PDA

Tüm Versiyonu Göster : ölümü beklemek


painy_boy
18-12-04, 04:16
ucak dususe gecer,dusecektir,olumu beklersiniz..
gemi batmaya baslar [titanic misali] olumu beklersiniz..
deprem olur,bina yikilir olumu beklersiniz...

bi tane daha var..

yangin olur,balkona cikarsiniz itfaiye beklersiniz...itfaiyenin gelmesi ucak dustukten sonra kurtulmanizdan,gemi batmaya basladiktan sonra yardim gelmesinden veya enkazin altindan cikarilmanizdan cok daha kolay gelebilecek bisey degil mi ?
ama burasi Turkiye ve boyle bi sansiniz yok...

Kanal D'de izledim demin...63 yasinda bir yasli adam,Beyoglunda,balkonda itfaiyeyi bekliyor...soruyor asagidakilere "itfaiye geliyor mu ?" biraz daha geciyor "kurtarin beni buradan kurban"....son olarak yangin balkonu da sarmaya basliyor...bu arada itfaiye geliyor ama ne bir merdiveni var,ne bir brandasi...
Adamin ceketi alevlere kapiliyor,adam ne yapacagini bilemiyor,beresini cekiyor yuzune gelmesin alev diye...ardindan yapacak birseyi kalmiyor,alevlerin icine atliyor...
aci cekip beklemektense gireyim de bitsin bu cile diye mi dusunuyor ? yoksa son bir umut cikarim belki diye mi dusunuyor bilemiyor kimse..

ama saniye saniye cekilen goruntuleri izleyince insanin aglayisi geliyor,gozyaslarini tutamiyor,morali alt ust oluyor,haykirmak istiyor...

bi kere duymustum,cok hosuma gitmisti...stadlarda soylenen tezahuratlardan biri..
BURASI TURKIYE,BURDAN CIKIS YOK !

Allah rahmet eylesin olen yasli amcaya...Mekani cennet olsun...

LuisFigo
18-12-04, 05:59
ölen adamin ismi erkan abaci ,eski yesilcam yönetmeni mi ne öyle birsey...allah rahmet eylesin

Genco
18-12-04, 06:41
Valla biraz evvelde ben izledim.. Gercekten goruntuler cok kotuydu.. Adam o kadar umutsuzluga kapildi ki aninda salona daldi :aglamak2:

Crohn
19-12-04, 23:11
:( Gerçekten çok acı bir haber.Ben okurken bile tüylerim diken diken oldu.
Ne diyeyim bizim ayıbımız o amcanın ölmesi...

M.Yasin Cakmak
20-12-04, 02:42
Bende izlerken çok üzüldüm, Allahr ahmet eylesin.

gian
20-12-04, 13:47
Allah rahmet eylesin..

Ölümü beklemek ölümün kendisinden çok daha zordur..

Genco
21-12-04, 02:17
Avrupalı olmak, sorumluluktur!..

