PDA

Tüm Versiyonu Göster : Galatasaraylılık Üzerine


M.Yasin Cakmak
24-01-05, 09:52
Daha henuz 20 küsür yılımı bitirdim bu dünya üzerinde. Daha hayatın ilk çeyreği geçti ve bir sürü takimdaşımdan tecrübesizim Galatasaraylilik mevzusunda ve bu nedenle çekinirim bu konuda yazmaya. Fakat artık kendimi tutamayacak konuma geldim ve izninizle birşeyler karalayacagim. Umarım içimden geçenleri az çok anlatabilirim.

Ben kendimi bildim bileli Galatasaraylı'yım, babamın bir Beşiktaşlı olmasına rağmen. Sarı-kırmızıyla büyüdüm ve sarı-kırmızı'nın o kendine has kültürünü benimsedim. İşte bu kültürünün benzerlerinden farklılığıyla sarı-kırmızı'ya olan bağlılığım gün geçtikçe arttı, güçlendi ve bu günlere adeta bir saplantı olarak geldi.

Hayatım boyunca Galatasaray nedir diye kendi kendime düşündüğüm zaman her seferinde bir spor klübünden öteye götürdü beni düşüncelerim. Çünkü Galatasaray benim için birçok farklı olgunun simgesiydi.

Neden bahsettiğimi hepiniz biliyorsunuz fakat birkaç örnek vereyim.

İlk olarak ailenin simgesiydi Galatasaray. Birbirine saygılı bireylerden oluşan bir ailenin. Çekirdekte (yönetimde) bu klübü kuranlardan bu zamana kadar gelmiş kongre üyelerinin bulunduğu (ki bunların çoğu dünyanın en iyi eğitim veren kurumlarından biri olan Galatasaray Lise'si mezunlarıdır) daha sonra futbolculardan taraftarlara kadar geniş bir yelpazede genişleyen devasa bir aile. Herşeyden önemlisi birbiri arasındaki bağları çok kuvvetli tutan bir aile. Ben 'Kol kırılır, yen içinde kalır.' kavramını bu aile ile öğrendim. Yani içeride herşeyi tartışabilmek fakat dışarıya tek bir yumruk gibi kuvvetli gözükebilmeyi. Bizim ailemiz diğerleri gibi birbirini sırtından vurmaya çalışma(z)dı hiçbir zaman. Ayrıca biz hepimizin kardeş olduğunun da bilincinde olduk hep. Mesela bir taraftar bir futbolcuya sinirle yanlış birşey dediği zaman diğerleri tarafından uyarıldı. Tepki verecek olsak bile 'Adam' gibi verdik. İşte ben kendimi bu aile içinde görmekten hep gurur duydum.

İkinci olarak ise dürüstlüğün simgesiydi Galatasaray. İçimizden biri ,ki özellikle bu kişi çekirdekten bir birey ise, bize yalan söyleme(z)di, boş vaatlerde bulunma(z)dı. Elimizde olanı bildik, olmayanı ise kabullendik. Yalancıların değil, doğru yolda olanların arasında olmaktan da gurur duydum.

Üçüncü olarak ise ahlakın sigesiydi Galatasaray. Benim yöneticim benim klübümü kara para aklayarak, mafyalık yapıp yetimin hakkını yiyerek yönetme(z)di. Çok büyük paraların dödüğü bu diyarda 'temiz' kalmayı bildik. Ayrıca spora şike ya da daha olağan üstü! şeyleri karıştırmak gibi düşünceler yakınımızdan dahi geçme(z)di. Ahlaklı insanlardan oluşan ve ahlaklı insanlar tarafından yönetilen bir topluluğun içinde olmaktan da gurur duydum.

Daha nice özellik sayabilirim sizlere Galatasaray'ı ve Galatasaraylı'yı diğerlerinden farklı kılan fakat fazla uzatmak istemiyorum yazıyı lakin bu örnekleri çoğaltmaktan önemli şeyler var yazacak.

Bunlara geçmeden önce iki şey belirtmek istiyorum.

-Ben şu an Galatasaray kongre üyeliği için sırada beklıyorum ve belki aşağıda yazacaklarım nedeniyle bu şansım sıfıra inecek. Fakat halihazırdaki durum devam edicekse lanet olsun kongre üyeliğine.

-Bu yazacaklarım nedeniyle bende Galatasaray kültürünün dışına çıkacağım o nedenle büyüklerim beni affetsin.

