chivu
07-01-05, 02:14
ARKADAŞLAR YAZININ YERİ BURASI DEĞİL FARKINDAYIM AMA BİRKAÇ AY İÇİNDE SANIYORUM 1 veya 2 DERİGDE ÇIKACAK YAZIMDIR.GÖRÜŞ BELİRTİRSENİZ SEVİNİRİM...
KRALLARIN OYUNUNUN KRAL LEAR’I
O yıl Türkiye’de milli şef İnönü’nün partisinden istifa ettiği, ve de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asıldığı yıldı…Amerika’da ise Valeriy Petrofskiy adlı bir KGB ajanının ülkeyi karıştırmak amaçlı seri cinayetler işlediği ve ülkeyi gerçekten karıştıran Watergate skandalının patlak verdiği yıldı…Aynı zamanda insanoğlunun 5. kez aya çıktığı yıldı.Ve evet İzlanda’nın Rejkavik şehrinde ise Robert Fischer’in Boris Spassky’yi bütün dünyanın izlediği ve neredeyse bir savaşa sahne olan bir seriyle yenerek şampiyon olduğu yıldı…
Aslında bu büyük savaş soğuk savaşta olan ülkeler olduğu kadar aynı zamanda iki zıt karakterin sinir savaşıydı da… Disiplinli, nazik filozof Spassky ile sarsak dahi Fischer’in…Bu mücadeleyi daha iyi inceleyebilmek için öncelikle Fischer’in ve hatta Spassky’in karakter analizlerini kavrayabilmek gerekir.
“Bir satranç kitabı bulmuştum yanlızlığıma çare olacak.O andan itibaren nevresimim satranç tahtam ekmek kırıntıları ise taşlarım olmuştu”
Stephen Zweig- Satranç
Chicago’da 1943 yılında doğan Fischer babalarının onları terk etmesi sonucu Brooklyn’e taşınmak zorunda kaldılar.Kimi psikologlar onun bu travmatik sarsaklık halinin abartılı bir dramatizasyonla buna bağlarlar. Fischer de Spassky ile oynayacağı maç için “Brooklyn olmasın da neresi olursa olsun “ diyerek aslında Brooklyn ile alakalı çok hoş anıları olmadığını vurgular.Fakat buna rağmen Brooklyn satranç kulübü hayatında çok derin bir rol oynayacaktır.
6 yaşındayken ablası Joan’ın küçük Bobby’nin sıkılmaması amacıyla aldığı bir satranç takımı hayatını değiştirecektir Fischer’in…Bu andan itibaren satranca derin bir tutkuyla bağlanan Fischer sadece 14 yaşındayken Amerikan satranç şampiyonuydu. 1967’ye kadar bütün turnuvalarda Amerika şampiyonu oldu ve bu da ona bölgelerarası turnuvada oynama hakkı kazandırdı.
Fakat bölgelerarası turnuvadaki kararı Fischer’in mizacına ait ciddi ipuçları vermekteydi.Amerikalı büyükusta Rusların şike! Yaptığını söyleyerek turnuvadan çekilmişti! Ve daha sonra da 2 yıl ortalarda görünmedi.Tipik mızmız küçük çocuk rolünün başlangıcı bu turnuvada oluyordu.
