Tüm Versiyonu Göster : Günün Eğlencesi
Evet komik resimler,haberler,fıkralar ne varsa,başlayalım bakalım..
Kadınlar çantalarında ne taşır :roll:
http://www.joker-inc.com/images/kittyinpurse.jpg
Birbirimizden özür diliyoruz bu sitedede.
Özür dileme sitesi (http://72.3.131.10/gallery/1/)
Bengü Cakmak
11-11-04, 16:58
nasil yani :)
komik birsey hmm :) arayip bulalim bakalim :)
cyba nin avatarindan baslayalim :) :lol:
Mid-life Crisis
11-11-04, 17:01
ozur dileme sitesi iyimis
tipler super :lol:
Bengü Cakmak
11-11-04, 17:59
Bilgisayarların Cinsiyeti
Amerika'da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış...
Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar. "Çünkü" demişler, "bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz...."
Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar, "çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu da üüüççç...."
cyba nin avatarindan baslayalim :) :lol:
Ne varmis Avatarimda, karizmatigim iste Fräulein Gömüldü...
Bazen işi başlarken uyanamadım diyenlere.bazende şöyle kelebekler gibi kırlara uzansam diyenlere...
http://www.riversongs.net/flas1/beautiful.html
http://www.ebaumsworld.com/family.html
ben buraya bakmanızı tavsiye ederim :)
bu ailedeki insanları çok beğenceğinize eminim :lol:
İlginç !!
-Fareler Kusamaz.
-Zurafalar yüzemez.
-Yılanlar duyamaz.
-Karıncalar uyuyamaz.
-Kirpiler suda batmaz.
-Kutup ayıları solaktır.
-Sineklerin 5 tane gözü vardır.
-Zurafanın ses telleri yoktur.
-Yunuslar bir gözlü açık uyurlar.
-Develerin 3 tane kaşı vardır.
-Bir sineğin hızı saatte 8 km.dir.
-Zurafanın dili 35 cm. kadardir.
-İstakozların kanı mavi renktedir.
-Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
-Fil zıplayamayan tek memelidir.
-Sığırların 4 tane midesi vardır.
-Kangurular geri-geri yürüyemezler.
-Kediler şeker tadını ayırt edemezler.
-Atlar 1 ay kadar ayakta kalabilirler.
-Timsahlar dilini dışarı çıkaramazlar.
-Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
-Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.
-2600 kadar kurbağa cinsi var.
-Yetişkin bir ayı at kadar hızlı koşabilir.
-Deniz kobrası dünyanın en zehirli yılanıdır.
-Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.
-Hayvanların en büyüğü mavi balinadır. (uzunluğu 33 m., ağırlığı 190 t.)
-Kuşlara şimşek çarpmaz. Çünkü elektrik onların tüğünden geçemez.
-Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
-Bir devekusunun gözü beyninden büyüktür.
-Deve deniz suyu içebileceği gibi bir defada 250 litre su da içebilir.
-Karınca kendi ağırlığının 50 katını taşıyabilir.
-Çekirgenin kulağı dizindedir.
-Yeryüzünün en sıcak yeri Afrika'da El-Ezize bölgesidir. (Gölgede 58 derece)
-Yeryüzünün en soğuk yeri Antarktida'da Vostok (Rusya) bölgesidir. (- 88.3 derece)
-Uzaya ilk defa 12.04.1961 tarihinde Yuri Gagarin uçtu.
-İlk defa aya 21.07.1969 tarihinde Neil Armstrong ayak bastı.
-Eski Roma'da şişeden hazırlanmış kaplar altın ve gümüşden daha değerli sayılırlardı.
-Dünyada en eski üniversitesi 989 yılındaki Mısır'ın El-Ezher üniversitesidir.
-Dünyanın en genç üniversite öğrencisi 11,5 yaşındaki Ganesh Sittampalamdır.
-İlk yeraltı tunel 1 km. uzunluğunda olmuş ve bundan 4 bin yıl önce Irak'ta Fırat nehrinin altından geçmişdir.
-Dünyanın en tuzlu denizi Akdenizidir.
-Paraguay dünyanın en yağışlı bölgesidir. Bölgede yağmur neredeyse ara vermez.
-Dünyada 2000 e yakın halk ve 3000 e yakın dil var.
-Tarih boyu yapılmış savaşların en uzunu İngiltere ile Fransa arasında olmuştur. Bu savaş 115 sene(1338-1453) sürmüştür.
-İnsanın saçında 102 bine yakın, derisinde ise 20 bine yakın kıl olur. kıllar hergün 0.35-0.40 mm. uzar.
-İngiltereli Thomas Korne 207 sene yaşamıştır.
-Dünyanın en uzun ömürlü insanı Çin'de 253 sene yaşamıştır. (1680-1933)
-Güneş dünyadan 330,330 kat daha büyüktür.
-Bir köstebek sadece bir gecede 90 m. tünel kazabilir.
- Bir hamam böcegi kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden 9 gün yasayabilir.
-Eski Mısırlılar taştan yapılmış yastıklarda uyurlardı.
-Bir hipopotam ağzını açarsa 120 cm boyunda bir insan onun içine rahatça sığabilir.
-Boğalar renk körüdür, bundan dolayı matadorun elindeki beze saldırırlar; rengi ne olursa olsun.
-Ortalama bir buzdağı 20,000,000 ton gelir.
-Zehirli oklu kurbağada 2,200 insanı öldürebilecek kadar zehir bulunur.
-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
-Hapşırdığımız zaman kalbimizde dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarımız bir an için durur.
-Gozleri aıik tutarak hapsırmak imkansızdır.
-Kadınlar erkeklere oranla iki kat daha fazla göz kırparlar.
-Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.
-Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.
-İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş parmakta,en hızlı uzayan tırnak ise orta parmaktadir.
-İnsanlar 200 milyon soluk alıp verme, 1 milyar kalp atışı, 300 milyon mide kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar.
-İnsanlar beyinlerinin %10 nu kullanırlar.
-Bir insan yedi dakika icerisinde uykuya dalar.
-Sıcak su soğuk sudan daha agırdır.
-Yetiskin bir insan günde ortalama 23.000 kez nefes alir.
- Sarısınların esmerlere göre daha fazla sacı vardır.
-Soğan doğrarken sakız ciğnemek göz yaşarmasını önler.
