PDA

Tüm Versiyonu Göster : ŞANTAJ ve TEZGAHTARLARI


savatage
21-12-04, 02:10
"Ali Sami Yen'deki Galatasaray - Fenerbahçe derbisi, tüyler ürperten manzaralarla başladı.
Cihat Aktaş'ın ölümünden sonra futbol alemi ile devletin üst üste toplantılar yaparak aldıkları kararların çöpe atıldığına, ciddiye alınmadığına, uygulanmadığına tanık olduk.
Hakem ve futbolcular sahada yerini almış, Cem Papila alınan kararlara uyarak tribünlere bakıyor, merdivenlerin insanlarla dolu olduğuna karar veriyor ve talimatın gereğini yerine getirip maçı başlatmıyor...
Anonslar, anonslar...
Merdivenleri boşaltma çağrıları...
Hayır herkes sağır... Kimse duymuyor. Kapalı tribün üst katında hiç kimse umursamıyor. Merdivenlere yığılanlar kıpırdamıyorlar.
Resmen bir restleşme bu...
Bedava biletle içeri buyur edilip yığılan insanlar kulübü de, federasyonu da, polisi de yok sayıyorlar. Kendi istedikleri biçimde kendi varlıklarını ibreti alem için ortaya koyuyorlar...
Vali Bey yok... Maça gelmemiş... Ama devlet orada... Devletin emniyet müdürü orada... Devletin polisi orada... Devletin oradaki polisi de yapılan anonsları umursamıyor."

Bu satırlar, eski TSYD başkanı Atilla Gökçe'nin 15 Aralık 2004 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan köşe yazısından alınmıştır. Bu satırlarla empoze edilmek istenen fikir ve güdülen amaç, 12 Aralık tarihinde oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden hemen sonra Fenerbahçe Kulübü başkanı Aziz Yıldırım'ın basına verdiği demeçteki amaç ile aynıdır. Amaç, Galatasaray camiasını kamuoyunun gündemindeki tribün terörü sorununun içine çekerek sorumlularından biri gibi göstermek ve bu sorunun gerçek sorumlularını gizlemektir.

Medya'nın kamuoyunu yönlendirmedeki gücü iyi bilinmektedir. Bu amaçla siyasetten ekonomiye kadar her alanda toplumun yönlendirilmesinde medyanın kullanımı yeni bir olay değildir ve nitekim spor gündeminin şekillendirilmesi ve saptırılması için de mümtaz spor basınımızın yıllardan beri kamuoyunu yanıltmaya ve bazı gerçekleri gizlemeye yönelik her türlü suni gündem yaratma çabası sürmektedir. Ancak Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden beri sahnelenen komplo kampanyası, bugüne kadar yaşananların tümünü gölgede bırakacak oranda gülünç ve aptalca yalanlar içermektedir. Bunun başlıca nedeni ise, medyanın kontrolunu elinde tutan sayın Aziz Yıldırım'ın, içine düştüğü telaş ve paniktir.

Gözleri gören ve aklı olan herkesin idrak edebileceği çok açık bazı gerçekler Aziz Yıldırım ve onun medyadaki borazanları tarafından hayret verici bir gayretle gizlenmeye, ve çarpıtılmaya çalışılmaktadır.


Atilla Gökçe yazısına derbinin "tüyler ürpertici görüntülerle" başladığını söyleyerek giriyor. Gökçe'nin bahsettiği tüyler ürpertici görüntüleri(!) yandaki fotoğraflardan izleyebilirsiniz. Boşuna tribünlerde esrar çeken, birbirini bıçaklayan, güvenlik güçleri ile çatışan, rakip takım taraftarlarına kırık fayans parçaları ile saldırıp üzerlerine önceden hazırlanmış içi idrar dolu torbalar fırlatan taraftar görüntüleri aramayın. Ama yine de tüyleriniz ürperdi değil mi?.. Diyorki Gökçe; "Kapalı tribün üst katında hiç kimse umursamıyor. Merdivenlere yığılanlar kıpırdamıyorlar.".. Şimdi bu sayfadaki görüntülere dikkatle bakarak Gökçe'nin bu "merdivenlere yığılanlar" ifadesiyle kimleri kastetmiş olduğunu bulmaya çalışalım. Farkettiniz mi?..