İnsanın kanını donduran sahneleri televizyonlar yayınladı.. Adam balkonda.. Sapasağlam.. Görüntüde yangın değil, duman yok.. Adam aşağı bağırıyor.. "Beni kurtarın, içerde yangın var.." Dakikalar geçiyor.. Adam hâlâ balkonda.. Ama içerden önce dumanlar, sonra alevler gelmeye başlıyor.. Sonra balkon cehenneme dönüyor ve adam umutsuz bir denemeye girişiyor. Alevlerin içinden kapıya ulaşmak..
Yangının göbeğine dalıyor.. Son sahne.. Plastik ceset çuvalının içinde morga taşınıyor.. Bir insan göz göre göre, pisi pisine ölüyor..
Nerede?.. Ücra bir köyde mi?..
Hayır.. Türkiye'nin en ileri, en uygar, en Avrupalı kentinin tam da göbeğinde, en merkezinde, Beyoğlu'nda..
Sonra.. Sonra tısss!.. Ölen öldüğü ile kalıyor.. Ne ölüme aldıran var, ne de "Suç bizde" diye utanan.. Ya da "Kim suçlu" diye araştırmaya başlayan..
Bir adam İstanbul'un göbeğinde cayır cayır yanıyor.. Aldıran yok. Suçlanan yok..
Sorumlu yok.. Sorumluyu merak eden de yok..
Tüm sosyete, cicili bicili mankenler orada diye, tek kişinin burnunun kanamadığı mucize bir "Tahliye" olayını günlerce ön sayfalarında, köşe yazılarında baş konu yapanlar, ölen, aslında öldürülen bir gariban olunca gülüp geçiyorlar.. (Haşmet hariç.. Harika bir yazı yazdı, toplumsal utancımızı yüzümüze vuran..) Şimdi bakın.. Böyle bir ölüm uygar bir ülkede olmaz ya.. Diyelim oldu.. Olduğu ile kalır mı?..
Avrupa ile farkımız işte burada..
Kalmaz.. Bırakmazlar.. Çünkü orada, önce bir sorumlu medya vardır. Olayın üzerine kaplan gibi atlayan..
Ve de sorumlu insanlar vardır.. "Bu ölümün sorumlusu kim" diye arayan.. Hatta "Benim" diye uygarca ortaya çıkan ve cezasını kendi veren..
Avrupa'da böyle bir şey olduğunda sorumlular bedelini öderler. Bedelini ödeyeceklerini bilerek oturdukları için makamlarında gereğini önceden yaparlar ve böyle aptalca ölümleri önlerler..
Şimdi bizim itfaiyenin yaptığı açıklamalara bakın..
"Yollar darmış.."
O zaman Londra mesela cayır cayır yanar, Allah'ın günü.. İtfaiye Daire Başkanı hiç Avrupa'ya gitti mi?.. Orada özellikle eski kentlerde, her tarafı ahşap yapılarla dolu, daracık, kolunuzu iki yana açsanız iki duvara da değeceğiniz sokakları gördü mü?..
Geçiniz.. Dar sokak, orada yaşayan insanları kadere terk etmek anlamına gelmez.
Efendim, İtfaiye sokağa yanlış taraftan girmeye çalışmış. Oysa o taraf dubalarla kapalıymış. Öbür baştan girse yetişirmiş..
Özrü kabahatinden büyük.. Beyoğlu İtfaiyesi'nde Beyoğlu'nun planı yok mu?. Bilgisayarda. Tuşa dokunur dokunmaz, yangın yerine en kolay ulaşan yolu otomatik gösteren.. Paniğe, tartışmaya, yani en ufak zaman kaybına engel olan.. İtfaiye, saniyelerin önemli olduğu yangına, çocukların bile bilgisayarla oynadıkları teknoloji çağında nasıl yanlış yoldan gider?.
Sokağa merdiven sokamıyorsun. Adam üçüncü katta. Alta çadır gersen atlar.. İtfaiyede bu malzeme yok, ya da var, kullanmak kimsenin aklına gelmiyor. Bu en eski, en pratik can kurtarma aracı burada kullanılmazsa, nerde kullanılır peki?.
Bunlar acil sorulacak hesaplar.. Bir de zamana yayılacak ihmaller var.. Beyoğlu'nun dörtte üçü eski ve ahşap ev.. Dar sokaklarda.. Peki nerede bu sokaklarda yangın vanaları.. Tak hemen hortumu, püskürt..
Nerde, hani 2001 yılında alayı vâlâ ile alınacağı ilan edilen dar itfaiye arabaları, her sokağa anında girecek..
Gördüğümüz.. Zavallı adam balkonda cayır cayır yanarken aşağıda itfaiye erleri şaşkın ve yavaş hareketlerle hortumları birbirlerine bağlamaya çalışıyorlar. Çünkü kamyon 150 metre geride kalmış.. Bağlaya bağlaya kamyona ulaşacaklar da su basacaklar.. Adamın ölüsüne..
Peki bu itfaiyenin, yanmaz, ateş geçirmez elbiseli, maskeli kurtarma adamları da mı yok, alevlerin arasına korkusuzca dalıp, adamı çekip çıkaracak?.
Televizyonları çağırıp, "Can kurtarma şovları" düzenleyen ve burada müthiş hava atan itfaiye birimlerinin gerçekle burun buruna geldiklerinde, gerek araç, gerek organizasyon, gerekse liderlik açısından ne kadar aciz kaldıklarını gösteren bu tabloyu aklınızdan çıkarabilir misiniz artık?..
Ve de insanları diri diri yanan, yanışlarına seyirci kalınan bir kentte bir tek kişinin çıkıp da
"Sorumlu benim" demeyişini..
Ya da İtfaiye birimlerinin en başı Belediye Başkanı'ndan, kentin Cumhuriyet Savcılarına, bir kişinin çıkıp da "Adam pisi pisine ölmedi. Kimsenin yanına kâr kalmayacak.. Ölümün sorumlusunu bulacağız ve bedelini ödettireceğiz" demeyişlerini..
Yahut da benim kelebek hafızalı medyamın olayı hemen unutmasını..
.. hazmedebilecek misiniz?. Hazmederseniz, bu gece yatağınızda rahat, yatağınızda emin, yatağınızda güven içinde uyuyabilecek misiniz?.
Bize "Şarklı" diyenlere kızıyoruz.. Peki bu ne?.. Garpta bu "Sorumsuzluk" var mı?.

tyisik
21-12-04, 06:01
iyiki gormedim cok sinirlendim olene allahta rahmet diliyorum ve biz niye boyleyiz diyede dusunuyorum