gian
11-12-04, 13:14
Vatan Gazetesindeki haberi gormussunuzdur..Her zamanki gibi ev ahalisiyle Fenerbahce-Manchester macını izleyen Hıncal ve Galatasaraylı arkadaşları, Fenerli dostlarına jest ve sürpriz yaparak Fenerbahce formaları giymişler..Ordaki Fenerliler de resimlerini cekmis ve yayınlamıslar bugun Vatan'da..Verilen mesaj; spor dostluktur..
Buraya kadar herseyin dogal oldugunu, halka yol gosterme cabası icerisindeki aydın insanların bu tarz hamlelerinin kabul edilebilir oldugunu filan dusunelim..
Peki hic kendi kendinize sordunuz mu, neden bu aydın hamleler, bu dostluga, barısa ve adil oyuna yonelik hamleler Galatasaraylılardan gelmektedir? Soz gelimi Hıncal Uluç'un Fenerli karşıtı ( hoş Hıncal nevi sahsına munhasır bir insandır ve Fenerbahce'de bir karsılıgı yok isim olarak) Galatasaray forması giyip de bu tarz dostluk gosterileri yapmıs mıdır hic? Aksine hafızamızı biraz zorlarsak, Galatasaray bayraklarından çıkan kolları hatırlarız malum isimlerce..
Yine dostluk diyecegiz, yine guzel guzel agırlayacagız..Sonra ikinci yarı yine gerecekler ortamı ve gerginlik ev sahibinin isine yarar dusturundan hareketle, yine basarılı olmaya calısacaklar..
Bakın mesela bu baglamda bir haber daha;
Yarınki mac oncesi Ney Grubu dans gosterisi yapacakmıs stadta..Biz dans gosterileriyle ugrasırken, eminim ikinci yarı fenerli amigolar yine acın ulan kapıyı, sonra başkan fırcalıyor beni, sokmam lazım şu malzemeleri şeklinde yonetim destekli bir suru organizasyonla bizi karsılayacaklardır..Biz de dans gosterisi yapalım iste fena mı?
Spor dostluktur, kardesliktir..Tamam da, uzattıgınız her el havada kalıyorsa, hala bu eli uzatmanın anlamı var mıdır?
Okumayanlar icin Hıncalla ilgili haberi de geciyorum buraya...
------------------------------
Spor dostluktur
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/42097000.jpg
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/4209793911.jpg
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/4209785622.jpg
F.Bahçe-M.United maçı öncesi evinde arkadaşlarıyla buluşup sarı-lacivertli formayı giyen Hıncal Uluç, yarınki G.Saray-F.Bahçe derbisi öncesi herkese mesaj yolladı
11/12/2004
Basit gibi görünen o kadar çok şeyi unuttuk ki, başlıktaki söz bunlardan sadece biri. Bu yazıyı yazmama, başlığa o sözü taşımama sebep olan kişi ise, Hıncal Uluç. Yazının fotoğraflarını görünce, şaşıranlar olacak. Elbette farklı değerlendirenler de, bozulanlar da olacaktır. Benim değerlendirmemi ise, başlık zaten özetliyor. Evet; spor dostluktur.
Şunu hemen belirteyim fotoğraflar montaj değiller.
Fenerbahce-Manchester United karşılaşması öncesinde, Hıncal Abi'nin evinde çekildi. Evdeki futbol karşılaşması seyretme programından biraz bahsetmeliyim.
Her futbol karşılaşmasını olmasa da, çoğunu Hıncal Abi'nin evinde seyrederim. Uzun yıllardır tribünlerde yer bulamayan dostluk, örnek bir biçimde orada yaşar. Çoğunluk elbette Galatasaraylıdır. Başta Hıncal Abi olmak üzere, Ünal Özüak, Özcan Karamahmutoğlu, Ali Kocatepe, Güven Osma, Orhan Mizanoğlu, Kerem, Murat, zaman zaman Ertekin.
Maç günleri evde bir de Fenerbahçe taifesi olur. Muzaffer Yıldırım, Mustafa Taviloğlu, Abdullah Kığılı, Muzaffer Yıldırım, Fatih Akol ve ben.
Futbol karşılaşmalarında olduğu gibi, bizde de zaman zaman takımlarda değişiklikler olur. Uzun müddet maç takımına gelemeyenler de. Ama herkesin safı bellidir.
Bu yazıda safları karıştıran fotoğraflar göreceksiniz. Gelelim bu fotoğrafların öyküsüne.
