Tüm Versiyonu Göster : G.O.R.A İzlenimleri
M.Yasin Cakmak
13-11-04, 03:06
Gitmezsem çatlardım ve nitekim gittim. Güzel bir sinemada saat 12.15 matinesine yer bulabildim.
Neyse konuyu falan anlatıp filminizi peach etmeyecem fakat mutlaka gidilmesi gereken bir film.
Espiriler, yeri geldiğinde argo sözcük, küfür ve hatta haraketler müthiş. Acaip güldüm ve mümkün olduğu zaman gene izlerim. (En son gene Cem Yılmaz'ın şovunda böyle gülmüştüm.)
Konusu biraz zayıf ama bu filme konusu için gitmemiştim zaten. Onun dışında oyuncuların performansları da süper.
Tavsiye ederim :D
Bravo Cem Yılmaz
Duyumlarima gore esprileri ayni Cem Yilmaz'in showundakiler gibiymis. Yani filmden ciktiktan sonra hatirlanmayacak turden :)
Omur The Little Big
13-11-04, 03:10
Haftaya cuma akşamı bitme planlarım var.Bilet bulacağımı umuyorum.
Hicbirsey icin degilse bile Vizontele'yi seyirci sayisinda gecmesinde katkim olsun diye gidicem bu filme.. Boyle de idealist bir adamim :)
Hicbirsey icin degilse bile Vizontele'yi seyirci sayisinda gecmesinde katkim olsun diye gidicem bu filme.. Boyle de idealist bir adamim :)
%100 gecer..
Hicbirsey icin degilse bile Vizontele'yi seyirci sayisinda gecmesinde katkim olsun diye gidicem bu filme.. Boyle de idealist bir adamim :)
cem yilmazi fenerliligi yuzunden,yilmaz erdogani da besiktasligi yuzunden pek sevmem. nedendir bilmiyorum bir adam galatasarayi tutmuyorsa gozumdeki degeri yuzde 50 dusuyor eger arkadasim falan degilse
ama guzel film olmustur eminim. bu adamda seytan tuyu var ve gise rekorlarini vizontelenin elinden rahatlikla alacaktir kanimca. filmin vizyona gec girmesi de beklentileri arttirdi dogal olarak
ama bu arada sheva'cim vizonteleye kastin nedir onu merak ettim ben simdi. insan bi filme gicik oldugu icin kalkip digerine gider mi yahu
Kamuran abi Yilmaz Erdogan'i 'bir demet tiyatro'da acaip severdim, hatta bu yaz boyu tekrarlari yayinlandi orda bile mumkun oldugunca izlemeye calistim.. Ancak ozellikle asiri sisirdigi Vizontele'de buyuk hayal kirikligina ugramam ve daha onemlisi bu kadar kotu bir filmin yaptigi gise uzerine gereksiz simarmasi ve eski halinden uzaklasmasi sonucu antipati duymaya basladim..
Ayrica her vizyona giren film sonrasi 'onlar beni gecsin, ben de bir film yapar onlari gecerim' gibi gereksiz replikleri sayisiz kez sarfetmesi, halk edebiyatiyla prim yapipta mankenlerle lukus hayat yasamasi gibi tutarsizliklar sonucu sogudum kendisinden.. Yine eskisi gibi guzel birseyler yapsa degisir tabi butun bu soylediklerim..
Ayrica salt sinema perspektifinden bakarsak, kotu bir filmin her vizyona giren film uzerinde boyle demokles'in kilici gibi sallanmasi da hosuma gitmiyor..
Neticede madem ortada guzel olmasi muhtemel bir proje var, bende buna kendi capimda destek veriyorum saydigim sebepler yuzunden.. Bir kisi deyip gecmeyin, oy vermekte ayni iste :)
cem yilmazi fenerliligi yuzunden,yilmaz erdogani da besiktasligi yuzunden pek sevmem. nedendir bilmiyorum bir adam galatasarayi tutmuyorsa gozumdeki degeri yuzde 50 dusuyor eger arkadasim falan degilse
Arkadas bende bu yuzden Kenan Dogulu ve Mahsun Kırmızıgul'den nefret etmeme ragmen sirf Galatasarayli oldugu icin sorduklarinda çok seviyorum diyorum.
