PDA

Tüm Versiyonu Göster : 3'lü defans ve libero kavramı


Parma Maniac
27-07-05, 16:34
Korcan abiyle aramızda eski bir tartışmadan sonra oluşan sohbette 3'lü defans oynayan takımların bir süpürücüyle birlikte liberolu mu, yoksa liberosuz düz çizgi halinde mi oynadığı konusunda görüş farklılığımız var.. özellikle World Cup'taki Brezilya'da Scolari'nin 3'lü defansı çizgide tutup oynatması büyük bir yenilik, her takım liberolu oynuyordu derken ben Korcan abi o dönem için de 3'lü defans oynayan bütün takımların zaten çizgi halinde oynadığını savunuyor..

özellikle 3'lü defansın beşiği sayılabilecek İtalya ve Almanya Liglerindeki takımların(ki oralarda da artık önemli derecede 4lü oynayan takımlar mevcut) oynadıkları 3'lünün nasıl olduğu hakkında bir tartışma başlatmak istiyoruz..

buyrun, konuşalım..

şu anda ben genel fikirlerimi yazmak istemiyorum, tartışma başlasın, alevlensin, sonra elbet karalarız bir şeyler.. ama 2 kutupta bulunan fikir böyledir, bu fikirler çerçevesinde bir şeyler yazarsanız iyi olur..

Berk
27-07-05, 18:33
3lü defansin ortasindaki adam libero olarak oynar bence. Çizgi defansi uygulamanin mantiğini kavrayamadim. Zaten ben bu devirde hala 3-5-2 oynamanin mantiğini da kavrayamam da neyse :)

3-5-2 her ne kadar zamaninda başarili olmuş bir sistem olsa da gunumuzde 4-4-2 'yi kolektif bir şekilde uygulamayi beceren bir takima karşi kaybetmeye mahkum bir taktik . Brezilya'nin başarili olmasi da bu taktiğin oyuncularin bireysel yeteneklerini sergilemeye ortam hazirlamasiyla açiklanabilir.

sigara69
27-07-05, 20:59
Benim fikrime gore,

3'lu defans oynayan takimlar cizgi halinde oynuyolar..Zaten son donemlerde gercek bir libero boslugu var modern futbolda..Bir cok teknik direktorun 3-5-2'yi istedigi gibi uygulayamasinin sebebide budur..( bknz.Del Bosque,Terimin ilk senesi,Koeman'in Ajax'taki husrani gibi)

3-5-2'nin gecmisine baktigmiz zaman bunu basari ile uygulayan takimlardan,

Almanya Beckhanbauer'dan baslayan liberolu 3-5-2'yi Klaus Augunthaler sonrasinda Lothar Matthaus ile cok guzel bir sekilde idare edip 1986'da ilk kez 4-3-2-1'i deniyen Maradona'nin yildiz olmasini saglayan sistemi ile Arjantin'e finalde kaybetmislerdir..Ama bu sefer İtalya 90'da kazanılan bir kupa 92'de kaybedilen bir Avrupa Sampiyonasi hemen ardindan 94'te Matthaus'un iflasi ile dagilan 3-5-2'yi Sammer gibi cok iyi bir libero bularak 96'da İngiltere'de Kralice'nin elinden kupayi almayi bilmislerdir..

Yalniz Almanya'nin Sammer'in futbolu birakmasindan sonra Worns,Ramelow gibi klasik Stoper anlayisindan olusan oyunculardan libero yaratma sevdasi Fransa 98'de ve Euro 2000'de ciddi anlamda madara olmalarini sagladi..

Rudi Voller bu yanlistan dondu ve klasik 4-4-2'ile Worns-Ramelow stoperde Lahm(Linke) sol bek Schnedier sag kanatta savunma dortlusu ile 2002'de Final oynamalarini saglamisti..Yalniz finale gelene kadar rakiplerin zayifligi goz onunden kacmasin..2004'te bu 4'lu savunmanin savunmada basari saglasada hucumda cok zorlanmasi ve Letonya'ya bile gol atamamasi ile Alman'larin bu gecis surecinde bayag sanci cekeceklerinin gostergesi..

Bilmem hatirlarmisniz Belodedici diye bir Rumen vardi..Steau Bukres sampiyonlar sampiyonu oldugu zaman sanirim Real Madrid veya Barcelona hatta bana gore Bayern bile olabilir neyse bu takimlardan birini maglup ettikleri zaman Belodedici 3'lu savunmada libero ile gorev yapip Steau'nun sampiyonlugunda buyuk bir basari elde etmesini saglamsitir..

Zaten o 80'li donemlerde Hamburg,Bayern ve Monchengladbach gibi takimlar avurpada almadik kupa birakmiyorlardi..

Ama gel zaman git zaman Parma'nin belirtigi gibi supurucu kivaminda liberolar cok azaldi..Bu da 3-5-2'nin sonunu hazirladi..Ancak Brezilya bu sistemi ''kaydirmali sisteme oturtarak'' cok basarili oldu ve bu sistemin dogusunu sagladi..

Bu kaydirmali 3-5-2'yi Fatih Terim 99'dan sonra bolca kullanmistir..Defansin gobeginde supurucu gorevi Popescu'da Bulent tek stoper sag bek Fatih Akyel sol bek Hakan Unsal'dan olusan 4'lu savunma..Hucuma cikarken eger Akyel cikarsa Hakan Unsal savunmanin yanina gelip stoper gorevi yapiyor..Yani Popescu-Bulent-Hakan Unsal 3'lu savunmasi ile cizgi savunmasi yapiyorduk..Hatta Suat-Okan-Emre uclusu ile alan savunmasinida cok da basarili bir sekilde uyguluyorduk..

Unsal-Popescu-Bulent

Suat-Emre

Ergun-Hagi-Akyel

Sukur-Arif

Brezilya'da ise Zagallo ve Scolari Cafu sag bek Lucio supurucu gorevi yapiyor Roque Junior stoper Carlos sol bek mevkiinde gorev yapiyolar..Yalniz burda 2 bekte hucuma cok destek verdigi icin bazen kaydirmali savunmayi Scolari iki on libero kullanarak Gilberto Silva-Kleberson'dan birini defansin ortasina cekip,

Lucio-Gilberto Silva(Kleberson)-Roque

Gilberto Silva(Kleberson)

Cafu-Emerson-Carlos

Ronaldinho-Rivaldo

Ronaldo

seklinde olusturuyor..

Son donemde Beklerinin de kotulugnden 3-5-2 uygulamak isteyen takimlar bu kaydirmali sistemi deniyemiyolar..Terimin 2.senesi denemek isteyip de basaramadigi gibi.. O sebepten dolayi 3'lu oyanayan takimlar cizgi seklinde oynuyolar..

Buna ornek olarak,

Guus Hiddink'in PSV'sini verebilirz..Gecen sene yarı-final'de elenen hatta finali cok buyuk sansizlikla kaciran Hiddink'in takimi savunmada Alex-Bouma-Lee 3'lusu ile cizgi savunma uyguluyolar..

Bu ornekleri cogaltabiliriz..

Gunumuzde maalesef olen libero kavrami bir cok takimi 3'lu oynarken cizgi seklinde oynamaya itiyor..Eger stoper oyunculariniz agirsa ve cok iyi kesiciler degilse bu 3'luyu cizgi oynamak intihar olabiliyor..

Ama 3'lu yu bir libero ile oynayan takim ne yazik ki suan icin hatirlamiyorum..Ornek veren olursa tartisiriz..

ÖNDER RB
27-07-05, 21:29
bence 3 lü savunmanın ortasındaki adam sarkık oynardı. bunun en basit hatırlatmasını bizim tugay ile yapabilirim. bir ara libero olarak tugayı oynatmayı denemiştik ve tugay arkaya sarkma olayını abartıp çift stoperi 10 m geriden takip etmeye kalkmıştı. burada eğer futboldan ofsayt kaldırılmış olsa idi tugayın oldukça başarılı olacağına inanıyordum. galatasarayı o dönem izleyenler bu tugay-libero faciasını yakından hatırlayacaklardır.

Parma Maniac
27-07-05, 21:44
libero ve çizgi halinde savunmayla ilgili dediğim gibi daha sonra yazacağım geniş kapsamlı olarak fakat cigara'nın postundaki kaydırmalı 3lü defansın da tartışmaya açılmasında fayda görüyorum, aynı şekilde anlaşamadığımız bir konu da bu kaydırmalı 3lü defans.. cigara bunu açıklamış çok güzel bir şekilde, ek olarak kaydırmalı 3lü diye bir sistem var mı? varsa bu size göre nasıl bunu da cevaplandırabilirsiniz..

korcank
27-07-05, 21:54
Mesele şu: Artık dünyada sarkık libero kullanan kalburüstü bir takım kalmadı, diye düşünüyorum. Takımlar 3'lü oynasa bile, savunmadan hiç bir adamlarını geriye çekmiyorlar.

Kanaatimce, bu nitelikte bir oyuncu (libero) bulamadıkları için değil; çağdaş futbol, sarkık libero anlayışını reddettiği -aştığı- için. Futbol, eskisinden daha hızlı ve deparlı oynandığı için.

Sarkık liberolu savunma anlayışı stoperlerin adam markajı yapması ile bir bütündür, diye düşünüyorum. Elbette, belki istisnaları gösterilebilir. Oysa adam markajı da miadını doldurmuş bir anlayıştır. Her ne kadar yakın geçmişte Mustafa Denizli, Rıza Çalımbay gibi teknik direktörler zaman zaman takımlarına adam markajı yaptırmışlarsa da; organize bir takım karşısında adam markajının başarı şansı çok düşük olacaktır, diye düşünüyorum. Bu nedenle artık adam markajı yapan takımlar çok çok ender görülmektedir. Tıpkı sarkık libero ile oynayan takımlar gibi.

Her neyse, bu başlığın esbabı mucibesi, yurt dışındaki ligleri izleyen arkadaşlarımızın, izledikleri ligde hangi takımların sarkık libero ile oynadıklarını belirtmesi isteğidir. Böylece; sarkık liberolu futbolun ne kadar yaygın olduğunu, örneklerini tartışabiliriz.

Belki de böyle başlayan bir tartışma, taktik - diziliş - yerleşim üzerine hepimizin bir şeyler öğrenebileceği, bilgilerini paylaşabileceği bir başlığa dönüşür.

Parma Maniac
27-07-05, 22:32
evet ben de döküleyim artık, özellikle cigara'nın yazdıkları üzerine

ben öncelikle diyorum ki World Cup'ta Brezilya'nın Scolari'yle yaptığı çizgi defans anlayışı daha önce tek tük örnekleri görülmesine rağmen bir başarıya ulaşmasıyla bir ilki başardı.. WC bittikten sonra Brezilya'yla beraber herkes Brezilya'nın çizgi halindeki 3lü defansını konuşuyordu.. Türkiye'deki birçok programda Ogan Tarhan, Rıdvan Dilmen gibi adamları bu konuyu konuşurken dinledim ve UEFA'nın resmi sitesinde de bununla ilgili bir yazı çıkmıştı.. şimdi benim liberoyu savunurken kullandığım ilk olgu budur.. madem WC 2002'nin öncesinde de bu kadar yaygın bir şeydi bu çizgi 3lü defansı, Brezilya'yla beraber neden önemli bir yenilik olarak olarak ortaya çıktı?

ikinci olarak bence 3lü defansı çizgi halinde kurmak sadece istisnalar sözkonusu olduğu zaman yapılabilecek riskli bir hadise.. cigara demiş ki son zamanlarda gerçek anlamda bir libero yetişmiyor bu yüzden herkes 3lüyü çizgiye çevirdi.. ben buna katılmıyorum.. evet liberoların yetişmemesi doğru(gerçi bu da daha çok teknik, topu oyuna sokarak geriden oyun başlatan, zeki liberolar açısından doğru, defansif anlamda değil!) ama bu yetişmeme sadece takımları 4lü defans oynamaya iter, 3lü defansı çizgi halinde uygulamaya değil..

şimdi 4lü oynamak çoğu kişinin bildiği gibi tandemde doğru oyuncuları bulabilmek açısından son derece zor bi iş.. o alışkanlığı sağlayabilmek, uyumlu oyuncuları yakalamak zor.. bu zaten takımları 4lü defanstan uzaklaştıran bir olay.. şimdi bunun üzerine 3lü defans çizgi halinde denirse tek hatta 2 tandem oluşacak, bu 4lü defanstan da çok çok daha zor uygulama gerektiren bir olay.. istisnalar gerekli demiştim, Brezilya iyi bir istisnaydı ve bu risk göze alındı.. ne yaptı Scolari, elinde Roberto Carlos ve Cafu gibi iki tane hem savunma yönü ve hem hücum yönü çok iyi oyuncusu olunca bunları 4lü defansta beklere hapsedip önlerini açıklarla kapatmak yerine, 3lü defansta açık olarak oynatıp önlerini açtı.. arkalarında oluşacak boşlukları engellemek için de liberolu 3lü defansı çizgi haline getirip sol ve sağ stoperlerin arasını açarak çift tandem oluşturdu.. bu şekilde sol ve sağ stoperler kanatlara yakınlaşarak Cafu ve Roberto Carlos'un arkasını kapamaya yardımcı oldu.. 4lü defanstaki tek tandem bile büyük riskken burdaki çift tandem elbette çok daha büyük bir riskti ama genel olarak hiç sorun yaşamadılar, zaten Scolari uzun süredir bu şekilde hazırlık yaptıklarını, çok çok büyük denemeler sonrası bu uyumu yakaladıklarını söylemişti turnuva sonrası..