Manchester maçında, karşılaşmanın hemen öncesinde Hıncal Abi ve Galatasaray taifesinin üç ismi bir ara kayboldular. Herhalde mutfaktadırlar dedim. Malum; her seferinde bir başka lezzet ustasının elinden çıkan bir sofrada buluşmak maç takımının adetindendir. Bu kez ya bekletemeyecekleri kadar mükellef bir masa kurulmuş, ya da oldukça açlar diye düşündüm. Mutfağa baktım. Koca bir tepsi balık kokoreç hazır. Ama ilgilileri yok. Ev için çok da alışılmış bir tablo değil. Şaşırmadım desem, yalan olur.
"Burası Kadıköy..."
Maça sadece birkaç dakika var. Salona geçtim. Bir yandan da telefonla konuşuyorum. İşte tam o sırada her hallerinden sporun içinden geldikleri besbelli dört kişi hem de koşarak salona girmezler mi? Üstelik Fenerbahçe formalarıyla! Televizyonda da tam bunun benzeri bir görüntü var. Fenerbahçe Kadıköy'de sahaya çıkıyor. Ufak tefek farkları olsa da, görüntüler hemen hemen aynı. Küçük dilimi yutmak üzereyim. Önde Hıncal Abi, Ünal, Özcan ve Kerem!
Gözlerime inanamadım. Hemen ben bir yandan, Muzo bir yandan cep telefonlarına sarıldık. Bu tarihi anı sizin için belgeledik. Kalitesi biraz düşük. Zira dediğim gibi, cep telefonuyla çekildi. Çekense Muzaffer Yıldırım. Bizdeki ismiyle Muzo. Adamın onlarca sineması olması, iyi fotoğrafçı olmasına yetmiyor. Benimkiler mi? Ondan da kötü. Telefonumun fotoğraf çekme özelliği iyi değilmiş. Konuşma kalitesi de çok iyi sayılmaz ya. Neyse diğer özelliklerine bakacak olursanız, tek kelimeyle harika.
Bu büyük gazetecilik işinin tek kusurlu tarafı da burası. O nedenle ben de, Muzo da peşinen özür diliyoruz. Sanırım bir dahaki seferlerde bunu da aşarız. Daha hazırlıklı oluruz. Zaten bu büyük mesleki başarı sonrasında -Selahattin Duman duymasın ama- Zafer Mutlu sanırım iyi fotoğraf çeken bir cep telefonu yollayacaktır.
Kısacası güle oynaya bir maç seyrettik. Her zaman olduğu gibi. Futbolun bir spor olduğunun tadını çıkardık. Bu arada, devre arasında mutfaktaki balık kokorecin de unutulmadığını eklemeliyim. Karşılaşmanın sonucu ise, yüzümüzü iyice güldürdü.
Hafta sonu derbi maçını da bu ortamda izleyeceğiz. Bir başkası bir başka sürpriz yapacak. Şuna eminim; sporun dostluk olduğunun altını bir kez daha çizmek için yaptı Hıncal Abi.
Gerçi fotoğraflar çekildikten sonra ultrAslan'ın önde gelen isimlerinden Özcan Karamahmutoğlu, yayınlanmaması konusunda epeyce kıvrandı. Ama formanın en çok da ona yakıştığını görünce, fotoğrafları eksik yayınlamaya gönlüm elvermedi.
Şunu iyi biliyorum. Ona da, bana da bir şeyler daha hatırlatmak istedi Hıncal Abi. Bunu bildiğim ve hoşgörülü yaklaşacağını tahmin ettiğim halde, açtım telefonu ve tekrar izin istedim. Fotoğraflar evden bir hatıra olarak bizde mi kalmalı, yoksa gençler için ders alınacak bir örnek mi olmalı diye. "Sporun dostluk olduğunu, eğlence olduğunu bilmiyor muyuz?" deyince, ben de yayınlamaya karar verdim.
Futbol savaş değil
Spor dünyamıza bu konuda bir başka güzel örneği de, fotoğraflarda 4 numara ile gördüğünüz Ünal Özüak verdi. Ünal, bir müddettir basketbol federasyonu başkanı Turgay Demirel'i eleştiren açıklamalar yapıyor, yazılar yazıyordu. Ancak 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın Turgay Demirel'in başkanlığındaki federasyonunun girişimleri ile Türkiye'de oynanma hakkının kazanılmasıyla, Ünal "Pota Demirel'in" diye ilan etti. Hem de, "Hiç lamı cimi yok" diyerek... Tabii ki, eleştiri hakkını saklı tutmaya devam ederek.
Önce gençlere seslenmek istiyorum. Savaşa gitmiyoruz. Hiç unutmayın ki, spor dostluktur. Gençliğimde ben de spor yaptım. Hem de Milli Takım'a seçildim. Bugünse fena sayılmayacak bir seyirciyim. Gelin elbirliğiyle maçlara gitmeyi büyük bir keyif haline getirelim.