:lol: :lol:
http://www.omuz.net/ibf2/uploads/post-323-1100076495_thumb.jpg
kaiser, sen omuzu takip ediyomusun :) ?
+18 :D
Barmen kiza istedigimizi yaptiriyoruz (http://www.virtualbartender.beer.com/beer_usa.htm)
Kadinlarin Arkadaslari:
Bir kadin butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah kocasina, gece bir arkadasinda kaldigini soylemis. Kocasi karisinin en yakin 10
arkadasini aramis ve hicbiri karisinin kendisinde kaldigini onaylamamis.
Erkeklerin Arkadaslari:
Bir adam butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah karisina, gece bir arkadasinda kaldigini soylemis. Karisi kocasinin en yakin 10
arkadasini aramis ve 5 tanesi kocasinin kendisinde kaldigini onaylamis ve diger 5 tanesi ise kocasinin hala kendisiyle birlikte oldugunu iddia etmis..
:D
Marmara denizi buz tutmus (http://www.karatekin.net/9ilgincfotolar/18.jpg)
SuperCimBom
11-11-04, 23:14
Marmara denizi buz tutmus (http://www.karatekin.net/9ilgincfotolar/18.jpg)
hadi ya???????
tencerenin kapagi yuvarlakmis,yuvarlak diye yere düsünce yuvarlanmis! valla!
kaiser, sen omuzu takip ediyomusun :) ?
Bu avatar bana yabancı gelmiyor nedense :)
Takip ediyorum da kayitli degilim :)
Takip ediyorum da kayitli degilim :)
evet ordada yazıyorum dostum
smoke kills (http://www.albinoblacksheep.com/flash/smokekills.php)
http://img.tapuz.co.il/forums/8572800.swf
Ahh şu yurdum zekasına hayranım,ben böyle birşey görmedim :) :)
Skandalın böylesi.. ÖSS'den sıfır alan genç kız dershane reklamında şampiyon ilan edildi..
ÖSS'den sıfır puan alan bir genç kız, dertli: Sıfır puan aldığı için değil, bir özel dersanenin afişinde şampiyon ilan edildiği için..
Veliler, çocuklarının ÖSS'de başarılı olması için etek dolusu paralar dökerken, dersaneler de öğrenci kapmak için her yolu deniyor. İstanbul'da faaliyet gösteren Haziran Odak Dersanesi de öğrenci çekmek için farklı bir yol denedi. Açıköğretimi dahi kazanamayan Filiz Gümüş'ün boy boy fotoğraflarını çekip dersanenin reklam afişlerinde kullandılar. Gümüş iyilik yaptığını düşünürken büyük bir sahtekarlığa alet olduğunu ancak hazırlanan afişleri görünce anladı. Çünkü Gümüş İstanbul'un her yerine asılan afişlerde ÖSS'de Türkiye 3'üncü olarak gösteriliyordu. Genç kız dershane yetkililerinden yapılan hatayı derhal düzeltmelerini istedi. Ancak "Bu senin eline geçmeyecek bir fırsat biz seni Türkiye üçüncüsü yaptık daha ne istiyorsun" yanıtı aldı.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler afişlerden tanıdıkları Gümüş'ün etrafında başarısının sırrını öğrenebilmek için pervane olmuş. Gümüş bundan o kadar rahatsız olmuş ki tanınmamak için saçlarını bile kestirmiş. Konuşmaya yanaşmayan dersane yönetimine göre hileli afiş sadace basit bir reklamdan ibaret. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey asılsız reklama ilişkin şunları söyledi:
"Bunu basit bir olay olarak nitelemek mümkün değil. Bu tamamen sahtekarlık, duygu istismarı, olmayan bir başarıyı olmuş gibi göstermek ve bunda ısrar etmek karşısında müeyyide olarak dersane kapatmaya kadar gider. Arkadaşlara talimatı vereceğim incelemede bulunacak."
Kaynak: Vatan
Serkan1905
12-11-04, 00:56
umbilical brothers (very interesting)
http://www.koreus.com/files/200406/umbilical_brothers.html
Yiğit Özgür Karikatürleri (http://yigitozgur.t35.com/)
Murphy Yasaları
yas ilerledikce pozisyon sayisi azalir.
bir gun icinde ne kadar sex yapmis olursan ol, yeni bir teklif aldiginda
yine kabul et... cunku alacagin her teklifin son teklif olma ihtimali vardir
bir sihirbazin elindeki cubugun uzunlugu degil,o cubukla ne numaralar
yapabildigi onemlidir.
seks, kar gibidir. icine ne kadar gomulucegini onceden bilemezsin, ne kadar
surecegini de.
bakireligin tedavisi vardir.
erkegi seyinden yakalarsan, kalbi ve akli da pesinden gelir.
seksin ilaci daha fazla sekstir.
yakisikli prensi bulmanin yolu,bir suru cirkin kurbaga opmekten gecer.
hayatta seksten daha iyi seyler vardir, seksten daha kotu seyler de
vardir...
ama seks gibi bir sey daha yoktur...
ask bir kimya olayidir, seks bir fizik olayi
kadin sahip olabilecegi erkegi asla unutmaz...
erkek ise sahip olamadigi kadini...
evdeki bir erkek sokaktaki 2 taneye bedeldir
bir kadinin bir erkekte ilk vuruldugu ozellikler, yillar sonra
onda en sinir olacagi ozelliklerdir...
cinsel cazibe %50 sende olan hersey + %50 baskalarinin sende oldugunu
sandigi herseydir.
seks kalitimsaldir...
annenle baban hic yapmamislarsa senin de yapma sansin olamaz.
komsunu sev, ama esine yakalanma.
ask, hayal gucunun zekaya ustunluk saglamasidir.
2 tür kadinla asla tartisma: 1- yorgun, 2-dinlenmis.
bir erkek her kadinla mutlu olabilir, yeter ki asik olmasin.
konu "asik olmak" oldugunda bir bilgeyle bir aptal arasinda
hicbir fark yoktur
http://www.geocities.com/xpyrate/Bush_Time.jpg
Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir.
Süphesiz ki yasami tersten yasamak daha güzel hatta mükemmel olurdu.
Nasil mi ?
Cami'de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik içersinde, herkes karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak. Herkes etrafinizda, büyük br itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazir.
Arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz. Ne güzel, hazir maas, hazir ev...
Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikge düzeliyor
Kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gün size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.
Herkes karsinizda elpençe divan...
Vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor
Gittikge zayifliyor forma giriyorsunuz
Diger hormonal Aktiviteler artiyor, fevkalade.....
Aman ne güzel günler basliyor...
Derken birgün patron size artik üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada Babaniz ortaya gikmis, "fazla çalistin" diyor "artik eve dön, isi birak, okumaya basla, harçiligin benden olsun..."
Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikge kolaylasiyor
Ekmek elden su gölden bir dönem basliyor.
Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor.
Derken Anne ve Babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor, araba kullanma derdi de yok artik...
Günün birinde sizi okuldan da aliyorlar, "evde otur, keyfine bak, oyuncalaklarinla oyna" diyorlar...
Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile temizliyorlar, hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve hig tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz. Derken Anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor ve baska bir keyifli dönem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.
Bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek igin agzinizi agmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sicacik yumusacik ! Gürültüsüz ve patirsiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacik bir hücre halini aliyorsunuz.
Veee günün birinde müthis keyifli bir gece ile hayatiniz bitiyor....
Isyerinde Basarili Olmanin Yollari (http://www.omuz.net/ibf2/uploads/post-491-1099594950_thumb.jpg)
Fenerbahceli ve Telsimli Olmak (http://www.omuz.net/ibf2/index.php?act=Attach&type=post&id=6721)
HIZLI OKUYUNUZ...
I run each teen me?
A wet each team
Catch bar duck each teen?
On bar duck each team
Why high one why....
Mecidiyeköy'de yabancı plakalı zırlı bir otomobil çalındı
Mecidiyeköy'de yabancı plakalı zırhlı bir otomobil çalındı.
Alınan bilgiye göre, kimliği henüz belirlenemeyen kişiler, BN974R (Almanya) plakalı 1991 model zırhlı Mercedes marka otomobili Mecidiyeköy'de park halinde bulunduğu yerden dün çaldı.
Polis yetkilileri, ''aracı Türkiye'ye yabancı bir derginin muhabirinin getirdiği ve bu araçla Irak'a geçmek istediği, geçemeyince de otomobili Türkiye'de bir kişiye emanet edip gittiğinin'' anlaşıldığını bildirdiler.
Çalınan otomobilin bulunması için polisin çalışması sürüyor...
----------------
Pes dedirten cinsten :shock:
Mid-life Crisis
13-11-04, 14:38
http://www.419eater.com/
http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/resim/651-20041111-21.jpg
Baktı ki..
Dünya gibi yuvarlak...
Topa tekmeyi vurdu:
"Gol" oldu!!!
Baktı ki...
Top gibi yuvarlak...
Dünyaya tekmeyi vurdu:
Ayağı kırıldı!!!
Bir delikten çıkıyor hakem...
Çalıyor düdüğü:
Maç başlıyor!
Ve maç bitince...
Kaçacak delik arıyor hakem!!!
Hakeme karşı geldi...
Dışarı atıldı!
Kanuna karşı geldi... İçeri atıldı!!!
Sen, sen ol!
Yükselip gözden düşme!... Biiiir!
Ümitsiz aşka düşme!... İkiii!
Ve tam gol atacağın zaman...
"Ofsayta düşme!... Üç!!!
Üçü de... Sözüm meclisten dışarı...
Eşekten düşmeğe benzer!!!
Eskiden bir "Frikik" gördük müydü...
"Hop" ederdi yüreğimiz...
Devir, o devirdi... Futbol o futboldu
Şimdi nerdeeee o caanım frikikler???
"Mini etek" icat oldu... Frikikler bozuldu!
Zamanla
Bütün krallıklar "Cumhuriyet" olacak
kala kala...
Bir "Gol krallığı" kalacak dünyada..
Krala selam!!!
Futbola devam!!!
Kiz Kavgasi :mrgreen:
http://www.supraspeed.com/bdrive/pages/grlfight.wmv
MANAGEMENT LESSONS
Lesson Number One
A crow was sitting on a tree, doing nothing all day. A small rabbit saw the
crow, and asked him, "Can I also sit like you and do nothing all the day
long?" The crow answered: "Sure, why not." So, the rabbit sat on the ground
below the crow, and rested. All of a sudden, a fox appeared, jumped on the
rabbit and ate it.
Management Lesson:
To be sitting and doing nothing, you must be sitting very, very high up.
Lesson Number Two
A turkey was chatting with a bull. "I would love to be able to get to the
top of that tree," sighed the turkey, "but I haven't got the energy. "Well,
why don't you nibble on some of my droppings?" replied the bull. "They're
packed with nutrients." The turkey pecked at a lump of dung and found that it actually gave him enough strength to reach the first branch of the tree. The next day, after eating some more dung, he reached the second branch. Finally after a fortnight, there he was proudly perched at the top of the tree. Soon he was promptly spotted by a farmer, who shot the turkey out of the tree.
Management Lesson:
Bullshit might get you to the top, but it won't keep you there.
Lesson Number Three
When the body was first made, all the parts wanted to be Boss. The brain
said, "I should be Boss because I control the whole body's responses and
functions." The feet said, " We should be Boss as we carry the brain about
and get him to where he wants to go. " The hands said, "We should be the
Boss because we do all the work and earn all the money. "And so it went on
and on with the heart, the lungs and the eyes until finally the asshole
spoke up. All the parts laughed at the idea of the asshole being the Boss.
So the asshole went on strike, blocked itself up and refused to work. Within a short time the eyes became crossed, the hands clenched, the feet twitched, the heart and lungs began to panic and the brain fevered. Eventually they all decided that the asshole should be the Boss, so the motion was passed. All the other parts did all the work while the Boss just sat and passed out the shit!
Management Lesson:
You don't need brains to be a Boss- any asshole will do.
Lesson Number Four
A little bird was flying south for the winter. It was so cold, the bird
froze and fell to the ground in a large field. While it was lying there, a
cow came by and dropped some dung on it. As the frozen bird lay there in the pile of cow dung, it began to realize how warm it was. The dung was actually thawing him out! He lay there all warm and happy, and soon began to sing for joy. A passing cat heard the bird singing and came to investigate. Following the sound, the cat discovered the bird under the pile of cow dung, and promptly dug him out and ate him!