yani 3lü defansı çizgi halinde tutmak bu tip istisna durumlar dışında yarardan çok zarar getirir.. şimdi şöyle bir bakalım konuya.. bir takım neden 3lü defansı normal bir takımken çizgi haline getirsin.. 2 stoperi önde bırakıp arkalarında sigorta görevi yapacak bir oyuncu kullanmak varken bunu diğer oyuncularla aynı hizaya getirip ekstra risk yaratmanın nedeni ne olabilir? sadece ofsayt taktiği uygulamak olabilir mi? hiç sanmıyorum.. ofsayt taktiğini zaten düzenli uygulayan takım çok az, uygulansa bile maçın belirli dönemlerinde yapılıyor.. peki çizgi halinde 3lü defans bu tip özel durumlara kamufle etme dışında takımlara ne getirebilir? neler götürür? bu konu hakkında da görüş bildirmek gerek kanımca.. benim söylediğim gibi çizgi savunma 3 defansta takımın genel savunmasına zarar verir, örneğin Helenio Herrera'nın catenaccio'su.. temel olarak 4-4-2'deki forveti alıp 4lü defansın arkasında libero olarak kullanarak 5-4-1'e çevirmek ve bunun üzerindeki birkaç taktiksel değişikle oluşturulan kelepçe sistemi..
şimdi savunma futbolu için kullanılan 3-5-2'deki bu arkadaki oyuncuyu çizgiye getirmenin mantığı ne olabilir bunu ciddi anlamda istiyorum ben.. savunma yönünü kesinlikle aksatıyor bir kere bu 1.. hücum yönünde de takıma kattığı hiçbir şey yok(cigara'nın söylediği kaydırmalı 3lü defans dışında)

Korcan abi hemen üstte demiş ki adam markajıyla bağlantılı bir konu bu, evet kısmen haklı.. ve örnek istemiş.. benim mesela vereceğim örnekler de bu açıdan alakalı olacak.. bir kere ısrarla kalburüstü takım söylüyor ama zaten major kulüplerden artık 3lü oynayan kalmadı gibi.. Premier League'in zaten hepsi 4lü oynuyor.. keza İspanya'da öyle.. ordaki büyük takımların hepsi 4-4-2..(bu sene Valencia'yı izleyemedim, sene başındaki denyo teknik direktörle oynamış olma ihtimalleri var) İtalya'da keza en başarılı 2 takım Milan ve Juve 4lü oynuyor.. Almanya'da bile Stuttgart başta olmak üzere 4lüye yöneliş başladı.. büyük takımlar zaten 3lünün hücuma optimize edilememesi nedeniyle 3lü oynayamaz oldular, ki başarı için gol atmak gerekliliğin farkında çoğu(her ne kadar bazıları savunmayı daha önplanda tutsa da)

mesela ben örnek olarak Brescia ve Palermo'yu verebilirim bu sene.. izlediklerim içinden.. daha farklı takımlar da geliyor aklıma fakat karıştırmış olmamak için kesin olarak şu an veremiyorum, araştırdıktan sonra verebilirim(keza birini söylerim şimdi karıştırıp aha onlar 4lü oynuyordu olum denir, kepaze olmayalım) fakat Türkiye'de televizyonlar genelde büyük takımların küçüklerle olan maçlarını verdikleri için Brescia da, Palermo da net olarak hatırladığım takımlar.. ve bunlar Juve, Milan, Inter gibi takımlara karşı hep adam markajı yaparak oynadılar.. adam markajıyla düz hattın da birbirine zıt şeyler olduğu düşünülürse bu takımların liberolu olarak oynadığı net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.. mesela dediğim gibi kalburüstü takımlardan tam olarak ne anlaşılıyor bilmiyorum ama Serie A'da 5. olan Palermo bence kalburüstü bir takımdır ki seneye de UEFA'da oynayacaklar, iş yapacaklarını da düşünüyorum(hatta ben şu oyuncularını da söyleyeyim zira takip ettiğim bir takımdı bu sene.. izlediğim maçlarda 3lü savunma kurgusu Andrea Barzagli, Christian Terlizzi ve Giuseppe Biava'dan oluşuyor, Terlizzi de süpürücü görevi yapıyordu).. sadece bu takımlar da değil, İtalya'da Helenio Herrera'dan kalan karakteristik özellik olarak bu tip takımların büyük takımlara karşı daima adam markajı uyguladıklarına da her maçta şahit oldum.. adam markajının köhne ve eskimiş bir taktiksel özellik olduğuna katılmakla birlikte ne yazık ki hala dünya çapında uygulandığını düşünüyorum, Türkiye'de de örnekleri görülebilir.. zaten adam markajının da hala işlerliğini koruması demek çizgi halinde 3lü defansın da yapılamayacağı anlamına gelmekte olup bu markaj konusu da tartışmaya yatırılabilir konu içi olarak..

edit: bu arada Brescia'da yazmayı unutmuşum, Palermo genel olarak savunma rotasyonunu geniş tutarken sene boyunca Brescia'da da Di Biagio daimi liberoydu, belirtmeden geçmeyeyim..

sigara69
27-07-05, 23:35
Cagdas futbol dedigmiz oyunda topun daha cok oyunda kaldiginii daha hizli ve deparli oynandigina pek katilmiyorum..

Tam tersi gunumuzde hele ki Euro 2004'te bi tek Cek Cumhuriyet-Hollanda maci disinda bana bir mac soyleyebilrimisniz daha tempolu daha hizli oynandigini isaret eden,

Hatta Kore 2002'de akillarda kalan bir maciniz var mı?? Benim sahsen yok..Ama italya 90'dan bir Almanya-İngiltere bir İngiltere-Kamerun gibi maclar halen hafizamda yer ediyor..

Ya bu sene Turkiye liginde 3-4'luk fenerbahce-Besiktas maci disinda hafizalarda kalan bir mac var mi?? 4 senedir Turkiye Liginde akilda kalan bir mac var mi?? Ya italya ligi'nde??

Futbol 4'lu savunmada beklerin hucuma hic ama hic cikmadigi kati alan savunmasinin orumcek aglari ile sarsilmaktadir..

3'lu oynamak neden riskli veya neden arkadan bir adami one aliyorlar??

Bunun nedeni,

Son donemlerde ''attacking midfielder'' kavrami yani supporter tarzi 2'li foret arkasina atilan 10 numara tabir edilen oyuncular libero ile bas basa kalabilyorlar..Libero'larinda agir olmasi ve son donemlerde ki benim fikrime gore tam libero kavraminda oyuncu olmamasi 3'lu cizgi savunmaya itiyor teknik direktorleri..

3'lu savunma da eger savumanizda ki oyuncular hizli ise hucuma destek vermesi acisindan da cizgi halinde oynatip ileriye donuk daha iyi cikabilirsiniz...Oyunu on libero ile kurdurup Xavi,Van Bommel gibi topa hakim oyuncular ile hucuma cikarken sizin cizgi savunmanizdan ileri oyunculari hucuma bindirtebilrisiniz..

Zaten 3'lu oynayip liberolu oynayan takimlardan bir cogunun hucum hattinda bir cok sorun yasadigini goruceksiniz..

İngiltere Liginden herkesin 4'lu oynadigna da bir sekilde katilamaycagim..

Tottenham Santini gittikten sonra Hedman-King-Atouba ile 3'lu cizgi savunmasi ni uyguladilar..Hatta 4-5'lik Arsenal macinda bu savunma oldukca aciklar versede basarili gozukmesede Tottenham o macta Arsenal gibi bir takima 4 gol atmayi basarmstir..

İspanya Liginde ise Villareal'in Villa'daki macta 3'lu cizgi savunma ile oynadigini hatta 3-4-2-1 seklinde yer aldigini ornek olarak verebilir..

Burda Coloccini gibi bir oyuncunun varligida Villareal'i rahat birsekilde cizgi oynamaya itiyor..Cunku Collocini cok iyi bir kesici ozelligi olmasada hucuma hizli cikan geri cabuk donen bir oyuncu oldugundan onla liberolu oynamak intihar olabiliyor..

Collocini Atletico Madrid'de liberolu sistemde Antic altinda oynadi ve Madrid o sene kume dusmustu..

Collocinin AC Milan'da yer bulamamsinin sebebide budur birazda..Adam her sene ispanya'da basarili oluyor ama Milan onu kiralamaktan cekinmiyordu..Cunku Ancellotti'nin sisteminde 4'lu liberolu bir sistem uygulaniyor..

3'lu oynayip liberolu sistemde gol problemi yasamayacak bir takim soylermisniz bana??

Ki savunmada da bir cok problemide beraberinde getirecektir..

Parma Maniac
28-07-05, 00:35
3'lu oynamak neden riskli veya neden arkadan bir adami one aliyorlar??

Bunun nedeni,

Son donemlerde ''attacking midfielder'' kavrami yani supporter tarzi 2'li foret arkasina atilan 10 numara tabir edilen oyuncular libero ile bas basa kalabilyorlar..Libero'larinda agir olmasi ve son donemlerde ki benim fikrime gore tam libero kavraminda oyuncu olmamasi 3'lu cizgi savunmaya itiyor teknik direktorleri..

3'lu savunma da eger savumanizda ki oyuncular hizli ise hucuma destek vermesi acisindan da cizgi halinde oynatip ileriye donuk daha iyi cikabilirsiniz...Oyunu on libero ile kurdurup Xavi,Van Bommel gibi topa hakim oyuncular ile hucuma cikarken sizin cizgi savunmanizdan ileri oyunculari hucuma bindirtebilrisiniz..öncelikle bu riski almak için öne sürülen bu nedeni ben kendi açımdan çok tatmin edici bulmadım sigara'cım.. sadece supporter'ların etkisi bertaraf etmiş olmak için çift tandem yaratıp çok daha büyük tehlikeler olmasına neden olmak bana pek mantıklı gelmedi ama düşüncedir saygı duyarım.. şöyle ek olarak bir şey de söyleyebilirim.. tehlikeli supporter'ları ilk karşılayacak olan da ayrıca libero olmaz ki 3lü defansın liberolu oyununda.. tamam çizgi halindeyken araları açılıyor, sağ ve sol stoperler kanata yaklaşıyor ama liberolu oyunda tam tersi daralma mevcut oluyor.. ve eğer adam markajı yoksa supporter ve forvetleri ilk karşılayacak olan da 2 stoper oluyor.. zaten bir adamı direk libero karşılayacak olsa libero'nun 2 stoper arkasındaki sigorta ve stoperlerin arasına atılan toplarda süpürücü olma özelliği ortadan kalkar.. ayrıca libero görevi yapan bütün oyuncuların da ağır oyuncular olduğu görüşüne katılmıyorum..

İngiltere Liginden herkesin 4'lu oynadigna da bir sekilde katilamaycagim..

Tottenham Santini gittikten sonra Hedman-King-Atouba ile 3'lu cizgi savunmasi ni uyguladilar..Hatta 4-5'lik Arsenal macinda bu savunma oldukca aciklar versede basarili gozukmesede Tottenham o macta Arsenal gibi bir takima 4 gol atmayi basarmstir.. o maçı çok büyük dikkatle ve zevkle izlemiştim ama ilginç bi şekilde gözüme çarpmamıştı onların o maç 3lü oynadığı, doğrudur fakat olabilir.. 9 golün ve Arsenal'in muazzam galibiyetinin verdiği inanılmaz hazla dikkat etmemiş olabilirim ama Tottenham'ın daha sonra da maçlarını izledim, gerçekten 3lü oynadıklarını görmedim.. belki o ara yapmışlardır, doğrudur, devamlı olduğunu sanmıyorum.. Premier'de ciddi anlamda bütün takımlar 4lü oynuyor.. en son düzenli 3lü oynayan örnek Claudio Ranieri'nin Chelsea'siydi ki bi İtalyan'dan başka türlü bir oyun beklemek garip olmasına rağmen Premier'de bunun uygulanması garipti, pek başarılı olduğu da söylenemez zaten..

İspanya Liginde ise Villareal'in Villa'daki macta 3'lu cizgi savunma ile oynadigini hatta 3-4-2-1 seklinde yer aldigini ornek olarak verebilir.. yanlış anlaşılmış olabilir, İspanya da derken İspanya'daki bütün takımlar 4lü oynuyor demedim, genel olarak 4lü oynanan bir lig olduğunu kastettim, verdiğim 4lü örnekleri de orda söylediğim gibi major kulüpler içindi..

Collocinin AC Milan'da yer bulamamsinin sebebide budur birazda..Adam her sene ispanya'da basarili oluyor ama Milan onu kiralamaktan cekinmiyordu..Cunku Ancellotti'nin sisteminde 4'lu liberolu bir sistem uygulaniyor..burayı hiç anlamadım, Ancelotti 4'lü liberolu oynuyor?? hem 4'lü hem liberolu nasıl olabilir ki bir sistem?

3'lu oynayip liberolu sistemde gol problemi yasamayacak bir takim soylermisniz bana??