Manyakmıyız neyiz. :cool:
Benimde Candan Erçetin'i sırf Galatasaraylı olduğu için sevdiğim söylenemez...
Konu dağılmasın bu arada...
Etiler Trz.Lisesi mezunları anlatır;Son dönemlerinde başarılı bir öğrenci olan Cem,müdürden takdir dolu bi yazı alır ve yazı okul panosuna asılır. yazıda en son cümlelerin altındaki şükran cümlelerin altına 'BİŞİ DİİL' imza Cem yazar ;)
Bu adam gerçekten farklı ve filmde ben dahil herkes tarafından izlenmeli . bu kadar gülmeye hasret kaldığımız günlerde...
Bengü Cakmak
13-11-04, 21:10
Cem Yılmaz’ın aylardır konuşulan filmi Gora nihayet vizyona girdi!..
Peki Gora’yı izleyiciler nasıl buldu?..
Tüm Türkiye’nin merakla beklediği Gora’yı dün akşam Uçankuş da izledi!.. Şimdi sizlere filmi en başından sonuna kadar yorumluyoruz…
Gora’yla ilgili belki de en tartışmasız yorum filmin “bekleneni” verememesi!.. Çünlü film, çekim aşamasından başlayarak, vizyona gireceği güne kadar tüm medyada konu oldu!..
Herkes Gora’nın seyirciyi kahkaha krizine sokacağını söylüyordu!..
Ancak dün gördük ki “kahkaha” krizi olmuyor!.. Espriler çok güzel, ancak filmin tamamında değil aralara yayılmış durumda!..
( Bunu şöyle özetleyebiliriz… Cem Yılmaz’ın sahnedeki gösterisine gittiğiniz zaman bir an olsun bile gülmeden duramazsınız… Ancak Gora için böyle bir beklentiye girmemek lazım… Zaten sinemayla stand-up birbirinden farklı olaylar!.. )
İkincisi filmin senaryo ve oyuncu kadrosuyla ilgili!..
Gora’yı başından sonuna kadar izlediğimizde filmin biraz aceleye geldiği apaçık ortaya çıkıyor!.. Senaryo Cem Yılmaz’ın espri yeteneğinin yanında biraz zayıf kalmış…
Filmin oyuncularına baktığımızda da Cem Yılmaz’ı saymazsak Şafak Sezer, Ozan Güven ve Rasim Öztekin’in dışındaki oyuncular başarılı değil…
Ancak uzay sahneleri ve kullanılan görsel efektler düşünülürse Türkiye’de bir ilke imza atmış Cem Yılmaz ve arkadaşları!.. Hollywood teknolojisinden çok uzak olsa da Türkiye şartlarında
böyle bir film yapma cesaretlerinden dolayı Cem Yılmaz ve ekibini tebrik etmek gerekir!..
Ama yine de söylüyoruz film “10 numara” değil!.. Çok fazla reklamı olmuş, bu da filmin aleyhine olmuş.
(www.ucankus.com)
ben cok begendim.cok guldum...
zamanında,bu kadar şişirilmeden vizyona girseydi daha cok begenilirdi...
G.O.R.A. 2 ile ilgili sorulara cem yılmaz, "bu filmin basarisina bagli" dedi...
sirf o yuzden gidin izleyin...
devamı gelsin...
Serkan1905
14-11-04, 03:16
Almanyaya 17 Kasimda geliyor.
Ukrayna macinla ayni gün :?
Gidiciiiz insaallah..
Filmi,Cem Yılmaz'ın stand-up'ı olacak zannedenler hayal kırıklığına uğradı bence.Stand-up'ında yaptığı "Türkler uzayda" esprileri, sanki bütün film boyunca tekrarlanacakmış gibi düşününler çoğunluktaydı.