Kimileri Fischer’i Stephen Zweig’in ünlü Satranç romanındaki şampiyon kahraman Mirko Czentovic’le benzeştirirler. Kitapta bir papazın sarsak yardımcısı olan Czentovic’in hayatı şansa rastladığı bir oyunla tamamen değişir.Czentovic günlük yaşamında idiot denilebilecek kadar aciz ,sarsak ve asosyal denilebilecek bir insanken satranç tahtasının başında ateşli bir dehaya dönüşür. Bu aşağı yukarı Fischer’in de olduğu şeydir. Satranç tahtasının uzağında okulunu bırakmış, iflah olmaz bir asosyalken satranç tahtasında karşı konulmaz bir adamdır. Bunun kanıtını günlük hayatında elinde görülen en entelektüel eserin ünlü erkek dergisi Playboy! olmasına rağmen sürekli bütün dünyadaki satranç literatürünü takip etmesinde ve bunun için 4 dili kendi kendine öğrenmesinde arayabiliriz.Aslında bunu kendisi de bilmekte ve her fırsatta söylemekteydi.Kimilerine göre asosyallığının savunması olarak satranç tarihine geçen şu cümleyi kurmuştur: “Kendimi bildim bileli en sevdiğim şey satranç oynamaktır”
Fischer’in 1957 de çıkışa başlayan kariyeri(Ne tesadüftür ki Boris Spassky de adını ciddi olarak o yılda duyurmuştur) 1967’de ciddi bir duraklama içine girmişti.3 sene akdar ortalarda görülmedi Fischer.Hatta öyle ki Spassky’nin karşısına çıkacak adayları belirleyecek turnuvada adı bile yoktu.Düzenlenen turnuvanın en ciddi adayları eski gençler şampiyonu William Lombardy, Reshevsky ve de Benko idi. Turnuva sonundaki dereceleri de 1.RESHEVSKY
2.ADDISON
3. BENKO
şeklinde idi.Fakat bir adam Fischer’in de orda olması gerektiğini düşünüyordu.Aslında birçok kişi Fischer’i istiyordu fakat bu özel kişi Amerika Satranç Federasyonu Başkanı ve muhtemelen Fischer’in hayattaki tek dostu olan Edmund Edmundsson olunca işler tabii ki biraz daha ciddileşmişti… Ve sonunda başardı Edmundsson, birçok zorlama ,uğraşıdan sonra başta William Lombardy olmak üzere diğer satranççıların Fischer’e olan saygısından da faydalanarak Fischer’i 3. sıradan elemelere sokmayı başardı.
Bu elemelerde Fischer bir kez daha nasıl bir mucize yaratabileceğini gösterdi. Tarihte büyük ustalara karşı alınan en farklı skorları alarak önce Alexander Taımanov’u 6-0 arkasından Bent Larsen’i 6-0 ve en sonunda da eski dünya şampiyonu, büyük savunma üstadı Tigran”DEMİR” Petrossian’ı da yenerek Spassky’nin karşısıa çıkmaya, ona “meydan okumaya “ hak kazanmıştı.
“Küba’ya füze yerleştirmişler sayın başkan,buna karşılık biz de Türkiye’de aynısını nükleer olarak yapmalıyız.”
Henry Kissinger
O yıllar başlı başına bir satrançtı zaten. Ve bu maç soğuk savaşın yarattığı sıcak bir havada oynanacaktı.Savaş maçın kendisinde çok daha önce,para ödülü ve maçın oynanacağı yer seçilirken başlamıştı aslında.O ana kadarki en yüksek teklifler gelmişti şehirlerden fakat; Ruslar sadece İzlanda,Hollanda ve Almanya’da oynayacaklarını belirtiyor Amerikan tarafı ise Belgrad, Kanada veya Buenos Aires’i istiyordu. En sonunda Max Euwe başkanlığındaki komite maçın ilk 12 oyununun en yüksek teklifi veren Belgrad’da daha sonraki ilk oyunun da ikinci en yüksek teklifi veren Rejkavik’de oynanmasına karar verdi. Ve ödül… O ana kadarki ki en yüksek ödülün 6 katından fazla olan bu miktar 137000 dolardı ve bu da artık satrancın köhne salonlar oynanmayacağının habercisiydi.Tabii ki bu arada Amerika ve Rusya arasında verilen karşılıklı notalar da cabası.Fakat mızmız dahi Fischer’in istekleri bitmek bilmiyor, bu kez de turnuva gelirlerinden pay istiyordu.Bu istek Belgrad’ın turnuva organizasyonundan çekilmesine kadar vardı.Fischer “Parayı istiyorum…Ama unvanı daha çok istiyorum” diyordu ama davranışları parayı daha çok istediği izlenimi uyandırıyordu insanlarda…Artık maç kesinlikle Rejkavik’deydi.İlk raundu Spassky kazanmıştı.Fakat savaş henüz başlıyordu…
Açılış töreni kısa bir şok getirdi herkese…Konuşmalar yapıldı, tören hazırlıkları içinde beklendi fakat bir adam ortada yoktu: Yine Bobby Fischer! Daha sonra tekrar ve tekrar! Fischer sahaya çıkmaya çeşitli bahaneler uyduruyordu sürekli fakat bir kısım büyükusta Fischer’in sürekli bir şeyler uydurmasının temel sebebinin Spassky’den ciddi şekilde ürkmesi olduğunu söylüyorlardı.Bu arada tabii ki yine Ruslar şikayet ediyor, hükmen mağlubiyet istiyor, Amerikalılar da karşı saldırıya geçiyorlardı. Füze krizinden 10 yıl sonra yeni bir krizle karşı karşıyaydı dünya. Tam bir kaos.