Ki savunmada da bir cok problemide beraberinde getirecektir..3'lü oynayıp gerçekten liberolu sistemde gol problemi yaşamayacak bir takım çok zordur.. ya Roma'nın Capello'su yaşamaz ya da Scolari'nin Brezilya'sı.. dediğim gibi bunlar da çok uç örnekler zaten ve tamamen mecburiyetten oluşan 3lü defansla hücum oynayan takımlar.. fakat gol sıkıntısı yaşamayla liberolu ya da çizgi halinde oynamanın alakası nedir onu anlayamadım ben sigara.. hücumda sıkıntı yaşanması daha çok 3lü oynamakla bağıntılı, yoksa bi adamın 2 stoperin yarım metre gerisinde süpürücü olmasıyla, onlarla aynı hatta gelmesi hücum anlamında bir değişiklik yaratmaz ki! yaratırsa nasıl yaratır onu da anlamadım.. bence sadece ilk postunda söylediğin gibi eğer bir takım kaydırmalı 3lü defans yapıyorsa 3 oyuncusundan birini hücuma sürerek hücumda zenginlik sağlayıp rahatlayabilir, ama kaydırmalı 3lü defansı da uygulamak zaten çok çok az görülen bir hadise.. liberolu ya da çizgi halinde 3lü defansta da 3 oyuncu çakılı kalıyor hücumlarda genel olarak, liberonun olup olmaması neyi etkiler ki?

ek olarak liberolu oyunun savunmada daha çok sorun yaratacağı iddiasına hiç katılmıyorum.. zaten 4lü defanstaki tandemin arkasına bir sigorta getirip, araya atılan topları arkada toparlaması için bulunan bir olgu libero.. çizgi halinde 2 tane tandem yaratıp bu şekilde savunmanın çok daha iyi olacağını iddia etmek bence temel anlamda yanlış.. zira dediğim gibi 3lü çizgi savunmada hocalar kanat oyuncuları anormal derecede hücuma yönelik olduğu zamanlar onların arkalarını kapamak için bunu oluşturup kanatlara yakınlaştırıyorlar adamları.. böylece savunmanın göbeği açısından bir risk alıp hücumcu kanatların(Roberto Carlos ve Cafu gibi) arkasını kolluyorlar.. ama dünyanın birçok takımı bu şekilde istisna olabilecek kanat adamlarına sahip değiller, zaten çoğu da o kanat oyuncularını önce savunma sonra hücum için kullanıyorlar.. bu durumda çizgide yaratılan çift tandemin savunmada daha büyük güvence sağladığı görüşüne kesinlikle katılmıyorum..

bu arada sigara italya'da adam markajının hemen hemen her takım tarafından kullanıldığını kabul ediyorsun değil mi? Milan-Juve maçında 3lüye dönen Milan'ın liberolu oynadığını da konuştuk daha önce ki büyükler arası bir maç olması açısından da önemli bu.. bu durumda italya'da 3lü oynayan takımların çoğunun liberolu olduğu da ortaya çıkıyor mu, çıkmıyor mu? sonuçta biz Korcan abi'yle bu konuyu konuştuğumuzda WC 2002'nin hemen ertesiydi ve o zaman için zaten bugüne kadar da çizgiydi denmişti.. 3 sene geçti hemen hemen onun üzerinde, 3lü defansın çizgi örneklerinde çoğalma olması normaldir Dünya Kupasından sonra ama günümüzde de, hala ben 3lü defansın liberolu kullanımlarının çok daha yaygın olduğunu düşünüyorum..

chivu
28-07-05, 01:24
Benim de daha değişik bir sorum var. Dünyadaki bek sıkıntısı had safhadayken 3-5-2 neden bu kadar atıl oldu ki? Acaba durum eldeki malzemeye göre sistem kurmaktan bir sistem kurup adamları ona adapte etmeye mi çalışıyor?

Ha kişisel olarak ben futbolda fiks sistem yerine güçlü yanların vurgulanması taraftarıyım. Örneğin forvetimde adriano- shevchenko-raul varsa kimse 3 forvet oynamamı, defansımda nesta-cannavaro-terry-carlos- thuram olduktan sora 5 li fdefans oynanamı engelleyemez.

sigara69
28-07-05, 01:32
ne vardi?

Parma Maniac
28-07-05, 02:18
öncelikle sigara dediğim gibi benim sorduğum 3lünün çizgi haline dönüşümünün getirdiği riskleri almanızın nedeni ne olabilir sorusunun cevapları beni hala tatmin etmiyor fakat ciddiye alınacak fikirler olduğu kesin, alacak olan arkadaşlar da çıkacaktır.. yalnız senin bu libero ve çizgi defansın kullanılmasına yönelik özellikle liberoyla ilgili söylediğin olumsuzluklar daha çok benim söylediğim istisnaları açıklamaya yönelik savlar gibime geliyor.. özellikle verdiğin liberolu sistemde 3 oyuncunun birbirine yaklaşması sonucu kanatlardan tehlike yaratılması mesela bu şekilde verilen bir örnek.. zira verdiğim Brezilya ve Roma örnekleri dışında açıkları bu şekilde sadece hücumu düşünen takım hiç yok.. hele İtalya, Almanya ve İspanya'daki daha vasıfsız elemanlara sahip takımların hiç yok.. zaten bu takımlar 3lü defans oynuyorlarsa ana hedefleri savunmayı sağlam tutmak oluyor ve açıkları da bununla ilintili olarak kesinlikle daha garantili oynuyorlar.. özellikle Serie A'da çoğu takımın savunmayı 5lediği de söyleyebilirim bu anlamda açıkları iyice geride tutarak..

bunun dışında ikimiz de gerekli şeyleri söyledik sanıyorum bu konuda, bilmiyorum diğer arkadaşlar neler ekleyecek..

Ranieri biraz da mecburiyetten 3'lu oynadi... O yuzden Terry-Gallas-bazen Bridge bazen Johnsson ile 3'lu savunmayi kurdu..Ama sanirim Parma Terry'nin libero oynadigini iddaa etmiyeceksin...Chelsea Desailly gibi bir liberodan sonra bir daha sanirim liberolu sistem oynamaycaktir..Hele ki Mourinho oldugu surece... şimdi sigara'cım ben Ranieri'nin liberolu oynadığını, libero olarak da Terry'yi değil, Desailly'yi oynattığını söylüyorum..:) şimdi yanılıyorsam düzelt, Claudio Ranieri 2002-2004 arası teknik direktörlük yaptı değil mi Chelsea'de? Marcel Desailly'nin Chelsea'deki kariyeri de yine bildiğim kadarıyla 1998-2004 yılları arasına tekabül etmekte.. yani 2 yıl boyunca birlikte çalıştılar ve son 2 senesinde gördüğüm kadarıyla Desailly 48 maçta oynamış.. full olmasa da sene başına 24 maç oldukça önemli bir rakam, bildiğin ve söylediğin gibi de Desailly'li Chelsea de liberolu 3lü oynayan takımlara bir örnek olarak yerini almış oldu böylece :), sen Desailly'nin Ranieri'yle birlikte çalışmadığını hatırladın sanıyorum yanlışlıkla.. ha Desailly yokken nasıl oynadılar dersen inan net bir şey söyleyemem o konu hakkında ama bana sorduğun gibi Terry ciddi anlamda arkada bir süpürücü olmuş olabilir! yani imkansız bir şey olarak görmüyorum ben onu.. ama dediğim gibi 48 maç oynamış olmasına rağmen ben full oynadı diye hatırlıyorum o 2 sezonda da.. sezonların geri kalan 10ar maçında ne tip bir 3lü kurguyla çıktıklarını bilmiyorum fakat genel olarak nasıl oynadıkları ortada bence..

Mac icinde mutlaka dikkat etmissindir Cafu-Maldini mutlaka hucuma cikiyolar..O zaman Nesta-Stam degismeli bir sekilde liberoya kayiyor..Stam libero da iken Gattuso veya Pirlo savunmada Nesta ile 2'li kaliyolar.. bunu ciddi ciddi anlamadım, gayet karışık bir kurgu gibi geldi bana ama yine ilk postta bahsettiğin kaydırmalı defansa yönelik kombin bir sistem gibi.. 4lü defansla liberonun ilk defa birarada yer aldığını duydum ama söylediğin şey biraz daha kompleks gibi.. yani hücumdayken 3lüye dönüp öyle liberolu oynuyorlar sanırım anladığım kadarıyla, başka türlü olup 4lüyle beraber anılması zaten mümkün değil fakat hiç görmediğim bir konu olduğu için bir şey söylesem yanlış olacak..

Ancak bu takimlar liberolu oynarken cift on liberoyu ihmal etmiyolar..Sıkı adam markaji ve bunun getirdigi sert oyunla kimi zaman klasik 5-4-1'i andiran bir takim huvviyeti kazaniyolar..

Palermo bknz. Luca Toni Brescia İgli Tare Siena Flo Livrono Luccarelli gibi hep iri yari fizikli ilerde hava topu mucadelesi yapicak forvetlerden olusuyor dikkatini cektiyse..

Bu da gosteriyor ki zaten cok hucumu dusunmeyen gaantici ancak isini liberoya birakmayan seninde daha once cok guzel acikladigin 5-4-1 sistemine biranda gecis yapip alanlarina cok iyi bir sekilde kapabiliyorlar..

Ps: Milan'in o Juve macinida 1-0 kaybettginde hatirlatirim sigara, gördüğüm kadarıyla beni yanlış anlaman mevcut.. konu kesinlikle liberolu 3lünün mü yoksa çizgi halindeki 3lünün mü daha üstün bir konumda olduğu değil.. bizim merak ettiğimiz takımlar liberolu mu oynuyor? yoksa çizgi halinde 3lü defans mı koyuyorlar? sorun bu.. liberolu oynayıp 1-0 kaybetmiş, çizgi oynayan daha üstün başarılar kazanmış bununla kesinlikle sorunum yok benim.. sadece çizgi oynamanın ısrarla belirttiğim gibi önemli bazı şartların gerçekleşmesi durumunda alınabilecek bir risk olduğunu söylüyorum.. mesela İtalya'da çoğu takımın adam markajı üzerinden liberolu oynadığını söylemen benim için yeterli.. sanıyorum ki sen hangisi daha iyi olur şeklinde yorumluyorsun başından beri, bizim merak ettiğimiz dünyadaki 3lü defansların 2002 senesinin öncesinde ve civarında, yine bununla birlikte günümüzde nasıl olduğu..

ben diyorum ki 2002 öncesi hemen hemen hiç yoktu, Scolari'nin Brezilya'sıyla bu dünyada da yeni bir hadise olarak algılandı.. 3 yıl sonra günümüzde de hala liberolu 3lünün çok daha baskın olduğunu iddia ediyorum, çizgi halinde oynayanların sayısında önemli bir artış olsa da..

savatage
28-07-05, 02:20
Libero kavramı Sammer'le birlikte asıl bu mevkiide efsane olan Baresi ile bitti bence.Kaptan Bülent'e de hep Baresi'ye yakıştırılan onuru layık görmüşümdür hep.Neyse başka bir konu o.

Tottenham'ın geçen Lyon ile oynadığı maçı izledim.Gayet güzel bir 4'lü savunma oynuyorlardı ve Mido ile Keane'in uyumu iyiydi.Zaten ilk yarıda 3-0'ı yakalamışlardı.

Sanırım olay 3'lü de libero varlığı ve çizgi mi sarkık mı olacağı!
Libero dediğin zaten zamanına göre her ikisini de yapandır:)
Libero dediğin serbest oyuncudur aslında.Hatta Hagi için bile libero denilebilir.Ama zaman içinde yanlış bilinerek "defansın içindeki kademe" olarak benimsenmiş bir kere.

Türkiye liginde geçen sene Diyarbakırspor'da gördüm ben uzun bir aradan sonra ilk defa sarkık liberoyu.Sanırım Burhan idi(kel birisiydi).
Zaten birkaç maç sonrası tahminimce vazgeçtiler bu sevdadan.

Defansın süpürücülüğünü üstlenecek bir oyuncu olması,oyunu kendi ceza alanınıza yakın kabul edecekseniz,yani rakibe geniş alan bırakmayacaksanız aslında olumlu bir olay.Ancak diğer stoperlerin forvetlere yakın oynaması sonucu hücum oyuncularıyla beraber alakasız bölgelere gitmek zorunda kalıp defansın boş kalması,günümüz futbolunda en sık rastlanılan durum.
Hoş bunu Servet-Hakan Şükür eşleşmesiyle de görmüştük ya neyse.
Eğer sarkık libero olacaksa,önsezisinin güçlü olması gerekir.Ne zaman ne olacağını çok iyi kestirmesi gerekir,ki günümüz futbolunda neyin ne olacağı hiç belli olmaz.
Özellikle yeni ofsayt kuralıyla birlikte önsezi olayı minimuma indirilmiş durumda.
Eğer 3'lü çizgi defans olacaksa,zaten libero denilen bir durum yoktur.Sadece rakibin ataklarına göre defans şekillenir.Ve burada da 3'lü defansında Fb'de birçok defa Aurelio'nun bile defansın gerisinde oluğu pozisyonlara şahit olmuşumdur.Bu da lbero vs. sebebiyle değil,kademeli,özellikle rakibin az oyuncuyla geldiği kontraataklarda defansın doğal olarak şekillenmesi sonucudur.

Dolayısıyla eğer 3'lü defanstan bahsedecek isek günümüzde,belirli bir liberonun varlığından sözetmek yerine 3'lü çizgi defansta,ille ortadaki belirli adam yerine her üçünün de kademeye girebildiği,yani her üçünün de gerektiğinde libero(!) görevi gördüğü bir defanstan sözetmek en sağlıklısıdır bence.
Saygılar...

Spree
28-07-05, 17:54
şimdi en başta şunu söylemek lazım,burda öğrenilmek istenen hangisinin daha sık kullanıldığı.yoksa sigara'nın güzel bir şekilde anlattığı gibi hangisinin daha iyi olduğu konusu uzun uzun konuşulabilir.o yüzden 3lü savunmada teknik direktörlerin liberoyu mu yoksa çizgi savunmayı mı tercih ettiğini söylerseniz çok şahane olur.

kendi fikirlerimi söylemeden önce bir süredir maçları taktik analiz yapıcak kadar dikkatli izlemediğimi(zaten 2002 öncesi esas alınırsa bunun bir sorun olacağını sanmıyorum),bu nedenle söyleceklerimin gördüklerim ve hatırladıklarımla sınırlı olacağını belirteyim.

bence brezilya ve bazı takımların nadiren maç içindeki bazı bölümlerde yaptığı çizgi savunmalar dışında 3lü defansın yaygın kullanımı liberolu(capello zamanındaki roma'nın çizgi mi liberolu mu oynadığını hatırlamıyorum).zaten burda söylendiği gibi 3lü savunmayı çizgi halinde kurmak için sağ ve sol kanattaki oyuncuların yaratık seviyesinde olması lazım.aynı zamanda savunmadaki 3lünün de hata oranlarının minimum olması lazım.bu tanıma uygun oyuncuları olmayan teknik direktörler de çizgi savunmanın risklerini göze almayıp liberolu sistemi tercih ediyorlar.zaten parma'nın da söylediği gibi dünya kupasından önce sıklıkla kullanılan bir şey olsa o kadar etki yaratmazdı dünya kupası sonrasında.