Bence gayet güzel,komik bir film.Cem Yılmaz'ın tek başına oynadığı bir film de değil.Özellikle Rasim Öztekin'in performansını çok beğendim ben.Bir diğer olumlu nokta da kullanılan efektlerin güzelliği.Uzay gemisinin görünüşü,uçan araçlar falan umut verici gelişmeler.Filmin bir dezevantajı fragmanı olmuş.Fragmandki espriler gayet yarılacak türden olmasına rağmen,insanlar 50 kere seyrettiği için fragmandaki esprilere fazla tepki vermedi.Daha az detay olan bir fragman olsaydı eminim tepkiler çok daha olumlu olurdu.
Ayrıca yer yok,sonra gideriz falan diye düşünmeyin.Ben dün akşam 8:30'da, 9:45 matinesine yer buldum ki daha da boş yer vardı.
Güzel bir film olmuş.emeği geçenleri tebrik ederim.
Çok büyük beklentiyle gidenlerin hayal kırıklığına uğrayacağını baştan söyleyeyim. KAsmadan rahatça izleyin. Eğlenceli bir film. Ancak 2 senedir öyle bir ortam oluştu ki film başından sonuna kadar bomba olacak diye bekledik. Açıkçası ilk yarısı pek tatmin etmedi belki de bu beklenti yüzünden. 2. yarısı oldukça iyiydi. Özellikle arka arkaya 3-4 bomba esprinin olduğu bir bölüm var orada herkes çok gülüyor.
Bir paratez de rasim öztekin'e açayım. Gerçekten süper oynamış. Cem Yılmaz gibi bir karakterin gölgesi bile oyununu perdelememiş. Bence filmin en başarılı karakteri Bob marley faruk'tu.
İZleyin derim.. paranıza yazık olmaz.
M.Yasin Cakmak
15-11-04, 13:05
Bob Marley Faruk hakikaten müthişti...ona çok güldüm.
Neyse herkes izlezin yorumlara başlarız.
ps: Dün bir daha gitmeye kalktım ama salı günü saat 24 matinesi hariç full 7 sinemada!?!
Vizontele konusunda Shevayla ayni fikirdeyim.Cok fazla abartilmis ve rating almis bir film.
Gorayi izlemedim.Ama anlatilanlara gore yapimcilar buyuk bir reklam hatasina dusup fragmani yanlis yapmislar.Fragmanda bilirsiniz filmin can alici yonlerini,anlarini pat diye oldugu gibi gosterilmez.Dediginiz gibi esprili anlari fragmanda onlarca defa izleyen insan icin asil filmi izledigi anda pek olumlu etki yaratmaz,tipki bir filmi onlarca defa izlemis gibi olursunuz...
Tahminen Vizonteleyi rahat gecer.
Bir de Parmadan yorum almak lazim.Film konusundaki yorumlari Hincali aratmaz Emrenin:)
GORA Vizontele'yi geçemeyebilir. Vizontele konu itibarıyla her yaş grubuna hitap eden bir film. Dedelerimiz bile izlemiştir. GORA yı ise belli yaş grubundan kişiler izleyecek.
Leotheking
15-11-04, 21:37
GORA yukarıda anlatılanlarda oldugu gibi biraz hayal kırıklıgı. Bu da izleyiciyi medyanın çok büyük beklentilere sokmasından dolayı. Yine de Türkiye şartlarında böylesine bir uzay filmi olarak fena değil. Efektler süper olmasa da çok da sırıtmamış. Bir de filmin komedi türünde olması efektler açısından çok fazla beklentiye girilmesini önlüyor. Çok fazla abartılacak bir film değil. Sadece eğlenceli denilebilir. Cem Yılmaz filmi olarak '' HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK '' çok daha iyiydi.... :)
Konuyla alakalı değil ama bir de Avrupa Yakasındaki Şeso da Cem Yılmaz ı bu kadar taklit etmese...
Parma Maniac
15-11-04, 23:01
Vizontele konusunda Shevayla ayni fikirdeyim.Cok fazla abartilmis ve rating almis bir film.
Gorayi izlemedim.Ama anlatilanlara gore yapimcilar buyuk bir reklam hatasina dusup fragmani yanlis yapmislar.Fragmanda bilirsiniz filmin can alici yonlerini,anlarini pat diye oldugu gibi gosterilmez.Dediginiz gibi esprili anlari fragmanda onlarca defa izleyen insan icin asil filmi izledigi anda pek olumlu etki yaratmaz,tipki bir filmi onlarca defa izlemis gibi olursunuz...