Binbir güçlükle açılış töreni gerçekleştirildi.Fakat bunun sorunların sonu olduğunu sananlar yine ve yine yanılıyorlardı.Fischer koltuğunu beğenmeyerek Amerika’dan özel koltuk getirttirdi, Spassky ’de sahnedeki havalandırma ve ışıklandırma tesisatını değiştirdi; buna karşılık boş durmayan Fischer satranç tahtasının boyutlarını büyüttürdü. Ayrıca Tv kanallarına adeta bir sansür niteliği taşıyan bir belge imzalatılıyordu.Maçın selameti için yapıldığı söylenen bu hamle az daha maçı bitiriyordu.Çünkü 1. maçtan mağlup ayrılan Fischer 2. maça bunu bahane ederek çıkmamıştı. Açık konuşmak gerekirse Fischer rakibi sakin Spassky’i çıldırtabilmek adına 1 oyunu feda etmişti.Böylece Fischer 2-0 geriye düşüyor ve bu andan itibaren ” Fischer humması” geri geliyordu.Hem de KGB’nin bütün çabalarına rağmen! Geri kalan oyunlarında büyük usta Bondarevsky tarafından “açılışları çok zayıf” olarak nitelendirilen Fischer aynı açılışı sadece 2 kere oynayarak Boris Spassky’yi perişan ederek 3 yıl boyunca DÜNYA ŞAMPİYONU koltuğuna oturuyordu…
“Gürleyin gökler vargücünüzle!
Yağdırın,saçın ateşlerinizi!Sellere boğun bizi!
Yağdırın üzerime neniz varsa!
İşte kölenizim artık,zavallı, düşkün, dermansız”
William Shakespeare-Kral Lear
Her güzel şeyin bir sonu vardır! Ve büyük kazananlar kendi sonlarını kendi getirir.Tıpkı Shakespeare’nin ünlü kahramanı Kral Lear gibi… Fischer de bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle kendi sonunu getirmişti 1975 de Karpov karşısına çıkmayarak… Aslında bu olaya iki bakış açısı vardır: Birincisi Fischer’in mızmız bir adam olduğunu söyleyen bakış açısı(ki bir noktaya kadar haklıdır) , ikincisi ise Korchnoi gibi ustaların dile getirdiği “beraberliklerde şampiyon kazanır” kuralının Fischer’e uygulanmama kararı alınması sonucu Fischer’in haklı protestosu… En nihayetinde Fischer’in birçok kişiye göre tarihin en zayıf şampiyonu olan Antoliy Karpov’a karşı oynarken böyle bir avantaja ihtiyaç duymaması gerekirdi demek en mantıklı çözüm olabilirdi. Karpov bu maçı anılarında “ Sanıyorum Fischer onun ayarında bir ustanın hata yapmaması gerektiğini düşünüyordu ve hata yapmamanın en güzel yolu da hiçbirşey yapmamaktır. Ama içimde gerçek bir boşluk oluşmuştu” diyerek anlatıyordu. Öyle ya da böyle 1972 den sonra sarsak dahi Robert Fischer satranç dünyası ile arasına adeta bir Çin Seddi çekmişti. Ne bir turnuva, ne de bir analiz…Tam 20 yıl. Ve de 20 yıl sonra büyük rövanş için bu kez Belgrad’da Spassky ile birkez daha karşılaştı ve bir kez daha kazandı.Fakat Fischer ne zaman maç yapsa başına gelen talihsizlikler bu kez de yakasını