şu anda aklıma çizgi savunmayla 3lü defans yapan brezilya'dan başka takım gelmiyor.hatta öyle bir takım izlediğimi de hatırlamıyorum.tabi maç içinde belli bölümlerde arasıra uygulanması genelleme yapmak için yeterli olmayacaktır.sanırım sigara villarreal örneğini vermiş ama ben onları 4lü oynuyor diye biliyorum.akşam araştırıp doğrusunu yazarım.tabi villarreal 3'lü oynuyorsa bile bu sadece 2.örneğimiz olur ki bu çizgi savunmanın daha az kullanıldığı gerçeğini değiştirmez.

liberolu oynayan takımlara aklıma ilk gelen örnekleri vererek bitireyim postumu.en yakın örnek lucescu'nun beşiktaş'ı(libero ronaldo).italya'da bu topicte verilen brescia ve palermo örnekleri var.aldair'in libero oynadığı roma var.desailly'nin libero oynadığı chelsea var.terim'in 3lü oynattığı zamanda popescu'yla liberolu oynadık.parma eskiden cannavaro ve bazen sensini'yle liberolu oynadı.völler öncesi almanya milli takımı var(hatta völler 4lüye geçmeden bir süre 3lü denedi wörns'ü libero olarak kullanarak).aklıma ilk gelenler bunlar.biraz düşünürsem ve araştırırsam mutlaka çok daha fazlasını bulabilirim.

sonuç olarak 3lü savumada libero kullanmak çok daha yaygındır çizgi savunmaya göre.

sigara69
28-07-05, 19:01
O zaman soyle devam edelim,

Palermo,Brescia gibi 3-5-2 oynayan takimlarin liberolu oynadigi konusunda hemfikiriz..

Ancak bu 3'lu savunmayi liberolu olarak kullanan takimlardan hic birisi tam anlamiyla 3'lu kalmiyor savunmalarinda..Yani bu takimlarin klasik 3-5-2 sistemini benimseyip libero'lu 3'lu savunmayi kullandiklarini dusunmuyorum..

Cizgi olarak oynayan takimlara orneklerle baslayalim,

Tek tek takimlari bilmek pek mumkun olmayacagindan Euro2004'ten baslayalim,

4'luler- İtalya,Yunanistan,Almanya,İspanya,İngiltere,Fransa ,Hirvatistan,İsvicre,Danimarka,İsvec,Letonya,Porte kiz,Rusya ( ilk 2 mac 4'lu )

3'luler-Hollanda,,Bulgaristan,Cek Cumhuriyeti,Rusya( son yunanistan maci 3'lu )

Konumuz 3'lu yu kim liberolu kim cizgi kullaniyor ise,

Hollanda cizgi savunma ile oynamaktadir,

Bouma-Stam-Heitinga

savunma uclusu cizgi halinde dizilir..Stam libero olarak oynamamistir...Hatta Portekiz yari final macinda cizgi savunmayi

Reiziger(inanilmaz hizli)-Stam-Bouma olarak kurarak agir Portekiz hucum hattina karsilik--hizli orta sahasinin Deco-Ronaldo-Figo gibi arkadan bindiren oyuncularina onden basmak icin 3'lu yu cizgi olarak kurmuslardir..

Cek Cumhuriyetine gelince,

Udinese'nin kanat oyuncusu hizli suratli Jankulovski'yi defansa cekerek Ujfaulusi-Bolf-Jankulovski 3'lusu ile savunmayi kurmustur Karel Buckner..3'lu savunmayi cizgi halinde ileri kurmustur..Orta sahaya yakin kurarak savunmayi orta sahanin cok daha rahat ileri cikmasini saglamistir kurt hoca..

Orta sahanin Poborsky-Galasek-Rosicky-Nedved ile kurulmasi ile hucuma daha cok destek veren orta saha olmasi bu savunmanin liberolu olmasini imkansiz hale getiryor..

Bulgaristan'i pek hatirlayamiyorum ama kesin 3'lu oynadiklarindan eminim..

Rusya'nin ise sadece Yunanistan maci son macta 3'lu olarak oynamistilar..cizgi halinde..

Zaten gunumuz futbolunda 3'lu savunmayi kulllanan cok az takim kalmistir ne yazik ki...Cunku bunun nedeni gercek anlamda libero olmamasidir benim fikrime gore..^

3'lu oynayan takimlarda bu sebepten dolayi cizgi halinde kullaniyorlar..

Edit: Desailly konusunda yanilmiism cok pardon..Bunda gecenin bir yarisi uykusuzlugunda bas gosterdigini gecemicem :)

korcank
28-07-05, 22:22
Bence, çok güzel bir başlık oluyor. Diğer arkadaşların da zaman içinde katılacaklarını zannediyorum -ümit ediyorum-.

Lucescu'nun Beşiktaş'ı sarkık libero ile oynamıyordu Bülent. O Beşiktaş, 3'lü çizgi savunmanın tipik örneklerinden birisidir, kanaatimce. Pozisyona göre elbette kademede geriye kaçan oyuncu olacaktır. Ancak bu, sarkık libero kullanıldığını göstermez. Öyle olsa, Fenerbahçe Luciano'nun oynadığı her maçta, hem 4'lü hem de sarkık libero ile oynuyor demektir. Sarkık libero olması için, sanki, stoperlerin adam markajı yapıyor olmalarını bir karine olarak kullanabiliriz, gibi geliyor bana.

Popescu'nun geldiği sene Terim 4'lüye geçmek için epey uğraşmış, ancak başarılı olamamıştı; Popescu'nun ikinci senesinde 4'lü oynamaya başlamıştık diye hatırlıyorum. O ilk sene de, çok net hatırlamamakla birlikte, bazı maçlarda çizgi savunma yapılıyordu galiba. Emin değilim.

Son Avrupa Şampiyonası finallerinde başlayan bir tartışma bu aslında. Bu nedenle, Avrupa Şampiyonası finallerinde, 3'lü savunma ile oynayan takımlardan hiç birisinin, sarkık libero kullanmadığının hatırlatılması güzel olmuş.

Kalburüstü takımlar dediğimiz, işte güçlü ulusal takımlar, Avrupa'da Uefa ve CL'ye iştirak eden takımlar arasında, 3'lü oynayanlar bulunuyor fakat sarkık libero kullanan takımı ben hatırlamıyorum.Sanki, Beckenbauer ile birlikte ölmüş bir sistem. (Yok, onun futbolu bırakmnası ile birlikte ortadan kalkmadı elbette sarkık libero kullanımı fakat aşılmaya başlandı demek istiyorum.)

Spree
28-07-05, 23:17
beşiktaş genellikle ronaldo'yu nadiren de zago'yu libero oynatıyordu.sigara da söyleyebilir bunu.zaten aramızdaki konuşmalarda da bu şekilde konuşmuştuk.eğer beşiktaş'ın oynadığına çizgi diyorsan o zaman haklısın herkes çizgi oynuyor.beckenbauer de libero değildi o zaman.bir oyuncunun libero olması için stoperlerin 10 metre arkasında olmasına gerek yok.

terim zamanına gelirsek popescu'yu başlarda libero olarak oynattı.ondan sonra sigara'nın da sanırım ilk postunda bahsettiği kaydırmalı savunmayı kullandı.4lü savunma kısmı bizi ilgilendirmiyor zaten.

ayrıca avrupa şampiyonası için sigara'nın verdiği örneklerin bir kısmı ne yazık ki yanlış.hollanda stam ve bouma tandem,heitinga(reiziger) sağ bek,gio sol bek olarak oynadı.aradaki letonya maçında de boer oynadı stam'ın yanında.bütün maçları 4lü oynadı hollanda.
çek cumhuriyeti de aynı şekilde 4lü oynadı.grygera sağ bek,jankulovski sol bek,ujfalusi ve bolf tandem şeklinde.almanya maçındaki yedek kadroyu saymazsak jirasek bir kere bolf'un yerine tandemde bir kere de grygera'nın yerine sağ bekte oynadı.
bulgaristan'ı ve rusya-yunanistan maçını dikkatli izlemediğim için onlar hakkında yorum yapamıcam.

Parma Maniac
29-07-05, 00:55
Korcan abi ben de BJK konusunda Spree gibi düşünüyorum, hatta Spree çok güzel yazmış Ronaldo ve bazen de Zago oynuyordu diye.. Beşiktaş'ta da zaten hatırladığım kadarıyla 3lü defansın Lucescu tarafından oturtulması döneminde libero olarak Zago ve Ronaldo'nun denenmesi sırasında Ronaldo'nun bu işi daha iyi becerdiği hem medya hem de Lucescu tarafından görülmüş ve basına da oldukça yansımıştı kimin arkada süpürücü olarak oynaması gerektiği..

sigara başta olmak üzere bence biraz yanılma var bu konuda.. son dönemde iyi libero yetişmemesi konusu bu da.. evet son dönemde Matthaeus, Popescu, Baresi, Blanc tipi libero yetişmiyor fakat bunların en önemli özelliği topu oyuna sokma yönündendi, yani hücuma çıkarken bu adamların teknik ve beyinsel özellikleri işlev kazanıyordu, yoksa çok iyi kesici olmaları değildi bence bunları efsane libero yapan.. şu anda son yıllarda yetişen stoperler belki de bunlardan çok daha iyi kesici fakat bu adamlar kadar zeki, teknik, görerek oynamadıkları için o tarz bir libero olamıyorlar.. yalnız bence gelişen ve değişen futbolda bu eski tarz liberoların hücuma çıkarken gerekli olan özelliklerinin önemi artık yitmeye başladı.. çünkü artık hemen hemen 3lü de olsa, 4lü de olsa önlibero denen kavrama sahip olmayan takım kalmadı ve artık oyun defanstan değil de önliberodan kurulmaya başladı benim gördüğüm kadarıyla.. bu nedenle Popescu tarzındaki akıllı ve teknik liberoların olmaması artık eskisi kadar sorun değil kanımca..(ha yine de geride teknik bir adamın olup oyunu başlatmaya yardım etmesi büyük bir avantajdır bunu inkar etmemekteyim)
yani o nedenledir ki benim takımlar liberolu oynuyor derken söylediğim her takımın liberosu bu tarz süper akıllı ve teknik adamlar değil.. ben bu tip stoperlerin geride süpürücü olarak kullanıldığını söylüyorum, tamamen görevleri 2 stoperin arkasına atılan topları toparlamak olarak.. mesela Serie A'dan sigara'nın da kabul ettiği iki örnek verdim.. Brescia'da Luigi Di Biagio var.. bu adam gerçekten aklıyla oynayan, tecrübeli, artık nesli tükendi dediğimiz tarzda adamlardan biri.. orta sahadan bozma zaten, yaşı ilerleyince liberoya geçti ki Matthaeus da böyledir bildiğiniz gibi.. ama mesela Palermo'da izlediğim maçlarda Terlizzi diye bi adam vardı süpürücü olarak.. gayet odun, takoz bir oyuncu topla.. hızı fena değil, ama çok iyi kesici.. bu adamla da mesela gayet iyi iş yaptı Palermo.. bu arada belirtmem gerek ilk postumda söylememişim Palermo'nun tabii ki birkaç maçını izleyebildim Türkiye'deki yayınlar gereği.. o maçlarda 3lü oynuyorlardı ama Palermo takip ettiğim bir takım olarak nette okuduğum şeylerden arada bazı maçlarda 4lü oynadıklarını da duydum.. ek bilgi olarak aktarıyım bunu da.. ama lig süresince genelde 3lü oynadılar ve bu şekilde 6. oldular(bir önceki postta 5. demişim düzeltiyorum) gayet de önemli bir başarı..

bu arada sigara takımları ayırmış Avrupa Şampiyonasında.. bildiğim ve katıldığım örnekler var.. ama Spree'nin dediği gibi Hollanda ve Çeklerin 4lü yaptığından aynı şekilde eminim ben de.. hatta Çekler Karel Bruckner'le Hollanda ve Almanya'ya karşı grup maçlarında resmen 2 defansla oynadılar.. bekleri açığa çekip inanılmaz riskler aldı Bruckner ve Hollanda maçını da 2-0'dan 2li defansa dönerek çevirmişti mesela.. yani Çek Cumhuriyeti 4lü defansı mekanik bir şekilde uygulayan tipik bir takım bence, nasıl onu 3lü gördün bilmiyorum.. keza Hollanda da aynı şekilde.. o yüzden sigara'nın benim dikkat etmediğim Bulgaristan, Rusya, İSviçre gibi örneklerde ne şekilde doğru söylediğini bilemiyorum zira çok dikkat etmedim.. hatırlamam da mümkün değil zaten..
Yunanistan, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz'in 4lü oynadığı konusunda hemfikirim fakat..

sigara69
29-07-05, 06:48
yok?