Önce şunu söyliyeyim: Ben uzun zamandır kendimi diğerlerinden farklı görmüyorum. Bırakın farklılığı şu durumda çok daha aşağıda hissediyorum.

Galatasaraylılık kültürü müthiş bir erozyona uğradı ve halen uğramakta.

Aileymiş, 'kol kırılır, yen içinde kalırmış'. Hani nerde? Galatasaray'ın bir yöneticisi çıkıp basına 'Beni tutuyorlar' diyor ötekisi de ona basın karşısında 'gitsin kendine yönetecek başka birşey bulsun' demekten geri kalmıyor. Hani nerde kaldı bizim en ünlü değerimiz? Kardeş olan oyuncularımız sürekli birbirlerinin arkasından konuşuyorlar, hani nerde kardeşlik. Taraftarımız ise başarıya endeksli bir sevgiyle yaşıyor. Nerede aile sevgisi?

Dürüstlükmüş, şeffaflıkmış, tutamayacağın vaadi etmemekmiş. On senedir stad bekliyoruz camia olarak. Ne geçti elimize somut? Belki Ali Sami Yen yıkılıcak denildiğinde oraya gidip hatıra alınan bir kaç tuğladan başka hiçbirşey. Af edersiniz abiyane olacak ama anasının köründen portatif stadları dahi gemiye yükledik ama nedense elimize bir şey geçmedi. Malum laf ile ne peynir gemisi yürüyor ne de stad taşıyan tanker. Stad'ın dışındaki binbir türlü kuyruklu yalana hiç girmeyeceğim, çünkü miğdem bulanıyor.

Ahlaklılıkmış.... Hangi ahlak? 'Şike olsa ilk biz yapardık.' Ahlağı mı? Ya da klübün parasını kendin kullanıp sonra klübe borçlu kalma ahlağı mı? Ya da yönetimi geçelim kendi taraftarının kendı oyuncuna küfür etmesi ahlağı mı? Gerçi farkettim burda da yönetimi geçemiyorum çünkü o taraftarı bağırtanları besleyen kim sorusu çıkıyor çünkü meydana... O küfür edenler acaba düşünmediler mi Rüştü'yü döven çapulcularla aynı seviyeye indiklerini?

Şimdi bakıyorum da aile dediğim bu kurum en içten en dışa kadar çürümekte. Kurt gövdeye gireli çok olmuş ve hatta kemirmediği yer kalmamışta biz kendimizi uyutmuşuz. Kutsal gördüğümüz herşeyi ayaklar altına alır olmuşuz. Başkalarının seviyesine inip 'Çamur' olmuşuz.

Kendim için üzülüyorum fakat biz en azından bazı değerler ile bir yaşa geldik fakat bizim vesilemizle Galatasaraylı olacak çocuklarımız bu çamur deryası içinde mi yetişecek? Aile yerine arkadan bıçaklamayı, dürüstlük yerine kuyruklu yalanı ve ahlak yerine düzenbazlığı çirkefliği mi öğrenecek?

Şunu unutmayın başarı denen geçici zevk ,öyle ya da böyle, her zaman gelir ama bu kaybedilenler tamamen yok olursa, bir 100 yıl daha geçmeden bir daha zor gelir.

Hepimize kolay gelsin. Çünkü temizliyecek pislik dağ olmuş fakat bizler kokusunu yeni almışız.


Sağlıcakla,
M.Yasin Çakmak

Bengü Cakmak
24-01-05, 13:13
Dün bir spor programinda bir GS izleyici: Galatasarayliligimdan utaniyorum.

Diye bir mail yazmisdi.. gercekten cok üzücü...

Ben hic bir zaman utanmadim utanmayacagimda. Geldigimiz nokta gercektende kötü ama genede hic birsey bitmis degil

Türkiye kubasinda ceyrek finaldeyiz
Fenerbachenin ardindan 2. yiz ve 4 puan var aramizda...


bence hic birsey bitmis degil.

Yönetime ise fazla kizmamak lazim bu saatten sonra. Cünkü Baskan zaten kulübü borc icinde devraldi... ve suan bunu minimuma indirmeye calisiyor onunda fazla bir sucu yok.

Ama dedigim gibi...

kendimizi ayricalikli hissetmemize gerek yok, biz zaten herzaman ayricalikliyiz!!!!!!!!