bırakmıyordu. O dönemde Fischer hakkında BM kararlarını delmekten tutuklama kararı çıkarıldı ve 10 yıllık bir kaçısın ardından geçtiğimiz yol Ağustos ayında Japonya’da tutuklandı.Ve evet Fischer satranç dünyasını bir kez daha ayaklandırmış tüm dünya seferber olmuştu…Boris Spassky bile George Bush’a yazdığı mektupta:” Aynı suçu ben de işledim…Sayın Jacques Chirac’ın hatasını düzeltin ve de beni Bobby’nin yanına koyun” diyordu.Tabii ki bir satranç takımıyla birlikte!
Satranç dünyasının belki de en tartışmalı ismiydi Fischer…Oynadığı birçok oyun 100 yılın oyunlarında yerini almıştı almasına ama, satranç tahtasının uzağındayken ki acaip tavırları ve uzun süreli inzivaya çekilmesi Fischer’in bütün dehasına rağmen iyi bir satranç oyuncusu olduğu gerçeğini bulanıklaştırmıştı…Bu nedenle birçokları Fischer’in tarihteki en zayıf şampiyon olduğunu ileri sürerler…Fakat bütün tartışmalara rağmen satranç dünyasının en renkli simalarından biri olan Fischer; şu günlerde İzlanda’dan sığınma hakkı almış durumda ve de Japonya’nın kendisi serbest bırakmasını bekliyor.
K.Ünsal Yılmaz
KRALLARIN OYUNUNUN KRAL LEAR’I
O yıl Türkiye’de milli şef İnönü’nün partisinden istifa ettiği, ve de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asıldığı yıldı…Amerika’da ise Valeriy Petrofskiy adlı bir KGB ajanının ülkeyi karıştırmak amaçlı seri cinayetler işlediği ve ülkeyi gerçekten karıştıran Watergate skandalının patlak verdiği yıldı…Aynı zamanda insanoğlunun 5. kez aya çıktığı yıldı.Ve evet İzlanda’nın Rejkavik şehrinde ise Robert Fischer’in Boris Spassky’yi bütün dünyanın izlediği ve neredeyse bir savaşa sahne olan bir seriyle yenerek şampiyon olduğu yıldı…
Aslında bu büyük savaş soğuk savaşta olan ülkeler olduğu kadar aynı zamanda iki zıt karakterin sinir savaşıydı da… Disiplinli, nazik filozof Spassky ile sarsak dahi Fischer’in…Bu mücadeleyi daha iyi inceleyebilmek için öncelikle Fischer’in ve hatta Spassky’in karakter analizlerini kavrayabilmek gerekir.
“Bir satranç kitabı bulmuştum yanlızlığıma çare olacak.O andan itibaren nevresimim satranç tahtam ekmek kırıntıları ise taşlarım olmuştu”
Stephen Zweig- Satranç
Chicago’da 1943 yılında doğan Fischer babalarının onları terk etmesi sonucu Brooklyn’e taşınmak zorunda kaldılar.Kimi psikologlar onun bu travmatik sarsaklık halinin abartılı bir dramatizasyonla buna bağlarlar. Fischer de Spassky ile oynayacağı maç için “Brooklyn olmasın da neresi olursa olsun “ diyerek aslında Brooklyn ile alakalı çok hoş anıları olmadığını vurgular.Fakat buna rağmen Brooklyn satranç kulübü hayatında çok derin bir rol oynayacaktır.