Spree
29-07-05, 10:28
hollanda ve çeklerin euro 2004 maçlarını tekrar beraber izlemeyi çok isterim aslında.çünkü çok eminim onların 4lü oynadıklarına.

sigara'm 2002den önce yaygın kullanımın liberolu olduğunu düşünüyorum ben.senin 2002 öncesi genel düşüncen nedir(ilk fikir ayrılığı 2002 öncesi içindi topicin açılma sebebi).çünkü dünya kupası sonrasında brezilya'nın başarısından sonra takımlar zaman zaman denemiş olabilirler çizgi savunmayı.fakat bu şekilde sürekli oynayan takım olduğunu sanmıyorum.3lü oynayan takımların sayısı iyice azaldı zaten.özellikle kadrosu yetersiz,savunma ağırlıklı oyunu tercih eden takımlar 3lü oynuyor.onlar da çizgi savunma riskini alamıyor.çizgi savunma için elinde çok iyi anlaşan,kesici özellikleri iyi olan stoperlerin olması,savunmayı yöneticek lucio tarzı bi elemanın olması ve onlara yardım edicek süper bir önlibero olması lazım.bu tip oyunculara sahip olmayan takımlar ellerinde çok iyi bir libero olmasa da liberolu savunmayı tercih ediyorlar.di biagio ve terlizzi gibi hiçbir özelliği olmayan burda bahsedilen desailly,popescu gibi adamların yanından bile geçemicek adamları libero olarak kullandı brescia ve palermo(bu şekilde oynamak ne derece doğrudur o şu anda tartışılan şey değil).tottenham 5-4lük arsenal maçında böyle oynadı diyorsun doğru olabilir.ama işte o saydığım özellikte oyuncular olmadığı için 5 tane yemiş öyle oynadıysa.risklidir yine yapsa yine yer.ondan sonra da değiştirir savunmasını.değiştirmiştir de tahminimce.

son olarak da şunu söyleyim sigara'cım.takımlar 4lü oynasa da hücuma çıktıklarında beklerden biri de hücuma çıkarsa savunmaya dönerken rotasyon gereği 3lü olarak gözükebilirler savunmada (kaydırmalı sistemden bağımsız olarak).örnek olarak diyelim ki gio hücuma çıktı.bu durumda savunmaya dönerken eğer orta sahadan biri (önlibero ya da sol iç oynayan adam olabilir) yetişip gio'nun bölgesini kapatmazsa bouma-stam-heitinga 3lüsü biraz daha sola kayarak rakibi karşılayabilirler.bu durumda savunma geçici olarak 3lü gözükebilir gio yerine dönene kadar(heitinga ileri çıktığında gio-bouma-stam 3lüsü için geçerli aynı şey).ya da şu şekilde sağlanabilir savunma dönüşünde rotasyon.bouma sola geçer,stam ve heitinga göbeği alırlar,sağ açık ya da sağ içteki oyuncu da sağ beke gelir.yine geçici olarak ileri çıkan bek savunmadaki yerini alana kadar rakibin atağının hızını kesmek için kullanılan bir rotasyon.tabi bu bahsettiğim rotasyonlar beklerden biri (gio veya heitinga) ileri çıktığı sırada rakibin kontraataklarını durdurmak için ya da hücuma çıkan bek oyunucusu bir şekilde savunmaya dönememişse kullanılan şeyler.kullanılması gereken diyeyim ya da.bu rotasyonları yapmayan yapamayan takımlar rakip kontraataktayken ya da hücuma çıkan bekin dönemediği zamanlarda çok zor durumlara düşüyorlar.yoksa rakip zaten kontraatak yapmamışsa ileri çıkan bek yerine döner ve savunma 4lü normal düzenini almış olur(hollanda'yı örnek olarak verdim 4lü oynayıp beklerini hücuma çıkaran takımların zaman zaman kullandığı şeyler bunlar).bunu da ayrıca tartışabiliriz daha sonra.bu demek istediğimi burda anlatma şeklim biraz karmaşık gelebilir ama kağıt üstünde göstererek daha net anlatabilirim.

ps: euro2004'te heitinga ilk 2 maçta gio kadar hücuma çıkmıştır.ama son 3 maçta reiziger gio'ya göre daha az hücuma çıktı kendi stili gereği.4lü oynadı hollanda :)

Spree
29-07-05, 10:44
bu arada x'ten cacık,salatalık,domates olmaz diyen,y kazma,kütük diyen,z'nin oynadığını herkes oynar diyen,n ligi çok dandik diyen,m çok sorunlu oyuncu diyen,k mükemmel adam diyen arkadaşlarımızın bu yazdıklarım gibi çok anlamlı,fikir içeren düşünceleriyle bu topice katılmalarını bekliyorum.o zaman çok daha güzel ve faydalı bir topic olacaktır.biz bunu 3-4 kişi konuşabiliriz kendi aramızda ama herkesin fikrini merak ediyoruz.yeni bir şeyler öğreniriz belki.

ps: yukardaki bilinmeyenleri eksiksiz dolduran ilk talihliye konya maçında bira ısmarlıcam.herkesin bir tahmin hakkı var ona göre.

korcank
29-07-05, 13:07
Korcank ile burda ayriliyoruz Besiktas o sene liberolu oynamistir..Ancak bu liberolu sistemde Giunti'nin varligi biraz olayi degisik kılıyor zira..

...

Eger Korcank tum sene hatta Lucescu'nun 2.senesi dahil Besiktas'in cizgi halinde oynadigini iddaa ettiyse ona tamamen katilmadigimi belirtecegim ancak cogu deplasman veya zorluk derecesi yuklu maclarda 5-3-2 gorunumunde 3-5-2'yi cizgi halinde oynadiklarinida dusunuyorum...


Farklı düşündüğümüz somut bir örnek. Aynı zamanda, Sigara, seni de anlamakta zorlandığım bir yazı. (Klavye sürçmesi, galiba.) Beşiktaş, Lucescu ile liberolu oynamıştır diyorsun; alıntıdaki son paragrafta da çizgi halinde oynadıklarını düşündüğünü söylüyorsun.

Eğer Beşiktaş'ın zorluk derecesi yüksek bazı maçlarda, sarkık libero yerine 3'lü çizgi savunma oynadığını söylüyorsan; o maçlarda Beşiktaş'ın daha az savunmacı bir dizilişle oynadığını söylemiş olmuyor musun? Genel olarak, sarkık libero savunma güvenliğini arttırmak için kullanılmaz mı?

Şöyle düşünüyorum: Bir takımın sarkık libero ile oynadığını söylemek, sanki, aynı zamanda, o takımın alan markajı değil adam markajı yaptığını söylemek demektir. Özellikle savunmadaki stoperlerin, rakibin hücum oyuncuları ile adam adama oynadığını söylemek demektir.

Pozisyon gereği elbette stoperler rakiplerin forvetlerine yapışır. Örneğin korner karşılarken, değil yalnızca stoperler; bütün oyuncular, bir rakibe kilitlenir. Fakat en son Denizli'nin Fenerbahçe'de yaptırdığı türde bir adam markajı, yani "tuvalete gitse sen de ensesinde olacaksın" markajı uygulanmıyor artık.

Ve Lucescu'lu Beşiktaş da, ne adam markajı ile oynuyor ne de sarkık libero kullanıyordu. Futbolcu Terim'i, Beckenbauer'i, hatta Falco'yu gözünüzün önüne getirin; Ronaldo onlar gibi mi pozisyon alıyordu? Sanki, şu soruya cevap verilse, içim daha rahat olacak: Lucescu'nun Beşiktaş'ında Ronaldo sarkık libero ise, Zago ve diğer stoper adam adama mı oynuyorlardı?

Son Avrupa şampiyonası finalleri ile ilgili, hatırladığım kadarıyla kanaatimi belirteyim. Hollanda, değişik maçlarda hem 3'lü, hem 4'lü oynamıştı finallerde. Hatta, bir maçın ilk yarısı ve ikinci yarısı farklı dizilişlerle oynamıştı. O dönemde tartıştığımız için hatırlıyorum. uefa.com, maçların ardından dizilişleri grafik ile yayınlıyordu, o illüstrasyonlara bakarak, iddialarımıza kanıt buluyorduk.

Son Dünya Kupası için: Ben mi yanılıyorum, yoksa diğer finalist Almanya da 3'lü savunma ile oynamamamış mıydı Dünya Kupası'nda. Peki o Almanya'da sarkık libero kimdi? Benim cevabım; hiç kimse. Çünkü Almanya da, hem 3'lü hem de pekala liberosuz oynayabiliyordu.

Emre'nin sözünü ettiği makaleyi hatırlar gibiyim. Orada Brezilya'nın, daha doğrusu Scolari'nin icatçı yeniliği olarak, 3'lü çizgi savunma, yani sarkık libero kullanmadan 3'lü savunma değil; stoperlerin gerektiğinde kanat oyuncularının arkasını doldurmaları bahis ediliyordu, yanlış hatırlamıyorsam. Ki; açıkçası, o zaman da, sırrına erememiş, pek bir yenilik görememiştim bu icat hakkında.

Tartışma biraz da şu yöne doğru gitse iyi olmaz mı? Futbolda sistem nedir? Sistemin ne kadarı dizilişle ilgilidir? 3-5-2, 4-4-2 gibi kavramar, futbolu ne kadar açıklar; analizinde ne derece yararlı olur?

Ne dersiniz?..

korcank
29-07-05, 13:18
bir oyuncunun libero olması için stoperlerin 10 metre arkasında olmasına gerek yok.


... demişsin ya Bülent. Rakamları (kibar deyim ile) şişirme özelliğini hesaba katarak, tersini iddia edeceğim. Belki de terimler karışıyordur. "Libero"yu değil, "sarkık libero"yu tartışıyoruz ve evet bir oyuncunun sarkık libero olması için stoperlerin 10 metre arkasında olması gerekir.


Can şöyle yazmış:
Dolayısıyla eğer 3'lü defanstan bahsedecek isek günümüzde,belirli bir liberonun varlığından sözetmek yerine 3'lü çizgi defansta,ille ortadaki belirli adam yerine her üçünün de kademeye girebildiği,yani her üçünün de gerektiğinde libero(!) görevi gördüğü bir defanstan sözetmek en sağlıklısıdır bence.

Bu yazıdaki 'belirli' kelimesini 'sarkık' ile değiştirirseniz; fikrimi ifade eden bir yazı olacaktır.

Spree
29-07-05, 13:51
korcan abi pek ben sana şunu sorayım.sarkık olmayan libero olunca çizgi halinde demek mi oluyor bu?

Parma Maniac
29-07-05, 15:13
Korcan abi libero olup da sarkık olmamak birarada bulunamaz ki.. yani şimdi sen sarkık liberonun 10 metre geride, normal liberoların 2 metre geride olduğunu mu söylemeye çalışıyorsun? bu değildir heralde.. o zaman çizgi savunmada ortadaki oyuncunun libero olabileceğini söylüyorsun ki bu toptan anlaşılmaz.. çift tandemde resmen stoper gibi olur bütün oyuncular senin dediğin çizgi savunmada..

şimdi ısrarla dikkat ediyorum senin şöyle bir düşüncen var abi, liberosu olan takım mutlaka adam adama markaj yapar.. buna kesinlikle katılmıyorum.. liberolu oynayıp zonal markaj yapmak da son derece mümkün bence.. ha ama adam adama markaj yapan takımların çizgi halinde oynayamayacağı gerçeğini değiştirmiyor tabii ki bu.. ve bende diyorum ki şu anda İtalya ve Almanya'da benim izlediğim takımların(izlediğim derken de elbette genelde bizim Türk TV'leri büyük takımların maçlarını verdiği için) hala adam adama markaj yapıyorlar.. 3lü oynayanlar elbette..
ama liberolu olup da alan savunması yapamamak diye bir şey yok kanımca, zaten bunun olmasını sağlayacak bir neden yok.. liberoyla da gayet güzel alan savunması yapılır.. mesela senin adam adama markaj yapmadı 3lü oynayarak dediğin ve çizgi savunma olduğunu söylediğin Almanya bence liberolu 3lünün tipik bir örneğidir.. ve 4lüye geçene kadar Almanya Christian Wörns libero oynamıştır Almanya'da..

sigara Çeklerle ilgili falan görüşümü bildirmiştim, Spree'yle de yeteri kadar konuşmuşsunuz, o konuyu uzatmanın şu an için bir mantığı yok, inşallah bir ara verir TRT 3'te maçları tekrar izleriz beraber.. fakat,

en son bana yazdığın ben sadece savunmanın arkasına atılan topları süpürmek için oraya alelade bir stoper konulması fikrini anlamıyorum demişsin ki bence söylediğin şey futbolla ilgili temel konularda yapılan bir yanlış.. bak senin ısrarla anlamadığın şey libero tamamen savunma kurgusunu çok daha iyi, çok daha üst bir seviyeye getirmek için bulunmuş, 4lü defansın ortasında bulunan tandemin arkasına bir adam yerleştirmek suretiyle bunun sigorta görevi görmesi için çıkarılmış bir uygulama.. çıkarılışını bırak gelişimi ve sürdürülmesi de tamamen bu yönde oldu.. yani 2 stoperin arkasına atılan uzun topları, ara pasları ilk aşamada süpürmesini sağlamak için.. şimdi sen gelip de diyorsun ki sadece arkaya atılan toplarda müdahalede bulunsun diye oraya bir stoper konmaz, abicim bu kavramın futbol dünyasına girmesi ve gelişimi bu yönde zaten ben baştan beri bunu anlatmaya çalışıyorum ama gördüğüm kadarıyla sen liberoyu ısrarla savunmayı daha güvenli hale getirmekten çok daha güvensiz hale getiren bir unsur olduğu hakkında görüş bildiriyorsun, anlamakta zorluk çekiyorum seni, temel konularda yanlışın var bana kalırsa..

Beşiktaş örneği mesela, bak ne güzel Ronaldo'nun libero oynadığını söylemişsin, sonra da bazı zor deplasmanlarda 5li halde çizgi yaptıklarını söylemişsin.. yani zor deplasmanlarda savunma güvenliği daha lazımken neden çizgiye dönsün liberolu oynayan takım ben anlamıyorum ki.. zaten 5 tane adamla çizgi oynamak da ek olarak mümkün değil zaten.. resmen dalga geçerler o kurguyla hızlı forvetler.. 5li savunmanın en asli unsurudur libero.. 3lü defansta kalkabilir ama açıkları da bek gibi savunmaya dizip 5li oynayarak liberosuz oynayan bir takım hiçbir surette mümkün olamaz, aykırı resmen futbol kurallarına..

sigara69
29-07-05, 22:07
Beşiktaş örneği mesela, bak ne güzel Ronaldo'nun libero oynadığını söylemişsin, sonra da bazı zor deplasmanlarda 5li halde çizgi yaptıklarını söylemişsin.. yani zor deplasmanlarda savunma güvenliği daha lazımken neden çizgiye dönsün liberolu oynayan takım ben anlamıyorum ki.. zaten 5 tane adamla çizgi oynamak da ek olarak mümkün değil zaten.. resmen dalga geçerler o kurguyla hızlı forvetler.. 5li savunmanın en asli unsurudur libero.. 3lü defansta kalkabilir ama açıkları da bek gibi savunmaya dizip 5li oynayarak liberosuz oynayan bir takım hiçbir surette mümkün olamaz, aykırı resmen futbol kurallarına..

Yazdiklarimi nasil okuyorusnuz cok merak ettim..

5 tane adamla cizgi oynamiyorlar..Ornek olarak,

İbrahim Uzulmez-Zago-Ronaldo-Ali Eren( Tolga Dogantez )-Kaan Dobra

5'lisi ile Sami Yendeki maca ciktilar..Ama İbrahim Uzulmez ve Kaan Dobra hucuma ciktiklarinda,

Zago-Ronaldo-Ali Eren savunmada cizgi halinde kaliyolar..

Yani diger yazimdan nasil oyle bir anlam cikardiniz tebrik ediyorum sahsen..

İnonu'de ki maclarda ise Ronaldo veya ( ekseriyetle Ronaldo ) Zago libero olarak gorev yapiyordu..