Hıncal Abi, son sözüm sana: Bize ve gençlere hatırlatacağın ve öğreteceğin daha çok şey var...
Haber :Cengiz ÖZDEMİR
Buraya kadar herseyin dogal oldugunu, halka yol gosterme cabası icerisindeki aydın insanların bu tarz hamlelerinin kabul edilebilir oldugunu filan dusunelim..
Peki hic kendi kendinize sordunuz mu, neden bu aydın hamleler, bu dostluga, barısa ve adil oyuna yonelik hamleler Galatasaraylılardan gelmektedir? Soz gelimi Hıncal Uluç'un Fenerli karşıtı ( hoş Hıncal nevi sahsına munhasır bir insandır ve Fenerbahce'de bir karsılıgı yok isim olarak) Galatasaray forması giyip de bu tarz dostluk gosterileri yapmıs mıdır hic? Aksine hafızamızı biraz zorlarsak, Galatasaray bayraklarından çıkan kolları hatırlarız malum isimlerce..
Yine dostluk diyecegiz, yine guzel guzel agırlayacagız..Sonra ikinci yarı yine gerecekler ortamı ve gerginlik ev sahibinin isine yarar dusturundan hareketle, yine basarılı olmaya calısacaklar..
Bakın mesela bu baglamda bir haber daha;
Yarınki mac oncesi Ney Grubu dans gosterisi yapacakmıs stadta..Biz dans gosterileriyle ugrasırken, eminim ikinci yarı fenerli amigolar yine acın ulan kapıyı, sonra başkan fırcalıyor beni, sokmam lazım şu malzemeleri şeklinde yonetim destekli bir suru organizasyonla bizi karsılayacaklardır..Biz de dans gosterisi yapalım iste fena mı?
Spor dostluktur, kardesliktir..Tamam da, uzattıgınız her el havada kalıyorsa, hala bu eli uzatmanın anlamı var mıdır?
Okumayanlar icin Hıncalla ilgili haberi de geciyorum buraya...
------------------------------
Spor dostluktur
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/42097000.jpg
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/4209793911.jpg
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/4209785622.jpg
F.Bahçe-M.United maçı öncesi evinde arkadaşlarıyla buluşup sarı-lacivertli formayı giyen Hıncal Uluç, yarınki G.Saray-F.Bahçe derbisi öncesi herkese mesaj yolladı
11/12/2004
Basit gibi görünen o kadar çok şeyi unuttuk ki, başlıktaki söz bunlardan sadece biri. Bu yazıyı yazmama, başlığa o sözü taşımama sebep olan kişi ise, Hıncal Uluç. Yazının fotoğraflarını görünce, şaşıranlar olacak. Elbette farklı değerlendirenler de, bozulanlar da olacaktır. Benim değerlendirmemi ise, başlık zaten özetliyor. Evet; spor dostluktur.
Şunu hemen belirteyim fotoğraflar montaj değiller.
Fenerbahce-Manchester United karşılaşması öncesinde, Hıncal Abi'nin evinde çekildi. Evdeki futbol karşılaşması seyretme programından biraz bahsetmeliyim.
Her futbol karşılaşmasını olmasa da, çoğunu Hıncal Abi'nin evinde seyrederim. Uzun yıllardır tribünlerde yer bulamayan dostluk, örnek bir biçimde orada yaşar. Çoğunluk elbette Galatasaraylıdır. Başta Hıncal Abi olmak üzere, Ünal Özüak, Özcan Karamahmutoğlu, Ali Kocatepe, Güven Osma, Orhan Mizanoğlu, Kerem, Murat, zaman zaman Ertekin.
Maç günleri evde bir de Fenerbahçe taifesi olur. Muzaffer Yıldırım, Mustafa Taviloğlu, Abdullah Kığılı, Muzaffer Yıldırım, Fatih Akol ve ben.
Futbol karşılaşmalarında olduğu gibi, bizde de zaman zaman takımlarda değişiklikler olur. Uzun müddet maç takımına gelemeyenler de. Ama herkesin safı bellidir.
Bu yazıda safları karıştıran fotoğraflar göreceksiniz. Gelelim bu fotoğrafların öyküsüne.
Manchester maçında, karşılaşmanın hemen öncesinde Hıncal Abi ve Galatasaray taifesinin üç ismi bir ara kayboldular. Herhalde mutfaktadırlar dedim. Malum; her seferinde bir başka lezzet ustasının elinden çıkan bir sofrada buluşmak maç takımının adetindendir. Bu kez ya bekletemeyecekleri kadar mükellef bir masa kurulmuş, ya da oldukça açlar diye düşündüm. Mutfağa baktım. Koca bir tepsi balık kokoreç hazır. Ama ilgilileri yok. Ev için çok da alışılmış bir tablo değil. Şaşırmadım desem, yalan olur.