Management Lessons:
* Not everyone who drops shit on you is your enemy.
* Not everyone who gets you out of shit is your friend.
* And when you're in deep shit, keep your mouth shut!
Cilgin Partilerin Sonrasi (http://www.ebaumsworld.com/dayafterparty.html)
Gokyuzune tiklayin (http://marketing.lvcva.com/Fireworks/default.htm)
http://www.bordomavi.net/taraftar/sloganlar/4.jpg
http://www.ultraslan.org/Alex.jpg
GoooooL (http://www.milliyet.com.tr/content/komiksite/video/resim/0221.avi)
Düsünün bir sabah memleket halinde kalkiyoruz ve bir de bakiyoruz ki tüm dünya sular altinda kalmis.
Su üstünde kalan tek kara parçasi var. O da Türkiye. Koca gezegende bizden baska kimse kalmamis. Dünya nüfusu 70 milyon.
Buyrun bakalim ilk tepkiler ne olurdu dersiniz ?.....:-))
"Ulan tam da 'Uluslararasi Iliskiler' bölümünü kazandiydik. Sansa bak!"
"Ihracatimizin düsmesi, hatta bitmesi ekonomik göstergeleri de olumsuz etkiliyor haliyle..."
"Artik turizm patlasa patlasa içimizde patlar abi!"
"Sevgili Agrili hemsehrilerim, artik dünyanin en yüksek tepesi bizim ilimizin hudutlari içinde. Hepimize kutlu olsun!!"
"Burdur olarak ülke olmak istiyoruz dersek çok mu garip karsilanir Vali Bey?..."
"Aaa! Yavru vatan da gitmis. Olsun... Bizde bu azim bu sevgi varken yine yavrulariz.. Rauf Bey bugünleri görseydi keske..."
"Bakanlar Kurulu karari ile kara sularimizi 12 bin mile çikariyoruz..."
"Türk'ün Türk'ten baska dostu yok derlerdi de...inanmazdim"
"Stratejik açidan da bi önemimiz kalmadi. Ne açidan övünücez peki biz simdi!"
"Ulan tam da NBA'da draft edildiydim. Sansa bak..."
"Aziz Bey, Rüstü yüzme biliyordu degil mi?"
"Fenerbahçe de dünya klasmanında bi takım olabildi sonunda"
"Biz demistik ama Ortega'nin futbol hayatini bitiririz diye..."
"Baskent Ankara'nin ismini de Anakara olarak degistirelim oldu olacak..."
"Hastiiirr.. Seneye takima Alex'i transfer edecektik be!!"
"Apo'nun aglamasi durmak bilmiyor efendim..."
"Tayyip Bey müjde müjde! Dünyada bizdekiler disinda at kalmadi efendim..."
"Abi yemisim Halikarnas'ini, Barlar sokagini! Bodrum Helga'siz Emma'siz çekilir mi simdi yaa!"
"Kurt hikayesi artik inandirici olmaz. Tarih kitaplarinda da degisiklik yapmak lazim simdi. Yaz bakalim: Orta-Asya Denizi'nden Anadolu'ya gelirken Türkler'e bir yunus yol gösterdi..."
"Heyooo!! Dünya Cografyasi'ndan yirttik oglum! Dersler bos geçicek."
"Ah be Orhan Abi! Batsin bu dünya deyip durdun! Bilmiyo musun Türk'e biseyolmaz.. Al buyur! Kaldik bi basimiza iste!"
"Duydun mu Miralay Suphi Bey, düsmanin tamami denize dökülmüs sonunda..."
"Ben simdi nereme sokucam bu Green Card'i laann?"
"Abi Edirne'den Ardahan'a gidilir mi be? Dünyanin yolu!!!"
"Çekiliste gemiyle dünya seyahati mi kazanmisim? Gidin baskasiyla kafa bulun lan.."
"Ulan simdi isin yoksa 4 yilda bir Olimpiyat düzenle dur."
"Amma balik yeriz artik bee!!"
"babaaa, benim karnim gulu gulu edioo"
"kara göründüüüüüüüüüüüüüüü"
"blup blup blup"
Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor. Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar. AIDS doğduklarından beri var. CD doğduklarından beri var. Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı. Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı. Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'n gayrimeşru oğlu sanıyorlar. Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam. Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri. Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç. Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değiştirileceğini bilmezler. Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar. Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yaşadığını düşünürler. Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler. Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için. John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahı olabildiğini hayal bile edemezler. Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yaşayabildiğimize akıl erdiremezler.
Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....
1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.
2. Artık dışarda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.
3. Arkadaşların evleniyor.
4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.
5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.
6. İşine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun.Artık o senin hayatın.
7. Arkadaşlarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.
8. Zaman zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yaşadığınız komik anıları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.
9. Bu maili okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarınıza forward etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun.. Evet kabul etsek de etmesek de hepimiz yavaş yavaş yaşlanıyoruz. Kimimiz Peter Pan kompleksi ile bir süre daha çocuk kalmak için türlü maskaralıklar yapıyor gençler gibi giyinip konuşmaya çalışıyor, kimimiz ise Kaptan Hook kompleksi ile büyüdüğünün farkında fakat yaşlanmamak için zamanın aktığını inkar ediyor. Her bir tik-tak onları iliklerine kadar titretiyor ve nerde çalışan bir saat görseler parçalamak istiyorlar. Onlara yaşlılıklarını hatırlatan Peter Pan'lara da düşmanlar. Evet şimdi içindeki son Peter Pan'ı uyandır ve bu maili tanıdığın tüm Kaptan Hook'lara forward ederek günlerini rezil et. Mümkünse ilişikte bir kaç da beraber çekilmiş küçüklük resmi yolla. Yoksa seninkiler hep siyah beyaz mı?
Goz Testi (http://www.liquidgeneration.com/sabotage/vision_sabotage.swf)
Dünyanın kaçıncı zenginisiniz? Hiç dünyanın en zengin kaçıncı insanı olduğunuzu merak ettiniz mi? Çok üst derecelerde gözüm yok deseniz bile yine de matematiksel olarak sıralamada bir yeriniz var tabii. Kendimizden daha fakir ne kadar insan olduğunu öğrenmek insanda sahip olduğu imkanlarla yetinmek duygusunu kuvvetlendirebilir. http://www.globalrichlist.com sitesindeki kutucuğa dolar üzerinden yıllık gelirinizi yazıp "show me the money" yazıp tıklayın ve sıralamanızı görün.