Ahmet Yildirim-Ronaldo-Zago 3'lusu libero olarak oynuyolardi..

Bazen Ahmet one cikip Giunti geriye kayarak Ronaldo'yu arkaya atiyor supurucu gorevi yapmasini sagliyordu ve bu sayede bu sistem basarili oluyordu,

Yoksa sirf Ahmet-Ronaldo-Zago savunmasinin ilk senesinde Giunti gelmeden Amaral ile isleyen kesiminin ne kadar basarisiz oldugunu ite kaka ligde ilerledigini ancak sonrasinda Giunti'nin gelmesi sayesinde bu savunma kurgusunun kusursuz isledigini belirtirim..

Farklı düşündüğümüz somut bir örnek. Aynı zamanda, Sigara, seni de anlamakta zorlandığım bir yazı. (Klavye sürçmesi, galiba.) Beşiktaş, Lucescu ile liberolu oynamıştır diyorsun; alıntıdaki son paragrafta da çizgi halinde oynadıklarını düşündüğünü söylüyorsun.

Eğer Beşiktaş'ın zorluk derecesi yüksek bazı maçlarda, sarkık libero yerine 3'lü çizgi savunma oynadığını söylüyorsan; o maçlarda Beşiktaş'ın daha az savunmacı bir dizilişle oynadığını söylemiş olmuyor musun? Genel olarak, sarkık libero savunma güvenliğini arttırmak için kullanılmaz mı?

Korcank,

Kalvye surcmesi degil..

Besiktas Lucescu ile liberolu oynamistir ancak diyorum tum sene SENİN DEDİGİN GİBİ CİZGİ HALİNDE OYNAMAMİSTİR benim fikrime gore senle orda ayrildigmizi belirtiyorum cunku BESİKTAS sadece DEPLASMAN MACLARİNDA 5-3-2 tarzinda ancak beklerin hucuma bindirmesi halinde savunmada 3'lu oarak kaliyorlardi..

Bunu belirtmeye calistim..

Evet liberolu oynamak daha guvenlidir yalniz burda beklerin hucuma bindirdigi zaman siz,

Zago-Ronaldo-Ali Eren uclusu ile savumada cok geride kaliyolar..Eger,

-Ronaldo
Zago -Ali Eren

uclusu libero anlayisinda dizilirlerse cok geride kalmalari zaten saldirian ev sahibi takimina cok bosluk vericektir..

Ama Lucescu savunmada 5'li kaldiktan sonra hucuma cikardigi beklerin ardindan,

Zago-Ronaldo-Ali Eren savunmasini cizgi halinde birakip,

savunmayi alan savunmasi seklinde duzenleyip biraz one kuruyor..

Bu zamanlarda iste cizgi oynuyolar..Eger Korcank sen tum sene cizgi oynuyolar diyorsan ne yazik ki katilamaycagim sana ancak beim fikrime gore Lucescu bazi deplasmanlarda takimi 3'lu cizgi halinde birakip alan savunmasi yapiyordu..

Ps : Bazi yerleri buyuk yazmamdan alindiysan veya istemiyorsan editleyebilirm..


Ve Lucescu'lu Beşiktaş da, ne adam markajı ile oynuyor ne de sarkık libero kullanıyordu. Futbolcu Terim'i, Beckenbauer'i, hatta Falco'yu gözünüzün önüne getirin; Ronaldo onlar gibi mi pozisyon alıyordu? Sanki, şu soruya cevap verilse, içim daha rahat olacak: Lucescu'nun Beşiktaş'ında Ronaldo sarkık libero ise, Zago ve diğer stoper adam adama mı oynuyorlardı?

Liberolu sistemde alan savunmasi yapamazsiniz..Burda senle hemfikirim..bu imkansizdir benim fikrime gore..

Ancak Lucescu ilginc bir sekilde alan 3'lu liberou sistemde adam markaji yapmiyor alan savunmasi uyguluyordu..

Burda Tayfur-Giunti ikilisnin inanilmaz bir sekilde on tarafa hakim olmasi ve gerideki 3'luye kimi zaman is birakmadan on alanda basarak tehlikeleri engeliliyorlardi..

Yani Lucescu'nun sisteminde adam adama markaj soz konusu degildi bana gore..

Son Dünya Kupası için: Ben mi yanılıyorum, yoksa diğer finalist Almanya da 3'lü savunma ile oynamamamış mıydı Dünya Kupası'nda. Peki o Almanya'da sarkık libero kimdi? Benim cevabım; hiç kimse. Çünkü Almanya da, hem 3'lü hem de pekala liberosuz oynayabiliyordu.

Almanya bariz bir sekilde bence tartismasiz 4'lu oynuyordu..3'lu oynadiklari Voller'in ilk geldigi senede Worns libero olarak gorev yapti ama olmadi bu sistem Voller hemen vazgecti..Ve 4'luye dondu..

ben baştan beri bunu anlatmaya çalışıyorum ama gördüğüm kadarıyla sen liberoyu ısrarla savunmayı daha güvenli hale getirmekten çok daha güvensiz hale getiren bir unsur olduğu hakkında görüş bildiriyorsun, anlamakta zorluk çekiyorum seni, temel konularda yanlışın var bana kalırsa..

Hayir Parma'cm canim kardesim nikah fatihi arkadasim,

Libero kavrami gunumuz futbolunda ne yazik ki kaybolan bir anlayistir..Bana gore libero Matthaus'dur Popescu'dur Belodedici'dir Blanc'dir..

Ama artik yetismiyor liberolar arkaya senin takoz tarzi bi adam koyiyim supursun arka tarafi demekle olmuyor..

O zaman herkes koyar arkaya bi adam arka tarafi saglama alirdi..Oyle bir sey olamaz..Oyle her oyuncu libero olamaz..

Asil seni anlamakta gucluk cekiyorum LİBERO kavramini bildiginden..
Oyle her oyuncu libero olamaz..

Sana bir cok ornek verdim veririm..Cok riskli bir hareket olur liberolu oynamak cunku arkada ki adam GERCEK BİR LİBERO degil.. Takoz oylesine bir adamla koca seneyi idare edemezsiniz..

O yuzden cogu teknik adam bu olgudan vazgecmistir vazgeciyordur beim fikrime gore..

Ray52Lewis
30-07-05, 21:51
...mükemmel adam diyen arkadaşlarımızın bu yazdıklarım gibi çok anlamlı,fikir içeren düşünceleriyle...

ps: yukardaki bilinmeyenleri eksiksiz dolduran ilk talihliye konya maçında bira ısmarlıcam.herkesin bir tahmin hakkı var ona göre.


yazılanların anlamliligini kendince ölçen yüce jürimiz ne yazık ki otorite değil.kendileri karar veremiyorlar yazılan bir şeyin anlamli olup olmadığına.


ps.: yukardaki cümlenin kimden oldugunu dogru tahmin edene bir büyük Tekirdag ismarlicam, ona göre... :)

Parma Maniac
30-07-05, 22:18
sigara'cım, güzel arkadaşım yazdıklarından ciddi anlamda hiçbir şey anlamıyorum.. Beşiktaş'ın o sene zorlu deplasman maçlarında 5-3-2 oynadığını, sol ve sağ beklerin ani çıkışlarla savunmayı 3lü bıraktığını yazmışsın.. bu ne demek? böyle açıklama mı olur Allahını seversen.. 5-3-2 oynuyor ne demek.. rakip hücumdayken 5li bir savunma hattı demek değil mi? ve sen çizgi oynadıklarını iddia etmiyor musun? bu 5li bir çizgi savunma olmuyor mu güzel arkadaşım? 5-3-2 demenin anlamı ne, takım hücumdayken mi 5leniyor savunma, yoksa takım hücumdayken bu adamlar fırlayıp geride 3lü çizgi mi bırakıyorlar? heralde böyle.. iyi de biz takım hücumdayken savunmanın durumuyla ilgilenmiyoruz ki, önemli olan rakip hücumdayken savunmanın karşılaması.. senin yazdığın 5-3-2 takım hücumdayken mi 5li savunma.. eğer öyleyse bu gördüğüm en büyük aptallık.. savunmada mı 5li? eğer öyleyse senin söylediğin çizgiyle birlikte 5li çizgi olmuyor mu? öyle şeyler yazıyorsun ki sigara, her türlü elinde kalıyor yazdıkların.. son 2-3 posttur büyük karmaşalar görüyorum, anlayamıyorum, anlamakta zorluk çekiyorum.. sana soruyorum, onu cevaplarken daha büyük karmaşalar yaratıyorsun..

Libero kavrami gunumuz futbolunda ne yazik ki kaybolan bir anlayistir..Bana gore libero Matthaus'dur Popescu'dur Belodedici'dir Blanc'dir.. Ama artik yetismiyor liberolar arkaya senin takoz tarzi bi adam koyiyim supursun arka tarafi demekle olmuyor..işte libero kavramı senin kafanda Matthaeus, Blanc, Popescu olarak kaldığı için kurtulamıyorsun zaten bu fikirlerden.. İtalya'da 3lü oynayan birçok takımın liberolu oynadığını kabul ediyorsun ama sonra libero şudur, budur, x'tir, y'dir.. bundan başkası libero olamaz diyorsun.. İtalya'da 3lü defans yapan takımlarda kaç tane Popescu ya da Matthaeus kalibresinde adam sayabilirsin.. hadi Brescia'da Di Biagio var.. hakikaten üst kalite bir libero.. peki başka? yok.. peki İtalya'daki takımlar dünyanın en iyi savunma anlayışına sahip takımlar değil mi? bunlar senin olmaz dediğin adamlarla liberolu oynayıp istedikleri zaman harika catenaccio yapmıyorlar mı?



O zaman herkes koyar arkaya bi adam arka tarafi saglama alirdi..Oyle bir sey olamaz..Oyle her oyuncu libero olamaz..bir temel yanlış daha.. yahu neden herkes libero koysun, sağlama alsın arka tarafı.. o hocaya, takıma, anlayışa göre değişir.. çoğu hoca artık o tandemin arkasına konacak bir oyuncuyu israf olarak gördüğü için onu arkadan öne alıp 4lü savunmaya geçiyor zaten.. 3lü defansın kaybolmasının, 4lü defansın son dönemde moda olmasının nedeni bu benim güzel kardeşim.. bakın ne diyorsunuz başından beri 3lü oynayan büyük takım kalmadı.. gerçi Korcan abi çizgi olarak söylüyor bunu ama bakarsan 3lü oynayan büyük takım kalmadı artık.. Dünyadaki major kulüplerin(Barca, Real, Milan, Juve, Arsenal, Man UTD, Liverpool) hepsi 4lü oynuyor.. bunun nedeni tandemin arkasına bir adam koyup orta sahayı bir kişi eksik bırakmaktansa onu öne alıp daha güçlü bir orta saha ve hücum gücü yaratma isteği.. yoksa liberolu oynamak(ve dolayısıyla 3lü oynamak önemli bir avantaj değil ki.. hatta çok köhne bir sistem, ben zaten 4lü defans hayranı bi insan olarak bunu her yerde dile getirdim.. ben burda liberolu sistemi savunmuyorum.. liberolu 3lünün çizgi 3lüden 2002 öncesinde ve hala 2005te çok daha yaygın olduğunu söylüyorum.. sen ısrarla benim liberoyu savunduğumu düşünüyorsun ama biraz yakından tanısan(ki tanıman gerekir artık) 4lü defanstan başka hiçbir sistemin modern futbolla bağdaşmadığını defalarca söylediğimi ve buna olan hayranlığımı bilmen gerekirdi..

tekrar diyorum, liberonun zaten ortaya çıkma nedeni oraya konan iyi bir kesicinin çift stoperin arkasına havadan ve yerden atılan topları süpürmesi.. sen bu temel gerçeği ısrarla görmek istemiyorsun.. sonra yok Beşiktaş maçların çoğunu liberolu oynuyordu da zor deplasmanlarda 5li defans oluyordu, bunlar ani çıkışlarla 3lüyü çizgi bırakıyordu, 5-3-2'ydi, oydu, buydu deyip dallandırıp budaklandırıyorsun.. sana bir post önce dedim ki, yahu çizgi savunma senin ve burda tartışan herkesin kabul ettiği gibi liberoluya göre çok daha riskli bir savunma, sene boyunca liberolu oynayan takım, zorlu CL ve Türkiye deplasmanlarında savunmasını daha sağlam tutması gerekirken neden birden çizgiye dönsün? sen bu temel soruyu cevaplandırmadan girmişsin 5lilere, ani fırlayan beklere, takım hücumdayken geride kalan 3lü çizgiye.. kardeşim biz bunları konuşmuyoruz ki, en temel konudayız.. bak başka bir temel konu, 5li savunma yine.. 5li savunma olup da çizgi olabilecek bir savunma yok.. sen ben ani çıkışlarla 3lü kalması diye bahsediyorum nasıl okuyorsunuz diyorsun.. ama hücumda yapılan ani çıkışlar beni ilgilendirmiyor, sen 5li savunma diyorsan rakiplerin hücumlarındaki 5li savunma olur o, 5li savunma olup da libero kullanılmayan bir savunma sistemi de daha icat edilmemiştir.. neyse yine bu postun başına döndük, keselim burda..

bu arada İzmir'deyim, fakat arada girip elimden geldiğince yazmaya devam edeceğim.. zira gerçekten ilginç bir tartışma olmaya başladı..

Spree
30-07-05, 23:38
...mükemmel adam diyen arkadaşlarımızın bu yazdıklarım gibi çok anlamlı,fikir içeren düşünceleriyle...

ps: yukardaki bilinmeyenleri eksiksiz dolduran ilk talihliye konya maçında bira ısmarlıcam.herkesin bir tahmin hakkı var ona göre.


yazılanların anlamliligini kendince ölçen yüce jürimiz ne yazık ki otorite değil.kendileri karar veremiyorlar yazılan bir şeyin anlamli olup olmadığına.


ps.: yukardaki cümlenin kimden oldugunu dogru tahmin edene bir büyük Tekirdag ismarlicam, ona göre... :)
ben söyledim.tekirdağ isterim ona göre.sözünde durmayanlar için güzel şeyler düşünmez insanlar.

en azından BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ olmayan herkese o yazıların ne derece anlamlı olduğunu sorabilirsin.ya da vazgeçtim sizin gibi yorum yapayım konuyla alakalı.
1)liberolardan cacık olmaz.
2)çizgi defansta oynayanların yaptığı işi her libero yapar.
3)4lü savunma yapan takımların oynadıkları ligler çok dandik.ne işi var bu liglerde liberoların.
şimdi oldu.anlam yüklendi topicimiz.