Tahminen Vizonteleyi rahat gecer.
Bir de Parmadan yorum almak lazim.Film konusundaki yorumlari Hincali aratmaz Emrenin:)eheh abi iltifat mı ettin yerin dibine mi soktun anlamadım :mrgreen: ben iltifat olarak alıyorum ehehe
walla bence film öyle 4-5 milyon seyirci getirmez.. ben vizontele'yi bile zor geçeceğini düşünüyorum.. eğer cem yılmaz için ikinci defa giderse birçok insan geçebilir ama onun dışında zor diyorum.. vizontele gerçekten çok kötü bi film.. ama yaklaşık bir yıl vizyonda kalmıştı ilk gazla.. ve gitmeyen insan kalmadı neredeyse.. o film çok zor geçilir bence Türkiye'de..
yeni geldim GORA'dan.. ben beklentilerimi minimum'da tutup gitmiştim hayalkırıklığına uğramayayım diye.. o yüzden belki beğendim baya.. efektler bu bütçeye göre muhteşem olmuş bence.. ikincisi çok güzel ayrıntılar var filmde.. sayılamayacak kadar çoklukta harikulade göndermeler mevcut ki en çok onları beğendim.. Ozan Güven şahane oynamış, onu da ayrıca beğendim.. en iyi oydu bence performans olarak.. çok abartmamak gerek ama vasat bir film kesinlikle değil bence.. tebrik ediyorum yönetmeni..
Ehue ehue seni ne zaman yerin dibine soktum len zibidi:lolIltifat ta degildi bence FACT...Cogu film yorumlarin mantikli Hincal gibi.Gerci Hincal bazen sapitiyor ama olsun ben olumlu yonlerini aliyorum;)
Bu arada PARMA "tebrik ediyorum yönetmeni.."burada ben koptum abicim:lol:lol:lol
Parma Maniac
16-11-04, 12:03
eheh Önder abim şakka yaptım canım.. :lol:
aslında Hıncal'ın film yorumlarını eskiden ben de çok sever ve takip ederdim.. hatta bi ara o kadar uyuşuyodu ki onun çok güzel dediği filmlerden gerçekten zevk alır, kötü dediklerini de gerçekten kötü bulurdum.. ama son 2-3 yılda değişti baya film zevki de.. Spider-Man 2'ye ibiş filmi, LOTR'lara rezalet dedikten sonra artık referans kabul etmiyorum..
ehehhe tebrik ederek Hıncal tandansı yakaladım abi farkında değilsin :mrgreen:
Bengü Cakmak
16-11-04, 13:35
İki senelik bir bekleyişten sonra 12 Kasım'da vizyona giren G.O.R.A. ilk üç günde 722.019 kişi tarafından izlendi. Türkiye'de 240 kopya ile 450 salonda gösterime giren G.O.R.A. ilk 3 günlük seyirci sayısıyla en çok izlenen film oldu. 23 Ocak 20004 Cuma günü, 182 sinemanın 304 salonunda gösterime giren "Vizontele Tuuba" filmi ise ilk üç günde 504 bin 219 kişi tarafından izlenmişti. G.O.R.A.'nın bilgisayar oyunları, hediyelik eşyaları ve müzik albümü de büyük ilgi görüyor. Filmle aynı gün piyasaya sürülen tişört, şapka, bardak, saat, çanta gibi hediyelik eşyaları www.turpp.com adlı internet sitesinde satılıyor. G.O.R.A. 17 Kasım'dan itibaren Avrupa sinemalarında da seyirci ile buluşuyor.
(www.haberturk.com)
Leotheking
29-11-04, 17:48
GORA: Bu filmin yıldızı Sadri Alışık
G.O.R.A. rekorları kıra kıra yoluna devam ediyor. Bu ülkede yerli veya yabancı hiçbir film, ‘böylesi bir başarı’yı tatmamıştı.