Gökçe yazısına "Bedava biletle içeri buyur edilip yığılan insanlar kulübü de, federasyonu da, polisi de yok sayıyorlar" diye devam ediyor. Yani, sayın Gökçe en iyimser tahminle basın tribününden baktığı kapalı tribünün merdivenlerini dolduran insanlara o uzaklıktan bilet kontrolu yapmış demekki. Peki bunu söylerken orada merdivenleri dolduranların üniformalı polisler olduğunu göremiyor mu sizce?.. Mümkün değil. Eğer maçı stadta izlediyse ve eğer gözleri ile ilgili bir sorunu yoksa buna kendi gözleri ile tanık olmuş olması gerekirdi. En azından yandaki fotoğraflar merdivenlerdeki kalabalığın neredeyse tamamen polislerden oluştuğunu kanıtlamaya yetiyor. Zaten bunun için görmeye bile gerek yok. Resmi açıklamalara göre maçta 4000 polis görevli iken ve maç başlarken bunların çoğunun tribünlerde olduğu malumken, sayın Gökçe basit bir aritmetik hesabı yapamayacak kadar cahil mi?.. Sayın Gökçe 18,000 oturma kapasiteli bir stada ekstradan girecek birkaç bin polisin nerede duracağını hesap edemeyecek kadar akli melekelerini yitirdi mi acaba? Herhalde Spor Yazarları Derneği başkanlığı yapmış bu kadar deneyimli bir gazeteci bu ölçüde cahil olamaz. Peki, üç gündür aynı teraneyi tekrarlayıp duran büyük Galatasaraylı(!), duayen gazeteci Hıncal Uluç'a ne demeli?.. O da mı bu kadar basit bir mantığı yürütemeyecek kadar yaşlandı?..

Aziz Yıldırım'ın Türk basını üzerindeki kontrol gücünü bilen biliyor. Yıllardır her sezon başında "tüm gazete ve televizyonların spor müdürleri" ile başbaşa en az Bilderberg toplantıları kadar gündemi gizli yemekli toplantılar düzenleyen, kulüp başkanları içinde gazeteci azarlama ve tehdit etme konusundaki tek yetkili olan, gazetecilere dağıttığı Passat otomobiller ve zarf içi dolarlarla birçok kalemi uzaktan kumanda edebilen sayın Aziz Yıldırım'ın etki alanının basınımızın bu çok değerli iki duayen mensubunu da içine alacak kadar genişlemiş olmasını gerçekten şaşkınlık ve üzüntüyle izlemekteyiz. Gerek Atilla Gökçe, gerekse de Hıncal Uluç gibi duayenlerin bile, kendisine dahi küfür edilen bir stad hakkında "bizim stadımızda hiç küfür edilmiyor" diyebilen, olayları artık kontrol edemeyeceğini söyleyerek devlete ve kamuoyuna şantaj yapabilecek kadar cüretkar bir güç odağının yörüngesine girmiş olması, Türk Spor Basınının son kalelerinin de zaptedildiğini ve Türkiye'de spor basınının bittiğinin ilanıdır. Ruhuna el fatiha..


Dipnot: Aynı Atilla Gökçe, aynı yazısının bir başka bölümünde "Üzülerek öğrendim ki Sabri Sarıoğlu, kendisinden kıdemli, yaşça büyük, 80 - 90 kez milli formayı giymiş Fenerbahçeli ağabeylerine ağıza alınmayacak küfürler ediyormuş... " buyurmuş. Ancak Fenerbahçe kaptanı Ümit Özat resmi bir açıklama yaparak "Bu haber tamamen uydurmaca. Elbette, derbi maçta saha içinde ve dışında istenmeyen olaylar oldu. Ama bu maçta ne Sabri'nin bana, ne de benim kendisine karşı kötü ve kırıcı bir davranışım olmadı" dedi. Gazeteci, hem de kıdemli gazeteci geçinen birinin kulaktan dolma bilgilerle ve doğruluğunu kontrol dahi etmeden bu kadar ölçüsüz yalanlar yazabilmesi kolay kolay kabul edilebilir bir durum değil. Üstelik bu kişi Spor Yazarları Derneği başkanlığı yapmış biriyse, bu durum o ülkedeki spor basınının ahlaki standardının da yerlerde süründüğünü belgeler. Demekki "amigo yazar" tanımlamasını çoktan kanıksamış olan bizler bundan böyle Atilla Gökçe'nin kişiliğinde bir de "hooligan yazar" diye yeni bir kavram ile tanışıyoruz.

http://www.alisamiyen.net/kanit1.gif
http://www.alisamiyen.net/kanit3.gif
http://www.alisamiyen.net/kanit4a.gif


yukarıdaki yazı cozker tarafından bir mesajda belirtilmiş olup,
tarafımdan,dikkat çekmesi için www.alisamiyen.net adresinden foruma getirilmiştir.

M.Yasin Cakmak
21-12-04, 02:12
Biz Fenerbahçe'yi yenmeyelim de basında bu kadar şey yazılmasın, rahatımıza bakalım. Ya bu ne kuyruk acısıdır anlayamıyorum.

Sheva
21-12-04, 02:33
Hıncal gibi sansasyon peşinde koşan veya fb medyasında aziz yıldırım'ın kuklası olmuş yazarların konu ile ilgili benzer fikirlerini hiç önemsemedim ama Atilla Gökçe gibi akıllı başlı ve tuttuğu takım sebebiyle konuya tarafsız yaklaşması gereken bir adamın, derbi maç sonrası ısrarla yaptığı yayınlara bir türlü akıl sır erdiremedim..

'Tüyler ürperten manzaralar' gibi çirkin ve ucuz yorumlar, bu maçta olanları kesinlikle yansıtmadığı gibi Atilla Gökçe gibi yılların spor adamına da hiç yakışmamış..