Parma Maniac
31-07-05, 00:08
bu arada sevgili sigara'nın şu libero yetişmediği için artık savunmalar çizgileşiyor cümlesiyle ilgili yukarda birkaç kelam etmiştim fakat biraz daha açsam iyi olacak..

son yıllarda en baskın sistem nedir dünyada? 4lü defans sistemleri ve onun optimizasyonları değil mi? peki 90ların başında özellikle Almanların baskın olduğu dönemde nasıldı? tam tersi.. 15 yıllık dönemde önemli bir değişim oldu bana kalırsa.. peki bunun sebebi ne? en başta dediğim gibi artık takımların tandemin arkasındaki oyuncuları ortaya çekip ortasahada 1 kişi fazla olmak istemeleri, bunu geçen postta da yazmıştım.. peki hak verdiğim eskisi gibi libero yetişmemesi hadisesi? o da elbette yan etken.. fakat bu yan etken 3lü defansı çizgiye döndürme nedeni değil, tamamen 4lüye geçiş sebebi.. yine burdaki birçok postumda ara ara belirttiğim bazı şeyler var onları da biraraya toplasam iyi olacak..
sevgili sigara'cım artık çeşitli nedenlerle(gerek elinde iyi bir süpürücünün olmadığını düşünmek, gerek liberosunu orta saha olarak oyuna sokmak istemek vs. vs.) bu sistemden vazgeçmek tamamen 4lü defansa dönüş sebebidir.. eğer senin dediğin gibi olup da bu nedenle 3lü savunmayı çizgiye dönüştürseydi hocalar şu anda 3lü ve 4lü defans sistemleri kafa kafaya gidiyor olurdu dünya futbolunda fakat dediğim gibi 4lü defans sistemleri çok baskın kalıyor özellikle şu 98 sonrası dönemde.. çünkü yine en başta belirttiğim gibi hocalar liberolu sistemden vazgeçip çizgi defansı yapabilecek olsalar modern ve total futbola en yatkın sistemler bütünü olan 4lü defans ve kombinasyonlarını tercih ederler.. 3lü defansta çift tandem yaratıp 4lü defanstaki riskin iki katını alan bir hoca benim gözümde sadece dallama olur çünkü, en başından beri fikrimi savunurken kullandığım argüman zaten bu 3lü-4lü defans ayrımı ve 3lü çizgiyle 4lü tandemdeki savunma riskleri..
yani evet eskisi gibi oyunu gören, teknik, topu oyuna mükemmel sokan libero yetişmemesi sistem değişikliğine bir neden, ama bu değişiklik 3lü defansın çizgiye dönmesi değil, 4lüye dönmesi şeklinde gerçekleşiyor.. ve tekrar, ısrarla, altını çizerek söylüyorum ki eğer dediğin şekilde libero yetişmemesi takımların 3lü çizgiye dönmesine neden olsaydı şu anda 4lü defans kadar yaygın bir kullanım olurdu 3lü defans..

sigara69
31-07-05, 06:05
seref

Lioney
31-07-05, 10:01
Temel konuyla doğrudan ilgili değil ama, uzantı ve çıkarımları ile temel konuya bakış perspektifi getirebilecek bazı detayların olduğunu düşünüyorum. Ana prensipleri olarak uzun uzudayı ele alınması gereken bir konu olmakla beraber, temelinde alan savunmasının bu diziliş şekillerinin ana belirleyici unusuru olduğu şahsi fikrimdir.Şöyle ki;

Hız, tempo ve güç olarak geçmişe göre oldukça ilerleme kaydetmiş futbol oyununda, bir de takım oyununda ki ilerlemeler göz önüne alınırsa, alan savunması, takım savunmasının vazgeçilmez en önemli unusuru olarak öne çıkıyor günümüzde. Günümüzde, kondüsyon ve fiziksel gelişim konularının artık tamamen bilimselleşmiş olduğu ve hemen hemen tüm takımlar tarafından bu konunun uzmanları tarafından yapıldığı için takımlar arasında bu konuda eskisi gibi büyük farklar olmadığı bir gerçek. Karşınızda böyle takımlar olunca, sadece bireysel yetenekleri üstün oyuncular ile onları alt etmek eskisi gibi kolay olmuyor.

Yine eskiden karşınızda fizik olarak zayıf bir takım varken, ki böyle bir takımın, takım olarak oynaması ve takım olarak disiplinli bir şekilde hücum etmesi söz konusu olamaz taktir edersiniz ki, sizin takımınıza karşı belli hücum şekli ve belli özelliklere sahip adamlar ile gelebiliyordu. Böyle bir durumda rakibin kilit adamlarına karşı adam-adama savunma yapmak haliyle yeterli oluyordu. Dolayısı ile hücum seçenekleri az olan bir takım varsa, koca bir alanı parselliyerek takım savunması yapmak yerine, kilit adamları savunmak daha akıllacı idi. Çünkü bilirdiniz ki söz gelimi bir rakip forvet oyuncusunu adam-adama savunma ile bertaraf ederseniz, onun deplase olması sonucu oluşacak boşlukları maç boyunca kullanacak ve geriden gelecek hız, kuvvet ve kondüsyona sahip oyuncu yoktur. Yani sizin boş bırakmanız muhtemel bir alanı zaten dolduracak bir rakip tehdit yok ise sizinde o alanı boş bırakmamanız için bir neden yoktur. Lakin futbolun yavaş yavaş bireysellikten kurtulup, takım oyununa dönmesi ile artık bıraktığınız her boş alan sizin için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bırakın boş alan bırakmayı, kontrol etmeye çalıştığınız bir alanın arkasında bir kademe dahi oluşturmak zorundasınız günümüzün süratli futbolunda.

Günümüzde, adam-adama savunmayı katı bir şekilde uygulamak artık tamamen zorlaşmıştır. Çünkü karşınızda, farklı hücum planları ile değişik kombinasyon ve hücum setleri ile sizin savunma hattınıza saldıracak rakipler hayli fazladır, bireysellikten uzaklaşarak takım olarak oynamayı bilen ve takım olarak hücum edebilecek güç ve kondüsyon pek çok takımda mevcuttur. Sizin yapacağınız adam-adama savunma uygulanması imkaansız bir rotasyon gerektirir. Sözgelimi, savunduğunuz forvet oyuncuları farklı alanlara deplase olduğunda, onunla beraber hareket edecek defans oyuncularınız kendi alanlarını boş bırakacaktır. Dolayısı ile bu boş alana sızabilecek rakip oyuncuları için anında, o alanı mesela orta sahanızdaki oyuncular ile doldurmanız gerekir ki bu sefer onların alanı boşalmış olur, bu sefer sizin bu bölgeyi rotasyon ile doldurmanız gerekir ki nihayetinde ne düzen kalır ne birbirine kadame yapabilek bir takım.

Alan savunmasında da aslında yaptığınız yine adam savunmasıdır, neticede karşınızda bir adam yoksa tehdit ve savunulacak bir şeyde yoktur. Lakin burda sadece alanınızdaki adamı savunursunuz, o oyuncu sizin alanızdan çıkmış sağa veya sola girmiş ise örneğin artık onu takip etmezsiniz, o diğer arkadaşınızı sorumluluk sağasındadır artık ve siz sadece olası bir eksiltmede kademe görevi yada sizin bölgenizden topsuz olarak sızacak oyuncunun takibinde olursunuz. Söyle bir soru akla gelebilir hemen, alan savunmasında rakip oyuncular deplase olmuyormu ve savunan takım oyuncularının onları takip etmek zorunda kaldığı durumlar olmuyormu. Elbette böyle bir durumda yine rotasyon en temel prensip olmakla birlikte, bu sefer yaptığınız rotasyon takım olarak yaptığınız rotasyondur yani sizin takımınız bireysel rotasyonlar yerine takım olarak alandan alana kaymaktadır. Dolayısı ile bu yapılabilitesi çok daha rahat ve çok düzünli bir hadise olmaktadır, defans dengeniz dağılmadan savunmanıza devam edebilirsiniz. Söz gelimi rakip sağ kanat hücum oyuncusu sizin bekinizi ile karşı karşıya iken forvet oyuncusuda o bölgeye hareketlendi hemen yan alandan bir oyuncu kademeye gelir, onun bıraktığı alana yine onun yan alanından bir oyuncu gelir(çünkü onları markaj yaptıkları için bir yerden bir yere götüren oyuncular yoktur) ve böylece takım halinde kayarak kademeyi oluşturusunuz.

Yine temel savunma kugusunda bir diğer önemli hususta adam-adama markaj yaparken uygulama şansınızın çok zor olduğu ofsayt tuzağıdır. Oysa alan savunması yaparken yerlerini kaybetmeyen oyuncular bunu çok daha rahat uygularlar.

Bu kadar lakırdıdan sonra varmak istediğim yer, savunulacak alanların parsellenmesidir. Sözün özü, siz defans oyuncularınızın bulunduğu -1.-bölgede sırtı kalenize dönük 3 oyuncu bulundurursanız, bu alanı parsellemeniz zordur, yani sağ çizgiden sol çizgiye kabaca 50 metrelik bir bölgeyi 3 oyuncuya paylaştırmak isterseniz bu oyuncular çok zorlanır, hücum gücu ve fizik kondüsyonu iyi olan takımlar karşısında çaresiz kalırsınız hele birde defansif anlamda en iyi olan yani stoper olan iki oyuncunun markaj yaptığını düşünürsek ve onların boşaltığı alanların savunma kabiliyeti daha zayıf orta saha oyuncuları tarafında rotasyon ile doldurulduğunu düşünürsek, durum içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Oysa bu -1.-bölgeyi dört oyuncuya paylaştırmak bahsi geçen alanın savunulmasını önemli derece rahatlatır.

Kişisel kanaatim hem Türkiye de hem Dünya da libero oynayacak bir dolu oyuncu olduğudur. Kanımca 4 savunmanın rağbet görmesinin en büyük sebebi bu alan savunması ve savunulacak alanın parsellenmesidir. İkinci önmli hususta ofsayt tuzağının uygulanabilirliğidir. Zaten 3-5-2 nin kendisi 5-3-2 çevirmesinin ve artık uygulabilirlikte tamamen böyle görülmesinin sebebide budur kanımca. Gerideki alanı 3 kişi ile parselemekte zorlanan takımlar burayı 5 lemektedir. Bu da 3-5-2 gibi ofansif bir dizlişi 5-3-2 gibi defansif bir dizilişe çevirivermektedir.Zira sizin bir kanat oyucunuz ekarte edilip oyundan düşürüldüğünde, diğer kanat oyuncunuzda ilerde olduğu için -1.- bölgenizde 3 oyuncu kalmaktadır. Oysaki 4 lü savunma varyasyonlarında beklerinizin önünde de birer oyuncu olduğu için böyle bir durum söz konusu olmamaktadır. Bu sebeple 3-5-2 nin kanatları daha geriye çekilerek ve bölgede ofansif yeti ve düşüncelerden feragat edilerek 5-3-2 ve türevleri tarzı dizilişler benimsenmeye başlanmıştır. Buda haliyle 3-5-2 nin tüm ofansif katkılarını götürüp daha defansif bir hale dönüştürmüş, kanat hücumlarını ortadan büyük oranda kaldırıp, genel olarak sadece derinlemesine ve ortadan varyasyonların sıklık ile göründüğü kontra tarzı bir hücum anlayışını türetmiştir.

Oysa bizim bildiğimiz 3-5-2 riskli ve hücum ağırlıklı bir dizilişdir. Buna son zamanlarda en güzel örnek, CL finalinde, Liverpool farklı mağlup duruma düştükten sonra risk alarak, 3-6-1 ve 3-5-2 ye dönmesi ile maçı çevirmesidir. Şayet burada Milan teknik direktörü kendi hücum anlayışını kanatlara nakletmeyi düşünse idi, ya bu kanatlarda Liverpool risk aldığı için açıklar bulacak yada nihayetinde Liverpool kanat oyuncularını geriye çekilmek zorunda bırakıp bu seferde savunma anlamında avantaj sağlayacaktı.

Başka bir konu da, 3 lü veya 5 li savunma anlaşında oynayan takımlarda liberonun pozisyonudur. Şunu unutmamak gerekirki, her iki dizilişte de libero kendi takımı hücumda iken -1.- bölgeyi terkedip öne çıkar ve hücuma katılır, abartı denilecek düzeyde defansif oynayan takımlarda ise yine öne çıkar ama bunun sebebi stoperleri biraz daha kenarlara kaydırmak ve alanın parsellenmesini kolaylaştırmak ve pek tabii olası durumlarda ofsayt tuzağı uygulamak içindir. Kendi takımı savunmada iken ise topun olduğu bölgedeki stopere yakın olup onun kademesinde bekler ve yine kendi takımı şayet 5 li oynuyorsa ki bu durumda zaten defansif bir anlayış söz konusudur ve geriye çekilmiş ve aynı zamanda geride kalabalık oldukları için ofsayt tuzağı yapma imkaanlarıda zayıf olduğu için yine stoperlerin kademesinde bekler. Dolayısı ile öyle defansın 10 metre gerisinde -abartılı olduğunu elbet bilmekle birlikte- durma gibi bir durumu söz konusu değildir. Kendi sahasına yerleşmiş ve kale önüne kümelenmiş bir beşli defansta liberonun sarkık olayım diye kendini kalecinin yanına atacak hali yoktur herhalde. Sözün özü her durumda en ortadaki adamın görevi kademe yapmaktır. Yani orta sahayı geçip üstüne gelen bir oyucuya ilk müdahaleyi yapacak oyucu daima stoperler olup bunun kademesine giren adam libero olmaktadır. Hiçbir zaman libero gelen adama ilk müdahaleyi yapmaz(Adam dibinde değilse tabii). Dolayısı ile ben 3 lü veya 5 li oynuyorum ama liberosuz oynuyorum tarzı söylemler nazarımda anlamsız olup, rakip hücumu kendi sahasına yerleşip kalesine yaklaşmaya başladığından itibaren ortadaki oyuncu her daim kademe için stoperin arkasına sarkar. Şayet ki stoperler adam markajı yapıyorsa kanatlardaki bek veya kanat oyuncularının kademeside yine bu oyuncuya aittir ki haliyle bu en zorudur. Netice itibari ile 3 lü veya 5 li oynayıp liberosuz oynayan veya liberosu stoperlerine kademe yapmayan(e sarkmadan kademe yapılmaz haliyle) bir takım izlemedim.