Cem Yılmaz’ın Dünya’dan G.O.R.A. gezegenine uzanan yolculuğunu, eksen alan film, Uzay Yolu, Altı Milyon Dolarlık Adam, Star Wars, Matrix ve benzeri bilimkurguların parodisi olarak görünmekle birlikte, aslında hepsinden öte, Hollywood filmlerinin parodisi olan Beşinci Element’in deyim yerindeyse, yeniden ‘okunduğu’ bir yapım; yani ‘parodinin parodisi’. Ya da suyunun suyu mu desek ‘Arif’çe!...
BİR ‘UZAYCILIK’ OYUNU
G.O.R.A., ne kadar çok espriyle donatılmış, hatta ne denli çok oyuncu ve oyunculuk gösterisi ile zenginleştirilmiş olursa olsun, erkeklerin ergenlik öncesi çağlarına özgü ‘askercilik’, ‘kovboyculuk’, ‘hırsız polisçilik’ benzeri bir ‘uzaycılık’ oyunu.
Sinema bir düş dünyası, bir fantazya evreni olarak düşünüldüğünde, fantastik konular, masallar, destanlar, süper-kahramanlar açısından bir hayli zengin olan geleneksel kültürüne rağmen; bilimin kurgulanması noktasında, Türk bilimkurgu denemeleri, sinema tarihi boyunca asıllarının fantastik hatta ‘kitsch’ örnekleri olmaktan öteye gidemedi.
G.O.R.A.’DA EKSİK KALAN ‘SAMİMİYET’
Hollywood tarzı bilimkurgu sineması teknolojilerinin taklit edilemezliği, yalnızca tematik suretlerden feyz alan; ancak oyuncunun samimiyetine ve inancına dayanan Türk usulü bir uzay/bilimkurgu/fantastik tür çıkarmıştı ortaya.
Sinemamızın zaten pek de zengin olmayan tarihine şöyle bir baktığımızda, bir ‘Uzay Yolu - Star Trek’ parodisi olarak kabul edebileceğimiz ‘Turist Ömer Uzay Yolunda’ya, üzerindeki her türlü spekülasyona karşın ‘ciddiyetle’ ve ‘inançla’ yapılan bir film ‘Dünyayı Kurtaran Adam’a; bir ‘yaratık’ filmi olan ve E.T.’yi kopyalayan ‘Badi’ gibi ‘ilkel’ örneklere rast geliyoruz.
Yaşadığımız yüzyıla özgü bir teknoloji obezitesinin eseri olan G.O.R.A.’da ise eksik kalan hatta yoksullaşan, işte bu filmlerdeki samimiyet!
BİR ‘MUKALLİT’ OLARAK CEM YILMAZ
Ayağı yere sağlam basan karakterlerden ziyade, basmakalıp, derinliksiz ve geçmişsiz tiplemelerle yol alınmak istenmiş. Tüm oyuncuların gözü ister istemez G.O.R.A.’nın güneşi Cem Yılmaz’da. 2 ana, 2 de yan rol canlandıran Yılmaz ise bir ‘mukallit’ olarak çok önceden çizdiği yolda istikrarlı biçimde devam ediyor. Ancak Arif’i canlandıran Cem Yılmaz, ‘ne role soyunurlarsa soyunsunlar yaptıkları işe gönülden inanan eski Yeşilçamlılar’a asla benzemiyor; daha çok, kendisiyle dalgasını geçen bir oyuncu; bir Sadri Alışık parodisi!
OFSAYT OSMAN’DAN BİR GOL DE ‘GORA’YA
Aslında filmi de, Cem Yılmaz’ın kendisi kadar parodi. G.O.R.A.’nın içine saplanmış ‘Serseriler Kralı’ (Yön: Mehmet Dinler, 1967) filminden 30 saniyelik bir sekans karşısında, Yılmaz’ın oyunculuğu hiç bitmeyecek bir ruh üşümesi geçiriyor. ‘Serseriler Kralı’nın en can alıcı yeri olan unutulmaz son sahnesinde, ‘Ofsayt Osman’ rolündeki Sadri Alışık, “Bu da mı gol değil ha; söyleyin, bunu da mı atamadım?” diye ağlarken; kimin ‘oyuncu’, neyin ‘film’ olduğu meselesi kendiliğinden çözüm buluyor ve bu sekans, G.O.R.A.’nın ‘plan dışı’ kilit sahnesi oluyor.