6 yaşındayken ablası Joan’ın küçük Bobby’nin sıkılmaması amacıyla aldığı bir satranç takımı hayatını değiştirecektir Fischer’in…Bu andan itibaren satranca derin bir tutkuyla bağlanan Fischer sadece 14 yaşındayken Amerikan satranç şampiyonuydu. 1967’ye kadar bütün turnuvalarda Amerika şampiyonu oldu ve bu da ona bölgelerarası turnuvada oynama hakkı kazandırdı.
Fakat bölgelerarası turnuvadaki kararı Fischer’in mizacına ait ciddi ipuçları vermekteydi.Amerikalı büyükusta Rusların şike! Yaptığını söyleyerek turnuvadan çekilmişti! Ve daha sonra da 2 yıl ortalarda görünmedi.Tipik mızmız küçük çocuk rolünün başlangıcı bu turnuvada oluyordu.
Kimileri Fischer’i Stephen Zweig’in ünlü Satranç romanındaki şampiyon kahraman Mirko Czentovic’le benzeştirirler. Kitapta bir papazın sarsak yardımcısı olan Czentovic’in hayatı şansa rastladığı bir oyunla tamamen değişir.Czentovic günlük yaşamında idiot denilebilecek kadar aciz ,sarsak ve asosyal denilebilecek bir insanken satranç tahtasının başında ateşli bir dehaya dönüşür. Bu aşağı yukarı Fischer’in de olduğu şeydir. Satranç tahtasının uzağında okulunu bırakmış, iflah olmaz bir asosyalken satranç tahtasında karşı konulmaz bir adamdır. Bunun kanıtını günlük hayatında elinde görülen en entelektüel eserin ünlü erkek dergisi Playboy! olmasına rağmen sürekli bütün dünyadaki satranç literatürünü takip etmesinde ve bunun için 4 dili kendi kendine öğrenmesinde arayabiliriz.Aslında bunu kendisi de bilmekte ve her fırsatta söylemekteydi.Kimilerine göre asosyallığının savunması olarak satranç tarihine geçen şu cümleyi kurmuştur: “Kendimi bildim bileli en sevdiğim şey satranç oynamaktır”
Fischer’in 1957 de çıkışa başlayan kariyeri(Ne tesadüftür ki Boris Spassky de adını ciddi olarak o yılda duyurmuştur) 1967’de ciddi bir duraklama içine girmişti.3 sene akdar ortalarda görülmedi Fischer.Hatta öyle ki Spassky’nin karşısına çıkacak adayları belirleyecek turnuvada adı bile yoktu.Düzenlenen turnuvanın en ciddi adayları eski gençler şampiyonu William Lombardy, Reshevsky ve de Benko idi. Turnuva sonundaki dereceleri de 1.RESHEVSKY
2.ADDISON
3. BENKO
şeklinde idi.Fakat bir adam Fischer’in de orda olması gerektiğini düşünüyordu.Aslında birçok kişi Fischer’i istiyordu fakat bu özel kişi Amerika Satranç Federasyonu Başkanı ve muhtemelen Fischer’in hayattaki tek dostu olan Edmund Edmundsson olunca işler tabii ki biraz daha ciddileşmişti… Ve sonunda başardı Edmundsson, birçok zorlama ,uğraşıdan sonra başta William Lombardy olmak üzere diğer satranççıların Fischer’e olan saygısından da faydalanarak Fischer’i 3. sıradan elemelere sokmayı başardı.
Bu elemelerde Fischer bir kez daha nasıl bir mucize yaratabileceğini gösterdi. Tarihte büyük ustalara karşı alınan en farklı skorları alarak önce Alexander Taımanov’u 6-0 arkasından Bent Larsen’i 6-0 ve en sonunda da eski dünya şampiyonu, büyük savunma üstadı Tigran”DEMİR” Petrossian’ı da yenerek Spassky’nin karşısıa çıkmaya, ona “meydan okumaya “ hak kazanmıştı.
