Jay-Jay
27-01-05, 15:59
Altan Tanrıkulu'nun TD'ler ve onların yönetimlere karşı yaptırımları hakkında bir yazısı. Ben Hagi ile ilgili olan kısmı aldım, yazıda Cruyff, Rıdvan, Daum da anlatılmış, arzu eden tamamını okyabilir; http://www.sabah.com.tr/yaz35-80-128.html
-------------
Geçtiğimiz pazartesi tüm Türkiye'yi sarsan bir basın toplantısı yaptı Hagi.. Çünkü Hagi futbolculuğunda da agresif bir oyuncuydu. Müthiş yeteneğine karşın zaman zaman kırmızı kartlar görüyor, uzun süreli cezalar alıyor ve hakemlerle yıldızı bir türlü barışmıyordu.
Teknik direktör olduktan sonra da Hagi'de büyük bir değişiklik olmadı. Hagi büyük bir beyin ama öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor. Tıpkı Cruyff gibi..
"Ben Hagi'yim.. Maddi olarak Galatasaray'a muhtaç değilim.. Futbolu en iyi ben bilirim.. Bu takımı her şeyiyle bana bırakın.. Gerisini merak etmeyin.." diyor aslında.. Kısıtlı imkânlarla ulaştığı nokta ortada.. Galatasaraylılıksa, hiçbir yönetici Hagi kadar Galatasaray seyircisini sokağa dökmemiştir, sevinç yaşatmamıştır.. Alınan UEFA Kupası'na katkı yapmamıştır.. Zamanı geldiğinde Lucescu'nun karşısına geçip, yumruğunu vurup, "Hayır Jardel çıkmayacak" dememiştir..
Dünya kurulduğu günden beri güçlülerin dünyası olmuştur, olmaya devam edecektir.. Amerika halkı bütün zorbalığına, vurdumduymazlığına karşın kendi güvenliğini, ucuz benzin kullanımını ve rahatını düşündüğü için nasıl Bush'u seçiyorsa kulüp yöneticileri de zaman zaman bu açmazları yaşayacaklardır.. İki yumurtanın çarpışmasında kim ayakta kalıyorsa onunla yola devam edeceklerdir..
Bu tip beyinler böyle durumlarda zaman zaman " Lütfen dışarı çıkın" der.. Bazen de Hagi gibi 25 milyon taraftarı ve 15 yöneticiyi ayağa kaldıran basın toplantısı yaparlar..
Hagi bu konuşmayı Ağustos'ta , "Petre'yi oynatmayacaksın" denildiğinde neden yapmadı? Neden ikinci yarının başını bekledi? Çünkü kendisiyle problemi olan yöneticilerin eli zayıfladığını gördü de ondan..
Çünkü Galatasaray'da şu anda en güçlü adam Hagi.. En iyi kartlar onun elinde.. Taraftar onun arkasında..
Gerisi laf-ı güzaf..
-------------
Geçtiğimiz pazartesi tüm Türkiye'yi sarsan bir basın toplantısı yaptı Hagi.. Çünkü Hagi futbolculuğunda da agresif bir oyuncuydu. Müthiş yeteneğine karşın zaman zaman kırmızı kartlar görüyor, uzun süreli cezalar alıyor ve hakemlerle yıldızı bir türlü barışmıyordu.
Teknik direktör olduktan sonra da Hagi'de büyük bir değişiklik olmadı. Hagi büyük bir beyin ama öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor. Tıpkı Cruyff gibi..
"Ben Hagi'yim.. Maddi olarak Galatasaray'a muhtaç değilim.. Futbolu en iyi ben bilirim.. Bu takımı her şeyiyle bana bırakın.. Gerisini merak etmeyin.." diyor aslında.. Kısıtlı imkânlarla ulaştığı nokta ortada.. Galatasaraylılıksa, hiçbir yönetici Hagi kadar Galatasaray seyircisini sokağa dökmemiştir, sevinç yaşatmamıştır.. Alınan UEFA Kupası'na katkı yapmamıştır.. Zamanı geldiğinde Lucescu'nun karşısına geçip, yumruğunu vurup, "Hayır Jardel çıkmayacak" dememiştir..
Dünya kurulduğu günden beri güçlülerin dünyası olmuştur, olmaya devam edecektir.. Amerika halkı bütün zorbalığına, vurdumduymazlığına karşın kendi güvenliğini, ucuz benzin kullanımını ve rahatını düşündüğü için nasıl Bush'u seçiyorsa kulüp yöneticileri de zaman zaman bu açmazları yaşayacaklardır.. İki yumurtanın çarpışmasında kim ayakta kalıyorsa onunla yola devam edeceklerdir..
Bu tip beyinler böyle durumlarda zaman zaman " Lütfen dışarı çıkın" der.. Bazen de Hagi gibi 25 milyon taraftarı ve 15 yöneticiyi ayağa kaldıran basın toplantısı yaparlar..
Hagi bu konuşmayı Ağustos'ta , "Petre'yi oynatmayacaksın" denildiğinde neden yapmadı? Neden ikinci yarının başını bekledi? Çünkü kendisiyle problemi olan yöneticilerin eli zayıfladığını gördü de ondan..
Çünkü Galatasaray'da şu anda en güçlü adam Hagi.. En iyi kartlar onun elinde.. Taraftar onun arkasında..
Gerisi laf-ı güzaf..