Günümüzde adam-adama markajın uygulama şekli ise ya çok kapılı oynayan takımlarda ki onlarda genellikle sabit defansları dişında orta saha veya forvetlerinden birini keserek takıma ekstra olarak koydukları oyuncular ile bunu yapıyorlar yada zaten devamlı geride kapalı oldukları için adam markajı yapsalarda bundan dolayı geride boş alan bırakmıyorlar tabii her iki durumda da hücum etkinlikleri büyük ölçüde düşüyor. Gerçi bu takımlar zaten bir şekilde 0-0 amacı ile oynurlar. Yada çok güçlü takımlar, çok zayıf takımlara karşı oynarken rakibin etkili olma ihtimali olan bir-iki oyuncunu bertaraf edip geri kalan tüm oyuncuları devamlı hücum oynuyorlar. Bir de işte risk almak zorunda kalıp maç içinde 3-5-2 ya da 3-4-3 tarzı bir oyun anlayışı sonucu buna başvuruyorlar

Kendi izlenimim olarak, Lucescu nun Beşikta şı hem kendi evinde hem deplasmanda 5 li defansla oynuyordu bunun önünde daima iki önlibero ve önlerinde bir hücuma dönük orta saha oyuncusu ve önünde tek forvet şekli her daim sabitti, maça göre yaptığı en büyük değişiklik son adamın ya defansif yönü kuvvetli bir önlibero mesela Yasin yada hücuma dönük bir orta saha oyuncusu Panco şeklinde tercihi idi. Diğer yerlede ise genellikle önlibero olarak Tayfur ve Guinti, hücuma dönük ortasaha olarak Sergen ve forvet olarak İlhan oluyordu. Ahmet Hassan ve Tümer daha sonra oyuna aldığı oyucular oluyordu. Hep liberolu oynadı, liberosu sarktı, adam markajı yaptırdığı maçlarda oldu. Aslında Lig Tv de yaz boyunca eski yılların maçlarını veriyorlar sık sık, izleyenler adam markajı yaptırdığını ve liberolu oynadığını görebilirler. Zaten Ronaldo-Zago gibi oyuncular ile tandem-flat oynayan adama en azından ben gülerim.

Çok kısa bir not olarak defans da adam-adama markaj azalsada mesela orta sahada yapılan adam adama markaj özellikle maç içlerinde sık sık oluyor. Mesela Ümit milli takımının İspanya daki maçlarından birinde solbek deki Ramazan(Kanımca çok yetenekli bir oyuncu) ın rakip oyun kurucusana markajcı olarak gerev verildiği olmuştu çok yakınlarda izleyenler bilir ve bu değişiklikle 3 lü defansa dönen takımımız, rakibi etkisiz hale getirmişti. Yine Fenerbahçe maçlarında Alex e sık sık adam markajı yapılıyor mesela.

Elbette 3 lü veya 4 lü oyun anlayışlarının tercihlerinde hücum düşüncelerinin etkisi, işte sahip olunan oyuncu tiplerininde çok etkisi var, ama herşeyi gözönüne alınca yazmak hiç bitmiyor, kendimce düşüncelerimi eleyip kısaltarak bu şekilde özetledim. Bir de sanırım dönem dönem dünya üzerinde hakim olan belli kalıplar olmuyor değil. Mesela tek önlibero yerine iki önlibero ile oynamak geçtiğimiz iki-üç sene çok moda olmuştu bir anda. Bir dönem nerdeyse tüm takımlar çift forvet oynarken şimdi çift forvet oynayan takım sayısı çok az hep ikinci adam işte bizim Necati gibi oyunuyor. Bir dönem hedef santraforlar çok modaydı şimdi bu çok azaldı mesela. Sanırım futbolun arayışı ve değişimi hep devam edecek.

Spree
31-07-05, 22:23
bugünkü maçta bursa şerefsizleri 3lü defans oynadı.libero ünsal'dı.

Lioney
01-08-05, 22:31
Şu Lig Tv de eski maçların verildiğinden bahsetmiştim, bizim Bursa hazırlık maçı öncesi 2003-2004 17. hafta, Beşiktaş-Rize maçı vardı, hani şu Sergen in olağan üstü güzel golünü attığı maç. İzleyenler görmüştür, klasik Beşiktaş dizilişi ve libero Ronaldo.( Belirtmeye gerek varmı bilmiyorum ama, -sarkık- tabii )

Spree
01-08-05, 23:06
ben hala cevap alamadım soruma korcan abi.libero savunmanın ne kadar gerisinde olmalı sarkık libero ne kadar gerisinde olmalı.farkları nelerdir bu ikisinin?

gian
02-08-05, 17:43
Çok güzel tartışma olmuş beyler..Tebrikler..

Hepinizi satır satır okuyamadıgımdan ve de cok zamanım olmadıgından yazamıyorum ben de, ama en kısa zamanda tartısmanıza katılmayı umarım efendim :)

korcank
02-08-05, 21:50
ben hala cevap alamadım soruma korcan abi.libero savunmanın ne kadar gerisinde olmalı sarkık libero ne kadar gerisinde olmalı.farkları nelerdir bu ikisinin?

Libero İtalyanca kökenli bir kelime imiş. "Son adam" demekmiş. Bütün yazıları yeniden okumaya üşendim Bülent ve açıkçası soruyu da anlamadım. Fakat sorun (mesele) hakkında bir fikrim olabilir.

Bütün tartışmalarda olduğu gibi terim ve kavramları aynı anlamlar ile kullanmadığımız ve hatta zaman zaman kendi içimizde bile karıştırdığımız, hatalı kullandığımız için anlaşmazlıklar, anlam kaymaları ortaya çıkabiliyor.

'Libero' kavramı örneğin. Bir arkadaş, 'serbest adam' olarak tanımlamıştı, liberoyu, yanlış hatırlamıyorsam. Kaldı ki; kullanılan, bu anlamda geçerli bir tanımdır. Serkan da, sanki, 'savunmada kademeye giren oyuncuya libero denir' gibi bir tanım kullanmış.

İşte bu karışıklıklara sebep olmamak veya örneğin senin benzer bir karışıklık yaşadığını düşünerek; başından beri 'sarkık libero' terimini kullanmaya özen gösteriyorum.

Sarkık libero, kalecinin önünde, diğer savunmacıların ise arkasında yerleşen oyuncudur. Görevi, önündeki savunmadan seken topları -veya rakip hücumcuları- 'süpürmek'tir. Yukarıdaki iki değişik 'libero' tanımına bir yenisini de ben eklemeyeceğim. 2 metre - 10 metre derinlikte beklemek; libero - sarkık libero farkı yaratmaz. Ne şekilde bu anlama gelebilecek bir söz etmişim veya sen hangi sözü yanlış anlayarak böyle düşünmüşsün, sırrına erebilmiş değilim.

Ha, 10 metre, yanılmıyorsam senin yazında geçen bir mesafeydi ve senin rakamlar söz konusu olduğunda abartı üslubunu 457389056478 kere okuyarak / dinleyerek öğrendiğim için, kendi yazımda kullanmıştım. Neticede, diğer savunmacıların arkasında yerleşen oyuncuya, 'libero'nun diğer kullanım amaçlarıyla karışmaması için, 'sarkık libero' demeyi tercih ediyorum. Tanımın mesafe ile bir ilgisi yok.

---o---

Serkan'a bu tartışmaya katıl dediğimde başıma geleceği biliyordum. İlaç için, nazar için, bir kere de aynı şeyi düşünüp, aynı safta yer alalım! Ne mümkün!

Yine de şaşırdım. "Kanaatimce, bu nitelikte bir oyuncu (libero) bulamadıkları için değil; çağdaş futbol, sarkık libero anlayışını reddettiği -aştığı- için. Futbol, eskisinden daha hızlı ve deparlı oynandığı için. " demiştim; Sigara da, uzun bir cevap vermişti. Ben Sigara'nın cevabına cevap yazacak fırsatı bulamamıştım fakat -eksik olmasın- Serkan, yazısının ilk bölümünde, benim biraz vakitsizlikten, biraz da kifayetsizlikten söylemek isteyip de söyleyemediklerimi dile getirmiş. Sağolsun.

Lakin sonra anlaşamamaya başlamışız yine. Hem de bir kaç hususta...

Serkan, 3-5-2 ve 5-3-2'nin farklı sistemler olduğunu söylüyor. Bir yönüyle haklı. 4-4-2 ve 4-4-2 de farklı sistemlerdir. Hangi takımın nasıl uyguladığına göre değişir, zaten bu nedenle futbolun dizilişten ibaret olmadığını sık sık dile getiriyorum. Fakat Serkan'ın kullandığı anlamda 3-5-2 ve 5-3-2'nin farklı olduğunu düşünmüyorum. İkisi de bir ve aynı diziliştir, diyorum. Kanatların oyun içinde kat ettiği mesafeye, takımın hücumda mı savunma da mı olduğuna göre bütün göre 3-5-2'ler 5-3-2, bütün 5-3-2'ler 3-5-2'dir, iddiasında bulunabilirim.

Serkan'a başka bir itirazım da; kademenin mutlaka (Kapalı'dan sahaya bakış açısına göre) yatay düzlemde olacağı kabulünedir. Kademe pekala da dikey düzlemde yapılabilir ve özelllikle rakibin kanat bindirmelerinde dikey'de yapılmalıdır.

Geriye kaçarak kademe yapılmaz mı? Elbette yapılır. Örneğin Luciano'nun oynadığı her maçta Fenerbahçe hem dörtlü tandem savunma, hem alan markajı yapmış; bununla birlikte Luciano'yu sarkık libero olarak kullanmış gibi görünür. İlk topları tandemdeki arkadaşına bırakarak geriye kaçan Luciano'nun varlığı Fenerbahçe'yi sarkık libero ile oynuyor durumuna nasıl getirmiyorsa; Lucescu'lu Beşiktaş'da Ronaldo'nıun ilk müdaheleleri genellikle arkadaşlarına bırakması da, o takımı sarkık libero ile oynuyor hale getirmez.

Tartışmanın şu anda eriştiği mihenk noktalarından birisine geliyoruz. Lucescu'lu Beşiktaş sarkık libero ile mi oynuyordu? (Bu arada Serkan'ın, hem Belşiktaş hem de diğer takımlar için orta sahada rakibin kilit bir hatta bazen iki oyuncusuna adam markajı verildiği görüşüne de elbette iştirak ediyorum. Elbette diyorum, çünkü bu fikir aynı anda ikimiz tarafından dile getitilmişti, önceki konuşmalarımızdan birisinde.)

Bu sorunun cevabı için şöyle bir turnusal kağıdı kullanabiliriz zannediyorum: Zago ve işte Ahmet, Emre, her kimse, 3'lünün, sizce stoperlerinin adam adama markaj yaptıklarını söyleyin; önce gözlerinize hayran olup, sonra tezinizin tutarlılığını kabul edeyim. Tabii yalnızca tutarlılığını; doğruluğunu değil.

Spree
03-08-05, 02:48
"Libero"yu değil, "sarkık libero"yu tartışıyoruz ve evet bir oyuncunun sarkık libero olması için stoperlerin 10 metre arkasında olması gerekir.
demişin korcan abi.ben burdan libero ve sarkık liberonun 2 farklı şey olduklarını ve savunmanın gerisinde farklı yerlerde durduklarını (biri 5 biri 10 metre geride gibi mesela) anladım.o nedenle ikisi arasındaki farkı soruyorum ben sana.

korcank
03-08-05, 03:04
"Libero"yu değil, "sarkık libero"yu tartışıyoruz ve evet bir oyuncunun sarkık libero olması için stoperlerin 10 metre arkasında olması gerekir.
demişin korcan abi.ben burdan libero ve sarkık liberonun 2 farklı şey olduklarını ve savunmanın gerisinde farklı yerlerde durduklarını (biri 5 biri 10 metre geride gibi mesela) anladım.o nedenle ikisi arasındaki farkı soruyorum ben sana.

Aynı yazıda, bir önceki cümle de "Rakamları (kibar deyim ile) şişirme özelliğini hesaba katarak, tersini iddia edeceğim." değil mi Bülent?

Oluyor bazen böyle. Şu başlığın açılmasına bir çeşit sebep olan, bir yıl öncesinin msn sohbetini yeniden okuyunca, bazen ifade eden kişice çok açık olduğu zannedilen bir çok sözün / savın aslında anlaşılamadığını ya da yanlış anlaşıldığını fark etmiştim.

Spree
03-08-05, 18:27
ben rakamlardan ziyade ifadeler arasındaki farkı öğrenmek istemiştim.neyse cevap alamıcam herhalde.ya da ikisi farklı şeyler değil sana göre.

korcank
04-08-05, 01:39
Bence, ikisi farklı şeyler değil Bülent.

gian
06-08-05, 15:29
Sarkık liberonun Allahını dün İsmail Güldüren oynadı Fenere karsı :)

sigara69
07-08-05, 03:43
Sarkık liberonun Allahını dün İsmail Güldüren oynadı Fenere karsı :)

Cok da basarili oldu o bolgede..

Ancak fenerbahce'ninde buna canak tuttugunu ileriye adam akilli hic yuklenemesinden tutun Nobre gibi sirt donuk oynayan bir adamla, tek forvet tarzi hucum alanina yayilmasida bir cok acidan Genclerin ekmegine yag surdu..