Leotheking
27-01-05, 23:13
Gelen bir e-mail....
--------------------------
Aydın Doğan neyin peşinde.
Sevgili dostlar Türkiye'nin en güçlü medya baronlarından biri olan Aydın Doğan hakkında uzun zamandır yazmayı düşünüyordum.
Kısmet bugüneymiş.
Kelkitli bir toprak ağasının oğlu olan ve çok genç yaşta İstanbul'da zahirecilik ve ecza deposu sahipliğiyle iş hayatına başlayan
Aydın Doğan bugünkü yerine nasıl yükselebildi acaba. Bunun cevapları geçmişte gizlidir. İşin gerçeği Aydın Doğanın
arkasındaki esas güç Koç Ailesidir. Vehbi Koçun rahatlıkla kullanabileceği ve dikkat çekmeden rakiplerine çelme takabileceği
bir örtüye ihtiyacı vardı bunu da kendisinin otomobil bayilerinden birisi olan Doğanı önce zengin edip sonrada medya dünyasına
sokarak yaptı. Doğanın zengin edilmesi operasyonu diğer otomobil bayilerine üretim kısıtlı diye günde 3 araba gönderilirken
Doğanın bayisine günde 300 araba gönderilmesiyle yapıldı. Zaten çok büyük olan araç talebini İstanbul'da tek karşılayabilen
bayi haline getirilen Doğan kısa zamanda zenginleşti. Bunun ardından Milliyeti o zamanki sahibi Ercüment Karacandan almak
için teklif yaptı. Bu teklif gazetenin esas gücü Abdi İpekçi ve ekibi tarafından ret edildi. Bunun sebebi Abdi İpekçinin Doğanın
arkasındaki gücün kim olduğunu bilmesi ve bunun peşinden neyin geleceğini tahmin etmesiydi.Abdi İpekçinin direnişi
yüzünden akamete uğrayan medyayı ele geçirme planı İpekçinin daha sonra zavallı bir delinin üstlendiği son derece
profesyonelce bir suikastle ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşti. Bugüne kadar kendilerini çok solcu görerek İpekçi
suikastini "her zamanki şüphelilere" yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikastten ticari yarar sağlayan odakları göremediler.
Ya da görmek istemediler. Doğanın Türkiye'nin bir otomotiv üretim üssü olmasını nasıl engellediğini bilir misiniz peki. Bundan yıllar
önce Japon Mazda firması Türkiye'de bir fabrika açmaya niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarımı yapacak ve bir süre sonra
üretimi tamamen bize bırakacaktı. O dönemde Koçlar tenekeden İtalyan arabalarına kuş isimleri verip bizlere satmakla meşguldü.
Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüşmeleri yapmak için Türkiye'ye geldi. Bu sırada Doğanın ekipleri
haberi almış ve Japonların peşine düşmüştü. Türkiye'de Toprak Holdingin Japonlarla fabrika kuracağı haberini hemen
Koçlara yetiştirdiler. Sonra bir anda Milliyet gazetesinde Toprak Holdingin bir firması hakkında vergi yolsuzluğu iddiaları
başladı ve devlet göreve davet edildi. Piyasaya da birileri Toprağın firmasının zor durumda olduğu haberini yayıyordu.
Kısa sürede panikleyen müşteriler alacaklarını hemen isteyince firma cidden krize girdi ve anında görev başına koşan
maliye tarafından el konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla ilişkisini kesti ve aynı anda Milliyetin haberleri de
duruverdi. Bizlerde tenekeden yapılma arabalara binmeye devam ettik. Japonların ikinci bir girişimi de ünlü bir
işadamımızın kardeşinin öldürülmesiyle kesilmiştir bilenler bilir. Sayın Doğanın ülkemize ettiği en büyük "hizmetlerden"
biri de AKP hükümetini başa getirmesidir. Bunun için Amerika destekli ve birden fazla grubun ortaklaşa hareket ettiği
bir komplo kuruldu. Komplonun diğer faaliyetleri sonucu ekonomik kriz yaratılmış,hükümet sallantıya alınmış ve başbakanın
sağlık durumu hakkında halk paniğe sevk edilmişti. Seçim kelimesi kamuoyunun kafasına itinayla yerleştirildi. Fakat suni
ekonomik kriz ve ardından gelen Derviş önlemleri sayesinde bu seçimin iktidar partileri için felaket olacağı gün gibi
ortadaydı biraz daha beklenmesi ve halka olanların tam olarak açıklanıp alınan ekonomik tedbirlerin etkisinin kamuoyuna
yansımasının sağlanması gerekiyordu. Bunu bilen hükümet üyeleri normal seçim tarihine kadar beklemeyi uygun gördüler.