“Küba’ya füze yerleştirmişler sayın başkan,buna karşılık biz de Türkiye’de aynısını nükleer olarak yapmalıyız.”
Henry Kissinger
O yıllar başlı başına bir satrançtı zaten. Ve bu maç soğuk savaşın yarattığı sıcak bir havada oynanacaktı.Savaş maçın kendisinde çok daha önce,para ödülü ve maçın oynanacağı yer seçilirken başlamıştı aslında.O ana kadarki en yüksek teklifler gelmişti şehirlerden fakat; Ruslar sadece İzlanda,Hollanda ve Almanya’da oynayacaklarını belirtiyor Amerikan tarafı ise Belgrad, Kanada veya Buenos Aires’i istiyordu. En sonunda Max Euwe başkanlığındaki komite maçın ilk 12 oyununun en yüksek teklifi veren Belgrad’da daha sonraki ilk oyunun da ikinci en yüksek teklifi veren Rejkavik’de oynanmasına karar verdi. Ve ödül… O ana kadarki ki en yüksek ödülün 6 katından fazla olan bu miktar 137000 dolardı ve bu da artık satrancın köhne salonlar oynanmayacağının habercisiydi.Tabii ki bu arada Amerika ve Rusya arasında verilen karşılıklı notalar da cabası.Fakat mızmız dahi Fischer’in istekleri bitmek bilmiyor, bu kez de turnuva gelirlerinden pay istiyordu.Bu istek Belgrad’ın turnuva organizasyonundan çekilmesine kadar vardı.Fischer “Parayı istiyorum…Ama unvanı daha çok istiyorum” diyordu ama davranışları parayı daha çok istediği izlenimi uyandırıyordu insanlarda…Artık maç kesinlikle Rejkavik’deydi.İlk raundu Spassky kazanmıştı.Fakat savaş henüz başlıyordu…
Açılış töreni kısa bir şok getirdi herkese…Konuşmalar yapıldı, tören hazırlıkları içinde beklendi fakat bir adam ortada yoktu: Yine Bobby Fischer! Daha sonra tekrar ve tekrar! Fischer sahaya çıkmaya çeşitli bahaneler uyduruyordu sürekli fakat bir kısım büyükusta Fischer’in sürekli bir şeyler uydurmasının temel sebebinin Spassky’den ciddi şekilde ürkmesi olduğunu söylüyorlardı.Bu arada tabii ki yine Ruslar şikayet ediyor, hükmen mağlubiyet istiyor, Amerikalılar da karşı saldırıya geçiyorlardı. Füze krizinden 10 yıl sonra yeni bir krizle karşı karşıyaydı dünya. Tam bir kaos.
Binbir güçlükle açılış töreni gerçekleştirildi.Fakat bunun sorunların sonu olduğunu sananlar yine ve yine yanılıyorlardı.Fischer koltuğunu beğenmeyerek Amerika’dan özel koltuk getirttirdi, Spassky ’de sahnedeki havalandırma ve ışıklandırma tesisatını değiştirdi; buna karşılık boş durmayan Fischer satranç tahtasının boyutlarını büyüttürdü. Ayrıca Tv kanallarına adeta bir sansür niteliği taşıyan bir belge imzalatılıyordu.Maçın selameti için yapıldığı söylenen bu hamle az daha maçı bitiriyordu.Çünkü 1. maçtan mağlup ayrılan Fischer 2. maça bunu bahane ederek çıkmamıştı. Açık konuşmak gerekirse Fischer rakibi sakin Spassky’i çıldırtabilmek adına 1 oyunu feda etmişti.Böylece Fischer 2-0 geriye düşüyor ve bu andan itibaren ” Fischer humması” geri geliyordu.Hem de KGB’nin bütün çabalarına rağmen! Geri kalan oyunlarında büyük usta Bondarevsky tarafından “açılışları çok zayıf” olarak nitelendirilen Fischer aynı açılışı sadece 2 kere oynayarak Boris Spassky’yi perişan ederek 3 yıl boyunca DÜNYA ŞAMPİYONU koltuğuna oturuyordu…
“Gürleyin gökler vargücünüzle!
