı lağım gibiydi.

Yahudiler'in anadan doğma soyulduğu, saçlarının, koltukaltı ve apışarası kıllarının kesildiği, kollarına dövmeyle numaralarının işlendiği bloku da müzenin kafeteryası yapmışlar! ayaküstü yediğimiz yemek boğazımıza dizildi.

Siz hiç, boğazına takıp sürüklemek ve fırına atmak üzere özel yapılmış 'ceset kancası' gördünüz mü?

Belki münevver bir adam olsaydım size bazı barakaların yanıbaşına çekilmiş ceset arabalarını da anlatırdım, sabahları 'içtimalarda' bir önceki gece ölenleri toplamak üzere yapılmış, siz içini iskelet benzeri üstüste cesetlerle kafanızda doldururdunuz...

Malumatfuruş olduğum için, barakaların kokusu hiç aklımdan çıkmıyor.

Aradan altmış yıl geçmiş, koku çıkmamış çünkü... ölü kokusu, irin kokusu, dışkı kokusu, kadınlar barakasında adet kanı kokusu, açlık kokusu... önemsiz bir ayrıntı. duvarlarda da şablonla yazılmış yazılar, solmuş ama, duruyorlar: wassertrinken verboten!... eine laus, dein tod!

O gece uyku uyuyamadım. ertesi gece de uyuyamadım. daha ertesi gece de uyuyamadım.

Siz, ünlü doktor mengele'nin mekanı olan 11 numaralı blokta, deneklerin kanı rahatça aksın diye 'teşrih masasının' üzerine açılmış kan oluklarını bilir misiniz?

Varşova'dan taksi tuttum gittim günübirlik gidiş dönüş sekiz yüz kilometre yolu, onları görebilmek için. ingiliz halkının yarıya yakını auschwitz'i bilmiyormuş. ben türkiye'de auschwitz'i bilmeyen yahudi tanıdım yahu, siz ne diyorsunuz?

Ayağımın ucuyla toprağı eşeleyip bebek patiği buldum ben orada. evet, dikenli tel kalıntılarının arasında, birkaç aylık bir bebek patiği teki... tetanostan korktuğum için alıp saklayamadım. odada mı gazlanıp sonradan yakılmıştır, yoksa bir ss neferi tarafından minicik bacaklarından tutulup bir ağaca çarpa çarpa mı öldürülmüştür, bilemem.

Yaşım tutmadığı, o savaşa katılıp en az bir alman faşisti öldüremediğim için üzgünüm.

Ama bizim burada, ilk karşıma çıktığında ağzını burnunu kıracağım bir türk faşisti var, onu bilirim.

Engin Ardic