Normal şartlarda AKP ve Erdoğan'ın tek başına iktidara gelmesi imkansızdı ama Amerikanın Irak işgali ve Kıbrıs gibi
meseleler bekleyemezdi. Amerika ve Avrupayla uyumlu bir hükümetin acilen iş başına getirilmesi gerekiyordu.
Eğer bu sağlanamazsa en azından iktidarın MHP kanadı tasfiye edilmeliydi çünkü DSP içine malum kişiler zaten sızmıştı ve
gerektiği zaman partiyi yönlendirecek güce sahiptiler. Tam bu aşamada Doğan müthiş bir plan kurdu. MHP dışındaki bazı
partilerin liderleri ve DSP içindeki kliğin başı olan Hüsamettin Özkan Almanya'ya gazete tesisi açılışı bahanesiyle çağrıldı.
Plana göre burada MHP'nın dışlanacağı ve siyaseten etkisiz hale getirileceği alternatif bir hükümet kurulacak veya bu
toplantının verdiği mesajla MHP seçime zorlanacaktı. MHP'nın bir üçüncü seçeneği yoktu ve her iki seçenektede sonuçta
kaybedecekti. Hepinizin bildiği gibi bu toplantıdan sonra MHP seçime gitme kararı aldı ve vuruşarak çekilme yolunu seçti.
Seçimlerde Doğan medyası önceden hazırlanmış psikolojik harekat planıyla AKP dışındaki tüm partileri yıpratarak
bugünkü hükümetin yolunu açtı. Sayın Aydın Doğanın eski "iyiliklerini" anlattıktan sonra gelelim son iyiliğine. Aydın Doğan
bu günlerde de Avrupa Birliğiyle ortak olarak Kıbrıs, Amerika ve İsrail'le birlikte de Güneydoğu Anadolu projesi üzerinde çalışıyor.
Bu operasyonlarla ilgili olarak Doğan Vakfı kullanılmakta. Doğan vakfı bu iş için Amerika Washington'da "Hasna" isimli bir
dernek kurdu. Bu derneğin Internet adresi www.hasna.org. Bu derneğin başında Nevzer Gülümser Stacey adında karışık
bir şahsiyet bulunuyor. Derneğin ilk amacı Kıbrıs'ta Avrupa Birliği politikasına uygun bir şekilde iki kesimli ve Rum hakimiyetine
dayalı bir devlet kurmak. Bu amaçla her ay onlarca Kıbrıs Türkü gazeteci ve yazar Amerika'ya gönderilerek burada yağlı ballı
geziler ve Rum tezlerini anlatan kurslara tabii tutuluyorlar. Derneğin çıkardığı "Hasna Journal" isimli gazetede her sayısında
Denktaş ve Kıbrıslı Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyaları düzenliyor. Hasnanın diğer bir ilgi alanı da
GAP bölgesi. Burada sulama projeleri kapsamında İsrail'le işbirliği içinde Kibbutzlar açılması ve bölge halkının kendi kendini
yönetmesi kapsamlı çalışmaları var. Doğan vakfının destek olarak avuç dolusu para verdiği bir diğer dernekte Technology for Peace
(Barış için teknoloji) kuruluşu. Internet adresi www.tech4peace.org olan bu kurumun başında nöröloji doktoru Yannis Lauris
isimli Rum istihbaratıyla ilişkili bir Rum bulunmakta. Sayın Doğanın vakıf ve hayır faaliyeti adına giriştiği işler ne kadar ilginç
değil mi Sayın Doğanın ülkemize "geçmişte" yaptığı iyilikler için 1999 senesinde Devlet üstün hizmet madalyası aldığını
göz önüne alırsak. Bu son faaliyetleri içinde Avrupa'dan "Legion de Honeur" ve Amerika'dan "Medal of Freedom"alacağını
da tahmin edebiliriz. Bayram sonrası keyifleri biraz bozduysam kusura bakmayın.
Sevgilerimle Serdar Kuru
Ek; arşivden eski bir foto
Tarih 1995. Yer Almanya.
Fotografı ceken: Doğan Medya Grubu (DMG, şimdi DBR) Avrupa temsilcisi Bülent Zarif.
Solda oturan Deniz Kuvvetleri Komutanlarından Orhan Karabulut,
Aydın Doğan, Özer Çiller ve uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Duman.
http://www.leomarine.com/forum/comic/dogan.jpg
--------------------------
Aydın Doğan neyin peşinde.