"Burası Kadıköy..."
Maça sadece birkaç dakika var. Salona geçtim. Bir yandan da telefonla konuşuyorum. İşte tam o sırada her hallerinden sporun içinden geldikleri besbelli dört kişi hem de koşarak salona girmezler mi? Üstelik Fenerbahçe formalarıyla! Televizyonda da tam bunun benzeri bir görüntü var. Fenerbahçe Kadıköy'de sahaya çıkıyor. Ufak tefek farkları olsa da, görüntüler hemen hemen aynı. Küçük dilimi yutmak üzereyim. Önde Hıncal Abi, Ünal, Özcan ve Kerem!
Gözlerime inanamadım. Hemen ben bir yandan, Muzo bir yandan cep telefonlarına sarıldık. Bu tarihi anı sizin için belgeledik. Kalitesi biraz düşük. Zira dediğim gibi, cep telefonuyla çekildi. Çekense Muzaffer Yıldırım. Bizdeki ismiyle Muzo. Adamın onlarca sineması olması, iyi fotoğrafçı olmasına yetmiyor. Benimkiler mi? Ondan da kötü. Telefonumun fotoğraf çekme özelliği iyi değilmiş. Konuşma kalitesi de çok iyi sayılmaz ya. Neyse diğer özelliklerine bakacak olursanız, tek kelimeyle harika.
Bu büyük gazetecilik işinin tek kusurlu tarafı da burası. O nedenle ben de, Muzo da peşinen özür diliyoruz. Sanırım bir dahaki seferlerde bunu da aşarız. Daha hazırlıklı oluruz. Zaten bu büyük mesleki başarı sonrasında -Selahattin Duman duymasın ama- Zafer Mutlu sanırım iyi fotoğraf çeken bir cep telefonu yollayacaktır.
Kısacası güle oynaya bir maç seyrettik. Her zaman olduğu gibi. Futbolun bir spor olduğunun tadını çıkardık. Bu arada, devre arasında mutfaktaki balık kokorecin de unutulmadığını eklemeliyim. Karşılaşmanın sonucu ise, yüzümüzü iyice güldürdü.
Hafta sonu derbi maçını da bu ortamda izleyeceğiz. Bir başkası bir başka sürpriz yapacak. Şuna eminim; sporun dostluk olduğunun altını bir kez daha çizmek için yaptı Hıncal Abi.
Gerçi fotoğraflar çekildikten sonra ultrAslan'ın önde gelen isimlerinden Özcan Karamahmutoğlu, yayınlanmaması konusunda epeyce kıvrandı. Ama formanın en çok da ona yakıştığını görünce, fotoğrafları eksik yayınlamaya gönlüm elvermedi.
Şunu iyi biliyorum. Ona da, bana da bir şeyler daha hatırlatmak istedi Hıncal Abi. Bunu bildiğim ve hoşgörülü yaklaşacağını tahmin ettiğim halde, açtım telefonu ve tekrar izin istedim. Fotoğraflar evden bir hatıra olarak bizde mi kalmalı, yoksa gençler için ders alınacak bir örnek mi olmalı diye. "Sporun dostluk olduğunu, eğlence olduğunu bilmiyor muyuz?" deyince, ben de yayınlamaya karar verdim.
Futbol savaş değil
Spor dünyamıza bu konuda bir başka güzel örneği de, fotoğraflarda 4 numara ile gördüğünüz Ünal Özüak verdi. Ünal, bir müddettir basketbol federasyonu başkanı Turgay Demirel'i eleştiren açıklamalar yapıyor, yazılar yazıyordu. Ancak 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'nın Turgay Demirel'in başkanlığındaki federasyonunun girişimleri ile Türkiye'de oynanma hakkının kazanılmasıyla, Ünal "Pota Demirel'in" diye ilan etti. Hem de, "Hiç lamı cimi yok" diyerek... Tabii ki, eleştiri hakkını saklı tutmaya devam ederek.
Önce gençlere seslenmek istiyorum. Savaşa gitmiyoruz. Hiç unutmayın ki, spor dostluktur. Gençliğimde ben de spor yaptım. Hem de Milli Takım'a seçildim. Bugünse fena sayılmayacak bir seyirciyim. Gelin elbirliğiyle maçlara gitmeyi büyük bir keyif haline getirelim.
Hıncal Abi, son sözüm sana: Bize ve gençlere hatırlatacağın ve öğreteceğin daha çok şey var...
Haber :Cengiz ÖZDEMİR