Dünyanın kaçıncı zenginisiniz? (http://www.globalrichlist.com)
http://www.itoglu.it/burhan/
4*4'lük hizmet :kizlar:
Bir musteri ile Tofas musteri servisi arasinda gecen konusma:
http://controls.ae.gatech.edu/people/ilkay/tofas_1_.mp3
:dislek2:
(İzzet Yıldızhan Show'da dansçı kızlar bacaklarını 180 derece açarken)
Müslüm Gürses: Harika yahu, pergel gibi açtılar bacaklarını...
İzzet Yıldızhan: Pergel nedir abi?
Müslüm Gürses: Geometrik bir hadise...
Savaş Ay: Siz Ugandalı mısınız?
Zeynep Mansur: Hayır, ben sanatçıyım; halka mal olmuş birisiyim!..
Hülya Avşar: Aşık mısın?
Gülben Ergen: Evet...
Hülya Avşar: Really?
Gülben Ergen: Of course yaaniii!..
İhsan Kalkavan: Fenerbahçe'den Nobre'yi ve Hooijdonk'u çıkar,
Fenerbahçe`de bir şey yok...
Ömer Çavuşoğlu: Olur İhsan, hatta birkaç kişi daha çıkaralım sen oyna...
Aziz Üstel: (şarkı şeklinde) Sen oyna İhsan, sen oynaaa...
"Silikon Vadisi" programının sunucusu: Artık web siteniz hazır olduğunda bize söylersiniz biz de programımızda yayınlarız...
M. Ali Erbil: Tabii artık siz de bana girersiniz ne zaman isterseniz
hahaha...
(bir süre sessizlik!)
Sunucu: Ziyaret etmeye çalışırız...
(Beyazıt Öztürk üzerinde oturdukları raylı sistem platformu oynatır)
Ayşe Hatun Önal: N'oluyo yaa?
Beyazıt Öztürk: Altta adamlar var sıkılınca yürüyorlar...
Ayşe Hatun Önal: Hakkatten mi?
Reha Muhtar: Biri daha vardı, o gelmedi mi? (kız arkadaşını soruyor)
Akademi Türkiye Mücahit: O kalbimde yaşıyor...
Reha Muhtar: Ne bu Atatürk mü ki?
Erman Toroğlu: Nobre'yi kucağına alacaksın savunmada başka yolu yok. Bebek gibi kucağına alacaksın...
Şansal Büyüka: Ama kaçıyo hocam...
Erman Toroğlu: Kaçırmayacaksın!..
Şansal Büyüka: Kaçıyo hocam...
Erman Toroğlu: Kaçırmayacaksın!..
Şansal Büyüka: Kaçıyo, kaçıyo...
Metin Uca: 92 yaşındayken kaybettiğimiz "Yesari" ön adlı Türk musikisi bestekarı; "a" harfi?
Didem Uzel: Yesari Asım Can Gündüz!..
Metin Uca: Bu cevabınız "bazı" internet sitelerinde çıkacak!..
Metin Uca: Türkiye'de koruma altına alınan ilk kuş türü olarak bilinen, yaşam alanı Güneydoğu Anadolu olan uzun gagalı kuş?
Selçuk Özer: Kaplumbağa!..
Bush kalp krizi geçirmiş ve ölmüş.. Tabii doğru cehenneme.. Kapıda zebani karşlamış onu..
"Cehennem tıklım tıklım dolu. Sana yer yok.. Ama sen tam cehennemliksin. Bak ne yapacağım.. Burada senin kadar kötü olmayan üç cehennemlik var.. İçlerinden birini serbest bırakacağım. Onun cezasını sen çekeceksin. Tamam mı?. Sana bir iyilik. Kimin yerini alacağına kendin karar ver.."
"Tamam" demiş Bush..
Zebani ilk kapıyı açmış.. İçerde Richard Nixon.. İçi yılanlar, piranalar dolu bir havuza dalıp dalıp çıkıyor.. Cehennemdeki kaderi sonsuza dek bu..
Bush "Ben yüzmeyi ve dalmayı bilmem. Bu bana göre değil" demiş..
İkinci odada Tony Blair.. Elinde ağır bir çekiç.. Etrafta dağ gibi granit kayalar.. Sonsuza dek onları parçalayacak..
"Omzum sakat" demiş, "Bütün gün taş kıramam.."
Zebani sonuncu kapıyı açmış.. İçerde Bill Clinton sırtüstü yatıyor. Ellerini başnın altında kavuşturup yastık yapmış.
İki yana açık bacaklarının arasına Monica Levinsky çömelmiş. En iyi yaptığı şeyi yapıyor..
Bush gözlerine inanamadan bakmış iki dakika.. Sonra sevinçle bağırmış..
"Tamam.. Ben bunu becerebilirim sonsuza dek.."
"Okey" demiş zebani.. "Monica!!! Artık serbestsin. Cezan bitti."
:dislek1:
genco allah cezanı vermesin...
ne bici goz testi o be... :)
genco allah cezanı vermesin...
ne bici goz testi o be... :)
:dislek: :lol: :dislek:
Bengü Cakmak
23-11-04, 12:35
http://www.ucankus.com/haberic.asp?pw=15426
Bengü Cakmak
23-11-04, 12:39
cok fena korktum genco... intikamim kötü olacak ona göre ...
http://www.chilloutzone.de/files/04102704.html
http://www.mrandmrswheatley.co.uk/cunningstunt.html
http://www.big-boys.com/articles/concertflip.html
:dislek:
Serkan1905
05-12-04, 14:51
http://www.globalsecurity.org/military/world/iraq/images/iraqi_dinar.jpg
:kiskis: [/code]
Ne Mantikli ne de Yasal
Üniversite son sinif ögrencisi yazili sinavindan kalinca dogru hocasina gider..
-Siz sinifta birakarak hayata atilmami önlüyor ve beni cezalandiriyorsunuz. Isin bu yanini hiç düsündünüz mü?..
-Tabii düsündüm.
-Hocanin görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayani sinifta birakmak degil mi?.
-Iyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracagim. Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sinifta kalacagim. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sinifi geçirteceksiniz.
Hocanin keyfi yerinde.. Teklifi kabul eder ve ögrenci sorar :
-Yasal olup, mantikli olmayan nedir? Mantikli olup, yasal olmayan nedir? Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?
Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz.
Iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir.. Ama akli da soruda kalir.. Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun yanitini bilip bilmedigini sorar.
Ögrenci hemen cevap verir :
-Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz. Bu yasal ama mantikli degil.
Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi var. Bu mantikli ama yasal degil.
Siz karinizin sevgilisini, zayif alip sinifta kalmasi gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz. Bu ise ne mantikli, ne de yasal."
Bengü Cakmak
23-01-05, 21:08
http://media.euniverse.com/funpages/cms_content/4232/freddie3.swf
Ne Maçıydı ?
Fener'linin biri berberde saçını kestiriyormuş.
Berberin durduk yerde "İlk gittigin maçı anımsıyor musun?"
diye soracağı tutmuş:
"Evet, ne olacak?" demiş bizimki sinirli sinirli.
- Hangi maçti?
- Bir Galatasaray maçıydı.
- SamiYen'de mi?
- Evet, oradaydı."
Aradan bir-iki dakika geçmiş. Berber yeniden sormuş:
- Hangi maçtı demiştin?
- G.Saray maçı.
- Nerede nerede?
- SamiYen dedik ya!!
Bir-iki dakika sonra yine aynı hikaye:
- Demek hayatta gittigin ilk maç bir Galatasaray - Fenerbahçe maçıydı ha?.
Bizimki sinirlenerek :
- Evet be, G.Saray maçı dedik ya !...
Berber birkaç dakika sonra aynı konuyu bir daha açmaya
kalkışınca bizimki isyan etmiş:
-Kardeşim, ilk gittiğim maçın G.Saray maçı olduğunu
elli kere söyledim. Niye yeniden yeniden soruyorsun?
Berber açıklamış :
- G.Saray deyince saçların diken diken oluyor da, daha rahat kesiyorum
--------------------------
Diğer gidecek forumlarda Galatasaraylının veya Beşiktaşlının biri diye başlıyacağını yakın zamanda umuyorum :lol:
Üç heykel
İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her
fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da
ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.
Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde,altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına
gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.
Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir.O heykeli bulunca bana haber ver."
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel
gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa
çağırttı.Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse
çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç,hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.
Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından
çıktı.İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan
çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.
Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.
Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:
"Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul
değildir.En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim
“ Zamanın birinde, çok soğuk bir gün, Sultan, İstanbul’da kıyafet değiştirerek dolaşmaya çıkmış. Yanına da baş vezirini almış.
Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adamın yanına gidip selam vermişler.
Yaşlı adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Sultan, selam verince yaşlı adam selama, “ Var olun Sultanım!” diyerek karşılık vermiş. Sultan sormuş:
“ – Altılarda ne yaptın?”
Yaşlı adam cevap vermiş;
“- Altıya altı eklemeyince otuz ikiye yetmiyor!”
Sultan tekrar sormuş;
“- Geceleri kalkmadın mı?”
“-Kalktık, lakin ellere yaradı.”
Sultan gülerek; “ Peki o zaman sana bir kaz göndersem yolar mısın?”
Yaşlı adam da gülerek;
“- Hem de cıyaklatmadan!” diye cevap vermiş…
Konuşma böyle bitmiş…
Yaşlı adamdan uzaklaştıktan sonra Sultan, baş vezirine ne anladığını sormuş.
Baş vezir de bir şey anlamadığını söyleyince, Sultan, akşama kadar öğrenmezse baş vezirin kellesini alacağını söylemiş…
Baş vezir, sultanı saraya bıraktıktan sonra, telaşla geri dönmüş. Yaşlı adam hala orada çalışmaktaymış. Hemen yaşlı adama sormuş;
“-Sultanla ne konuştunuz?”
“-Kusura bakma bedavaya söylemem. Ver yüz altın söyleyeyim.”
Baş vezir yüz altını verdikten sonra sormaya başlamış;
“- Sana selam verince Sultanı nereden tanıdın da bize ona göre cevap verdin?”
“-Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü Sultandan başkası giyemez.”
“-Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor, ne demek?”
Adam bu soruya cevap vermek için tekrar yüz altın almış.
“ Sultan, altı aylık yaz dönemi yetmedi mi de kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de sadece altı ay yaz değil, altı ay kışta çalışmazsa, yemek bulamıyoruz, dedim….”
“-Geceleri kalkmadın mı, ne demek?”
Adam bir yüz altın daha aldıktan sonra cevaplamış;
“ –Çocukların yok mu, diye sordu. Var ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim.”
Vezir, kafasını sallayarak anladığını belirttikten sonra;
“-Peki, bir de kaz göndersem dedi. O ne demek?” diye sorunca, yaşlı adam gülümseyerek;
“-Eeee Vezirim! Onu da sen bul!” demiş…
-----------------------------
Ökkesus ustamada saygılar burdan :)
Patates, Yumurta ve Kahve
Bir zamanlar, her seyden sürekli sikayet eden;
Her gün hayatinin ne kadar berbat oldugundan yakinan bir kiz vardi.
Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savasmaktan, mücadele etmekten
yorulmustu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çikiyordu
karsisina.
Genç kizin bu yakinmalari karsisinda, meslegi asçilik olan babasi ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gun onu mutfaga götürdü.
Üç ayri cezveyi suyla doldurdu ve atesin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya baslayinca,Bir cezveye bir patates, digerine
bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu .
Daha sonra kizina tek kelime etmeden, beklemeye basladi.
Kizi da hiçbir sey anlamadigi bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karsilasacagi seyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabirsizdi ki, sizlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya basladi.
Babasi onun bu israrli sorularina cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altindaki atesi kapatti.
Birinci cezveden patatesi çikardi ve bir tabaga koydu.
Ikincisinden yumurtayi çikardi.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana bosaltti.
Kizina dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?"
"Patates, yumurta ve kahve" diye alayli bir cevap verdi kizi.
"Daha yakindan bak bir de" dedi baba, "patatese dokun."
Kiz denileni yapti ve patatesin yumusamis oldugunu söyledi.
"Ayni sekilde, yumurtayi da incele".
Kiz, kabugunu soydugu yumurtanin katilastigini gördü.
En sonunda, kizinin kahveden bir yudum almasini söyledi.
Söylenileni yapan kizin yüzüne, kahvenin nefis tadiyla bir gülümseme
yayildi.