Sevgili dostlar Türkiye'nin en güçlü medya baronlarından biri olan Aydın Doğan hakkında uzun zamandır yazmayı düşünüyordum.
Kısmet bugüneymiş.
Kelkitli bir toprak ağasının oğlu olan ve çok genç yaşta İstanbul'da zahirecilik ve ecza deposu sahipliğiyle iş hayatına başlayan
Aydın Doğan bugünkü yerine nasıl yükselebildi acaba. Bunun cevapları geçmişte gizlidir. İşin gerçeği Aydın Doğanın
arkasındaki esas güç Koç Ailesidir. Vehbi Koçun rahatlıkla kullanabileceği ve dikkat çekmeden rakiplerine çelme takabileceği
bir örtüye ihtiyacı vardı bunu da kendisinin otomobil bayilerinden birisi olan Doğanı önce zengin edip sonrada medya dünyasına
sokarak yaptı. Doğanın zengin edilmesi operasyonu diğer otomobil bayilerine üretim kısıtlı diye günde 3 araba gönderilirken
Doğanın bayisine günde 300 araba gönderilmesiyle yapıldı. Zaten çok büyük olan araç talebini İstanbul'da tek karşılayabilen
bayi haline getirilen Doğan kısa zamanda zenginleşti. Bunun ardından Milliyeti o zamanki sahibi Ercüment Karacandan almak
için teklif yaptı. Bu teklif gazetenin esas gücü Abdi İpekçi ve ekibi tarafından ret edildi. Bunun sebebi Abdi İpekçinin Doğanın
arkasındaki gücün kim olduğunu bilmesi ve bunun peşinden neyin geleceğini tahmin etmesiydi.Abdi İpekçinin direnişi
yüzünden akamete uğrayan medyayı ele geçirme planı İpekçinin daha sonra zavallı bir delinin üstlendiği son derece
profesyonelce bir suikastle ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşti. Bugüne kadar kendilerini çok solcu görerek İpekçi
suikastini "her zamanki şüphelilere" yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikastten ticari yarar sağlayan odakları göremediler.
Ya da görmek istemediler. Doğanın Türkiye'nin bir otomotiv üretim üssü olmasını nasıl engellediğini bilir misiniz peki. Bundan yıllar
önce Japon Mazda firması Türkiye'de bir fabrika açmaya niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarımı yapacak ve bir süre sonra
üretimi tamamen bize bırakacaktı. O dönemde Koçlar tenekeden İtalyan arabalarına kuş isimleri verip bizlere satmakla meşguldü.
Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüşmeleri yapmak için Türkiye'ye geldi. Bu sırada Doğanın ekipleri
haberi almış ve Japonların peşine düşmüştü. Türkiye'de Toprak Holdingin Japonlarla fabrika kuracağı haberini hemen
Koçlara yetiştirdiler. Sonra bir anda Milliyet gazetesinde Toprak Holdingin bir firması hakkında vergi yolsuzluğu iddiaları
başladı ve devlet göreve davet edildi. Piyasaya da birileri Toprağın firmasının zor durumda olduğu haberini yayıyordu.
Kısa sürede panikleyen müşteriler alacaklarını hemen isteyince firma cidden krize girdi ve anında görev başına koşan
maliye tarafından el konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla ilişkisini kesti ve aynı anda Milliyetin haberleri de
duruverdi. Bizlerde tenekeden yapılma arabalara binmeye devam ettik. Japonların ikinci bir girişimi de ünlü bir
işadamımızın kardeşinin öldürülmesiyle kesilmiştir bilenler bilir. Sayın Doğanın ülkemize ettiği en büyük "hizmetlerden"
biri de AKP hükümetini başa getirmesidir. Bunun için Amerika destekli ve birden fazla grubun ortaklaşa hareket ettiği
bir komplo kuruldu. Komplonun diğer faaliyetleri sonucu ekonomik kriz yaratılmış,hükümet sallantıya alınmış ve başbakanın
sağlık durumu hakkında halk paniğe sevk edilmişti. Seçim kelimesi kamuoyunun kafasına itinayla yerleştirildi. Fakat suni
ekonomik kriz ve ardından gelen Derviş önlemleri sayesinde bu seçimin iktidar partileri için felaket olacağı gün gibi
ortadaydı biraz daha beklenmesi ve halka olanların tam olarak açıklanıp alınan ekonomik tedbirlerin etkisinin kamuoyuna
yansımasının sağlanması gerekiyordu. Bunu bilen hükümet üyeleri normal seçim tarihine kadar beklemeyi uygun gördüler.