SURET ÇOK, ASLI YOK
O kadar çok ‘suret’ var; peki aslı nerede? Sadri Alışık’ın özüne vakıf olunmadan, onun suretlerinden birinin taklidi olmak ve Türk Sineması’nın en çok seyirci tarafından izlenmesi neredeyse kesin olan bir ‘uzaycılık’ oyununun ‘yaratıcısı’ olmak !.. İzleyenlerde ister istemez bir soru can buluyor: Bu Arif, Avrupa Yakası’ndaki Şesu’yu andırmıyor mu biraz? Gerçi Şesu da Cem Yılmaz’ı taklit ediyordu. E peki, Yılmaz zaten Sadri Alışık suretlerinden biri değil miydi?
HA RÖGAR, HA LOGAR; AMA İLLE DE LOGAR
G.O.R.A.’nın aksak hayat çizgisi, kendini yine, içindeki Komutan Logar’la ele veriyor: Cem Yılmaz, Arif’in dışında canlandırdığı ikinci baş karakter olan ‘kötü’ Komutan Logar’la, bir nevi ‘yalan yanlış bilinenler’in çizdiği yoldan yürüyeceğinin bir işaretini çakıyor seyirciye. Ha ‘rögar’, ha ‘logar’; ama ille de ‘logar’! [Bkz: Aslı ‘rögar’ olup, dilimize girerken her nedense ‘logar’ oluvermiş olan dairevi kanalizasyon kapakları]
‘BİRİLERİ SENİN İÇİN BİLİYOR; SEN TÜKET’
Sanatın ve hatta canlıların, tekniğin olanaklarıyla çoğaltılabildiği bir dönemde yaşamaktayız. Sanatın, insanın ve aklın geri çekildiği böylesi bir çağda, tekniğin bizatihi başat olması hiç şaşırtıcı değil. Günlük yaşamda kullanılan teknolojiler bilgiyi alınıp satılan bir paket program haline getirince, ortaya çıkan sanat[sal] denemeler de, suretlerinin suretlerini olanaklı kılan tekno-gösterilerden ibaret. Nihai tüketici-seyirciye verilen mesaj da “Birileri senin için biliyor zaten; sen yalnızca tüket!” oluyor.
Hasan Bülent Kahraman’ın ‘Kültür Tarihi Affetmez’ kitabındaki saptamayla, ‘Hiçbir sorumluluk üstlenmeyen ancak her türlü hakka sahip olduğunu düşünen’ bir kuşağın sorgusuz sualsiz kabullenebileceği türden bir ‘film’le karşı karşıyayız. Ne de olsa teknoloji tanrısını dizginlemeyi başarmış gibi görünen bir yapım bu.
TEK DERDİ ‘MATRAK GEÇMEK’
Sisteme muhalif olmayan bir sanat eseri ve düşün(dür)meyen bir sanatçı olamayacağına göre, tek derdi her şeyle ‘matrak geçmek’ olan bir yapım, kendi sınıfını kendi belirlemiş demektir.
Artık filmler, bilgisayar teknolojilerinin sayısal ve işlemsel ürünleri olarak ortaya çıkmakta. İşte bu noktada, iyiden iyiye duyarsızlaşan kuşaklara, ‘çözüm insanın kendisindedir’ mesajı yine ‘Beşinci Element’ benzeri parodi filmlerden geçerek ulaştırılmak isteniyor.
‘TEKNİK YETERSİZLİK’ KOMPLEKSİMİZ
Türk Sineması söz konusu olduğunda, ülkemiz seyircisinde neredeyse bir kompleks yaratmış olan ‘teknik yetersizlik’ sorunsalı, bu filmde şaşırtıcı ölçüde aşılmış gözüküyor. Bunda, teknik ekibin, reklam endüstrisinde yıllar boyu edindiği deneyimin, filme olumlu biçimde yansıması etkin olmuş hiç kuşkusuz.
Yalnız teknik sorunlar (Hollywood’daki emsallerinin 10’da 1’i civarında bir harcama yapılarak) aşılırken, filmi ‘film’ yapan değerler göz ardı edilmiş hiç sakınılmadan.