Ama yine de bütün bunlardan bir sey anlamamisti:
"Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? "
Babasi, patatesin de, yumurtanin da, kahve çekirdeklerinin de ayni
sikintyi yasadiklarini, yani
kaynar suyun içinde kaldiklarini anlatti.
Ama her biri bu sikinti karsisinda farli farkli tepkiler vermislerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun
içine girince yumusamis ve güçten düsmüstü.
Yumurta ise çok kirilgandi; disindaki ince kabugun içindeki siviyi
koruyordu. Ama kaynar suda kalinca, yumurta sertlesmis katilasmisti. Ancak kahve çekirdekleri bambaskaydi.
Kaynar suyun içinde kalinca, kendileri degistigi gibi suyu da degistirmislerdi ve ortaya tamamen yeni bir sey çikmisti.
"Sen hangisisin" diye sordu kizina.
"Bir sikinti kapini çaldiginda nasil tepki vereceksin?"
"Patates gibi yumusayip ezilecek misin? "
"Yumurta gibi, kalbini mi katilastiracakcaksin ? "
"Yoksa,
Kahve çekirdekleri gibi, basina gelen her olayin duygularini
olgunlastirmasina ve hayatina ayri bir tat katmasina izin mi vereceksin...
:okey:
UmBeRtO GS
24-02-05, 20:07
Ask ve Delilik:
Bir gun Delilik yakin dostlarini kahve icmek uzere evine davet etmis.Herkes gelmis. Kahveler icildikten sonra Delilik dostlarina saklambac oynamayi onermis.
-Saklambac mi? O da nedir? diye sormus Merak
-Saklambac bir oyundur. Sizler saklanirken ben yuze kadar sayacagim.Saymayi bitirdigimde ilk bulacagim kisi benden sonraki ebe olacaktir.
Korku ve Tembellik disindakiler Delilik'in onerisini derhal kabul etmisler.
-1..., 2..., 3... diye yuksek sesle saymaya baslamis Delilik.
Acelecilik, ilk buldugu yere kendini ativermis.
Utangaclik, her zamanki aliskanligiyla bir agacin golgesine ilismis.
Nese, bahcenin orta yerine dogru yonelmis. Hüzün, saklanacak yer bulamadigindan aglamaya koyulmus.
Kiskanclik, Basari'nin pesinden giderek yanibasindaki bir kayanin ardina siginmis.
Delilik saymayi surdurmus...
Umutsuzluk, Delilik'in doksan dokuza geldigini duydugunda iyiden iyiye umutsuzluga kapilmis
-YÜZ ! diye haykirmis Delilik, Saklanmayan ebedir, aramaya basliyorum....
ilk sobelenen Merak olmus. Birinci kurbanin kim olacagini o kadar merak ediyormus ki, saklanmayi ihmal etmis...
Bahce duvarina baktiginda, Delilik Kararsizlik'i farketmis;üzerine tunemis oldugu duvarin hangi tarafina saklanacagini dusunmekle mesgulmus. Ve hemen ardindan Nese'yi, Hüzün'u, Utangaclik'i sobelemis.Herkes yeniden biraraya geldiginde...
Merak sormus:
-Ask nerede? Hic Ask'i goren oldu mu?
Delilik, Ask'i aramaya koyulmus. Daglara cikmis, nehirlerin yataklarina bakmis, ama Aşk'i hic bir yerde bulamamis.
Caresiz arayisini surduren Delilik, bir gul agaci ile karsilasmis.Eline gecirdigi bir caliyla agacin dallarini, yapraklarini yoklamis.Aniden tiz bir ciglikla irkilmis.
Aciyla bagiran Ask, diken batan gozunu tutuyormus.
Delilik ne yapacagini bilememis. Ozur dilemis, yalvarmis yakarmis Ask'a kendisini affetmesi icin. O kadar uzulmus ki, bir daha hayat boyu yanindan ayrilmayacagini bile vaadetmis. Acisi biraz dinen Ask sonunda ozurleri kabul etmis.
O gunden beri Ask'in gozu kordur ve Delilik hep yani basindadir.
Bugünün ve her günün eğlencesi, bir eğlence klasiği fenerbahçe :D
Ne sinema, ne tiyatro ne de alemde bir gece en buyuk eglence Fenerbahce.. :lol:
Serkan1905
05-03-05, 04:19
adam, daha dogrusu sarisin bir kadin, bilgisayarda yazmis oldugu metni kagida dökmek istiyor.
http://dl.lustich.net/bilder/copyscreen.jpg
Felipe topicinde koydugum tüm gülümsemeleri burayada koyuyorum..
http://www3.ns.sympatico.ca/lyle_24/myhero.swf
suna bir bakın.
ADAM : Sevgilim,bugünlerde çıkabilecek miyiz ....? Hayır hazırlanman birkaç yıl daha sürecekse bu kıyafetlerle çıkmayalım.
KADIN : Neden ...?
ADAM : Moda değişecek hayatım. Ya da en azından mevsim değişecek,yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum.
KADIN : Abartma.
ADAM : Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım.
KADIN : Bir de benim durumumu düşün. Yıllardır aynı manzarayı seyrediyorum.
ADAM : Ne varmış manzarada ....?
KADIN : Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları.
ADAM : Çok komik. Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum. Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu.
KADIN : Ona barbekü partisi deniliyor canım.
ADAM : Öyle mi? Peki köftelerin bundan haberi var mı...? Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar....? Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberi yok.
KADIN : Amma konuştun ha! Geliyorum tamam.
ADAM : Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asıl ona yanıyorum.
KADIN : Neden gitmek istemiyormuşsun...?
ADAM : Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin.
KADIN : Yine mi aynı konu...?
ADAM : Evet aynı konu.
KADIN : Aşkım o yıllar önceydi.
ADAM : Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.
KADIN : Eeeee....?
ADAM : Ne demek eeee...? Adamın senin memelerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanında görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor.
KADIN : Kürşat'tan adam diye bahsetmen doğru değil.
ADAM : Madem bizim için adam sayılmıyor neden köftesini
yemeğe gidiyoruz.
KADIN : Sevgilim ; yıllarca bu saçma konuyu konuşuyoruz. Kürşat'la yıllar önce kısa bir ilişkimiz oldu hepsi bu.
ADAM : Ne kadar kısa....?