Normal şartlarda AKP ve Erdoğan'ın tek başına iktidara gelmesi imkansızdı ama Amerikanın Irak işgali ve Kıbrıs gibi
meseleler bekleyemezdi. Amerika ve Avrupayla uyumlu bir hükümetin acilen iş başına getirilmesi gerekiyordu.
Eğer bu sağlanamazsa en azından iktidarın MHP kanadı tasfiye edilmeliydi çünkü DSP içine malum kişiler zaten sızmıştı ve
gerektiği zaman partiyi yönlendirecek güce sahiptiler. Tam bu aşamada Doğan müthiş bir plan kurdu. MHP dışındaki bazı
partilerin liderleri ve DSP içindeki kliğin başı olan Hüsamettin Özkan Almanya'ya gazete tesisi açılışı bahanesiyle çağrıldı.
Plana göre burada MHP'nın dışlanacağı ve siyaseten etkisiz hale getirileceği alternatif bir hükümet kurulacak veya bu
toplantının verdiği mesajla MHP seçime zorlanacaktı. MHP'nın bir üçüncü seçeneği yoktu ve her iki seçenektede sonuçta
kaybedecekti. Hepinizin bildiği gibi bu toplantıdan sonra MHP seçime gitme kararı aldı ve vuruşarak çekilme yolunu seçti.
Seçimlerde Doğan medyası önceden hazırlanmış psikolojik harekat planıyla AKP dışındaki tüm partileri yıpratarak
bugünkü hükümetin yolunu açtı. Sayın Aydın Doğanın eski "iyiliklerini" anlattıktan sonra gelelim son iyiliğine. Aydın Doğan
bu günlerde de Avrupa Birliğiyle ortak olarak Kıbrıs, Amerika ve İsrail'le birlikte de Güneydoğu Anadolu projesi üzerinde çalışıyor.
Bu operasyonlarla ilgili olarak Doğan Vakfı kullanılmakta. Doğan vakfı bu iş için Amerika Washington'da "Hasna" isimli bir
dernek kurdu. Bu derneğin Internet adresi www.hasna.org. Bu derneğin başında Nevzer Gülümser Stacey adında karışık
bir şahsiyet bulunuyor. Derneğin ilk amacı Kıbrıs'ta Avrupa Birliği politikasına uygun bir şekilde iki kesimli ve Rum hakimiyetine
dayalı bir devlet kurmak. Bu amaçla her ay onlarca Kıbrıs Türkü gazeteci ve yazar Amerika'ya gönderilerek burada yağlı ballı
geziler ve Rum tezlerini anlatan kurslara tabii tutuluyorlar. Derneğin çıkardığı "Hasna Journal" isimli gazetede her sayısında
Denktaş ve Kıbrıslı Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyaları düzenliyor. Hasnanın diğer bir ilgi alanı da
GAP bölgesi. Burada sulama projeleri kapsamında İsrail'le işbirliği içinde Kibbutzlar açılması ve bölge halkının kendi kendini
yönetmesi kapsamlı çalışmaları var. Doğan vakfının destek olarak avuç dolusu para verdiği bir diğer dernekte Technology for Peace
(Barış için teknoloji) kuruluşu. Internet adresi www.tech4peace.org olan bu kurumun başında nöröloji doktoru Yannis Lauris
isimli Rum istihbaratıyla ilişkili bir Rum bulunmakta. Sayın Doğanın vakıf ve hayır faaliyeti adına giriştiği işler ne kadar ilginç
değil mi Sayın Doğanın ülkemize "geçmişte" yaptığı iyilikler için 1999 senesinde Devlet üstün hizmet madalyası aldığını
göz önüne alırsak. Bu son faaliyetleri içinde Avrupa'dan "Legion de Honeur" ve Amerika'dan "Medal of Freedom"alacağını
da tahmin edebiliriz. Bayram sonrası keyifleri biraz bozduysam kusura bakmayın.
Sevgilerimle Serdar Kuru
Ek; arşivden eski bir foto
Tarih 1995. Yer Almanya.
Fotografı ceken: Doğan Medya Grubu (DMG, şimdi DBR) Avrupa temsilcisi Bülent Zarif.
Solda oturan Deniz Kuvvetleri Komutanlarından Orhan Karabulut,
Aydın Doğan, Özer Çiller ve uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Duman.
http://www.leomarine.com/forum/comic/dogan.jpg