HANGİSİ ‘ASIL’, HANGİSİ ‘TAKLİT’
Aslının yerini, taklidi aldı ve hangisinin ‘asıl’, hangisinin ‘taklit’ olduğunun ayrımını yapacakların sayısının azalması bir yana, bu ayrımın yapılması dahi artık önemsenmez duruma geldi.
Zaten yaratıcıları dahil hiç kimse, bu prodüksiyonun ‘cidden’ bir sinema filmi olduğu iddiasında değil; olamaz da!
SENARYO HAK GETİRE!
Film, ‘karakterlerin dramatik yapı içinde geliştikleri bir senaryo’ya sahip değil; daha doğrusu ‘senaryo’ya sahip değil.
Tüm unsurlar Cem Yılmaz’ın kafasındaki hikayeyi anlatmasına yardım eden ayrıntılar sadece; tatil köylerinde animatörlerin geceleri gerçekleştirdikleri tematik bir animasyon.
‘GÖZÜN GÖRDÜĞÜ HER ŞEY SİNEMA’ MIDIR?
‘Gözün gördüğü her şey sinemadır’ düşüncesinde olanlar dışında G.O.R.A.’nın bir sinema filmi olarak algılanması imkansız; sinema salonunda oynuyor olmasını ve patlamış mısır eşliğinde seyredilmesini yeterli bulanlar da çıkabilir elbet.
Pazarlamasını doğru yaptığında, ‘ne versen gider’ kurallarının uzun zamandır işlemekte olduğu bu piyasada, hemen her gidenin pişman olduğu ‘Asmalı Konak’ dahi, seyirci rekorlarına imza atabilmişti.
G.O.R.A.: BİR CEM YILMAZ ‘MEDİTASYONU’
G.O.R.A., sanatçının kendisi tarafından kullanılmaktan pörsümüş - filmde defalarca gösterdiği seks dergisinin yaprakları denli yapış yapış olmuş - bütün sermayesini çoktan tüketmiş bir tipleme üzerine bina edilmiş bir Cem Yılmaz ezberi.
Çok başarılı bir şovmen olduğu su götürmez olan Yılmaz, ‘sürekli tekrar’ın, kitle üzerindeki ‘medite edici etkisi’ni kullanıyor.
Karikatür, film, reklam ve gösterilerinde defalarca kullandığı tiplemeyi, Yılmaz tekrar kullanıyor; sömürüyor da denilebilir.
‘SUYUNUN SUYU ESPRİLER’ GIRLA GİDİYOR
Yapımda emeği olan teknik ekip ve oyuncuların hemen hepsi, kendine düşeni, elinden gelenin en iyisini vererek yerine getirmeye çalışmış. Ama ortaya çıkan şey film değil; sadece bir gösteri. ‘Mesaj kaygısız’, suyunun suyu esprilerle ‘günü kurtaran’ bir yapım G.O.R.A.
Bu absürd Cem Yılmaz prodüksiyonu, ‘Kibar Feyzo’ ve ‘Süt Kardeşler’ gibi defalarca izlenen filmler yanında pek anılmayacak; ‘Kahpe Bizans’ın bir derece üstündeki yerine geçip yerleşecek.
HOLLYWOOD’A VAR DA, GORA’YA YOK MU?
Beklentiler törpülenmiş olarak gidildiğinde ve de beyazperdeye yansıyanın bir ‘film’ olması beklenmediğinde, eğlendiren bir yapım G.O.R.A.; hele benzeri Hollywood yapımlarına tonlarca para akıtıldığı ve sinema çıkışı, damakta bir keçiboynuzu tadı bıraktıkları düşünüldüğünde...