KADIN : Ne bileyim ben, iki ay falan.
ADAM : Memelerini görmesi için yeterli bir süre.
KADIN : Ben sana ilk erkeğim olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum.
ADAM : İyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takım kurma imkanımız olduğunu biliyoruz.
KADIN : Kabalaşma....!
ADAM : Peki inceltelim. En azından basketbol takımı kurabiliriz, yedeklerle beraber tabi.
KADIN : Anladım, sen hazırda sorun bulamadın, yaratmaya çalışıyorsun.
ADAM : Hayır. Sadece insanların ayrıldıkları insanlarla sürekli buluşup görüşmelerini anlayamıyorum. "Tanıştırayım yeni sevgilim, eski sevgilim. Bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi. Ne güzel değil mi...? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz."
KADIN : Buna çağdaş yaşam deniliyor işte.
ADAM : Nesi çağdaş bunun....? Biraraya gelmemesi gereken
insanların toplanıp birbirine çağdaş çağdaş gıcık olmalarının ne
manası var....? Zira benim Kürşat'ı sevmem tıbben mümkün değil. Ama etraf uyuz olmasın diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pişirmesine yardım etmem gerekiyor. Hiçbir şey olmamış gibi. Hiçbir ortak yanımız yokmuş ya da bir sürü ortak yanımız varmış gibi.
KADIN : Son söylediğin cümleyi anlamadım.
ADAM : Kürşat'la ortak yanlarımız, ortak yanlarımızı ortaya koyup dost olmamıza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi......?
KADIN : Hayır anlatamadın.
ADAM : Onunla tek ortak yanımız senin memelerin ve bu ortaklık beni rahatsız ediyor.
KADIN : Sürekli memelerimden bahsettiğinin farkında mısın?
ADAM : Özür dilerim. Kürşat'tan izin almalıydım. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakkı var.
KADIN : Bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla
beraber, eğer bu konuda birisi problem çıkaracaksa o kürşat
olmalı, çünkü o varken sen yoktun!
ADAM : Tamam işte, ben de bu yüzden onu köfte yemeğe çağırmıyorum.
KADIN : Acıklı olan şu. Biz seninle beraber olmaya başladığımız
günlerde ben önceki ilişkilerimi sana uzun uzun anlattım ve sen de büyük bir anlayışla dinledin. Ama sonuçta erkek olduğun için bana sahip olduğunu hissettiğin andan itibaren masken düştü. Tarihime bile sahip çıkmaya başladın. Senden önce hayatıma giren herkesten nefret ediyorsun.
ADAM : Ama listede öyle adamlar var ki...
KADIN : Kimi kasdediyorsun.....?
ADAM : Mesela o cüce olan, neydi adı....?
KADIN : Takiyettin'imi diyorsun....?
ADAM : Evet Takiyettin. İsmi kendinden uzun. Salaklığa bak. Bir Cücenin adı en fazla Can olmalı. Ama kompleks işte. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymuş. Takiyettin! Duyan bir şey sansın diye.
KADIN : Aklın sıra aşağıladığın adam üç kez Tübitak'tan ödül aldı.
ADAM : Biliyorum, yılın en kısa boylu bilim adamı ödülü.
KADIN : Herkes senin gibi biçimsel bakmıyor olaya.
ADAM : O da davetli mi....?
KADIN : Gelir herhalde, Kürşat'ın iyi arkadaşıdır.
ADAM : Hadi buyrun! Ne bu...? Eski sevgililer toplanıp kongre mi yapacağız.
KADIN : Kürşat'la beni Takiyettin tanıştırmıştı zaten.
ADAM : Öyle mi...? Ne güzel. Ne demişti tanıştırırken...? "Kürşat benim boyum kısa, memelere yetişemiyorum, sen bir baksana."
KADIN : Sen gerçekten çok iğrenç bir insansın.
ADAM : Asıl iğrenç olan sensin. Ben birlikte olduğum kadınları toplayıp pirzola yapıyor muyum...? İyi biz de toplanalım o zaman..?
KADIN : Toplanırsanız haberim olmasın. O kadar beşinci sınıf kadının arasında görünmem doğru olmaz.
ADAM : Doğru. Benimkilerin arasında Tübitak ödülü alan yok. Ama
hepsi hiçbir yardıma ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.
KADIN : Bu kadar iğrençlik yeter....! Geliyor musun, gelmiyor
musun....?
ADAM : Bağırmadan konuş benimle.
KADIN : Ben bağırmıyorum.
ADAM : Bağırıyorsun.
KADIN : Geliyor musun sen...?
ADAM : Hayır! Gelmiyorum.
KADIN : Sen bilirsin, ben gidiyorum.
ADAM : Sen benim yüzüme kapı çarpamazsın. Zıkkımın kökünü yiyin. Yalnız Kürşat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmıştı.
Transfer yok.Keyif yok.Atraksiyon lazım arkadaş.Bence kanımızı sıcak tutalım ve gülelim eğlenelim.Beğendiğim bir kaç espriyi paylaşmak istiyorum.Bazı ortamlarda bu zekice espirlerin faydasını görürsünüz arkadaş bencen söylemesi.
1-)Samsungu biliyormusun? Hayır ben Çorumg biliyorum!
2-)İyi günler aslıyla görüşebilir miyim?
Aslı yok, fotokopisi olur mu?
3-)Ayakta çok bek-lediniz, biraz oturarak forvet-leyin
4-) Viyana kuşatması neden sona erdi?
Atacak kuş kalmadığından.
5-)Taksime cami yapmasınlar; başkasının taksisine yapsınlar.
6-)Asansör bozuktur. En yakın asansör karşı apartmandadır.
7-)Sinüs 60, kosinüs tutmuş.
8-) Jilet SENSOR ben söyleyim
9-)- Can bedenden çıkmayınca ne olur?
Diğer derslerinden geri kalır.
10-)Volkswagen Passat, şahsi oynama.
InSoMNiAsTaN
18-06-11, 22:14
olmadı ex-kirpi..sıradanlaşmaya başladın..çabuk tüketiyorsun kendini..dikkat et..
Namelessonegs
19-06-11, 18:32
http://cm.ntvmsnbc.com/dl/bobilerflash3/index.html
Siyasilerden apaci dansı :D
vBulletin® v3.8.2, Copyright ©2000-2012, galatasaray.to