Yağdırın,saçın ateşlerinizi!Sellere boğun bizi!
Yağdırın üzerime neniz varsa!
İşte kölenizim artık,zavallı, düşkün, dermansız”
William Shakespeare-Kral Lear
Her güzel şeyin bir sonu vardır! Ve büyük kazananlar kendi sonlarını kendi getirir.Tıpkı Shakespeare’nin ünlü kahramanı Kral Lear gibi… Fischer de bitmek tükenmek bilmeyen istekleriyle kendi sonunu getirmişti 1975 de Karpov karşısına çıkmayarak… Aslında bu olaya iki bakış açısı vardır: Birincisi Fischer’in mızmız bir adam olduğunu söyleyen bakış açısı(ki bir noktaya kadar haklıdır) , ikincisi ise Korchnoi gibi ustaların dile getirdiği “beraberliklerde şampiyon kazanır” kuralının Fischer’e uygulanmama kararı alınması sonucu Fischer’in haklı protestosu… En nihayetinde Fischer’in birçok kişiye göre tarihin en zayıf şampiyonu olan Antoliy Karpov’a karşı oynarken böyle bir avantaja ihtiyaç duymaması gerekirdi demek en mantıklı çözüm olabilirdi. Karpov bu maçı anılarında “ Sanıyorum Fischer onun ayarında bir ustanın hata yapmaması gerektiğini düşünüyordu ve hata yapmamanın en güzel yolu da hiçbirşey yapmamaktır. Ama içimde gerçek bir boşluk oluşmuştu” diyerek anlatıyordu. Öyle ya da böyle 1972 den sonra sarsak dahi Robert Fischer satranç dünyası ile arasına adeta bir Çin Seddi çekmişti. Ne bir turnuva, ne de bir analiz…Tam 20 yıl. Ve de 20 yıl sonra büyük rövanş için bu kez Belgrad’da Spassky ile birkez daha karşılaştı ve bir kez daha kazandı.Fakat Fischer ne zaman maç yapsa başına gelen talihsizlikler bu kez de yakasını bırakmıyordu. O dönemde Fischer hakkında BM kararlarını delmekten tutuklama kararı çıkarıldı ve 10 yıllık bir kaçısın ardından geçtiğimiz yol Ağustos ayında Japonya’da tutuklandı.Ve evet Fischer satranç dünyasını bir kez daha ayaklandırmış tüm dünya seferber olmuştu…Boris Spassky bile George Bush’a yazdığı mektupta:” Aynı suçu ben de işledim…Sayın Jacques Chirac’ın hatasını düzeltin ve de beni Bobby’nin yanına koyun” diyordu.Tabii ki bir satranç takımıyla birlikte!
Satranç dünyasının belki de en tartışmalı ismiydi Fischer…Oynadığı birçok oyun 100 yılın oyunlarında yerini almıştı almasına ama, satranç tahtasının uzağındayken ki acaip tavırları ve uzun süreli inzivaya çekilmesi Fischer’in bütün dehasına rağmen iyi bir satranç oyuncusu olduğu gerçeğini bulanıklaştırmıştı…Bu nedenle birçokları Fischer’in tarihteki en zayıf şampiyon olduğunu ileri sürerler…Fakat bütün tartışmalara rağmen satranç dünyasının en renkli simalarından biri olan Fischer; şu günlerde İzlanda’dan sığınma hakkı almış durumda ve de Japonya’nın kendisi serbest bırakmasını bekliyor.
K.Ünsal Yılmaz