Onur Serim
www.ntvmsnbc.com.
yarim saat oluyo sinemadan geliyorum...
verdigim paraya yazik... espirilerin büyük bölümü ettigi küfürlere dayanik, yani kendi ortaminda küfür eden insanlar gülmekte acayip zorluk cekiyorlar (nitekim bende öyle oldu).... adam "pzvnk" diyo, sinemadaki herkes kah kah kah diye gülüyo...
cem yilmazi sevmiyordum, bu filmden sonrada sevmiyorum...
g.o.r.a "bir uzay'da türk parodisi"
bir film sanatçının halka inmesinin (ya da halkla bütünleşmesinin diyelim) en basit, en çabuk ve de en uygun yoludur. şimdi karikatür, stand up ya da tiyatro bunlar anca belirli bir kesime hitap eder. peki ünlü olmak için ne yapmak lazım? undergroundluğu bir kenara bırakıp reklamlarda oynamak, tvde daha sık gözükmek, bir sinema filminde oynamak gerekiyor. işte aslında gora'nın da amacı cem yılmazı halkla kaynaştırmaktı benim gözümde ve de bunda yeterince başarılı oldu. filmi izlerken "aman küfür etti" "aman eşcinsel esprisi #### dedi ya" "ama osuruğa güldük" demekten ziyade ne kadar keyif aldığıma bakar filmin tadını çıkarırım. ama filmden sonra film üzerinde düşündüğümde esprilerin cem yılmaz'ın gösterilerindekinden daha da farklı olduğunu gördüm. işte cem yılmaz'ın bu filmi daha da basit esprilerle bezemesinin sebebi tamamıyla filmin herkese hitap etmesini istemesindendir. köylü mehmet ağa da gülecek bu filme aristokrat toycan da bir öğrenci de ama belki de hepsi farklı anlara gülecek...
gora'nın zamanla herkesin arasında ağızdan ağıza yayılarak reklamını yapması, bekleme süresinin çok uzun olması, medyanın teşvikleriyle insanlarda bir beklenti doğurmasından söz ediyor herkes, e hayatın sırrını mı verecekti cem yılmaz sizce? bu filmi insanların beklediği üzere iddialı olduğu iki dalda komedi ve de efektleri ile alakalı eleştirmek gerekiyor ki komedi dalında kimsenin şikayeti yoktur heralde. esprileri sıradan bulanların bile bir şekilde eğlendiğini düşünüyorum zaten son beş-on senedir pavlov deneyindeymişçesine cem yılmazın esprilerine hareketlerine gülmeye programlanıyoruz bir şekilde, şikayetçi olan varsa beri gelsin. efektler vs konusunda ise filmde gerçekten güzel efektler görsem de beklediğimi tam olarak bulduğumu söyleyemeyeceğim. dar alanda kalabalık görüntüler yakalamaya çalışma, belirli planları kullanma gibi konularda eksikleri varmış gibi gelse de bir türk filmi için bunlar bile iyi bir sıçrama tahtası olabilir.
senaryo ve oyunculuk konusunda pek bir problem olmadığı aşikar hatta ozan güvenin ne kadar riskli bir işi ne kadar iyi kotardığını görmek, rasim öztekini, özkan uğuru tekrardan izlemek ve de cem yılmaz'ın uzaydaki türk olmasını görmek (şafak sezer'i de unutmayalım) bana yeterli oldu bile. ama komutan logar'ı başkası da oynayabilirmiş, cem yılmaz'ın çok bişey kattığını düşünmüyorum o role. bilemiyorum karışık duygular içerisindeyim.
ha ne olur bu film iyi mi kötü mü beş on sene sonra daha iyi anlaşılır ama şu anda bir haftada 1.7 milyon kişinin izlemiş olması bile gişedeki başarısını gösteriyor, eleştirmenlerce beğenilmemesi ise belli idi. çünkü çokça bahsedilmiş ama bu bir filmden ziyade parodi. ama türk sinemasını takip edenlerin bileceği üzere ne filmler çekiliyor gora ise bu kadar eleştiriyi hak etmiyor...
p.s.: filmin tişörtü (t-shirt mü demeliydim?) yapbozu, saati vs çıkmış "merchandising" denilen olayda cem yılmaz'ın bir hollywood filmindeymişçesine çalıştığı görülüyor. açıkçası türkiye'de pek alışık olmadığımız bir durum ama artık madem kapitalizmin kurallarına göre oynuyoruz bunlara da alışmamız lazım sanırım... yarın öbür gün arif resimli tişörtler, kafelerde gora oyunları görür isek şaşırmayalım.
21.11.2004
vBulletin® v3.8.2, Copyright ©2000-2012, galatasaray.to